Kur'an'da Namaz Nasıldır? Namaz Hadisler Olmadan Kılınabilir Mi?

Bu yazımda sadece Kur'an'ı referans alırsak namaz kılıp kılamayacağımıza değineceğim. Çünkü çoğu Müslüman namaz kılmayı hadislerden öğrendiğimizi iddia ediyor. Kur'an'ın bu konuyu es geçtiğini düşünüyor. Bırakalım bu konuda Kur'an cevap versin
 

Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık (ENAM 38)

Evet, Allah dini hükümlerde eksik bir nokta bırakmadığını söylüyor. Tabi bu ayeti Enam 37'deki ayetle ilişkilendirdiğimizde ilahi yasalarda hiçbir boşluk bırakmadık anlamı çıksa da yukarıdaki anlam da ayetin bize verdiği mesajdır. Muhammed Esed de ayete "Biz buyruğumuzda tek şeyi bile ihmal etmedik" anlamını vermiş. Kur'an, kendisinin bir şeyleri unuttuğu ya da boş bıraktığı iddiasını desteklemez. Namaz'a gelince. Biz her dini bilgi gibi namazı da Kur'an'dan öğreniyoruz. Bunu söylediğimde bazıları Kur'an'dan resimli namaz hocası sayfalarını açmamı bekliyor. Halbuki hiç düşünmüyor ki hadis adı verilen rivayetlerde de resimli bir gösterim yok. Kur'an, rukü ve secde deyince "rukü nedir, secde nedir" biz anlamadık bu yüzden anlamak için hadislere bakmalıyız diyenler beni hayrete düşürüyor. Çünkü hadis adlı rivayetlerde de secde ve rukü kelimesi geçiyor. Resimli bir hadis yok ki. Kur'an'da bu kelimeleri anlamayanlar hadislere bakınca anladık diyorlar. Aynı kelimeler ancak Kur'an'da okuduğunda anlamıyor. Bu iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Kur'an'ı dini hükümlerde eksik bırakmaya çalışanlar o eksiği kendi çıkarlarına göre doldurmak isteyen kötü niyetli insanlardır.

Hadislerin peygamberimizin sözleri olduğuna inanan insanlara şunu söylemek istiyorum: Hadislere göre yüzden fazla namaz kılma çeşidi ortaya çıkıyor. Her mezhep bu hadislere dayanarak farklı bir namaz ortaya çıkarmış. Ben her mezhebin her Müslüman'ın ortak noktada birleştiği namaz kılma şeklinin peygamberden günümüze sağlam ulaşan tek şey olduğu kanaatindeyim. Bunu detaylandıracağım. Ancak bir mezhebin kabul ettiğini diğeri mekruh sayıyor. Şu halde dinimi hangi mezhebe göre yaşayacağım ? Hepsi de hadis referanslı ayrılıklar. Bismillah deyip başlıyorum.

Namaz Kimin İçin?

Namaz sadece Allah için kılınır. Allah ile çok özel bir randevu şeklinde ele alabiliriz. Şu halde Allah ile iletişim kurmaya çalıştığımız bu çok özel ibadete başka biri sokulmamalı.
 

O halde namazı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – KEVSER 2)

De ki: Bakın, benim namazım, (bütün) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (yalnızca) bütün âlemlerin Rabbi olan Allah içindir, (MUHAMMED ESED MEALİ– ENAM 162)

Yukarıdaki ayetler ibadetlerin yalnızca Allah için olduğunu dile getirir. Şu halde ettahiyatü denen duada geçen "Ey Nebî! Allah'ın selâm, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun" ifadesi çok sorunlu bir ifadedir. Çünkü Allah dışındaki bir varlık muhatap alınmakta ve sanki Allahmış gibi yani seni işitiyormuş gibi doğrudan peygambere seslenilmektedir. Bu yüzden ben Ettahiyatü adlı duanın kesinlikle okunmaması taraftarıyım.

Namaz'ın Amacı

Kur'an'da yaklaşık 80 küsür ayette namaz anlamına gelen kelime kullanılır. Bunların çoğunda namaz kılma eyleminden sonra zekât verme erdemine atıf yapar. Sanki yapışık ikizlermiş gibi Allah hep beraber kullanmış. Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum: Namaz kılan kişinin toplumsal bilinç ve sorumluluğa ayrıca iktisadi bir ahlaka sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Birileri açlıktan ölüyorken siz bankadaki rakamlarınızın artmasıyla mutlu oluyorsanız kıldığınız namazı tekrar düşünün derim. Müslüman ihtiyacından fazlasını fakire verir. Namaz'ın bir gayesi insana zekâtı hatırlatmaktır. Çünkü bu dünyayı yaşanamaz hale getiren ve bizi içten içe çürüten tek şey paradır. Daha fazla kazanma hırsı başka insanların rızkını çalma noktasına getiriyor insanı. Bankadaki paranızın birkaç hane daha artması başkalarının hayatına bile mal olsa yine de istiyorsanız dünya yaşanamayacak bir hale geldi demektir. İşte Kur'an insanların kalbini çürüten bu kurdu hatırlatmak için Allah ile iletişimi kurmamızı sağlayan onu hatırlatan namazı öneriyor. Namaz ve zekâtın yapışık anıldığı birkaç ayet (Bakara 3, 43, 83, 110, 177; Nisa 77, 162; Maide 12, 55; Hac 78; Maun 1-7) Emin olun bu sadece yazdığım birkaç ayet daha onlarcası var. Namaz'ın bir başka amacı Müslümanları çirkinlik ve kötülükten alıkoymasıdır.
 

(Ey bu vahyin muhatabı!) Sana vahyedilmiş olan bu mesajı izle ve (başkalarına) ilet; ve namazı hakkını vererek kıl: çünkü (hakkı verilerek kılınmış) namaz, (insanı) belli başlı her tür çirkinlik ve kötülükten alıkoyar; ve hele Allah'ı anmak ve Allah'ın sizi anması elbette en büyük (boyutudur)! Zira Allah tasarlayarak işlediğiniz her şeyi bilir. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – ANKEBUT 45)

Bunu hem soyut koruma hem somut koruma olarak anlayabiliriz. Bu ayeti "namaz kılarsam artık koruma altında olacağım için kurşun bile bana işlemez" şeklinde anlayanlar var. Bu hatalı bir okumadır. Burada şu kastedilmekte diye düşünüyorum: Müslümanlar beş vakit Allah ile iletişime geçeceğinden ve bunun için de abdest şartı olduğundan kişinin abdestini bozacak şeylerden kaçınmasına sebep olacaktır. Namaz bu şekilde somut koruma sağlar. Namaz, sürekli Allah bilincini açık tutacağından soyut olarak kötülüklere meyletmeyi de azaltacaktır. Bu da soyut koruma kapsamında düşünülebilir. Bu verdiklerim zayıf ve basit örnekler. Amaç ayeti anlamak.

Kişi ne zamana kadar namaz kılmalı? Namaz'ın Müslüman hayatında bir süresi var mı?

Namaz hayat boyu gözetilecek bir görevdir. Yani ölünceye kadar devam eder.
 

Onlar ki namazlarında titiz ve devamlıdırlar. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – MEARİC 23)

Ne olursa olsun Namaz'ı normal formuyla mı kılmalıyım?

Hayır! İslam ve Kur'an'ın Allah'ı öyle sadist bir Tanrı değildir. Şartlar duruma göre esneyebilir. Mesela tren yolculuğundasınız ve namaz vakti geçecek. O halde namazı trende kılmalısınız. Tren'in ortasına seccade yerleştirerek değil herhalde. Oturduğunuz yerden kılın. Uçaktayken de böyle yapın. Hastaysanız oturarak, daha da fazla hastaysanız yatarak kılabilirsiniz. Yani durumunuza göre namaz'ın kılınış şekli değişir. Bunu ayet söylüyor. İşte ayet:
 

Fakat tehlikedeyseniz, yaya ya da binek üzerinde eda edin! Tekrar güvenliğe kavuştuğunuzda, Allah'ı bilmezken size bildirdiği gibi anın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 239)

Duruma göre namaz kısaltılabilir.
 

Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkârda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkâr edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 101)

Kaza Namaz'ı Kur'an'da Var Mıdır?

Hayır. Kur'an'da kaza namazı yoktur. İslam'da kaza namaz'ı olduğunu düşünmüyorum. Bunun peygamberden çok sonra eklendiği görüşü şimdilik çok güçlü bir görüş olarak duruyor. Yukarıda namaz kılmanın esnetildiği ayetleri size sundum. Fakat ne olursa olsun namaz kılınmak zorunda. Nisa suresi 101 ve 102 'de savaş durumunda bile namaz'ı kısaltmamız tavsiye ediliyor kazaya bırakmamız değil. Savaşta bile kılmamız gereken namaz'ın kazasının olmadığını bu ayetlerden de anlayabiliyoruz. Ancak kabul edilmesi umuduyla ben uyanamadığım sabah namazlarını kaza ediyorum. Ancak bu sadece bir umut. Allah'ın böyle bir uygulaması ve ruhsatı yok. Böyle bir vaadi de yok. Kur'an orucun kazasından bahsediyor ancak namazın kazasından bahsetmiyor. Kimse Kur'an dini bir hükmü unuttu demesin. Allah unutmaz. Kur'an'da yer vermediğine göre böyle bir ruhsatı yok demektir. Nisa 103 kaza namazının olmadığının güçlü bir delilidir.
 

Namazınızı eda ettiğinizde, ayaktayken, otururken ve uzanmış bir haldeyken Allah'ı anın ve güvenlik içindeyken namazlarınızı (eksiksiz) kılın; çünkü namaz bütün mü'minler için belirli zamanlarla kayıtlı bir vecibedir. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 103)

Yukarıdaki ayette ayrıca Namazdan sonra Allah'ı anmaya ve zikretmeye devam etmemiz gerektiği sonucunu çıkarabiliriz.

Namaz peygamberimize miraç gecesinde mi verildi?

Peygamberimize namaz'ın miraç gecesi verildiği ve kılınışını da bizzat Cebrail'in Hz. Muhammed'e gösterdiğini söyleyen hadis adlı rivayetler var. Ancak bu hadisler Kur'an ayetleri ile çelişir. Çünkü miraç olayından önce inen ayetlerde namaz konusu işleniyor. Hatta ilk inen surelerde namazı yalnızca Allah'a kılmakdan bahsediyor (Kevser 2)
 

O halde namazı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – KEVSER 2)

Bu ilk inen surelerden olan Kevser suresi şunu gösteriyor. Ya müşrikler de namaz kılıyordu ve Allah'tan başkasına tahsis ediyorlardı ya da başka inanca sahip insanlar (Yahudi vb..) namaz kılıyordu ve Allah'tan başkasına tahsis ediyorlardı. Allah bu ayetle namaz'ı zaten şahit olan Muhammed peygamber ve yanındakilere namaz kılın demiyor namazı yalnızca Allah'a tahsis edin diyor. Demek ki bozuk olan bir namaz anlayışını düzeltiyor. Ne yani Muhammed peygambere namazı Cebrail öğretmedi mi? Namaz, ilk olarak Muhammed peygambere verilmedi mi? Bu soruların cevabı elbette ki hayırdır. Kur'an şöyle diyor:
 

Hani bir zaman da İsrâiloğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünden dönmüştünüz ve siz pek dönek bir toplumsunuz. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 83 )

Gördüğünüz gibi İsrailoğullarına namaz biz Müslümanlardan binlerce yıl önce verilmiş. Youtube'a girin ve Yahudilerin namaz kılışı diye yazın tıpkı biz Müslümanlar gibi kılıyorlar. Yani namaz kadim peygamberlerden peygambere, ümmetlerden ümmetlere geçmiştir. İyi ki internet var da Yahudilerin de tıpkı bizim gibi namaz kıldığını öğrendik. Yahudiler de mi namazı hadislerden öğrendi? Hayır tabi ki. Ben Adem'den beridir namaz'ın var olduğunu düşünüyorum. Delilim de İbrahim peygamberin de namaz kıldığını söyleyen şu ayet:
 

Hani bir zaman da Kâbe'yi insanlık için daimi bir merkez ve kutsal bir güvenlik bölgesi kılmıştık. Öyleyse İbrahim'in vatanını dua ve ibadet yeri yeri edinin! Nitekim biz İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edecekler, içe kapanacaklar ve uzun uzun rükû ve secde ile namaz kılacaklar için mabedimi temiz tutun!" diye emretmiştik (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 125 )

Bu ayette İbrahim peygambere namaz kılacaklar için Kâbe ve çevresini temiz tutması emredilmekte. Tabii bu temizlik soyut mu somut mu o ayrı bir tartışma konusu. Önemli olan namaz kılma işinin İbrahim peygambere kadar gitmesi. Kur'an daha geriye gitmiyor olabilir ama bu İbrahim peygamberden önceki peygamberlerin namaz kılmadığı sonucuna bizi götürmez. Bu konuda şimdilik agnostik (bilinemezci) bir yaklaşımım var. Yukarıdaki ayetler namaz'ın miraç gecesi verildiği veya ilk Muhammed peygambere verdiği tezlerini çürütür. Mekke çevre bölgelerden hac için gelinen ve o dönemin kozmopolit şehriydi. Yani çok farklı inançlardan insanlar bulunuyordu. Peygamberimizin İslam'dan önce Yahudilerde muhakkak namaz'ı gördüğünü düşünüyorum. Yahudilerle iç içe yaşayan Araplar nasıl olurda Yahudilerin çok az farkla aynen bizim gibi kıldığı namazı fark etmemiş olabilir. Ayrıca Kur'an'ın bize bildirdiğine göre müşrikler Kur'an için eskilerin efsanesi ibaresini kullanıyorlar. Peki niçin? Kanaatime göre peygamberlerin değişmez ibadeti namaz'ı Yahudiler gibi kılmamız müşriklerin bu tür söylemlerine sebep olmuş olabilir. Tek sebebi bu demiyorum dikkat edin. Sebeplerinden biri bu diye düşünüyorum.

Kur'an'da Namaz'ın Şartı Var Mı?

Evet var. Namaz kılabilmek için ön hazırlık olan abdest şartı var. (Maide 6, Nisa 43)
 

Siz Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız  zaman yüzünüzü, ellerinizi ve  dirseklere  kadar kollarınızı yıkayın  ve (ıslak) ellerinizle başınızı meshedin ve  bileklere kadar ayaklarınızı da (yıkayın ve /veya meshedin)… (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- MAİDE, 6)

Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 43)

Bu ayetlerden şu sonuç çıkar: Abdesti bozan 3 şey var. Bunlar Sarhoş olmak, Cünüp olmak ve Tuvalet ihtiyacını gidermek. Bunun dışında kalan ve mezheplerin ya da hadis denilen rivayetlerin hiçbirinin bir hükmü yoktur. Mezhepler bu işi sulandırmıştır. Allah -haşa- sanki unutmuş gibi yok şu abdesti bozar, yok gülmek abdesti bozar gibisinden aslı astarı olmayan ilaveler dine yapılmıştır. Biz Müslüman'ız Allah'ın dinine zam yapıp onu yaşanmaz hale getiren herkese yazıklar olsun diyorum.

Bir başka şart ise kıble'ye dönmektir.(Bakara 143,144) Tabi kıble'ye dönme emrini mecaz olarak anlayanlar olmuş. Fakat bu eksik bir okumadır. Doğrudur. Kıble'ye dönme emrinin mecaz bir yanı da vardır. Allah Müslümanlara yüzlerini tek bir yöne dönmelerini söyleyerek hepimizin ortak bir hedefe odaklanmasını, ortak bir amaca yönelmesini, ayrılığa düşmememizi, birbirimize sırtımızı dönmememizi, mezhepleşmememizi, parçalanmamamızı vs.. söylediği mecazi anlamları var. Ancak kıble'ye dönmeyi sadece mecaz olarak anlayamayız. Kur'an'daki ayetler açıkça bu işin somut yönü de olduğunu gösteriyor. Allah'ın herhangi bir mekânda olduğu düşünülemez. Allah mekânın dışındadır. Bu yüzden Allah'a yönümüzü çeviremeyiz. Şu halde Allah'ın simgesel olarak hepimizi döndürdüğü ortak bir istikamet olarak düşüneceğiz. Kıble olayı şu mesajı içerir: Yüzümü Allah'a sırtımı karanlıklara çeviriyorum.
 

İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Elçi de size örnek ve model olsun. Elçi'ye uyanların arasından topukları üzerinde gerisin geri dönenleri belirtelim için, senin şu an yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay, Allah'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için çok zor bir sınavdı; Allah sizin iman(da ısrar)ınızı kesinlikle zayi etmeyecektir: Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat, sonsuz bir merhamet sahibidir. (143) Biz senin yüzünü gökyüzüne çevirip durduğunu görüyorduk. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndürecektik: Artık yüzünü Mescid-i Haram'dan yana çevir! Siz de nerede olursanız olunuz yönünüzü o yana çeviriniz! Kendilerine daha önce vahiy emanet edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu iyi bilirler: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. (144)  (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 143,144)

Ya kıble'ye dönecek halde değilsek bu konuda Allah bir esneklik sağlıyor mu?

Tabii ki sağlıyor. Kur'an'ın tanıttığı Allah katı kuralları olan, o kuralları insana rağmen savunan bir Allah değil. Bu kurallar insan hayatını güzelleştirmek ve düzene sokmak için gönderildi. Zorda kaldığında haram olan tek yiyecek olan domuz etini bile yememize izin veren bir Allah'ımız var. Din insan içindir anlayışına sahip bir Allah'ımız var. Kıble hakkında esneklik sağlayan ayet:
 

Fakat tehlikedeyseniz, yaya ya da binek üzerinde eda edin! Tekrar güvenliğe kavuştuğunuzda, Allah'ı bilmezken size bildirdiği gibi anın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 239)

Kur'an'da şeklen nasıl namaz kılınacağı var mı?


Namaz'ın şeklen nasıl kılınacağı İbrahim peygamberden beri biliniyor. Yukarıda verdiğim Bakara 125 buna delildir. Hatta youtube'ye Yahudiler nasıl namaz kılıyor diye bakın bizim kıldığımız namaz şeklini göreceksiniz. Namaz bize kadim peygamberler ve ümmetlerden kalmıştır. Bu yüzden namaz ibadeti binlerce yıldır ebeveynlerden çocuklara geçerek taşınmıştır. Nesilden nesile aktarıldığı için kılınış şekli unutulmamıştır. Yani sözsel olmadığı için hadisler gibi tahrif edilememiştir. Kur'an, önemli hiçbir konuyu es geçmemiştir. Namaz kılınma şekilleri vardır. Kıyam, rükü ve secde namazın şekil formudur ve üçü de Kur'an'da geçer. Rukü ve secde bakara 43,125; Ali İmran 43; Maide 55; Hac 77 vs.. birçok yerde geçer. Birkaç  tanesini verelim:
 

Namazı istikametle kılın, zekâtı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 43 )

Nitekim biz İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edecekler, içe kapanacaklar ve uzun uzun rükû ve secde ile namaz kılacaklar için mabedimi temiz tutun!" diye emretmiştik (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 125 )

Ey Meryem! Rabbine huşu ile bağlan, secdeye kapan ve (O'nun huzurunda) eğilenlerle birlikte eğil! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – ALİ İMRAN 43)

Yukarıdaki Ali İmran 43 bize bazı hakikatleri de verir. Secdenin Allah'ın önünde eğilmek olduğunu anlıyoruz. Tabi şeklen eğilmeyi öne doğru değil de arkaya doğru eğilmek olarak da çıkarabiliriz diyenler Kur'an ayetini yetersiz göstermeye çalışan kişilerdir. Ayrıca bu ayetten Meryem dönemindeki İsrailoğullarının da bizim şu an kıldığımız gibi namaz kıldıklarının delilidir. Çünkü aynı secde hem Meryem'e hem bize emredildi. Kur'an'da namazı tamamlayan diğer form kıyamdır. Ve işte ayet:
 

Yine onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – FURKAN 64)

Tamam, namaz'ın tüm şekilleri Kur'an'da geçiyor. Şu halde Kıyam-rukü-secde sıralamasını nerden biliyoruz. Hadis denilen rivayetler olmazsa sıralamayı nasıl bileceğiz? Sıralamayı Kur'an veriyor zaten. Buradan da Kur'an'ı eksik göstermeye çalışanlar eli boş döneceklerdir:
 

Hani biz, İbrahim'in (inşa ve ihya etmesi) için bu İbadet Evi'nin yerini tespit ettiğimiz zaman şöyle demiştik: "Bana hiçbir şeyi şirk koşmadığın gibi, Mabedimi de tavaf edecekler ve (ona doğru) kıyama durup rükû ve secdeye kapanacaklar için (şirkten) temiz tutacaksın!" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – HAC 26)

Eğer Kur'an'da kıyam-rukü-secde sıralaması olmasaydı bile mantıken secdeden ve rukü'dan başlamayacağımızı bilirdik. Namaz'a kıyam ile ayakta durarak başlanacağı açıktır. İlk önce secdeye varıp secdeden rukü'ya geçemeyeceğinize göre… Özetlersek Mekanik Biçimde Namazı ayakta durarak kılmaya başlamalı (2:238; 3:39; 4:102) ve özel durumlar hariç durulan yerden hareket edilmemeli (2:239). Namazda eğilerek yere kapanmalı (rüku ve secde) böylece Allah'a teslimiyet fiziksel olarak da bildirilmeli (3:43; 4:102; 22:26; 38:24; 48:29). Herhangi bir korku ve endişe durumunda ayakta durma ve eğilerek yere kapanma koşulu aranmaz (2:239)

Cenaze Namazı Kur'an'da Geçer Mi?

Evet geçer. Peygamberimizi bir savaşta yüzüstü bırakan bazı insanların anlatıldığı Tevbe 84'ten önceki ayetler o tür insanların cenaze namazını kılmaması şeklinde tamamlayan Tevbe 84 ile son bulmuştur. İşte Ayet:
 

Ve onlardan ölen herhangi birinin namazını kılma ve kabrinin başında da asla bulunma! Çünkü onlar Allah'a ve elçisi'ne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış bir halde öldüler. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ - TEVBE 84)

Cuma Namazı Kur'an'da Geçer Mi?

Evet geçer. Bazıları Cuma namaz'ının Kur'an'da geçmediğini hadislerden öğrendiğimizi söylese de bu gerçeği yansıtmaz.
 

Siz ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınızda, alışverişi keserek Allah'ı anmaya koşun! Eğer (hayır ile çıkar arasındaki farkı) bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – CUMA 9)

Cuma Namazı kadın-erkek tüm Müslümanlar haftada bir Cuma (toplantı) günü öğle namazına açık bir duyuru ile çağrılır ve namazı erkek veya kadın bir Müslüman'ın önderliğinde topluca gözettikten sonra herkes tekrar işine döner. Cuma namazı sadece erkeklere değil kadınlara da farzdır. Bu yanlışı da düzeltmiş olalım. Mescitler topluma açık yerler oldukları için mescitlere gidenler temiz ve güzel giyinmeli. (Araf 31)

Evde Namaz Kılan Kadınlar Örtünmeli Midir?

Tabii ki böyle bir şey yoktur. Hatta saçmadır. Örtünme kadın erkek ilişkilerinde cinsel duyguların birinci planda olmasını engellemek için getirilmiş bir emirdir. Allah ile kadın arasında böyle bir düzenleme yoktur. Olması da mantıksız olurdu. Allah, biz kıyafet giysek bile içimizi zaten görüyor. Ya da biz banyodayken bizi çıplak şekilde görmüyor mu? Kadınlar evde namaz kılacaksa örtünmelerine gerek yoktur. Bunu çoğu Müslüman kadında görüyorum. Namaz kılacakken evde dahi olsa başörtüsünü alıyor vücudunu sıkıca örtüyor. Pantolon giyiyorsa çıkarıp etek giyiyor falan. Ben bu tür hareketlerin namaz'ın ve örtünmenin ruhunu anlayamamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Allah'ı bir erkek gibi tasavvur etmenin ürünü olduğunu düşünüyorum. Tabii bu konuda kadınları suçlamıyorum. Bu algıyı da kadınlar üzerinde oluşturan çok büyük bir ihtimal erkeklerdir.

Namaz'da Arapça Okuduğumuz Sure ve Duaların Anlamını Bilmek Zorunda Mıyız?

Evet bilmek zorundayız. Okuduğumuz surenin mealini bilmeliyiz. Arapça dua okuyorsak okuduğumuz o duanın tercümesini bilmeliyiz. Yani ne dediğimizi bilmeliyiz ve Allah ile konuştuğumuzun bilincinde olmalıyız. Zombi gibi ne okuduğumuzu bilmeden otomatik tekrarlar yapmamalıyız. İşte Kur'an'dan delil:
 

Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 43)

Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaz'a yaklaşmayın diyen Kur'an bize bir edep öğretiyor. Demek ki ne dediğimizi bilmediğimiz için sarhoşken namaz kılmamız yasaklanıyor. Eee an itibariyle kaç Müslüman namazda ağzından çıkanı kulağı duyuyor? Kaçımız ne dediğimizi biliyoruz? Ben bu ayete dayanarak bilinçsizce okuduğum ettahiyatü duasını terk ettim. Ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu. Namazları saygı içerisinde kılmalı (23:2) İhtiyacımıza ve içinde bulunduğumuz duruma uygun olarak Allah'ın herhangi bir ismini (sıfatını) zikredebiliriz. Bu bizim isteğimize kalmış. (17:110)
 

De ki: "İster Allah diye dua edin, ister Rahman diye: O'na hangi biriyle dua ederseniz edin, ama unutmayın ki en güzel nitelikler ve tüm mükemmellikler O'na mahsustur! İmdi (ey muhatap), sen de yalvarıp yakarırken ne sesini aşırı yükselt, ne de aşırı kıs; bu ikisi arasında dengeli bir yol tut" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – İSRA 110)

Yukarıdaki ayette bizden istenen bir diğer şey namazları dengeli bir ses tonuyla kılmamızdır. Bu cemaat namazlarında cemaate önderlik eden imamın da uyması gereken bir koşul olduğunu düşünüyorum.

Kur'an'a Göre Ekstra Namaz Kılmanın Bir Sakıncası Var Mı?

Elbette yoktur. Allah ile fazladan iletişime geçmek güzel bir tavırdır. Hatta bununla ilgili ayet bile vardır.
 

Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara vererek, sana özgü bir armağan olarak namaz kıl; umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yüceltir! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – İSRA 79)

İsra 79 gelenekçi İslam'i yoruma göre peygamberimize hitap etmektedir. Sözde peygamberimize özgü nafile namaz getirilmiştir. Bu yorum bana göre çok mesnetsizdir. Çünkü Kur'an tüm Müslümanlara indi. Hitap tüm Müslümanlaradır. Sadece peygambere özel hüküm tesis etmez. Sadece peygamberi ilgilendiren bir namaz'ı Allah niçin Kur'an'a alıp ölümsüzleştirsin? Burada hitabın birinci sorumlusu peygamber daha sonra biz Müslümanlarız. Hepimiz için gecenin bir vaktinde bize özel olarak namaz kılabiliriz. Burada Kur'an'ın,"sana özgü" demesinden kastın cemaatle kılınan farz namazı olmadığına bir vurgu olsa gerektir. Sana zamirini ben dahil tüm Müslümanlar üzerine almalıdır.

Kur'an'da Hangi Sureler Okunmalıdır?

Kur'an, Fatiha dâhil hangi sureyi okumamız gerektiğini belirtmiyor. Kur'an bir konunun detayına inmiyorsa o konuda serbest olduğumuzu anlarız. İşte delil:
 

Artık Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun! Allah, ileriki zamanlarda içinizden hastalar, Allah'ın verdiği rızkı aramak için yola koyulanlar, Allah yolunda savaşa çıkan daha başkalarının olacağını bilir. Şu halde ondan kolayınıza geldiği kadar okuyun…. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – MÜZEMMİL 20)

Fatiha suresi baştan sona Allah'ı muhatap alan bir duadır. Bu noktada benzersiz bir sure olup değişik dilleri konuşanların topluca namaz kılabilmelerini sağlayabilmesi açısından da uygundur. Bu konuda Müslümanların ittifak halinde olması, Namaz'da Fatiha'nın okunmasının Hz. Muhammed'den bize kadar geldiği söylemini güçlendiriyor. Yani namaz'da Fatiha okumayı peygamberimizden öğrendiğimiz kanaatini taşıyorum. Fatiha okunmasa bile Müzemmil 20 gereğince bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum. Farz olan sadece Kur'an'dan kolayımıza gelen bölümleri okumamızdır. Hadis kabul etmiyorsun ama Fatiha'nın peygamberden geldiğini düşünüyorsun bu ne çelişki diyenlere birazdan açıklama yapacağım. Sabredin.

Kur'an'a Göre Kaç Vakit Namaz Kılacağımız Belirtiliyor Mu?

Özellikle hadisleri güvenilmez olarak gören bizim gibi insanlara söylenen soru şudur: Madem Kur'an yeter namaz vakitlerini ve rekâtını Kur'an'dan çıkarın da görelim? Gerçekten Müslümanları anlamak çok zor. Kur'an'da Allah size dininizi tamamladım diyor. Müslümanlar ise hayır dinimizi Allah değil Muhammed tamamladı diyor. Muhammed peygamber de Kur'an talebesi değil miydi? O da bizim gibi dinini Kur'an'dan öğrendi. Kur'an peygamberimize demiyor mu "Sen bundan önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin" diye (ŞÜRA 52) Neyse Kur'an'da kaç vakit namaz olduğu konusunda ihtilaflar var. Bunun sebebini de açıklayacağım. Kur'an'da ben beş vakit namaz görüyorum. Ayetleri vererek inceleyeceğiz. Ancak bazıları Kur'an'da üç vakit bulunduğu görüşünde.
 

Namazlarınızı, özellikle en ideal namazı (orta namazı) kılmaya gayret edin ve Allah'ın huzurunda gönülden bir bağlılıkla durun! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 238)

Bu ayette "salâtil vustâ" kelimesi birçok tartışmaya sebep olmuştur. Türkçeye "Orta Namazı" diye çevireceğimiz bu kelimenin tam anlamı hakkında ittifak edilemiyor. İslam cemaatinin çoğunluğu orta namazını hadislerin ışığında ikindi namazı olarak anlamışlardır. Çünkü hadislere göre peygamberden günümüze 5 vakit namaz gelmiştir. Bu inanışına göre ikindi ortadaki namaz oluyor. Hadislere inanmayan Müslümanlar ise orta namazını Öğle Namazı olarak anlamışlardır. Mustafa İslamoğlu ve Muhammed Esed gibi âlimler ise bu kelimenin "en ideal ve en faziletli namaz" anlamını tercih etmişlerdir. Aslen bu "salâtil vustâ" kelimesinin yaklaşık 18 anlamı vardır. Hangi manayı alacağınız size kalmış. Fakat "salâtil vustâ" diye bir vakit namazı tespit ettik. İster ikindi deyin, ister öğlen namazı fark etmez. Bir vakit cepte.
 

Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namazı ikame et! Unutma ki iyilikler kötülükleri giderir: İşte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – HÛD 114)

Bu ayete göre ise gündüzün iki ucunda yani iki vakit namaz var. "Gecenin gündüze yakın vakitlerinde" kelimesi ise iki vakte daha işaret ediyor. Yani Hud 114'e göre 4 vakit namaz var. Peki "gecenin gündüze yakın vakitleri" cümlesini nasıl anlamalıyız. Ben şöyle anlıyorum. Akşam namazı gecenin gündüze yakın olduğu vakittir. Sabah namazı da gecenin gündüze yakın olduğu vakittir. Yani gece ile gündüz arasındaki yakın vakitler olan akşam ve sabah namazını ben bu cümleden çıkarıyorum. "Gündüzün iki ucunda" cümlesini ise âlimlerimiz öğlen ve ikindi namazı olarak anlamışlar. Tabi bu tartışılabilir. Hud 114 Kur'an'da 3 vakit namaz var diyenleri desteklemediği kanaatindeyim.
 

Öyleyse, artık onların söyleyeceklerine karşı sabırlı ol! Bir de güneşin doğumundan önce ve batımından önce Rabbinin aşkın olan yüce zatını (namaz kılarak) hamd ile an! Yine gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında (namaz kılarak) O'nun yüce zatını an; kim bilir, belki sen de razı olursun! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – TAHA 130)

"Güneşin doğumundan önce ve batımından önce" ibaresinden sabah namazını ve akşam namazını rahatlıkla çıkarıyoruz. "Yine gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında Allah'ı an" diyen bu bölüm açıkça gündüz ve geceleyin en az birer vakit namaz olduğunun delilidir. Geceleyin bahsedilen bu vaktin yatsı namazı olduğunu varsayabiliriz. Ama bu ayette gündüz kılınacak namaz yine de belirsiz oluyor.
 

Güneşin zirveyi aşıp (batıya) ağmasından gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar (geçen zaman dilimlerinde) namazı hakkını vererek kıl; … (İSRA -  78)

Bu ayetten ben ikindi veya öğle namazından veya her ikisinden bahsedildiğini rahatlıkla çıkarabilirim.
 

Şu halde akşama ulaştığınızda ya da sabah kalktığınızda, yüceler yücesi Allah'ı anın; (17) Göklerde ve yerde her tür sena ve övgüye layık tek varlık o olduğuna göre, öğleyin ve akşama girerken de (O'nu anın) (18) (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – RUM 17, 18)

Sabah ve akşam namazına bir vurgu daha. "öğleyin ve akşama girerken de Allah'ı anın" ibaresinden öğle namazı rahatlıkla çıkarılır. Artık öğle namazından şüphemiz yok. "Akşama girerken" ibaresinden ikindi vakti de anlaşılabilir bizatihi akşam namazı da anlaşılabilir. Belirsiz.
 

Siz ey iman edenler! Meşru bir biçimde sahip olduğunuz kimseler ve içinizden ergenlik çağına ulaşmamış olanlar (dahi), günün şu üç (vaktinde) yanınıza girmeden önce sizden izin istesinler: sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkarıp istirahata çekildiğiniz vakit ve yatsı namazından sonra. Bu üç vakit sizin için mahremiyet vakitleridir. Bu vakitler dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda, sizler için de onlar için de herhangi bir beis yoktur. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NUR 58)

Yukarıdaki izinlerin vakitlere ayrılması büyük birer ipucudur. "sabah namazından önce" eşlerin mahremiyet zamanıdır. Öğlen istirahatı da aynı şekilde eşlerin özel vaktidir. Çünkü giyinik olmayabilirler. "ve yatsı namazından sonra" şimdi bazıları şöyle düşünebilir: "Burada akşam namazından bahsedilmediği ne malum?" işte burada mantığımızı kullanmalıyız. Akşam namazından sonra bile sosyal hayat devam ediyor. Evimize misafirler gelebilir. Burada öyle bir vakitten bahsediliyor olmalı ki artık uyku vakti gelmiş olsun. O saatten sonra ne misafir ne başka biri eşleri rahatsız etsin. Eşlerin odalarına çekilip yalnız kalabilecekleri bir vakitten bahsediyor olmalı. Bu da yatsı namazı tabirine uygundur. Çocuğun bile o saatte izinsiz anne babasının odasına dalamayacağı bir vakit kastediliyor. Bu ayetten yatsı namazını da çıkarabiliyoruz.
 

Bir de güneşin doğuşundan ve batışından önce rabbinin aşkın olan yüce zatını (namaz kılarak) hamd ile an; (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – KAF 39)

"Güneşin doğuşundan önce" ibaresinden sabah namazını çıkarabiliriz. "güneşin batışından önce" ibaresinden ben ikindi namazını anlıyorum. Gördüğünüz gibi toplamda 5 vakit namazı Kur'an'dan çıkardık. Şimdi gelelim Kur'an'dan 3 vakit çıkaranların deliline. Onlar da şöyle düşünüyor. Kur'an'da KAF 39, RUM 17,18, TAHA 130 gibi ayetler Allah'ı an, Allah'ı hamd et diyor, Namaz ifadesi yok. Namaz ifadesi sadece 3 özel vakit için geçiyor.
  • Salat-el Fecri-SABAH NAMAZI (24:58; 11:114)
  • Salat-el İşa'-AKŞAM NAMAZI (24:58; 17:78; 11:114;38:32)
  • Salat-el Vusta- ORTA NAMAZ (2:238)
Bu da kendi içinde tutarlı bir görüştür. Ancak ben Allah'ı an, Allah'a hamd et cümlelerini fiili birer eylem olarak görüyorum. Namaz Allah'ı anmaktır. Ona hamd etmektir. Allah'ın yukarıdaki vakitlerde Allah'ım sana hamd olsun kelimesini duymak için özellikle beş vakitten bahsediyor olamaz. Bu saçma olur. Mesela Taha 130'da "Bir de güneşin doğumundan önce Allah'ı hamd ile an" denmektedir. Ne yani sabah'ın köründe kalkıp Allah'ım sana hamd olsun deyip tekrar yatacak mıyız? Bu çok saçma. Bu yüzden Taha 130 gibi ayetlerin namaz vakitlerinden bahsettiğini düşünüyorum.

Kur'an'a Göre Namaz Kaç Rekâttır?

Kur'an bize yeterli değil diyenlerin bizi köşeye sıkıştırdıklarını düşündükleri ikinci soruları şu: Hadi Kur'an'dan rekâtları gösterin! Ben de Kur'an'dan ona rekâtları göstereceğim. İşte ayet:
 

Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkârda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkâr edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 101)

Yukarıdaki ayet "namazları kısaltmanızda bir beis yoktur" ifadesini kullanıyor. Tabii sefere çıkıldığında. Madem sefere çıkıldığında ve korku halinde namaz kısaltılabilir o halde namaz en az iki rekâttır. Çünkü onu kısaltabilmemiz için en az iki rekât olması lazım. Siz sefer sırasında bir rekât kılarsanız kısaltmış olursunuz. Yani bu ayet namaz'ın en az iki rekât olduğunun delilidir.
 

Sen de onların arasındayken kendilerine namaz kıldıracağın zaman, sadece bir kısmı silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursunlar. Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) sizin ardınızda dursunlar. Bu kez namazlarını eda etmemiş olan diğer grup gelsin, her türlü tehlikeye karşı müteyakkız ve silahlarını kuşanmış bir halde seninle birlikte namaza dursunlar. İnkârda direnenler sizi silahsız ve teçhizatsız yakalamak isterler ki, ani bir baskınla sizi gafil avlayabilsinler. Fakat yağmur dolayısıyla zorda kalır ya da hastalıktan muzdarip olursanız,(namaz sırasında) silahlarınızı bırakmanızda bir beis yoktur; yine de siz tehlikeye karşı tetikte olun! Kuşku yok ki Allah, inkârcılar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 102)

 
Yukarıdaki ayette sefer sırasında peygamberimizin Müslümanlara nasıl namaz kıldıracağını anlatıyor."sadece bir kısmı silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursunlar." İfadesinden ordunun ikiye bölünüp namaz kılması söz konusu olduğunu anlıyoruz. İlk önce bir kısmı kılacak daha sonra diğer kalanlar kılacak. "Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) sizin ardınızda dursunlar. Bu kez namazlarını eda etmemiş olan diğer grup gelsin" ifadesinden secdenin rekât sonu olduğunu anlıyoruz. Çünkü ilk grup secdeye vardığında diğer grup nöbet tutacak. Secdeden sonra son oturuş ve namaz bittiğinde diğer grup gelecek. "her türlü tehlikeye karşı müteyakkız ve silahlarını kuşanmış bir halde seninle birlikte namaza dursunlar" peygamber namazdan kalkmadan diğer grup gelip namaza katılıyor. Buradan da şunu anlıyoruz. Ordunun ilk bölümü tek rekât kılıp gitti diyelim. Sonra Ordudan namaz kılmayan diğer grupta gelip bir rekât kılıp gitti. Bu durumda Rasulullah iki rekât kıldırmış oluyor. Buradan namaz en az iki rekâttır sonucunu insanlar çıkarabilir. Bununla ilgili bir problemim yok. Ancak askerler ikişer rekat halinde kılmış olabilir o zaman da namaz'ın kısaltılmamış hali iki rekat olduğundan namaz en az 3 rekat olur. Buradan şunu demeye getiriyorum: Kur'an namaz için minimum rekât sayısını belirtmiş maksimum rekat sayısını insanlara bırakmıştır. Allah bir konuda detaya girmiyorsa o unuttuğundan ya da Muhammed peygambere bıraktığından değil, insanları zora koşmamak, katı kurallarla bu dini yaşanmaz hale getirmemek için. Bazen insanın canı çeker 30 rekât kılar ne olacak. Bazen insan huşu içinde oluyor ve fazla kılmak istiyor. Bazen insan kılmak istemiyor. Fakat Allah ile iletişimin kopmaması için minimum sınır getirilmiştir. En az iki rekât sınırı Allah ile aradaki bağın kopmaması içindir.

Ben Kuran'da namaz ile geçen ifadeleri size verdim. Siz Kur'an'dan nasıl anladıysanız öyle yaşayın. Ben ise şimdi kişisel görüşlerimi sunmak istiyorum. Ben namaz rekâtlarının, vakitlerinin ve fatiha'nın okunması olayını Hz. Muhammed'den bize geldiği kanaatindeyim. Ancak hadisler aracılığıyla değil. Hadislere göre yüzden fazla namaz kılma şekli var. Yok gülersek abdest bozulur, yok kadın,eşek ve siyah köpek önümüzden geçerse namaz bozulur, yok ayaklar iki karış açık olmalı vs.. gibi boş ve aslı astarı olamayan şeylerin peygamberin ağzına tıkılarak İslam'ı sulandırmaya çalıştıkları görüşündeyim. Namaz ise İbrahim'den beri kopmadan sözle değil görsel ve uygulamalı olarak geldiği için Hz. Muhammed'den bize ulaştığı görüşündeyim. Peygamber vefat ettikten 200 yıl sonra sözle aktarıla aktarıla gelen hikayeleri din olarak kabul edemeyiz. Ancak namaz öyle değil. Peygamber vefat ettiğinde namaz bilen yüz bine yakın insan vardı. 4 halife döneminde de namaz değiştirilemeyeceğine göre peygamberi namaza şahit olmuş yüz binlerce insan vardı. Hadis gibi unutulup değiştirilecek bir şey değil namaz. Çünkü namaz hiç kopmadan hiç unutulmadan nesilden nesile aktarıldı. Çocuk babasının nasıl kıldığını unutabilir mi? Müslümanlar bugün namaz konusunda ittifak ettikleri konular rekat sayısı, vakit sayısı ve fatiha'nın okunmasıdır. Ben ittifak edilen bu üç unsurun peygamberimizden bugüne korunduğunu düşünüyorum. Yani namaz her gün tekrarlandığı için unutulmuş olamaz. Rekât sayısına da vakit sayısına da ekleme yapılamadığı görüşündeyim.

İslam'da Var Olmayan Namaz Uygulamaları

  • Namazları birleştirmek (cem etmek),
  • Kaçırılmış namazları kaza etmek,
  • Namazları yolculuk anında kısaltmak,
  • sünnet namazı diye bir namaz eklemek,
  • Namaz kıldırma memurluğu (imamlık) diye bir meslek icat etmek,
  • Kadınların namazda önderlik etmesini yasaklamak,
  • Otururken Et-tahiyatü duasını okumak ve bu duada peygambere ikinci şahıs olarak seslenmek, Fatiha'nın Besmelesini okumamak,
  • Eller ve parmakların yeri konusundaki detaylarla meşgul olmak,
  • Namazdan önce ağzı misvaklamanın, sarık veya terlik giyilmesinin daha sevap olacağına inanmak
gibi nice kurallar ve inançlar Hadis-Sünnet ve mezhepler yoluyla Muhammed Peygamberden en az bir asır  sonra İslam'a sokulmuştur.
 






 


Müslümanlığın kadına bakışı ile Müslümanın kadına bakışı arasında ciddi fark var

En Son Yapılan Yorumlar