İslam Dininde 3 Defa Boş Ol Denildiğinde Boşanma Gerçekleşir Mi ? İslam'da Gerçek Boşanma Süreci

İslam dininde de her hukuk sisteminde olduğu gibi hukuki bir süreç vardır. Erkek eşine üç kez "Boş ol" dediğinde boşanma gerçekleşmez. Bu bir şehir efsanesidir. Kur'an boşanmayı, açıkça şahitler huzurunda yapılan, hukuki  süreci olan bir hukuk davası olarak görürken bazı kesimler işine gelmediği için Kur'an gibi islamın birinci derece kaynağını gözardı edip kimin söylediği belli olmayan hadisleri referans almaktadırlar. İslam dini boşanma konusunda Hristiyanlık ve Yahudilikten farklı bir metod uygulamıştır. Hristiyanlık dininde boşanma çok katı kurallar içerisinde gerçekleşir. Hatta Hristiyanlığın katolik mezhebinde boşanmak tamamıyle yasaktır. Yahudilik inancı ise boşanmayı çok serbest bırakmıştır. Erkeklerin dini olarak tanımlasak yanlış olmaz. Yahudilik inancına göre erkek bir kusur atfederek karısını boşayabilir. Sonuçta Yahudilik'te kadın ikinci sınıf insandır. Ancak İslamiyet, ne Hristiyanlık gibi katı daraltmalara gitmiş ne de Yahudiler gibi kolay boşanmanın önünü açmıştır. Boşanma konusunda tam bir denge izlemiştir. Aile kurumunu kutsal olarak gören İslam hukuku bu kurumun parçalanmasını önlemek için alelacele verilen düşüncesiz kararlara karşı önlem alır. Bunu yaparken de bir ızdırap haline gelen evliliğin bitirlmesine de izin verir. Kur'an'da boşanmanın nasıl olacağını Bakara suresi ve Talak suresinden öğreniyoruz. Bakara suresi ile başlayalım:
 

"Hanımlara yaklaşmamaya yemin edenlere dört ay bekleme süresi vardır. Şayet dönerlerse, iyi bilsinler ki Allah tarifsiz bağış, eşsiz merhamet sahibidir.(226) Ama eğer ayrılmaya karar verirlerse, bilsinler ki Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. (227)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,226-227)

Bakara suresi 226'ıncı ayetle başlayıp 237'inci ayete kadar boşanma hukukunu ele alır. Daha ilk boşanma ayetinde Allah, insanları fevri davranmanın pişmanlıklarından korumaya alırken diğer taraftan kutsal olan aile kurumunun parçalanmasını önleyici tedbirler almaya başlar. Eşlerinden ayrılmak niyeti taşıyan erkeklere dört aylık bir düşünme süresi verir. Bu süre mantıklı karar verip duygusal patlamaların unutulması için Allah tarafından uygun görülen süredir. Bildiğiniz gibi ülkemizde çok ciddi kanunlar çıkarılırken (anayasa değişikliği gibi) iki oylama yapılır. İlk oylamadan sonra vekillere belli bir süre tanınır. Bu süreye serinleme süresi denir. Vekillerin konuyu tekrar düşünüp daha mantıklı bir sonuca ulaşması için geçen bu sürenin ardından ikinci oylama yapılır. Tıpkı bu somut olayda gördüğümüz gibi Allah da aile kurumunun geleceğini ani kararların elinde oyuncak olmaktan kurtarmak için dört aylık bir serinleme süresi tanır.Bakara 226'ıncı ayet hakkında Mustafa İslamoğlu'nun yorumu şu şekildedir:
 

"Cahiliye arapları herhangi bir sebeple hanımlara kızıp onlara yaklaşmamaya yemin ederler, bu durum bir zamanla sınırlı olmadığından bazen yıllarca sürerdi. O kadın ne evli olan bir kadın gibi doğal ve insani ihtiyaçlarını giderebilir, ne de dul bir kadın gibi başka biriyle evlenebilirdi. Erkekler bu geleneği kadınlar üzerinde baskı kurmak için kullanıyorlar ve onları her açıdan mağdur ediyorlardı. Bu süre dolduğunda kişi eşine dönme kararını değiştirmezse otomatik olarak eşinden ayrılmış olur."

Bakara suresinin diğer ayetleriyle devam edelim.
 

"Boşanmış hanımlar, üç temizlenme süresince kendilerini gözetlerler. Zira, eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah’ın rahimlerde yarattığını gizlemeleri onlara helal değildir. Bu süre zarfında barışmak isterlerse, bu durumda kocaları onları almak hakkında önceliğe sahiptirler. Meşru olmak kaydıyla erkeklerin kadınlar üzerinde nasıl hakları varsa , kadınların da erkekler üzerinde benzer hakları vardır, ne ki erkeklerin o kadınlar üzerinde öncelik hakkı vardır. Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet edendir." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,228)

Yukarıdaki ayetlerde boşanma için dört aylık bir düşünme süresi verilmişti. Bu ayette de kadınlara boşandıktan sonra üç adet dönemi boyunca başka bir evlilik yapmadan beklemeleri öğütlenir. Bu süre zarfında kadın hamile olduğunu anlarsa bunu gizlemeden açıklaması gerekir. Kadın bu üç temizlenme süresi boyunca evlilik niyeti taşırsa damat adayları arasında önceliği eski kocasına yani çocuğunun babasına vermesi öğütlenir. Burada amaç  ailenin parçalanmaması için bir fırsat tanınmasıdır. Böylece doğan çocuk öz ebeveynleri ile büyüyecek ve birçok psikolojik sıkıntıları daha küçücük yaştan sırtlanmayacaktır. Ayetin içinde "ne ki erkeklerin o kadınlar üzerinde öncelik hakkı vardır." bölümü yanlış anlaşılmaktadır. Ayet, kadın ve erkek haklarında erkeğin kadından fazla hakkı olduğu gibi yalan-yanlış ve ayetle bağlantısız bir noktaya çekilmektedir. Ancak burada anlatılan olay tamamen ayetin başlangıcında geçen bölümün devamıdır. Yani ayetin bu bölümü şunu ifade ediyor: Eğer kadın hamileyse ve üç adet dönemi henüz bitmemişse ve içinde evlilik niyeti varsa Allah, eş namzetleri (adayları) arasından önceliği çocuğunun babasına vermesini öğütlüyor.Yani Allah, adeta kadına "eski kocanı eleyecek bile olsan olur mu? diye ilk olarak çocuğunun babasını düşün" demektedir. Tabi eğer kadın da isterse. Yoksa bu bir zorunluluk ifadesi değil. Allah bunun için kadını zorlamıyor. Sadece kadının, istemesi durumunda evliliğine ve çocuğunun babasına bir fırsat daha tanımasının çocuğunun babasının hakkı olduğunu ifade ediyor. Ayetlere devam edelim.

"(Dönüşü mümkün olan) boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle (son defa boşayıp) ayrılmaktır. Bu durumda kadınlara verdiğiniz şeyleri geri almanız, her iki tarafın da Allah’ın koyduğu sınırları koruyamama  endişeleri dışında, sizin için helal değildir. Eğer Allah’ın her iki taraf için koyduğu sınırları koruyamamalarından endişe edersiniz, bu durumda kadının fidye verip ayrılmasında her ikisi içinde bir vebal yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, sakın ha aşmayın! Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, işte onlar zulmetmiş olurlar." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,229)

Bu ayette kastedilen boşama iki defadır ve bu iki boşamadan sonra yine çiftler uzlaşamazsa o halde üçüncü boşanma son boşamadır ve toplamda üç kez boşandıktan sonra artık mutlak ayrılık olur şeklinde anlayanlar olabilir. Ama bu ayetin doğru anlaşılmamasından kaynaklı bir sorundur. Bence üç defa "boş ol" dedikten sonra boşanma olur saçmalığı bu ayetlerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu ayette kast edilen şudur. Boşanma üç aşamada gerçekleşir. İlk iki aşama tamamlandıktan sonra çift hala ayrılmakta ısrar ediyorsa bu sefer son olarak iki şahidin huzurunda kesin olarak boşanma gerçekleşir. Yukarıdaki ayette şahitlerden söz etmediğinin farkındayım. Fakat burada detaylandırılmayan şahitlik, Talak suresinin ikinci ayetinde yer alır ki aşağıda Talak suresinin ayetlerini de yazacağım. Hala bu ayeti anlamayanlar için biraz daha izah edeyim. Bakara 226'da boşanma kararı veren erkek için dört aylık bekleme süresi verilir. İşte böylece boşanmanın ilk aşaması gerçekleşir. Yani ilk boşanma olur. Ancak bu süre zarfında çift birbiriyle barışıp tekrar birleşebilir. Bu yüzden geri dönüşü mümkün olan boşanmadır. Geri dönüşün mümkün olduğu ikinci fırsat da işe yaramazsa üçüncü boşanma dediğimiz aşamaya geçeriz. İki şahit huzurunda kesin bir boşanma davası görülür. Bakara suresine devam edelim.
 

"Ve erkek (sonunda) kadını boşarsa, bu kadın bir başka erkekle evlenmedikçe kendisine helal olmaz. Eğer  sonraki erkek de onu boşarsa, her iki taraf da Allah’ın koyduğu sınırları gözetecekleri kanaatindeyse, tekrar birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar, Allah’ın akledenlere açıkladığı sınırlardır." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,230)

Çiftimiz nihayet boşanırsa erkek artık tekrar aynı kadınla evlenemez. Taki kadın başka bir erkekle evlenip o evliliğide boşanma ile sonuçlanıncaya kadar. Aynı kadınla tekrar evlenemez çünkü bunun için erkeğe ve kadına daha önce iki fırsat verilmişti. Her iki fırsatta da düşünecek kadar vakitleri olmuştu. Peki Allah niçin böyle bir yasak getirdi ? İnsana ilk bakışta garip geliyor. Bin kez evlenip bin kez boşanalım ne olacak ki diyenleriniz olabilir. Ancak bu yasağın sırrı da şu: Allah boşanmayı çocuk oyuncağı gibi sürekli dillendirmemizi istemiyor. Kadın ve erkek boşanırken iki kez düşünmek zorundalar. Çünkü boşanırlarsa tekrar evlenemezler. Allah böyle bir yasak bırakarak boşanma düşüncesine karşı insanların daha ciddi olmasını sağlıyor. Evliliğin ve ayrılığın bir oyun gibi görülmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Bir daha kavuşamamanın verdiği bilinç aile kurumunu dağıtmak isteyenleri daha temkinli davranmaya iten bir güç halini alır.
Bu ayette bir şey dikkatinizi çekmiş olmalı. Kadın başka erkekle evlenip ayrılırsa tekrar eski kocasına geri dönebilir. O halde düzmece bir evlilik yapıp boşanma sağlanır ve kadın tekrar evlenilebilir duruma gelir diye aklından geçirenleriniz olmuştur. Böyle cinlikler düşünenler toplumumuzun en zekileridir. Bu tipleri her yerde görürsünüz. Allah'ı bile kandırabileceklerini sanacak kadar zeka ve kurnazlık fışkırır gözlerinden.Ancak yukarıda kastedilen severek yapılan gerçek bir evliliktir. Geçmişte de yaşandığını bildiğimiz bir gerçek var ki o da şu: Bu zeka küplerimiz eşlerinden boşandıktan sonra pişman olur ve bir erkekle anlaşarak düzmece bir evlilik yapmayı planlarlar. Sonra eşleri o erkekten boşanır ve kendilerine tekrar helal olur. Ama İslam hukukunda bu kesinlikle yasaktır. Boşanma niyetiyle evlilik yapmak islam hukukunda kesinlikle yasaktır. Kimse düzmece evlilik yaparak Allah'ı kandırabileceğini sanmasın. Ayetleri irdelemeye devam edelim.
 

"Bu şekilde kadınları boşadığınızda ve onlar da bekleme surelerinin sonuna geldiklerinde, ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın! Onlara zarar vermek için alıkoymayın! Bu durumda haddi aşmış olursunuz. Kim de böyle yaparsa elbette kendisine kötülük etmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın! Allah’ın size olan nimetlerini, size öğüt vermek için size indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın ve Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! İyi bilin ki Allah her şeyin aslını bilir. (231) Kadınları boşadıktan sonra, bekleme surelerini tamamlamışlarsa, aralarında münasip bir biçimde anlaştıkları takdirde, eş(namzet)leriyle evlenmelerine engel çıkarmayın ! Bu içinizden Allah’a ve Ahiret gününe inanan herkese bir uyarıdır! İşte bu sizin için en yararlı ve en temiz olanıdır. Allah her şeyi bilir ve fakat siz bilemezsiniz (232)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,231-232)

Bakara 232'de erkekler açıkça uyarılmaktadır. Allah boşandıktan sonra eski eşlerimizin başka erkeklerle evlenmesine mani olacak tavırlardan kaçınmamızı istiyor. Maalesef gönül isterdi ki böyle bir uyarının muhattapları olmayalım. Ancak erkekler bugün olduğu gibi dün de kadına karşı zalimdi. Allah kadının bu hakkını erkeklere karşı koruma altına alıyor. Çoğu zaman haberlerde eski eşinin başka erkekle görüşmesi ya da evlenmesine katlanamayan erkeklerin, eşlerini bilmem kaç yerinden bıçakladıklarını büyük bir kederle izliyoruz. Erkek boşandıktan sonra istediği kadar özgür davranırken kadının buna hakkı olmadığını söyleyen erkeklere Allah, bu ayette sesleniyor ve ahiret gününe inanıyorsa bunun bedelini ödeyeceğine işaret ederek erkeğin bu tür davranışlardan uzak durması konusunda ikazını hatırlatıyor.
 

"Ve (boşanmış) annelerden emzirme süresini tamamlatmak isteyenler çocuklarını tam iki yıl emzirirler: Onların yeme-içme ve giyim kuşamlarını temin etmek münasip bir biçimde babaya düşer. Hiç kimseye taşıyamayacağı bir sorumluluk yükletilemez. Ne bir anne çocuğu yüzünden zarara uğratılsın, ne de çocuğu yüzünden bir baba. Ve (babanın) varisine de aynı görev düşer. Eğer (çocuğun boşanmış ebeveyni, çocukla annenin) ayrılmasına karşılıklı istişare sonucu razı olurlarsa, her ikisine de bir vebal yoktur. Eğer çocuklarınızı süt annelere baktırmaya karar verirseniz, teslim edeceğiniz çocuğun emniyetini uygun şekilde sağlamanız şartıyla size bir vebal yoktur. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: iyi bilin ki Allah tüm yapıp-ettiklerinizi görmektedir.(233) İçinizden ölen kimselerin geriye bıraktığı eşler dört ay on gün kendilerini gözetlesinler. Bu süreyi tamamladıklarında kendileri için gerekli olan şeyleri meşru olmak kaydıyla yapmalarında size herhangi bir vebal yoktur. Ve Allah yaptığınız her şeyden haberdardır. (234)(HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,233-234)

Bakara 234'üncü ayetinde Allah, erkeğin ölmesi durumunda kadının evlenmesi için dört ay on gün gibi bir süre beklemesini önerir. Bu ayetler indiğinde Araplar arasında bu durumla ilgili ilginç bir gelenek vardı. Bir erkek öldüğünde dul eşlerinin bir yıl boyunca evde bekleyip yas tutmalarını vasiyet ederlerdi. Bu ayet ile birlikte Allah, bir kocanın böyle bir tasarrufta bulunamayacağını ifade ettiği gibi kadın için bir yılın uzun olduğuna karar vermiş ve kadınlar üzerinden böyle bir eziyeti kaldırmıştır. Bakara suresinin bu konudaki diğer ayetleri de şöyle:
 

"Ve bu gibi kadınlara evlenme arzusunu ima etmekte, ya da böyle bir arzuyu içinizde taşımanızda da bir vebal yoktur. Nasılsa Allah sizin onlara karşı hissettiğiniz duyguları açacağınızı bilir. Lakin onlarla meşru bir biçimde konuşma yerine, duygularınızı gizlice açma yoluna gitmeyin; dahası, belirlenmiş süre tamamlanmadan evlilik bağını kurmaya kalkmayın! Zira iyi bilin ki Allah tarifsiz bağışlayandır, acele cezalandırmayandır (235) Kendilerine henüz dokunmadığınız ya da bir mehir tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne ki (bu durumda dahi) onlara destek olun! Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da gücü yettiği miktarda makul bir biçimde geçimlik tedarik etsin! Bu Allah’ı görür gibi inanan herkesin üzerine bir yükümlülüktür.(236) Eğer kendilerine dokunmadan fakat mehirlerini tesbit ettikten sonra boşarsanız, bu durumda tesbit ettiğiniz miktarın yarısı onlarındır; ancak onların bundan vazgeçmeleri ya da nikah bağını elinde tutan kimsenin vazgeçmesi müstesna. Vazgeçmeniz takvaya daha uygundur, zira birbirinize karşı fedakarca davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın; çünkü Allah yaptığınız her şeyi görmektedir. (237) " (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- BAKARA,235-236-237)

Ayrıca bu konuda Talak suresinin ilk yedi ayeti de detaylı bilgi verir. O ayetler de şu şekilde:

"Sen ey peygamber! Kadınlarınızı boşamak (istediğinizde), onları bekleme sürelerini gözeterek  boşayın ve iddeti sayın. Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin. Onları (içinde yaşadıkları) evlerinden çıkarmayınız ve onlar da çıkmasınlar; tabi ki, ayan açık bir ahlaksızlık yapmaları hali müstesna. Bunlar Allah’ın çizdiği sınırlardır: Ve kim Allah’ın çizdiği sınırları aşarsa, artık o kendine zulmetmiş olur; (ve) sen bilemezsin (ey insan), belki de Allah bu (bekleyişin) ardından, birtakım yeni (ve hayırlı) gelişmelere kapı açabilir.(1) İmdi, sürelerinin sonuna yaklaştıklarında ya onları meşru bir biçimde tutun, ya da meşru bir biçimde ayırın; ve siz(in toplumunuz) dan iki kişiyi de şahit olarak bulundurun; ve (hepiniz) şahitliği Allah için dürüstçe yapın! Bakın, bütün bunlar Allah’a ve ahret günününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Ve her kim Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, o onun için bir kapı aralar.(2) Ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır; ve her kim Allah’a güvenirse, artık O ona yeter: Şüphesiz Allah emrini geyesine erdirendir; doğrusu Allah her bir şey için bir ölçü /kader koymuştur.(3) Ve ay halinden tamamen kesilen kadınlarınız konusunda kuşkuya düşerseniz; bilin ki onların bekleme süresi üç aydır; hiç ay hali görmeyenlerinki de öyledir; hamile olanların iddeti ise doğum yapıncaya kadardır. Ve her kim Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa, O ona buyruğunu kolay kılar (4) İşte bu Allah’ın size indirmiş olduğu buyruğudur; kim Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olursa,(Allah) onun günahlarını örter ve ona muazzam bir ödül verir.(5) (iddet bekleyen kadınlarınızı), imkanlarınız nisbetinde barındığınız şartlara uygun olarak barındırın;onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin; eğer(emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkasının emzirmesi gerekecektir.(6) (Neticede) imkanı olanlar, imkanları nisbetinde harcama yapsın; maddi imkanı dar olanlar da Allah’ın kendisine verdiği kadar harcama yapsın: Allah hiç kimseye verdiği imkandan fazlasını yüklemez; (belki de) Allah, bir zorluktan sonra bir kolaylık ihsan edecektir. (7)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- TALAK, 1-2-3-4-5-6-7)

Konu uzun oldu farkındayım ama sonuç olarak Kur'an'da boşanma hukukunun apaçık şekilde anlatıldığını görmenizi istedim. Bir erkeğin kadınına Üç defa "Boş ol" demesiyle ya da "seni üç talakta boşadım" demesiyle boşanma gerçekleşmez. Bu iş o kadar ucuz değil. Yukarıda Talak suresinin ikinci ayetinde gördüğünüz gibi belli fırsat süreleri bittikten sonra boşanma şahitler huzurunda yapılan ciddi bir konudur. Dinimizi, kendi çıkarlarını bize din diye sunanlardan öğrenmemiz ahiret günü bize büyük bir utanç olacaktır. O gün "kandırıldık" demek ya da "çoğunluğu takip ettik" demek yeterli olmayacaktır.



İşin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin çoktan söylemiş olması..

En Son Yapılan Yorumlar