Kur’an Kadınları Dövmeyi Emrediyor Mu? Nisa 34’ü Anlamak (Bölüm-2)

Bu yazımın ilk bölümünü Erkekler Kadınların Yöneticisi ve Hakimi midir? Nisa 34’ü Anlamak (Bölüm-1) başlıklı yazımda ele aldım. Orada Nisa Suresi 34’üncü ayetin genel temasını verdikten sonra ayetin yarısına kadar olan bölümü anlamaya çalışmıştık. Ayetin ilk bölümünde yanlış çevirilen kavvam kelimesi üzerinde durmuştuk. Erkeklerin kadınlar üzerinde yöneticiliği ve hakimliğinin söz konusu olmadığını, ayetin karı-koca ilişkisini ekonomik olarak ele aldığını vurguladık. Ayetin erkeklerin kadınlardan üstün olduğu tezini vurgulamadığını, bunun kur’an’ın ruhuna aykırı olduğunu belirttim. Şimdi de hayati derecede bir hatanın üzerinde durmak istiyorum. Kur’an erkeklere kadınları dövün demiş midir? Bu yazım biraz uzun olacak ama lütfen sabırla okuyun. Kutsal kitapların erkeklere geldiğini sanan kitlelere göre evet dövün demiştir. Ama kendini Allah’ın gözdesi sanmayan, kur’an’a erkeksi bir bakış açısıyla bakmayan yani ona insansı bir gözle bakan hiç kimse dövün kelimesini görmez. Çünkü aslında bu ayette kullanılan kelime dövün değildir. Ayetleri verip onlar üzerinde inceleme yapmadan önce şunu belirtmeliyim. Lütfen her türlü ırkçı yani cinsiyetçi bakış açısını bırakarak, daha üst bir cinsiyet ve kimlikle kur’an’a yaklaşın. Ona insan olarak bakmanız yeterli olacaktır.
 

Türkçe Okunuşu:
"Er ricalü kavvâmûnealen nisâi bi mâfaddalellâhü ba’dahüm alâ ba’dıv ve bimâ enfekû min emvâlihim fes sâlihâtü kânitâtün hâfizâtül lil ğaybi bi mâ hafizallâh vellâti tehâfûne nüşûzehünne fe ızûhünne vehcürûhünne fil medâciı vadribuhünn fe in eta’neküm fe lâ tebğû aleyhine sebilâ innellâhe kâne aliyyen kebirâ"

Türkçe Meali:
"Erkekler, kadınların koruyucuları ve hakimidirler. Çünkü Allah birini (savaş,imamlık miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Ve çünkü erkekler mallarıyla kadınları beslerler. İyi kadınlar (Allah’a) itaat ederler. Allah onların hakkını nasıl korumuşsa onlar da kocaları yanlarında olmadığı zamanda iffetlerini korurlar. Kötülük ve geçimsizliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, uslanmazlarsa kendilerini yataklarında yalnız bırakın. Yine dinlemezlerse (hafifçe) dövün, ama itaat ettikleri takdirde de aleyhlerine bir bahane aramayın. Muhakkak ki Allah çok yüce ve çok büyüktür." (ABDULLAH AYDIN MEALİ- NİSA 34)

"Allahın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için saliha kadınlar itaatkardır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir,büyüktür." (DİYANET VAKFI MEALİ- NİSA 34)

En İsabetli Bulduğum Meal:
Erkekler kadınların koruyup gözetleyicisidirler; çünkü Allah erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklerle donatmıştır; bir de erkekler servetlerinden harcama yapmaktadırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar hem (Allah’a) itaat eden, hem de Allah’ın koruduğu (iffeti eşlerinin) yokluğunda da koruyan kadınlardır. Sadakatsizlik etmelerinden çekindiğiniz kadınlara galince: onlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, nihayet (geçici bir süre) ayırın! Daha sonra size itaat ederlerse, aşırı giderek onlar aleyhine bir yol benimsemeyin! Allah, gerçekten yücedir, büyüktür. (MUSTAFA İSLAMOĞLU MEALİ- NİSA 34)

 
Yukarıda kırmızı ile boyadığım kelimelere dikkat edin. Tüm yazı boyunca o kırmızıya boyanmış kelimeleri inceleyeceğiz. Kısaca tekrardan ayetin genel temasını size hatırlatayım. Çünkü ayetin ilk yarısının açıklamasını diğer yazımda sizlerle paylaştığım için tekrar ayrıntılara girmeden diğer yarısıyla devam edeceğiz. Ayetin ilk bölümü erkeğin görev ve sorumluluğunu belirtir ve ekonomik olarak kadını koruyup gözetleme görevi biz erkeklere verdiğini belirtilmektedir. Hemen ardından kadınların bu koruma karşılığındaki sorumluluğu belirtilmekte ve şöyle denmekte "erkek para kazanırken kadında onun yokluğunda iffetini korumalı" birazdan bizim işleyeceğimiz bölüm ise kadının iffetini koruyamadığından şüphelenir ya da aşırı derece geçimsizlik yapmaya başlarsa erkek ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeli ? bunun cevabını bulmaya çalışacağız. Ayetin devamı bu konuyu ele alıyor. Bazı kadınların sinirlendiğini hisseder gibiyim. Kesin şöyle diyenler vardır. Tamam biz kadınların geçimsizlik ve sadakatsizliğimizden dolayı erkeğin ne yapması gerektiği anlatılıyor da niçin erkek sadakatsizlik ve geçimsizlik yaparsa biz kadınların ne yapacağı anlatılmıyor? Niçin sadece kadınlar geçimsizlik ya da sadakatsizlik yapıyor gibi bir algı oluşturuyor bu ayet ? Bunun cevabı da çok basit tabi ki. Çünkü kur’an bir bütündür. Kur’an’ın bütününe hakim olmak zorundasınız. Çünkü kur’an’ın çok önemli bir metodu vardır. Kur’an bir konuyu tüm kur’an’a serpiştirerek anlatır. Yani kur’an’da hiçbir konu bir noktadan başlayıp bir noktada bitmez. Erkeklerin sadakatsizlik ve aşırı geçimsizliklerini de Allah işliyor ve onu da Nisa suresi 128’inci ayetiyle kadınlara sunuyor. Bunları da detaylı bir şekilde anlatacağım . Sakin ve sabırlı bir şekilde tüm yazıyı okuyun yeter. Özellikle bu yazıyı kadınların okumasını istiyorum. Erkeğe kul olmak islam’da yoktur. Bismillah deyip başlayalım.

Ayet kadın ve erkeğin sorumluluklarını hatırlattıktan sonra bu sorumluluğu yerine getirmeyen kadınlarla devam ediyor dedik. Ayet şöyle devam ediyor "Sadakatsizlik etmelerinden çekindiğiniz kadınlara galince." İslamoğlu’nun sadakatsizlik diye çevirdiği kelime en yukarıda kırmızıyla belirttiğim"nüşûzehünne" kelimesidir. Ama diğer meallerin yüzde doksanı bu kelimeyi farklı çeviriyor. Yukarıda gördüğünüz gibi Abdullah Aydın  "Kötülük ve geçimsizliklerinden" diye çevirirken, diyanet "Baş kaldırmasından" diye çevirmiştir. Bu tür meallerin dışında sürekli aynı mealler verildiği için diğer mealleri de verip kadın kardeşlerimizin moralini bozmak istemiyorum. Ekseriyet aynı hatayı yapmış ve sanki kadın erkeğin kölesiymiş gibi bir anlam vermişler. Diyanet’in çevirisine göre kadın erkeğin kölesidir ve ona başkaldırmaya çalışmakla çok büyük hata yapmaktadır. Bu çevirileri görüp hayal kırıklığına uğramayan bir kadın aklını kullanmıyor demektir. Peki gerçekte nüşuz kavramı nedir?
 

Nüşuz "çıkıntı,tümsek" anlamına gelen naşiz kelimesinden gelir ve"isyan, başkaldırı, geçimsizlik" anlamlarına gelir. Ancak Nisa suresi 128’inci ayette de aynen "Nüşuz" kelimesi erkekler için kullanılır. O halde bu kelime her iki eşi de kapsayan ilave bir anlamı olmalıdır. O da "sadakatsizliktir". Zira veda hutbesinde Hz. Muhammed Nisa 34’ü okuyarak nüşuz kelimesini "iffetsizlikle" (fahişeten) açıklamıştır. Bu Nisa 19’da geçen türden açık bir fuhuş olmaktan ziyade "eşler arası sadakati zedeleyip şiddetli geçimsizliğe yol açan davranışlar" olsa gerektir. Nüşuz hem eşlerin birbirine sadakatsizliğini hem de geçimsizliklerini ifade eder. (MUSTAFA İSLAMOĞLU)

"Eğer bir kadın kocasının sadakatsizlik ve geçimsizliğinden ya da kendisini terk etmesinden korkarsa, karşılıklı anlaşma yoluyla aralarındaki sorunu çözmelerinde her iki taraf için de bir beis yoktur; anlaşma en iyi yoldur, bencilce kıskançlık ise insan fıtratında hazır ve nazırdır: eğer iyilik yapar ve sorumlu davranırsanız, iyi bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- NİSA,128)
Türkçe Okunuşu:
“Veini-mraetün hâfet mim ba’lihâ nüşûzen ev i’radan felâ cünâha aleyhimâ ey yuslihâ……”

Nisa suresinin 128’inci ayetinde "nüşûzen" geçiyor mu görmenizi istediğim için Türkçe okunuşunu da verdim. Ayeti incelemeye devam edelim. Kadın, sadakatsizliğin ya da geçimsizliğin kaynağı olduğunda Allah 3 aşamalı bir çözüm önerisi getiriyor. Kur’an ilk olarak "onlara önce öğüt verin" diyor. Yani ilk aşamada diyalog öneriliyor. Geçimsizliğin ya da sadakatsizliğin sebebini anlayıp , konuşmaya sevk ediliyor erkek. Bu sonuç getirmezse ikinci aşama öneriliyor. "sonra yataklarında yalnız bırakın" deniliyor. Bu aşamada eşler arasındaki geçimsizlik sorununu çözemezse üçüncü aşamaya geçilmesini istiyor. Zaten tüm tufanın koptuğu bölüm burası. Allah bu aşamada ne öneriyor? Sorusu bu konunun başlığıyla aynı sorunun cevabını içerir.
Final çözümü olarak Allah "nihayet (geçici bir süre) ayırın!" demektedir. Çoğu kur’an tercümanı "geçici bir süre ayrılın" kelimesinin bu çevirisini kabul etmiyor. Klasik İslam yaşantısının klasik çevirileri son derece erkek egemen bir bakış içerdiği için burada geçen "vadribuhünn" kelimesini "dövün" şeklinde yada "hafifçe dövün" şeklinde çevirmekteler. Hafifçe dövün ne demekse. Her neyse  yazımın devamında  "vadribuhünn" kelimesinin bu ayetteki gerçek anlamını incelemekle geçireceğiz. Kelimenin anlamı hakkında delillerimi de size sunacağım.  Gelin asıl konumuza başlayalım.
 

"Vadribuhünn" Demek "Dövün" mü Demek ? Nedir Bu kelimenin anlamı?

Her dilde çok anlamlı ve eş anlamlı kelimeler vardır. Yani bazı kelimelerin birden fazla anlamı olduğu gibi, bazı kelimeler de birbirinin yerine kullanılabilir.  Bu tür kelimelere / fiillere binlerce örnek verilebilir. Ama biz sadece birkaç örnekle yetineceğiz. Örneğin, Türkçedeki “açık” kelimesi çok anlamlı bir kelimedir. Nitekim Türkçe herhangi bir sözlüğe baktığınızda  “açık” kelimesinin yirmi civarında anlamı olduğunu görürsünüz. Hele ki başka kelimelerle yan yana geldiğinde bu sayı ikiye katlar. Aynı durum “düşmek” yahut “çalmak” kelimeleri / fiilleri için de geçerlidir. Bu tür kelimeler yahut fiiller ya geçtikleri bağlam itibarıyla ya da yan yana geldikleri diğer kelimeler dolayısıyla farklı anlamlar kazanır. Örneğin Türkçede radyo çaldım derseniz. Radyoyu kullandığınız manası da çıkabilir hırsızlık yaparak çaldığınız anlamı da çıkabilir. Arapçada  da durum bundan faklı değildir.

Kur’an’ı kerimde kelimeler,kavramlar ve edatlar standart tek anlamlılık üzerinde değildir. Kur’an’da kelimelerin ve kavramların bulundukları konuma göre kazandıkları farklı manalar vardır. Biz buna kur’an literatüründe "vücuh" diyoruz. Yani çok anlamlılık. Bağlam neyse kelimeler onun üzerinden anlamlar kazanırlar. Tercümeler bu şekilde yapılmalıdır. Bu bağlamda “secde” “salat” “ruh” “din”  vb. kelimeler çok anlamlı kelimelere örnek olarak verilebilir. Örneğin “Secde” kelimesi, kullanıldığı yere göre “namazda yere kapanma (secde etme)”,  “boyun eğme”, “emre amade olma”, “alçak gönüllülük”, “saygıyla selamlama”, “itaat” vb. anlamlara gelir. Yine aynı şekilde “Salat” kelimesi “namaz”( Bakara Suresi: 3, 83), “dua”(İsra: 110, Tevbe: 99), “rahmet”( Bakara: 157),  “din”( Hud: 87), “ibadet”( Enfal: 35), “destekleme”( Ahzab: 56), “teşvik” (Tevbe: 103) vb. anlamlarda kullanılmıştır. Benzer durumlar diğer çok anlamlı kelimeler için de söz konusudur.  Gördüğünüz gibi salat kelimesi kuran’da farklı ayetlerde farklı anlamlara geliyor. Aynı şekilde “ vadribuhünn” kelimesinin de ondan fazla anlamı var ve kur’an’da en az otuz ayet olmak üzere birçok ayette bu kavram kullanılır.

Vadribuhünn kelimesi “darabe” fiil kökünden türemiştir. Yani bizim esas araştırmamız gereken fiil “Darabe” dir. Biz darabe fiili ve türevlerini anlamaya çalışacağız. Darabe çok anlamlı kelimelerden birtanesidir. Şimdi Kuran’da hangi anlamlara geliyor görelim

1- Kur’an’da darabe kelimesi  “Benzetme” anlamındadır.ibrahim suresi 24’üncü ayetini örnek verebiliriz.
 

“Allah’ın güzel bir söze nasıl bir benzetme(darabellahü) yaptığını görmez misin? O kökü(yerde) sabit, dalları göğe uzanan alımlı bir ağaç gibidir.” (HAYAT KİTABI KUR’AN- İBRAHİM, 24)


2- Kur’an’da darabe  mesele,emsal kelimeleriyle kullanılırsa “örnek vermek, misal getirmek” anlamında kullanılır. Uzun olan ayetlerde sadece darabe kelimesinin kullanıldığı yere kadar vereceğim yoksa yazı çok uzun olacak. Siz elinize kur’an’ı alıp bakarsınız. Eğer verdiğim ayetlerden şüpheleniyorsanız. Ki ben bakmanızı tavsiye ederim dünayadaki her şey gibi kur’an’da anlaşılmak ister ama emek verdikten sonra.
 

“(İşte örnek olarak) Allah size şu misali verir(darabellahü): Başkasının boyunduruğu altındaki köle sınıfına mensup birini (düşünün; bir de) kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan açık ve gizli hayırda bulunan (hür) birini…” (HAYAT KİTABI KUR’AN- NAHL, 75)

“O size kendinizden bir örnek verir(darabe leküm meselem): Otoriteniz altında bulunan kimseleri, size verdiğimiz servet üzerinde (söz sahibi)….” (HAYAT KİTABI KUR’AN- RUM, 28)
 
“Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye(vedarabe lena meselev) kalkışıyor ve: Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? diyor” (DİYANET MEALİ- YASİN, 78)

 
Ayrıca bu ayetler dışında “misal vermek, örnek vermek” anlamında kullanıldığı ayetlerden bazıları şunlar:Nahl 76, Nahl 112, Zümer 29

3- Zuhruf suresi 5’inci ayette darabe “vazgeçmek” anlamında kullanılmıştır.
 

“Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye,sizi kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?” (DİYANET MEALİ- ZUHRUF,5)


4- Nur suresi 31’inci ayette darabe “salmak,tutturmak” anlamında kullanılır.
 

“Mü’min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, cazibe ve güzelliklerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar; bunun için de, başörtülerini yakalarının üzerine sıkıca tuttursunlar(salsınlar)” (HAYAT KİTABI KUR’AN- NUR,31)


5- Kehf suresi 11’inci ayette mecaz olarak “vurduk” anlamında kullanılır. Bu ayette ashabı  kehf yani mağara uyuyanlarından bahsetmektedir. Buradaki mecazen kullanılan vurmak kelimesi "Ve onları uykuya daldırdık, derin bir uyku verdik" anlamı verir.
 

“Bunun üzerine Biz de kulaklarına, yıllar boyu onları (dış dünyaya) kapatan bir (mühür) vurduk(fedarabna)”  (HAYAT KİTABI KUR’AN- KEHF,11)

6- Nisa suresi  101’inci ayette ve Müzemmil suresi 20’inci ayetinde darabe kelimesi “yeryüzünü dolaşmak, seyahat etmek, yolculuk yapmak,sefere çıkmak” anlamında kullanılır. Müzemmil suresi 20’inci ayetinde darabenin yadribüne türevi kullanılmaktadır.
 

“Yeryüzünde sefere çıktığınızda(darabtüm filardi) , inkarda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkar edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar.”  (HAYAT KİTABI KUR’AN- NİSA,101)

7- Enfal suresi 12’inci ayette darabenin türevi olan vadribu kelimesi Nisa 34’te kullanıldığı gibi aynı kipte kullanılır. Yani Nisa 34’deki vadribuhunne kelimesinin aynısı enfal 12’de kullanılır ama dövmek anlamında kullanılmaz. Nisa 34’te dövmek anlamını verenler niçin burada dövmek anlamını kullanmıyorlar?
 

“Hani o zaman Rabbin meleklere, Elbet Bende sizinle Beraberim! mesajını (iletmelerini): Haydi, imanda sebat edenlere direnç ve moral verin; Ben, inkarda direnenlerin yüreklerine korku salacağım! Haydi, vurun boyunlarının üstüne!.. Kopartın onların (silah tutan) tüm parmaklarını!..” ( HAYAT KİTABI KUR’AN- ENFAL,12)

Bu ayette, "vurun boyunlarının üstüne" ve "vurun onların bütün parmaklarına" şeklinde çevirmiş tüm kur’an tercümanları niçin boyunlarını dövün , parmaklarını dövün anlamı verilmedi. Niçin burada “vadribu” kelimesi dövmek veya dayak anlamında kullanılmamış? Burada vurun dayak anlamında değil soyut bir ifade olarak "zarar verin" anlamında kullanılmıştır.

8- Kur’an haricinde Arapçada günlük hayatta da bu kelime kullanılır ve birçok anlama gelir. Örneğin kitap darb etmek Arapçada kitap yayınlamak demektir. Kitabı dövmek değildir. Arapçada parayı daraba yaparsın yani parayı basarsın ama dövmezsin. Darphanede buradan gelir. Arapçada çadr darb etmek, çadır kurmak anlamına gelir.
 
Darabe kelimesi kur’an’daki çok anlamlı kelimerden biridir. Görüldüğü üzere kura’an’da birçok anlamda kullanılmıştır. Misal vermek, örnek olmak, gezmek, dolaşmak (kayaya) vurmak, mühürlemek, mahkum etmek, vurmak, deniz yolunu takip etmek,salmak,vazgeçmek vb.. anlamlara gelir. Ancak Nisa suresi 34. ‘üncü ayette bu anlamların hiçbirini veremeyiz (vazgeçmek anlamı hariç). O zaman Mustafa islamoğlu, Mehmet Okuyan gibi müfessirler neye dayanarak bu kelimeye “(geçici olarak) ayrılın” anlamı verdiler? Buraya çok dikkat edin lütfen. Tacu’l arûs (Arap Dil Ansiklopedisi) darabe kelimesini “İki şeyi birbirinden ayırmak” anlamında kullanır. Ve aynı Ansiklopedide bu kelime için şöyle bir örnek cümle yer alır: “Bizi zaman ayırdı.” Böylece böyle bir anlamı da olduğunu öğreniyoruz. Yani dövmek,vurmak anlamı bu cümlenin onca anlamından sadece birtanesidir. Velhasıl Nisa 34 ayetinde “Vadribuhünn” geçici olarak ayrılığın önerildiği bir eylemdir.

Peki Vadribuhünn Kelimesinin Dövmek Anlamında Kullanılmadığının Başka Kanıtı Var mı?

Evet var. Nisa 34’üncü ayet Nisa 35’inci ayet ile bağlantılıdır. Niçin böyle düşündüğümü anlatmadan önce ayetleri bir bütün olarak Nisa 34 ve Nisa 35’inci ayetleri birlikte görün. Puzzle’nın parçalarını birleştirelim.
 

"Erkekler kadınların koruyup gözetleyicisidirler; çünkü Allah erkeklerle kadınları farklı alanlarda üstün yeteneklerle donatmıştır; bir de erkekler servetlerinden harcama yapmaktadırlar. Dürüst ve erdemli kadınlar hem (Allah’a) itaat eden, hem de Allah’ın koruduğu (iffeti eşlerinin) yokluğunda da koruyan kadınlardır. Sadakatsizlik etmelerinden çekindiğiniz kadınlara galince: onlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, nihayet (geçici bir süre) ayırın! Daha sonra size itaat ederlerse, aşırı giderek onlar aleyhine bir yol benimsemeyin! Allah, gerçekten yücedir, büyüktür.(34) Şayet evli bir çiftin aralarının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin! Eğer iki taraf da anlaşmazlığı gidermek isterse, Allah onları uzlaştırır. Unutmayın ki Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.(35)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- NİSA 34-35)

Bu iki ayet aslında birbirine bağlıdır. Nisa 35’te “Şayet evli bir çiftin aralarının açılmasından endişe ederseniz” ifadesini anlamak için bir önceki ayette Nisa 34’te son çözüm olarak Allah geçici bir süre ayrılmayı tavsiye etmişti. Darabeyi o şekilde çevirmeyi uygun bulmuştuk. İşte bu ayette eğer geçici bir süre ayrıldıktan sonra yine çiftler, arasındaki sorunu çözemez ise ve çiftler tamamiyle ayrılmak isterlerse bu sefer dördüncü aşamaya geçilmesini öneriyor “erkeğin ve kadının ailelerinden birer hakem tayin edin!” Eğer gerçekten sorunun çözümü için erkeğe üçüncü aşamadayken  dövün denseydi Allah niçin erkek ve kadının ailesinden bir kişinin hakem olmasını öneriyor?  Niçin bir üst aşama tavsiye ediliyor? Nisa 34 ve 35 beraber okunduğunda ortaya şu çıkıyor. Kadın erkeğe sadakatsizlik veya geçimsizlik gibi bir sıkıntı yaratırsa ilk olarak öğüt verin diyor ikinci aşamada yatakları ayırın üçüncü aşamada geçici bir süre ayrılın(düşünmek için) bu da işe yaramazsa ve çift bu sefer geçici olarak değilde tamamen ayrılmak isterse Nisa 35 ‘teki aşamaya geçmemiz isteniyor hakemlere başvurmak. Eğer darabeyi bu ayetlerde “dövmek” olarak algılarsak erkek kadının cezasını eliyle kesmiş dava düşmüş olurdu. Yani dövdükten sonra ne anlamı var hakemlere başvurmanın. Bir olayda hakem varsa dava tam olarak sonuçlanmamış demektir. Dövmek davayı sonuçlandırmaktır. Dayak bir cezadır ve davanın sonucudur. Oysa ki dördüncü aşamada sorunun (davanın) devam ettiğini olayın bir üst yargıya ombudsman’a(arabulucu) devri söz konusu. Allah olayı Hakemler Kurulu’na devretmemizi istiyor.

Ayrıca kur’an’da canlıyı dövmenin tüm türleri yer alır, fakat bunların hiçbirinde darabe fiili ve türevleri yer almaz. Kur’an, “yanağa tokat” için zariyet suresi 29’uncu ayette “sakket” kelimesi; “yumruk” için kasas suresi 15’inci ayette “vekezehu”  kelimesini; “kamçılamak,çırpmak” için Taha suresi 18’inci ayette  “ehuşşu” kelimesi “boynunu vurmak” anlamında hakka suresi 46’ıncı ayetinde “kata’a” kelimesi kullanılır. Yazı uzun olduğu için bu ayetleri yazamıyorum ama siz evde muhakkak bu ayetlere bakın.

Peygamberimizin yaşamında “Darabe” kelimesi nasıl yorumlandı?

Ben hadislerin güvenilir olduğu kanaatinde değilim ancak yine de kur’an’daki Hz. Muhammed ile çatışmayıp çakıştığı için şu iki hadisi sizinle paylaşmak istiyorum . Bu sözler ona ait olmasa bile kadınlarla ilgili güzel birer öğüt olarak erkeklerin kulağına küpe olması gerekmektedir.
 

“Siz eşlerinizi köle döver gibi dövmekten hiç utanmıyor musunuz? Gündüz dövüp gece birlikte oluyorsunuz öyle mi?” (Buhari (67), Nikah,93)
“Allah’ın hizmetkarlarını(kadınları) hiçbir zaman dövmeyiniz” (Ebu Davud, Nesai, İbn Mace, Ahmed b. Hanbel,İyaz b. Abdullah)

Hadis dışında peygamberin hayatına baktığımızda bir ifk olayı vukuu bulmuştur. Yani peygamberin eşi Aişeye zina yani sadakatsizlik iftirası atılınca bir anda tüm arabistanda yankılanırken bile peygamberimiz eşine bir fiske bile vurmamıştır. Peygamberimiz eşi Aişeyi babasının evine göndermiştir. Yani geçici bir süre ayrılmıştır. Eğer kur’an, sadakatsizlikten dolayı eşinizi dövün deseydi peygamberimiz öyle yapardı. Kimse peygamber merhametinden dolayı dövemedi falan demesin. Peygamber kur’an’ı en iyi bilendi ve kur’an’da  Nur suresinde şöyle demektedir: “Allah’ın dinini uygulamada içinizi asla bir şefkat kaplamasın.”  Yani kur’an’ı uygulamakta peygamber acze düşmüz olamaz. Kur’an darabeyle evlerinizi ayırın demek istiyor olsa gerek ki peygamber de öyle yapmıştır.

Peygamberimizin hayatında aynen böyle bir olay daha gerçekleşti. Rasulullah’ın eşlerinden bazıları maddi sıkıntıları gerekçe göstererek şiddetli geçimsizliğe sebep olmuşlardı. Çünkü savaşlarda kazanılan servetleri peygamber hep başkalarına dağıtıyor kendisini ve ailesinin standardını hep en fakir haneye göre belirliyordu. Eşlerinden bazıları da bu durumdan iyice rahatsız oluyor ve peygambere baskı yapmaya yani geçimsizliğe sebep oluyorlardı. Bu sefer Aişe olayında ki gibi peygamber eşlerini evlerine göndermeyip kendisi evden ayrıldı. Allah peygamberin eşlerinin ona karşı geçimsiz tutumlarına karşı dövmeyi değil, boşanmayı, ayrılmayı Ahzab suresinin 28-29 ayetlerinde peygambere öğütlüyor.
 

“Sen ey peygamber! Eşlerine de ki: Eğer sizler bu dünya hayatını ve onun ihtişamını istiyorsanız, gelin size dünyalığınızı vereyim ve sizi güzellikle bırakayım (28) yok eğer Allah’ı, Rasulü’nü ve ahret yurdunun (mutluluğunu) istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyi davranışı tabiat haline getirenlere muhteşem bir ödül hazırlamıştır.(29)”  (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- AHZAB 28-29)

Nihayetinde Kur’an’ın kadınlar konusunda başımızı öne eğecek bir hükmü yoktur. Yeter ki kur’an’a bütüncül bir bakışla, tümüne hakim olarak okuyalım. Kur’an’da bir konuyu analamdığımızda suçu baktığımızda değil bakışlarımızda aramalıyız. Doğru bakmak için kur’an’ın daha da derinlerine kürek çekmeliyiz. En dibin en karanlık olduğu yerler mağralardır kitaplar değil. Mehmet Okuyan’ın dediği gibi kur’an’ın kadın üzerinden değil insan üzerinden sunumları vardır. Darabe’nin onca anlamı varken sadece dövün anlamının seçilmesi ,üstelik bu kelime kur’an’da birçok ayette geçip hiç birinde de canlıyı dövmek anlamında  kullanılmamışken dövün anlamının verilmesi bana hiç iyi niyetli bir okuma gibi gelmiyor.Yüzlerce yıldır bizi kandırıp rivayet kültürüyle dinlerini zihinlerimize aşılayan faşist erkek tercümanların kendi çıkarlarını kur’an’a giydirmelerine izin vermemeliyiz. Erkeklerin kur’anı tahrif etmesine de tahrip etmesine de izin vermemeliyiz. Kur’an, hiçbir yerinde kadını totaliter erkek rejimlerin emrine vermez. Gerçek Müslüman hakikati kendi çıkarlarına tercih eder ve “ulu erkek” mantığının kur’an’i bir referansının olmadığını itiraf edip hakkı hak sahibine (kadına) geri iade eder. Kur’an insan onurunu ayağa kaldırmak  için gönderilmiştir. Kadının kadınlık onurunu ayaklar altına almaz. Kadın gibi fiziksel olarak zayıf bir insan türünü kendisinden daha güçlü erkek türüne karşı ezdirmez. Kadın geçimsizlik yaptığı için erkek tarafından dövülebiliyorsa erkek geçimsizlik yapınca kim dövecek?  Bu görüşü savunanlar Allah’ı erkek yandaşı bir adaletsiz olarak lanse etmeye utanmıyor mu? Tüm bunları geçtim ömrünü kur’an’la türetenler şunu iyi bilir ki Allah tüm kur’an boyunca insan’ın her tür ahlak anlayışını inşa eder. Bu ahlak türlerinden biri de güç ahlakıdır. Kendinden zayıf olan birini inciten biri güç ahlakından yoksundur.  Benim kişisel kanaatime göre ancak korkak bir erkek kadın döver. Çünkü insan’a kendisinden daha zayıf birine şiddet uygulamak utanç olarak yeter. Her şeyi kabul ettim de nasıl bir vicdan kadının dövülmesine sızlamaz anlamıyorum. İçinizden biri annesini dayak yerken görmek ister mi? Ya da eğer babaysanız kızınızın kocasından dayak yediğini görmek ister miydiniz?  Yahut bir abiyseniz ablanızın yada küçük kız kardeşinizin kocasından dayak yediğini görmek ister misiniz? Onurunuz bu görüntüyü nasıl kaldırır?  Hayvanlar aleminde bile dişi hayvan erkek hayvanlardan dayak yemez. Artık varın ne demek istediğimi siz anlayın. Ayrıca asla şunu unutmayın veda hutbesinde Hz. Muhammed biz erkeklere seslenerek şöyle der “ Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun Allah’tan. Allah’ın bir emaneti olarak onları aldınız.” Bu cümleden ne anlıyoruz? Ya da anlıyor muyuz ? Bu cümlenin açıklaması şudur: Ey erkekcik! Kadın’ın velisi Allah’tır. Kadın’a kötü davrandığında karşında sadece onun ailesini değil direk karşına Allah’ı alıyorsun demektir. Kadın Allah’ın emanetiyse kadın’a ihanet emanet edene(Allah'a) ihanet değil midir?
Yazıma bir ayetle son vermek istiyorum “… ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder!” (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- YUNUS, 100)
 

2 Yorum

Admin    Diyor ki:
13 Şubat 2017 , 10:36:14

:)) İnşallah



Yanlışlığına yüzde 100 kani olmadığımız düşünceye yok demeyin. İlimde kılavuzumuz: Sevgi ve Heyecan

En Son Yapılan Yorumlar