Turan Dursun'un Din Bu Kitabına Cevaplar Bölüm 2

Abdullah İbn Ömer anlatıyor
"Peygamber, Beni Mustalık üzerine gece baskım yaptı. Onlar ansızın yakalanmışlardı. Hayvanları da su basında sulanıyordu. Peygamber, savaşabilir durumda olanlarını öldürttü; çocuklarını da tutsak olarak aldı. O sırada Cüveyriye'yi kendine seçti." (Bkz. Buhari, Kitabu'l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1117 Müslim, Kitabul-Cihâd/1, hadis no: 1730; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu'l-Cihâd/lOO, hadis no: 2633.)
"Cüveyriyye", "cariyecik" demek. Çok küçük yastaydı o sırada. 13 yasında. Asıl adı "Berre" iken, Muhammed'in el koymasından sonra bu adı almıştı. (Din Bu s. 28)

Tabi Turan Dursun yine hadisleri önümüze bıraktı. Çünkü Kur’an üzerinden İslam’ı eleştirmek çok daha zor bir iş. Geçen yazımda hadislerin İslam’ı eleştirmek için yanlış bir yol olduğunu kanıtlarımla sundum. Dileyen şu yazıma baksın: Turan Dursun'un “Din Bu” Adlı Kitabına Cevaplar Turan Dursun'un Bu Din Kitabına Cevaplar. Yukarıdaki olayların Muhammed’in yaptığına dair hiçbir kanıt ve delil yoktur. Yukarıdaki söylentiler savaş sonrası katliamı meşru göstermek isteyen, pedofil insanların İslam’a sokmaya çalıştığı günahlardır.  Kur’an ile çelişen tavırlarla doludur. Kur’an’da savaş anında öldürmeye izin olsa da savaş sonrası öldürmeye izin yoktur ve savaş sonunda köle alınamaz. İşte ayet:
 

Artık inkârda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – MUHAMMED 4)

Muhammed peygamberin savaşları adlı savaşların tamamı uydurmadır. Muhammed dönemi ile ilgili savaşlar hakkında elimizde bilimsel veriler yoktur. Hadislerin bahsettiği savaşlar Kur’an’da geçmez. Bu da olmadıklarına inanmam için yeterlidir.
 

Gün, Muhammed'in karılarından Hafsa'nın günüydü. O gün Muhammed, Hafsa'yla cinsel ilişkide bulunmak üzere kalkıp gider. Hafsa'nın odasına varır. Ama Hafsa'yı bulamaz. Tam o sırada da, bir zamanlar, Mısır Mukavkısı'nın kendisine armağan ettiği cariyelerden Marya ortaya çıkmıştır. O anda, Muhammed cinsel ilişki için tam hazırlıklıdır. Cariyeyi tutup yatırır, Hafsa'nın yatağına. Ve isini görmeye baslar. Muhammed'in, cariyesiyle yatması doğal. Kur'an da, karılarının dışında cariyeleriyle de yatmasına olanak veriyor. (Bkz. Ahzab Suresi, ayet: 50, 52.) işin bu noktası olağan olmasına olağan. Ne var ki cariyeyi özgür (hurre) olan bir kadının, üstelik Ömer kızının, Hafsa’nın "yatağında" koynuna alıyor. İşte bu olağan değil. Terslik bu ya, o sırada, Hafsa da çıkagelmiştir. Muhammed'in Marya (Mariye) ile ilişkisini görür. Bir süre kendine egemen olup kapıda bekler. Muhammed işini bitirmiştir. Hafsa tepkisini gösterir:
"Tanrının Elçisi! Sen beni kötü duruma düşürdün, aşağıladın. Öyle bir şey yaptın ki, benzerini hiçbir karma yapmadın! Benim günümde, benim sıramda ve benim yatağımda bir cariyeyi yatırıp yapıyorsun!" Muhammed ne desin? Sonra Muhammed'le Hafsa arasında su konuşma geçer:
Muhammed: "Vallahi Billahi Marya ile bir daha yatmayacağım!"
- "Hafsa! Marya'yı kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam; bundan hoşnut olur musun?
- Evet!
Muhammed hemen ant içmiştir. Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakın kimseye söyleme, olmaz mı?
- Tamam!
Ne ki, Hafsa bu durumu Ayşe’ye anlatır. (Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyân, 28/102.)
Muhammed'in, Marya'yı kendisine "haram" etmesi, yani bu cariyeyle bir daha yatmayacağına ant içmesi üzerine ayetler gelir:
- "Ey Peygamber! Kanlarını hoşnut edeceksin diye, Allah’ın sana helâl kılmış olanı kendine neden haram yaparsın? Allah bağışlayan ve acıyandır." (Bkz. Tahrim Suresi, ayet 1. Bu ayetin anlatılan Marya olayı nedeniyle geldiğine ilişkin hadisler ve yorumlar için aynı tefsirlere bkz.) (Bu Din s. 32)

Bence RÜTÜK hadisleri ve Turan Dursun’un bu iddialarından habersiz yoksa ikisine de sansür uygular :))) Hadisler porno senaryosu gibi. Turan Dursun ise daha da kaliteli bir senaryo yazmaya çalışıyor :)) Geçen yazımda yazdığım gibi cariyelik diye bir müessese Kur’an’da mevcut değil. Muhammed’in cariyelerle yatmasına Ahzab suresi izin veriyor diyen Turan Dursun bu yorumu da başka hadislerden almıştı. Burada çok saçma bir mantık kuruyor. Ahzab suresini hadisler ve din adamlarının tefsirini delil göstererek Muhammed’in cariyeleri ile yatabileceğini kabul etmişti. Sonra da bu kabulü unutup hadisin doğruluğunu da Ahzab suresine dayandırıyor. Zaten Kur’an’dan o anlamı hadise bakarak çıkarmıştın. Şimdi de hadisin doğru olabileceğini hadislerle yorumladığı Ahzab suresine dayandırıyor.

Yukarıdaki uydurma hadislerde bir şey dikkatinizi çekti mi bilmem ama olay üçüncü ağızdan anlatılıyor. Sanki kameraman da oradaymış gibi an be an bilgi veriliyor. Yok Muhammed yatağa yatırdı sonra şöyle yaptı vs. tam bir senaryo. Bu olayı kim gördü de Taberi’ye anlattı? Muhammed ve eşlerinin arasında olabilecek bu çok özel anları kim anlattı? Hadi hafsa Aişe’ye anlattı. Aişe de Medine’ye mi yaydı? Bu kadar mantık dışı bir kurgu olamaz.

Turan Dursun Tecavüzcü Coşkun filmleri için bir ilham kaynağı olabilirdi. Çünkü örnek verdiği Taberi Muhammed peygamberin vefatından yaklaşık 226 yıl sonra Camiu'l-Beyân adlı eserini yazdığını kabul edelim. Muhammed’in yatak odasına gizli kamera bırakmış olması hariç bu bilgileri birinden elde edemezsin. Turan Dursun ne Muhammed’i tanıyanları, ne çocukları, ne torunları, ne torunlarının torunlarını görmemiş olan Taberi’nin bu haberini gerçek olarak kabul ediyor. Hem Turan Dursun hem de Taberi bilimsel belge ve kanıt göstermeden bu çirkin iddiaları gerçek kabul ettikleri için iftira atmaktalar. Ama tabi iş Muhammed’i sapık ilan etmekse bilimsel bulgu ve belgelere gerek yok. 200 yıl sonra gelmiş Taberi gibi din adamlarının o dönemi hiç görmemiş insanlara Muhammed ne yaptı diye sorup karşılığında o dönem insanların “ben dedemden işittim ki o da dedesinin arkadaşının dedesinden işitmiş ki o da Ebu Hureyre’den işitmiş ki, Ebu Hureyre’de Muhammed’den işitmiş” şeklindeki akıllara zarar ciddiyetsizlikle tarih kitabı yazmaya kalksan ancak bu kadar olur.

Turan Dursun Tahrim 1’in yukarıdaki porno senaryosunun ardından indiğini söylüyor ve buna delil olarak Muhammed’den yaklaşık 220 yıl sonra yaşamış birini delil gösteriyor. Bu tıpkı şuna benziyor: Şuan 2500 yılındayız ve Turan Dursun kimdi sorusuna 2200 yılında yaşamış birini delil göstererek cevap vermeye çalışmak gibi. Bu son derece saçma bir tavır olurdu. İşte Turan Dursun ve hadislerin peşine düşen ateistlerin düştüğü durum da budur. Muhammed kimdi sorusunu soruyorlar ve Muhammed’den 200, 300, 400, 500, 700 hatta İbn Hanbel’in Müsned’ini katarsam 1000 yıl sonra yazılmış eserleri referans olarak alıyorlar.
 

Câbir bin Abdullah anlatıyor:
Peygamber bir kadın gördü; hemen Zeynep’e gitti. Ki Zeynep o sırada bir derisini ovup işliyordu. Peygamber hemen cinsel ihtiyacını gördü. (Bu Din s. 33)

Ya bu hadislerin uydurma olduğunu anlamamak için tam bir geri zekâlı olmalı insan. Cabir Muhammed’in kadın gördükten sonra Zeynep’e gittiğini nasıl anladı? Belki diğer eşlerinden birine gitmiştir. O halde Cabir Muhammed’i takip etti. Hadisin devamına baksanıza “Zeynep o sırada bir derisini ovup işliyordu” yahu sadece Muhammed’in görebileceği bir manzara üçüncü kişi ağzından anlatılıyor bu nedir? Bu hadisleri 0-5 yaş grubu uydurmamışsa kim uydurdu? Bu kesinlikle 0-5 yaş arası zekâya hitap ediyor. Cabir, Muhammed Zeynep’e gitti deyip kime gittiğini tahmin ediyor sonra da oturduğu yerden Muhammed’in içine giriyor ve onun gözüyle Zeynep’in o an neyle meşgul olduğunu görüp Muhammed adlı avatardan çıkıyor. Belki de Avatar filmi senaryosu bu hadis öğrenildikten sonra yazılmıştır :))
 

Aynı hadise yer veren Gazalî de," şehvetin önemini ve cinsel ilişkide bulunup rahatlamanın sağladığı yaran uzun uzun anlatıyor; bu arada da, Muhammed'in şehvetine ve gereksinimini nasıl karşıladığına geniş yer veriyor. (Bkz. Gazalî, ihyau Ulûmiddin, Arapça, 2/27-29.) (Bu Din s. 33)

Turan Dursun İslamiyet’i o kadar ciddiyetsiz bir şekilde eleştiriyor ki ciddi olmakta zorlanıyorum. Bir din adamı olan Gazali, 1058 yılında Tus’da (İran) doğmuş ve ölmüştür. Muhammed’in şehvetine ve gereksinimini nasıl karşıladığına geniş yer veren bu arkadaşımız Muhammed’in vefatından yaklaşık 426 yıl sonra doğmuş. Ve Turan Dursun Muhammed’in şehvetini karşılama yöntemlerini bu arkadaşı kaynak göstererek öğreniyor. Sadece Turan Dursun değil Türkiye’deki çoğu ateist aynı ciddiyetsizlikle olaya yaklaşıyor. Şimdi kalkıp Turan Dursun hakkında Müslümanların yazdıkları yazıları kaynak kabul etsem ateistler hemen sinirlenir. Haklılarda. Çünkü bir insanı hiç tanımamış, yakın çevresinden olmayan hatta tanısa bile kendisine nefret beslediği için doğru bilgileri o kişiden alamayız. Ama iş Muhammed’e gelince değil Muhammed’i Muhammed’den 12 kuşak sonrasını bile görmemiş bir adam kalkıp Muhammed’in şehvet doyurma yöntemleri adlı yazı yazıyor ve bu kaynak oluyor öyle mi?

Ben ateist olsaydım İslam’ı eleştireceğim derken bu kadar laubali bir tavır takınmayı sindiremezdim doğrusu. Ben bir Müslüman olarak bir Ateisti, Deisti, Agnostiği, Musevi’yi, Hristiyan’ı vs. asla delilsiz, kanıtsız sırf onları haksız ve sapkın çıkarmak için eleştirmedim. Muhammed’den 400 yıl sonra yaşamış insanları delil göstererek Muhammed sapıktı demek ahlaksızlıktır. Müslüman olmasaydım bile bir dinin peygamberini haksız çıkarmak için iffetine iftiralar atmayı eleştiri kılıfı adı altında yapmazdım. Bunu onursuzluk olarak görüyorum.
 

Zeynep Bint Cahş, Muhammed'in oğulluğu Zeyd'in karısıdır. Zeyd'i Muhammed kendisine "oğul" edindiği için herkes ondan "Muhammed'in Oğlu (Zeyd bin Muhammed)" diye söz eder. Muhammed bir gün, Zeyd'i görmek için onun evine gider. Zeyd'i bulamaz, Zeyd'in karısı Zeyneb'le karşılaşır. Birden tutulur Zeynep’e. Bir kadına Muhammed'in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed'in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu öğrenir öğrenmez Muhammed'e gidip konuşur (Bu Din s. 33)

Bu yalanlara başka bir yazıda tüm detaylarıyla cevap verdim o yüzden Zeynep olayını şu yazıdan okumanızı öneririm: Hz. Muhammed Evlatlığının (Zeyd) Eşiyle Evlendi Mi? Bunun dışında burada bir iki cümle tekrar etmiş olayım. Turan Dursun’un verdiği bu hadis tamamen kendi içinde çelişkilerle dolu, mantık hataları ile doludur. Diğer hadisler gibi ancak mitolojinin konusu olabilir. Zeyd yine Turan Dursun’un koşulsuz doğru kabul ettiği hadislere göre çocukken Hatice’nin kölesi olur ve o da kocası Muhammed’e hediye eder. Muhammed köleliğe karşıdır ve onu evlat edinir. Yukarıdaki hadise göre "Muhammed eve gidiyor Zeyd'i bulamıyor ve karısı Zeynep’le karşılaşır." İşte mantık hatası buradan itibaren patlak veriyor. Turan Dursun’un yüzde yüz doğru kabul ettiği hadislere göre Zeynep Muhammed’in halasının kızıdır ve onu Zeyd ile evlendiren de bizzat Muhammed’dir. Bu ne saçma şey. Muhammed çocuk yaştan itibaren Zeyd’in yanındadır. Zeyd hangi ara evlendi de Muhammed görmedi. Medine’nin o dönem nüfusu 50 milyondu ve Zeyd başka semtte mi yaşıyordu? Muhammed babası olarak Zeynep’i isteyen kişi olmuş olmalı. Ama yukarıdaki rivayete göre Muhammed eve girince şok. Tecavüzcü Coşkun gibi Zeynep’e vurulur. Turan Dursun tam bu noktada büyük bir yalan söyler ve der ki: “Bir kadına Muhammed'in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed'in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.” Turan Dursun bu sonucu hangi kaynağa dayanarak doğurduğunu yazmıyor. Çünkü Muhammed’e olan kini onu yalan söylemeye zorluyor. Bu hadsilerin kaynak gösterildiği yalanı daha fazla konuşma gereği yok.
 

Güzel bir vahanın ortasında kurulmuş olan Hayber Kasabası’nın görülebilen en nefis hurmalıklarından yüzlercesi Muhammed'in buyruğuyla kesilmişti. "Tanrı'nın buyruğudur" diye. Her zaman olduğu gibi... İşte Kur'an ayeti: (Çev. Diyanet'in)
"inkârcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah, yoldan çıkanların böylece rezilliğe uğratır." (Haşr Suresi, ayet 5.)
Bu ayet, Muhammed'in Benû Nadir'in hurmalıklarını yakmasına yöneltilen eleştirilere cevaptır. (Bkz. Buhari, e's-Sahih Kitabu'l-Cihad / 154; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Cihad /' 10; h. no: 1746; Ebu Davud, Sünen, Kiatbu'l-Cihad / 91, h. no: 2615.) " Hurma soykırımıyla birlikte "insan soykırımı" da yapılmıştı. Özellikle Yahudilerin yerleşim bölgelerinde. Bunlardan biri de "Hayber"de gerçekleştiriliyordu. (Bu Din s. 37)

Muhammed peygamberin hayatı ile ilgili yapılan en büyük yalanlardan biri Muhammed peygamberin Hayber denilen bir kalenin fethinde katliam yaptığı ve köle aldığı iddiasıdır. Bu hadis savaş döneminde köle almak isteyen ve katliam yapmak isteyenlerin uydurduğu hadislerdir. Tamamen mitolojidir. Gerçekleşmemiştir. Muhammed suresi 4’te savaş sonrası bırakın köleyi esir almayı bile yasaklıyor. Yukarıda ayeti verdiğim için tekrar vermiyorum. Şimdi Turan Dursun’un yalanını kanıtlarıyla göstereyim.

Evvela Turan Dursun’un iman ettiği hadis kaynaklarına göre Yahudiler antlaşma yapmalarına rağmen bir savaşta Müslümanlara ihanet ederler ve sonra Medine’den kaçıp Hayber’e giderler. Muhammed peygamberde savaşta yapılan ihanet üzerine bunların peşine düşer ve Hayber’e dayanır. Savaş sırasında 2 ile 6 ağaç arasında hurma ağacı kestiği söylenir ve nihayet Hayber teslim olur. Turan Dursun bu uydurma rivayetlerin hepsini anlatmayarak Muhammed’in kendi kendine etrafa saldıran bir insan olduğu algısını oluşturmaya çalışır. Ama tabi ki bu masalın başı da sonu da yalandan başka bir şey değildir. Kölelik ve katliam meraklısı sözde İslam komutanları ve devletleri bu namussuzluklarını meşrulaştırmak için Haşr suresini seçmiş ve ayetlerin sözde iniş sebebi diye bir masal uydurmuşlardır. Haşr suresi Müslümanlarla kitap ehli arasında bir çarpışmadan bahsediyor. Fakat bunlar Hristiyan mı yoksa Yahudi mi bunu bile belirtmiyor. Bu ayetlerin Hayber denen yeri kast edip etmediği bile meçhuldür ki bence olayla alakasız.

Bu konuyu başka bir yazıda detaylıca açıklayacağım. Ancak Turan Dursun’un ağaç kesiminden insan katliamı çıkarması büyük bir iftiradır. Çünkü aşağıdaki ayette Allah bu kuşatmada katliam yapılmadığını sürgün cezası verildiğini bu dünyada başka ceza verilmeyeceğini ifade eder ve hadislerle birlikte Turan Dursun’un yalanı ortaya çıkmış oldu.
 

Allah onlar için sürgünü takdir etmemiş olsaydı, elbet onlara dünyada (daha beter) mahrumiyet yaşatırdı; zaten, öbür dünyadaki ateşin azabı onları beklemektedir. (Haşr 3)

Kur'an'ın Tevrat'tan aktarılma Tanrısı İsrailoğullarını, yani Yahudi toplumunu, "tüm toplumlardan üstün yaptığını" duyuruyor. (Bkz. Bakara, ayet: 47, 122; A'raf, ayet:140.) Ama "Hayber Savaşı’nda Yahudilere yardım etmemişti. Ganimetler, tutsaklar. Bunlar içinde de kadın ve çocuklar. Ağlaşmalar, sızlanmalar... (Bu Din s. 37)

Bakara 47’de kast edilen İsrailoğullarının o dönemde tüm toplumlardan üstün olduğudur. Her dönem olduğu değil. Bu üstünlük de ırksal değil. Kendi dönemlerindeki en erdemli toplum olmalarındandır. Çünkü Kur’an üstünlük takvadadır der. Takva ise sorumluluk bilincidir. Kur’an’ı Kur’an ile tefsir ettiğimizde çıkan sonuç budur. Şu an, Allah Yahudilere yardım etmemişti diyen Turan Dursun’un mantığını anlamak zor. Bir kavim zulme sebep olan taraftaysa Allah niçin yardım etsin. Zulme uğrayan taraftayken Allah yardım etmişse bu zalim olduğunda da mı yardımı gerektirir. Geçersiz bir mantık.

Ganimetler, tutsaklar. Bunlar içinde de kadın ve çocuklar. Muhammed suresi 4, Haşr suresi 3 Turan Dursun’un bu iddiasının yalan olduğunu gösterir.
 

Leoni Caetani, "Muhammed, ihtimal ki güzel Safiyye'ye göz koymuş olduğu, zevcinden (kocasından) kurtulmak istediği için Kinane / Ibn Rebia / Ibn Ebi'l-Hukayk'i celbetti; Ebi'l-Hukayk ailesinin meşhur mücevheratını teslim etmesini istedi..." dedikten sonra birtakım bilgiler aktarıyor. Bu bilgilere göre, gerek Kinane, gerekse kardeşi hazinenin yerini söylemiyorlar. Ama hazinenin bir kesimi sonradan bulunuyor. Ne var ki, Muhammed tümünü elde etme kararında. Başlıyor işkence ettirmeye. Bu Kinane, Safiyye'nin kısa bir süre önce evlendiği kocasıdır. Bir süre sonra Muhammed'in koynuna sokulacak olan Safiyye'nin kocası... (Bu Din s. 38)

Turan Dursun inanılmaz bir olaya daha imza atarak Leoni Caetani’yi kaynak olarak gösteriyor. Bu arkadaşımız 1869’da Roma’da doğmuştur. Ölüm tarihi 1935. Muhammed’den yaklaşık 1240 yıl sonra yaşamış biri Muhammed’in iffetsizliğine delil olmuş oluyor. Muhammed’e iftira atmak için daha 80 yıl önce yaşamış insanlar bile kanıt olarak sunuluyor. Bu durumu aklı biraz dahi çalışan insanların mantığına bırakıyorum. Yukarıda anlatılan olaylar tamamen masaldır. Muhammed suresi 4. ayet bırakın cariyeyi açıkça esir bile alamazsınız der. Ayrıca Haşr 3 bu olayda sadece düşmanın sürgün edildiğini açıkça belirtir.

Turan Dursun sayfa 41’de Muhammed’in niçin çok evlilik yaptığını Muhammed peygamberden yaklaşık 426 yıl sonra dünyaya gelmiş Gazali’yi delil göstererek şehvete bağlar. İslamcıların saçma yorumlarına yer verir ve bunların hangisi mantıklı diye sorar. İşte siyasi sebeplerden, acıma duygusundan falan söylemlerin mantıksızlığına vurgu yapar. Bu yorumlar İslamcıların değil mezhepçilerin yorumudur. Muhammed’in kaç eşi olduğunu hangi sebeplerle bu evlilikleri yaptığını aynı anda kaç kadın ile evliydi bunu bilmiyoruz. Kur’an Muhammed peygamberin çok eşinin olduğunu söylemese çok eşli olduğunu dahi söyleyemezdik. Muhammed’in evliliklerini Kur’an ayetleri üzerinden konuşabiliriz, hadisler ve başka mitolojiler üzerinden değil. Muhammed’in niçin çok eşli olduğunu bilemeyiz. Bunun da bir önemi yok.

Bir insanın çok eşli olması onun peygamber olmadığına İslam’ın ise Allah’tan gelmediğine kanıt değildir. Çok eşlilik dünya üzerinde çok eskilerden beri var olan bir uygulama. Muhammed’de kendi toplumunda var olan bir uygulamayı devam ettirmiş. Bunu yanlış yapan bir durum yok. Çok eşlilik günümüz dünyasında yeri olmayan bir uygulama ancak geçmişte böyle bir algı yok. Muhammed peygamber dönemini günümüz örf ve adetlerine göre yargılamak mantıksızdır. Kur’an’da çok eşlilik bir zorunluluktur diye bir ayet yok. Dileyen erkek ve kadınlar çok eşliliği onaylıyorsa yapabilir. Dilemeyen yapmaz. Ben çok eşliliği kendim için uygun görmüyorum. Fakat 1400 yıl önce yaşasaydım toplumun bu geleneği bana normal gelirdi. Bunu Muhammed’e saldırmak için kullanmak anlamsız.

Muhammed bir insandı. Onun aile hayatından yola çıkıp insani bir şey gördükten sonra aha peygamber olmadığı ortaya çıktı söylemlerinin yapılması gerçekçi bir yaklaşım değildir. Kur’an birkaç ayette Muhammed’in tıpkı bizler gibi bir beşer olduğunu dile getirir. Evlilikleri şehvet yüzündendi diyor Turan Dursun sanki inanılmaz bir keşif yapmış gibi. O çok modern sayılan günümüz insanında bile evlilik sebeplerinden biri şehvettir. Muhammed’in evliliklerinde de sebeplerden biri şehvet olabilir. Ama tek sebebin bu olduğuna bir delil yoktur. Kaldı ki Turan Dursun’un çok güvendiği hadislere göre Muhammed’in eşlerinin hepsi genç değil çoğunluğu yaşlıdır. Bunu da gizleme gereği duymuş. Zaten Muhammed’i kötüleyen hadisleri sadece kitabında kullanmış. Turan Dursun hadisleri doğru kabul ettiğine göre ve evliliklerinin temel nedeninin de şehvet olduğunu iddia ettiğine göre bu yaşlı kadınlarla ne diye evlendi Muhammed?

Turan Dursun’un bu kitaptaki diğer iddialarını tek tek ele alıp cevaplayacağım. Çünkü tek bir yazıda cevaplanamayacak kadar fazla iddiası var. Turan Dursun'un kitabından çıkardığım sonuç şudur: İslam'dan ve Muhammed'den nefret ettiği için kendisinin doğumundan 1 yıl sonra ölmüş birini bile delil gösterdiğini görüyorum. Biraz bilime saygı duyan biri bunların hadislerin İslam'ı yargılamak için yeterli olmadığını görürü. Çünkü bu hadis denilen zırvalıklar birkaç asır sonra uydurulmuş halk dedikoduları. Bugün İslam'ın tek kaynağının Kur'an olduğu artık bilinmektedir. Bu da Turan Dursun ve Türkiye'deki hadisçi Ateistlerin iddialarını geçersiz kılmaktadır. Sanırım bu konuda Edip Yüksel haklıydı. Türkiye'deki ateistler bilimden çok uzak, bağnaz ve Sünniler.
 


Ne için yaşadıklarını bilmeyen insanlarla yaşamak güçtür

En Son Yapılan Yorumlar