Din bilim ve felsefeye dair yazılarımı yayınladığım sitemde amacım öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak. Sahte bilgilerle insanların kafasını zehirleyenlerle fikri bir mücadele vermeyi çok önemsiyorum. Cemil Meriç'in güzel bir sözü var. Diyor ki "Bizde fikir ormanda uyuyan güzeldir,kendisini uyandıracak prensi bekliyor" Hem kendi zihnimde hem sizin zihninizde uyayan, insanlığın en büyük hazinesini kamçılamak ve tekrardan faaliyete geçirmek en büyük ümidim.

Fikir bir günde oluşmaz elbet. Bu bir süreç işidir. Tıpkı evrenimiz ya da dünyamız gibi kendi zihnimizde evrimini geçirir. Bu canım memleketin en büyük sorunu düşünceleri oluşmadan, zihni evrilmeden, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmasıdır. Hem de fanatizm gibi bir hastalığa yakalanarak. Kendi yanlışını ölesiye savunuyor. Hatta kendi yanlışı bile değil. İnandığı, güvendiği insanlardan kendine devşirdiği yanlışlar. Hiçbir bilgi emeksiz fethedilemez diyordu Meriç. Haklıydı da. Bizim en temel problemimizi o çok önceden tespit etmişti.

Sadece fert olarak değil toplumsal olarak da emeksiz bilgiyle fikir sahibi olmaya çalıştık. 1700'lü yıllardan beri Batı bizim için düşünmüş biz ise oradan fikir ithal etmişiz. Yine Meriç doğru tespiti yapıyor ve şöyle ekliyor: "Düşünce bir günde kurulamaz. Avrupa'nın meyvelerini koparıp,kendi ağacımıza astık." Ancak meyveyi başka bir ağaçtan koparırsanız artık geri dönüşü olmayan bir süreç başlar : Bozulma. Ben bu sitem aracılığıyla ulaşabildiğim her kesime ulaşmayı, beraber düşünmeyi, okumayı murad ediyorum. Fikirlerde alışkanlıklar olmaz, olamaz. Eğer ilerlemek istiyorsak, eğer büyük bir medeniyet olmak istiyorsak, eğer çağımızdaki insanlara kültürümüzle, bilgimizle, insanlığımızla , fikirlerimizle rehber olmak istiyorsak fikirlere vurduğumuz zincirleri koparıp atmak, düşüncelerimizi hürriyetine kavuşturmak zorundayız. Aksi halde hep Batı'nın gölgesinde düşünecek ve inanacak, onların çürümüş fikirlerini taze bir meyve gibi  bize pazarlayanların arkasına düşeceğiz. Sanki o fikri ilk defa bulan bizmişiz gibi de sevinç naraları atacağız. Halbuki Batı'da o fikirlerin modası bile çoktan geçti. Bu zilletin farkına ne zaman varacağız ?

Sizde benim düşündüğüm gibi düşünüyorsanız yalnız değilsiniz sadece birbirimizden haberdar değiliz. Bu ülkede fikirlere önem veren her insan birleşmeli. Birbirinden haberdar olmalı. Bu şekilde ülkemiz medeniyet treninin kaptan koltuğuna oturacak ve kendi insanından başlayıp tüm uygarlıklara rehber olacaktır. Dünya da cahil kitlelerin sesinin çok çıkması seslerinin gür olmasından değil, sayılarının çok olmasındandır. Ama bilinçli insanın sesi gürdür. Hangi devletin vatandaşı olursa olsun, bilinçli insan kendi ülkesindeki diğer insanların şuurlarını uyanıncaya kadar tokatlamakla mecburdur. Onlara okuma alışkanlığını , düşünme alışkanlığını, adalet alışkanlığını, beraberce aynı dünyayı paylaştığı insanlığı sevme alışkanlığını kazandırmayı kendi üzerine bir borç bilmelidir.

Şuurlu insan sadece kendi ailesini hizmet etmez. Sadece akrabasına, memleketine, kendi ülkesine de etmez. Şuurlu insan sadece dünya üzerindeki canlılığa da hizmet etmez. Şuurlu bir insan evren üzerinde ne kadar canlı varsa hepsine hizmet eder. Tüm evreni kucaklayacak kadar büyük bir yüreği vardır. Birileri bize sürekli şu düşman, bu düşman, yok karşı takım düşman, karşı mezhep düşman, karşı din düşman, karşı devlet düşman diyebilir. Hatta buna bile yetinmediler ve çektikleri filmlerle uzaydaki başka canlıları da düşman ilan ettiler. Şimdi şuuru televizyon dünyasınca parçalanmış milyonlar sırf bazılarının oyununa gelerek uzaylıları çirkin iğrenç ve dünyaya saldıracak birer düşman olarak görmekteler. Ne acı bir şey! Henüz var olup olmadıklarını bile bilmediğimiz canlılara bile düşman ettiler bizi. Sürekli bir öteki olmak zorunda mı? İlla bir düşmanımız mı olmalı? Nefret tohumları nasıl bu kadar kolay içimizde büyüyebiliyor ? Eğer bu bir ihtiyaç ise Kur'an bu ihtiyacımzı giderecek bir düşman bize zaten sunmuş. Adem'e hitap eden Allah iblis ile düşman olarak çıkın diyor Kur'an'da. Yani illa bir düşman lazımsa iblisi düşman edinelim. iblis karanlığı, kötüyü temsil eden bir semboldür. Belki de gerçek bir varlık değil. Belki de çoktan öldü. Ama Allah burada bizim için güzel bir ders veriyor. illa düşman lazımsa karanlığa düşman olun. İblisin temsil ettiği kötülüğe. birbirinize değil.

Müslüman olmayanlar bu satırlarıma kırılmasınlar. Ben bir müslümanım ve kendi inancımın bana sağladığı bilinci kullanıyorum. Sizlerde kendi dinlerinizde sizi iyi yapan şeylere sarılın. Ya da hiç bir dine inanmıyorsanız kendi prensipleriniz ve sizi daha iyi yapan kurallarınıza sarılın. Bilinçli insanların birleşmesi gerek derken zaten kendi dinim olan islamiyete inananları kastetmedim. Hangi din olursa olsun, dini olmasa bile herkesi kastettim. Birleşmeli topluma saygıyı,sevgiyi, adaleti öğretmeliyiz. Bunu öğretmek için ilk önce bunu kendimiz yapmalıyız. Başka takımdan olanı da sevmeliyiz, başka mezhepten olanı, başka dinden olanı, ya da bir dine inanan ile hiçbir dine inanmayanlar da birbirini sevmeli , dinlemeli, saymalı. Bu yüzden sevmek için okumalıyız, saygı için okumalıyız, daha iyi bir dünya bırakmak için okumalıyız, daha tahammüllü olmak için okumalıyız.

Dünyanın bilinçli bir kesime hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. 21. yy dünyayı yok etmek isteyenleri çağı. Siz köşenize sindikçe masum olduğunuzu sanabilirsiniz. Ama susan bir bilinç zalimlerin günahına ortak olur. Her yıl binlerce kız kaçırılıp genel evlerde çalıştırılıyor, o kızlar her ağladığında Tanrı bunun hesabını bize sormayacak mı sanıyorsunuz? Her yıl binlerce çocuk açlıktan veya tedavi parası olmadığı için ölüyor, O annenin yürek acısının hesabını Allah bizden sormayacak mı sanıyorsunuz? Her yıl binlerce insan uyuşturucu bataklığında yok oluyor? O parçalanan ailenin hesabı bizden sorulmayacak mı sanıyorsunuz? Doğa bizim atıklarımız yüzünden yokoluyor. Tanrı kendi malına zarar vermemizin bedelini bize sormayacak mı sanıyorsunuz? Her gün haberlerde küçücük çocuklara tecavüz edildiğini duyuyoruz. Hatta Allah bilir duymadığımız binlercesi var. Bunun hesabı bizden sorulmayacak mı sanıyorsunuz? Her gün ağaçlara ve doğaya zarar veren hayvanlara ise işkence edip öldüren insanları görüyoruz. Bunun hesabı sizden sorulmaz mı sanıyorsunuz? Bir ülkede savaş çıkıyor ve miyonlarca  insan mülteci oluyor. Mülteciler gittikleri ülkelerde bir cüzzamlı ya da bulaşıcı bir kanser hastasıymış gibi muamele görüyor. Ayrıca gittikleri ülkede toplum onları aşağılıyor, küçümsüyor, namusuna göz koyuyor. Bunun hesabını Allah bizden sormayacak mı sanıyorsunuz? Sizce Allah aç olduğu için bedenini satmak zorunda olan bir mülteci kadını mı suçlayacak yoksa ona yardım elini uzatacağına cinsel organını uzatan onursuz erkekleri ve buna seyirci kalan toplumun bilinçli bireylerini mi? Vicdanlarınız bu soruların cevabını biliyor aslında. Dünyada köle ticaretinden tutun da milyar tane kötülük var. Bunların hepsini burada dile getiremem. Bazılarınız dünyayı biz mi kurtaracağız diyor olabilir. Elbette biz kurtarmayacağız. Ancak sesimiz gür çıkarsa onlar korkacak. Toplumun kara lekeleri canlarının her istediğinde kötülük yapamayacak. Hiçbir şey yapamasak dahil safımız belli olur. Diğer dünyada Allah, "korktunuz ve susdunuz! Yazıklar olsun size. Zulme ses çıkarmadınız ve böylece ortak oldunuz" derse ne yapacağız? Unutmayın! Dünyayı daha iyi yapmayan insan insan değildir.