Kur'an'da Namaz Nasıldır? Namaz Hadisler Olmadan Kılınabilir Mi?

Bu yazımda sadece Kur'an'ı referans alırsak namaz kılıp kılamayacağımıza değineceğim. Çünkü çoğu Müslüman namaz kılmayı hadislerden öğrendiğimizi iddia ediyor. Kur'an'ın bu konuyu es geçtiğini düşünüyor. Bırakalım bu konuda Kur'an cevap versin
 

Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık (ENAM 38)

Evet, Allah dini hükümlerde eksik bir nokta bırakmadığını söylüyor. Tabi bu ayeti Enam 37'deki ayetle ilişkilendirdiğimizde ilahi yasalarda hiçbir boşluk bırakmadık anlamı çıksa da yukarıdaki anlam da ayetin bize verdiği mesajdır. Muhammed Esed de ayete "Biz buyruğumuzda tek şeyi bile ihmal etmedik" anlamını vermiş. Kur'an, kendisinin bir şeyleri unuttuğu ya da boş bıraktığı iddiasını desteklemez. Namaz'a gelince. Biz her dini bilgi gibi namazı da Kur'an'dan öğreniyoruz. Bunu söylediğimde bazıları Kur'an'dan resimli namaz hocası sayfalarını açmamı bekliyor. Halbuki hiç düşünmüyor ki hadis adı verilen rivayetlerde de resimli bir gösterim yok. Kur'an, rukü ve secde deyince "rukü nedir, secde nedir" biz anlamadık bu yüzden anlamak için hadislere bakmalıyız diyenler beni hayrete düşürüyor. Çünkü hadis adlı rivayetlerde de secde ve rukü kelimesi geçiyor. Resimli bir hadis yok ki. Kur'an'da bu kelimeleri anlamayanlar hadislere bakınca anladık diyorlar. Aynı kelimeler ancak Kur'an'da okuduğunda anlamıyor. Bu iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Kur'an'ı dini hükümlerde eksik bırakmaya çalışanlar o eksiği kendi çıkarlarına göre doldurmak isteyen kötü niyetli insanlardır.

Hadislerin peygamberimizin sözleri olduğuna inanan insanlara şunu söylemek istiyorum: Hadislere göre yüzden fazla namaz kılma çeşidi ortaya çıkıyor. Her mezhep bu hadislere dayanarak farklı bir namaz ortaya çıkarmış. Bir mezhebin kabul ettiğini diğeri mekruh sayıyor. Şu halde dinimi hangi mezhebe göre yaşayacağım ? Hepsi de hadis referanslı ayrılıklar. Bismillah deyip başlıyorum.

Kur'an'da Namaz Kavramı Geçer Mi?

Kur'an'da namaz kavramı bir kez bile geçmez. Kur'an'da salat kavramı geçer. Salat kavramını eylem haline dönüştüren ikame etmek fiili ile geçtiği yerleri namaz şeklinde çeviriyoruz. Namaz kavramı ise Türkçeye Farsçadan geçmiştir. Farsçaya da Hintçe'den geçmiştir. Hint filmelerini izleyenler bilir hintliler birbirlerini selamlarken "namaste" derler. Aynı kökten gelir. Ben orjinal terimi olan salat'ı kullanmak istesem de çoğu insan namaz terimine alıştığı için namaz terimi üzerinden gideceğiz. Namaz terimini kullanmak istemememin nedeni ise tam olarak salat kavramını karşılamamasıdır. Bazı kesimler salat'ın namaz anlamı olmadığı görüşünde. Belki haklıdırlar ancak ben delillerini pek de mantıklı bulmadım hala Kur'an'da salat'ın şekli dua anlamı da olduğu kanaatindeyim. Ne var ki çoğu yerde namaz diye çevrilmesi çok büyük bir hata olmuş. Kur'an'da salat kavramını gördükleri her yerde namaz anlamını vermişler ki bu çok büyük bir hataya sebep olmuştur. Bazı ayetler açıkça anlam bozukluğuna uğramıştır. Burada kararı insanlar versin. Kur'an'da namaz anlamı olduğuna inandığım için yazımı bunun üzerine inşa edeceğim.

Namaz Kimin İçin?

Namaz sadece Allah için kılınır. Allah ile çok özel bir randevu şeklinde ele alabiliriz. Şu halde Allah ile iletişim kurmaya çalıştığımız bu çok özel ibadete başka biri sokulmamalı.
 

O halde salatı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et! (KEVSER 2)

De ki: Bakın, benim salatım, (bütün) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (yalnızca) bütün âlemlerin Rabbi olan Allah içindir, (MUHAMMED ESED MEALİ– ENAM 162)

Yukarıdaki ayetler ibadetlerin yalnızca Allah için olduğunu dile getirir. Şu halde ettahiyatü denen duada geçen "Ey Nebî! Allah'ın selâm, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun" ifadesi çok sorunlu bir ifadedir. Çünkü Allah dışındaki bir varlık muhatap alınmakta ve sanki Allahmış gibi yani seni işitiyormuş gibi doğrudan peygambere seslenilmektedir. Bu yüzden ben Ettahiyatü adlı duanın kesinlikle okunmaması taraftarıyım. Kaldı ki Kur'an'da geçmiş asırlardaki Arapların dualarını namazlarda farzmış gibi okumak ne derece mantıklı? Biz Allah'a söyleyecek bir söz bulamıyor muyuz?

Namaz'ın Amacı

Kur'an'da yaklaşık 80 küsür ayette namaz anlamını verdiğimiz salat kelimesi kullanılır. Bunların çoğunda namaz kılma eyleminden sonra zekât verme erdemine atıf yapar. Sanki yapışık ikizlermiş gibi Allah hep beraber kullanmış. Şunu demek istiyorum: Namaz kılan kişinin toplumsal bilinç ve sorumluluğa ayrıca iktisadi bir ahlaka sahip olması gerektiği vurgulanıyor. Birileri açlıktan ölüyorken siz bankadaki rakamlarınızın artmasıyla mutlu oluyorsanız kıldığınız salatı tekrar düşünün derim. Müslüman ihtiyacından fazlasını fakire verir. Namaz'ın bir gayesi insana zekâtı hatırlatmaktır. Çünkü bu dünyayı yaşanamaz hale getiren ve bizi içten içe çürüten tek şey paradır. Daha fazla kazanma hırsı başka insanların rızkını çalma noktasına getiriyor insanı. Bankadaki paranızın birkaç hane daha artması başkalarının hayatına bile mal olsa yine de istiyorsanız dünya yaşanamayacak bir hale geldi demektir. İşte Kur'an insanların kalbini çürüten bu kurdu hatırlatmak için Allah ile iletişimi kurmamızı sağlayan onu hatırlatan namazı öneriyor. Namaz ve zekâtın yapışık anıldığı birkaç ayet (Bakara 3, 43, 83, 110, 177; Nisa 77, 162; Maide 12, 55; Hac 78; Maun 1-7) Emin olun bu sadece yazdığım birkaç ayet daha onlarcası var. Namaz'ın bir başka amacı Müslümanları çirkinlik ve kötülükten alıkoymasıdır.
 

(Ey bu vahyin muhatabı!) Sana vahyedilmiş olan bu mesajı izle ve (başkalarına) ilet; ve salatı hakkını vererek ikame et: çünkü (hakkı verilerek kılınmış) namaz, (insanı) belli başlı her tür çirkinlik ve kötülükten alıkoyar; ve hele Allah'ı anmak ve Allah'ın sizi anması elbette en büyük (boyutudur)! Zira Allah tasarlayarak işlediğiniz her şeyi bilir. (ANKEBUT 45)

Bunu hem soyut koruma hem somut koruma olarak anlayabiliriz. Bu ayeti "namaz kılarsam artık koruma altında olacağım için kurşun bile bana işlemez" şeklinde anlayanlar var. Bu hatalı bir okumadır. Burada şu kastedilmekte diye düşünüyorum: Müslümanlar beş vakit Allah ile iletişime geçeceğinden ve bunun için de abdest şartı olduğundan kişinin abdestini bozacak şeylerden kaçınmasına sebep olacaktır. Namaz bu şekilde somut koruma sağlar. Namaz, sürekli Allah bilincini açık tutacağından soyut olarak kötülüklere meyletmeyi de azaltacaktır. Bu da soyut koruma kapsamında düşünülebilir. Bu verdiklerim zayıf ve basit örnekler. Amaç ayeti anlamak.

Kişi ne zamana kadar namaz kılmalı? Namaz'ın Müslüman hayatında bir süresi var mı?

Namaz hayat boyu gözetilecek bir görevdir. Yani ölünceye kadar devam eder.
 

Onlar ki salatlarında titiz ve devamlıdırlar. (MEARİC 23)

Ne olursa olsun Namaz'ı normal formuyla mı kılmalıyım?

Hayır! İslam ve Kur'an'ın Allah'ı öyle sadist bir Tanrı değildir. Şartlar duruma göre esneyebilir. Mesela tren yolculuğundasınız ve namaz vakti geçecek. O halde namazı trende kılmalısınız. Tren'in ortasına seccade yerleştirerek değil herhalde. Oturduğunuz yerden kılın. Uçaktayken de böyle yapın. Hastaysanız oturarak, daha da fazla hastaysanız yatarak kılabilirsiniz. Yani durumunuza göre namaz'ın kılınış şekli değişir. Bunu ayet söylüyor. İşte ayet:
 

Fakat tehlikedeyseniz, yaya ya da binek üzerinde eda edin! Tekrar güvenliğe kavuştuğunuzda, Allah'ı bilmezken size bildirdiği gibi anın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 239)

Duruma göre namaz kısaltılabilir.
 

Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkârda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, salatınızı kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkâr edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar (NİSA 101)

Kaza Namaz'ı Kur'an'da Var Mıdır?

Hayır. Kur'an'da kaza namazı yoktur. İslam'da kaza namaz'ı yoktur. Bunun peygamberden çok sonra eklenmiştir. Yukarıda namaz kılmanın esnetildiği ayetleri size sundum. Fakat ne olursa olsun namaz kılınmak zorunda. Nisa suresi 101 ve 102 'de savaş durumunda bile namaz'ı kısaltmamız tavsiye ediliyor kazaya bırakmamız değil. Savaşta bile kılmamız gereken namaz'ın kazasının olmadığını bu ayetlerden de anlayabiliyoruz. Allah'ın böyle bir uygulaması ve ruhsatı yok. Böyle bir vaadi de yok. Kur'an orucun kazasından bahsediyor ancak namazın kazasından bahsetmiyor. Kimse Kur'an dini bir hükmü unuttu demesin. Allah unutmaz. Kur'an'da yer vermediğine göre böyle bir ruhsatı yok demektir. Nisa 103 kaza namazının olmadığının güçlü bir delilidir.
 

Salatı bitirdiğiniz zaman, ayaktayken, otururken ve uzanmış bir haldeyken Allah'ı anın ve güvenlik içindeyken salatlarınızı (eksiksiz) ikame edin; çünkü salat bütün mü'minler için belirli zamanlarla kayıtlı bir vecibedir. ( NİSA 103)

Yukarıdaki ayette ayrıca Namazdan sonra Allah'ı anmaya ve zikretmeye devam etmemiz gerektiği sonucunu çıkarabiliriz.

Namaz peygamberimize miraç gecesinde mi verildi?

Peygamberimize namaz'ın miraç gecesi verildiği ve kılınışını da bizzat Cebrail'in Hz. Muhammed'e gösterdiğini söyleyen hadis adlı rivayetler var. Ancak bu hadisler Kur'an ayetleri ile çelişir. Çünkü miraç olayından önce inen ayetlerde namaz konusu işleniyor. Hatta ilk inen surelerde namazı yalnızca Allah'a kılmakdan bahsediyor (Kevser 2)
 

O halde salatı da, kurbanı da yalnız Rabbine tahsis et! (KEVSER 2)

Bu ilk inen surelerden olan Kevser suresi şunu gösteriyor. Ya müşrikler de namaz kılıyordu ve Allah'tan başkasına tahsis ediyorlardı ya da başka inanca sahip insanlar (Yahudi vb..) namaz kılıyordu ve Allah'tan başkasına tahsis ediyorlardı. Allah bu ayetle namaz'ı zaten şahit olan Muhammed peygamber ve yanındakilere namaz kılın demiyor namazı yalnızca Allah'a tahsis edin diyor. Ya da çoğu ayette salatı ikame edin denmiyor salatı (namazı) dosdoğru ikame edin deniyor. Demek ki bozuk olan bir namaz anlayışını düzeltiyor. Ne yani Muhammed peygambere namazı Cebrail öğretmedi mi? Namaz, ilk olarak Muhammed peygambere verilmedi mi? Bu soruların cevabı elbette ki hayırdır. Kur'an şöyle diyor:
 

Hani bir zaman da İsrâiloğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, salatı istikametle ikame edeceksiniz, zekâtı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünden dönmüştünüz ve siz pek dönek bir toplumsunuz. (BAKARA 83 )

Gördüğünüz gibi İsrailoğullarına namaz biz Müslümanlardan binlerce yıl önce verilmiş. Youtube'a girin ve Yahudilerin namaz kılışı diye yazın tıpkı biz Müslümanlar gibi kılıyorlar. Yani namaz kadim peygamberlerden peygambere, ümmetlerden ümmetlere geçmiştir. İyi ki internet var da Yahudilerin de tıpkı bizim gibi namaz kıldığını öğrendik. Yahudiler de mi namazı hadislerden öğrendi? Hayır tabi ki. Ben Adem'den beridir namaz'ın var olduğunu düşünüyorum. Namazda yaptığımız şekiller olan secde, ruku ve kıyam da insanoğlunun ürünüdür. İnsanoğlu, Adem'den beri bir şekilde Allah'a ibadet ediyor ve dua ediyordu. Zamanla atalarımızın yaptığı bu şekilsel hareketler kalıpşlaştı. Allah da saygı ve ibadet için kullandığımız bu hareketleri onayladı. Fakat Allah'ın istediği şey bu hareketlerin başka bir tanrı hortlatıp onlara yapılmamasıdır. Kur'an  İbrahim peygamberin de namaz kıldığını söyler:
 

Hani bir zaman da Kâbe'yi insanlık için daimi bir merkez ve kutsal bir güvenlik bölgesi kılmıştık. Öyleyse İbrahim'in vatanını dua ve ibadet yeri edinin! Nitekim biz İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edecekler, içe kapanacaklar ve uzun uzun rükû ve secde edecekler için mabedimi temiz tutun!" diye emretmiştik (BAKARA 125 )

Bu ayette İbrahim peygambereruku ve secde edecekler için Kâbe ve çevresini temiz tutması emredilmekte. Tabii bu temizlik soyut mu somut mu o ayrı bir tartışma konusu. Önemli olan namaz kılma eyleminin İbrahim peygamber döneminde dahi yapılması. Kur'an daha geriye gitmiyor olabilir ama bu İbrahim peygamberden önceki peygamberlerin salat etmediği sonucuna bizi götürmez. Bu konuda şimdilik agnostik (bilinemezci) bir yaklaşımım var. Yukarıdaki ayetler namaz'ın miraç gecesi verildiği veya ilk Muhammed peygambere verdiği tezlerini çürütür. Mekke çevre bölgelerden hac için gelinen ve o dönemin kozmopolit şehriydi. Yani çok farklı inançlardan insanlar bulunuyordu. Peygamberimizin İslam'dan önce Yahudilerde muhakkak namaz'ı gördüğünü düşünüyorum. Yahudilerle iç içe yaşayan Araplar nasıl olurda Yahudilerin çok az farkla aynen bizim gibi kıldığı namazı fark etmemiş olabilir? Ayrıca Kur'an'ın bize bildirdiğine göre müşrikler Kur'an için eskilerin efsanesi ibaresini kullanıyorlar. Peki niçin? Kanaatime göre peygamberlerin değişmez ibadeti namaz'ı Yahudiler gibi kılmamız ve İslamiyet'in bozulmuş mezhepleri olan Hristiyanlık ve Yahudilik ile ortak iddialarımızın olması müşrikleri bu tür söylemlere götürmüş olmalı.

Kur'an'da Namaz'ın Şartı Var Mı?

Evet var. Namaz kılabilmek için ön hazırlık olan abdest şartı var. (Maide 6, Nisa 43)
 

Siz Ey iman edenler! Salat'a kalkacağınız  zaman yüzünüzü, ellerinizi ve  dirseklere  kadar kollarınızı yıkayın  ve (ıslak) ellerinizle başınızı meshedin ve  bileklere kadar ayaklarınızı da (yıkayın ve /veya meshedin)… (MAİDE, 6)

Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın! Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 43)

Bu ayetlerden şu sonuç çıkar: Abdesti bozan 3 şey var. Bunlar Sarhoş olmak, Cünüp olmak ve Tuvalet ihtiyacını gidermek. Bunun dışında kalan ve mezheplerin ya da hadis denilen rivayetlerin hiçbirinin bir hükmü yoktur. Mezhepler bu işi sulandırmıştır. Allah -haşa- sanki unutmuş gibi yok şu abdesti bozar, yok gülmek abdesti bozar gibisinden aslı astarı olmayan ilaveler dine yapılmıştır.

Bir başka şart ise kıble'ye dönmektir.(Bakara 143,144) Tabi kıble'ye dönme emrini mecaz olarak anlayanlar olmuş. Fakat bu eksik bir okumadır. Doğrudur. Kıble'ye dönme emrinin mecaz bir yanı da vardır. Allah Müslümanlara yüzlerini tek bir yöne dönmelerini söyleyerek hepimizin ortak bir hedefe odaklanmasını, ortak bir amaca yönelmesini, ayrılığa düşmememizi, birbirimize sırtımızı dönmememizi, mezhepleşmememizi, parçalanmamamızı vs.. söylediği mecazi anlamları var. Ancak kıble'ye dönmeyi sadece mecaz olarak anlayamayız. Kur'an'daki ayetler açıkça bu işin somut yönü de olduğunu gösteriyor. Allah'ın herhangi bir mekânda olduğu düşünülemez. Allah mekânın dışındadır. Bu yüzden Allah'a yönümüzü çeviremeyiz. Şu halde Allah'ın simgesel olarak hepimizi döndürdüğü ortak bir istikamet olarak düşüneceğiz. Kıble olayı şu mesajı içerir: Yüzümü Allah'a sırtımı karanlıklara çeviriyorum.
 

İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Elçi de size örnek ve model olsun. Elçi'ye uyanların arasından topukları üzerinde gerisin geri dönenleri belirtelim için, senin şu an yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay, Allah'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için çok zor bir sınavdı; Allah sizin iman(da ısrar)ınızı kesinlikle zayi etmeyecektir: Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat, sonsuz bir merhamet sahibidir. (143) Biz senin yüzünü gökyüzüne çevirip durduğunu görüyorduk. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndürecektik: Artık yüzünü Mescid-i Haram'dan yana çevir! Siz de nerede olursanız olunuz yönünüzü o yana çeviriniz! Kendilerine daha önce vahiy emanet edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu iyi bilirler: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. (144)  (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 143,144)

Ya kıble'ye dönecek halde değilsek bu konuda Allah bir esneklik sağlıyor mu?

Tabii ki sağlıyor. Kur'an'ın tanıttığı Allah katı kuralları olan, o kuralları insana rağmen savunan bir Allah değil. Bu kurallar insan hayatını güzelleştirmek ve düzene sokmak için gönderildi. Zorda kaldığında haram olan tek yiyecek olan domuz etini bile yememize izin veren bir Allah'ımız var. Din insan içindir anlayışına sahip bir Allah'ımız var.
 

Fakat tehlikedeyseniz, yaya ya da binek üzerinde eda edin! Tekrar güvenliğe kavuştuğunuzda, Allah'ı bilmezken size bildirdiği gibi anın! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 239)

Kur'an'da şeklen nasıl namaz kılınacağı var mı?


Namaz'ın şeklen nasıl kılınacağı İbrahim peygamberden beri biliniyor. Çünkü benim kanaatime göre zaten bu şekiller insan ürünüdür. Herhangi bir melek tarafında şeklen nasıl dua edileceğinin gösterildiğini sanmıyorum. bu mitolojik bir iddiadır ve Kur'an'dan da delili yoktur bu iddianın. Yukarıda verdiğim Bakara 125 buna delildir. Hatta youtube'ye Yahudiler nasıl namaz kılıyor diye bakın bizim kıldığımız namaz şeklini göreceksiniz. Namaz bize kadim peygamberler ve ümmetlerden kalmıştır. Bu yüzden namaz ibadeti binlerce yıldır ebeveynlerden çocuklara geçerek taşınmıştır. Nesilden nesile aktarıldığı için kılınış şekli kalıplaşmıştır. Kur'an, önemli hiçbir konuyu es geçmemiştir. Namaz kılınma şekilleri vardır. Kıyam, rükü ve secde namazın şekil formudur ve üçü de Kur'an'da geçer. Rukü ve secde bakara 43,125; Ali İmran 43; Maide 55; Hac 77 vs.. birçok yerde geçer. Kıyam, ruku ve secde haricinde namazda uymak zorunda olduğumuz bir şekil yoktur. Şu an kıldığımız namaz şeklinin Muhammed peygamber döneminden farklı olduğu açıktır. Mezhepsel farklılıklar buna delildir. Çünkü şu an ki katı şekil kuralları o dönemde yoktu. O dönem salatın ruhu ile ilgileniliyordu. Namaz Allah ile yapılan konuşma, onunla diyaloğa geçmedir. Ancak şuanki namaz tuhaf bir dinsel ritüel halini almıştır. Yok elin göbek altında olmalı, yok şu dualar okunmalı, yok şu sureleri okunmalı vs. onlarca radikal insan ürünü anlayış namaza sokulmuştur. Namazda kişi istediği ayeti okur. Daha sonra da anadilinde istediği duayı yapar.
 

Salatı istikametle ikame edin , zekâtı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin! (BAKARA 43 )

Nitekim biz İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edecekler, içe kapanacaklar ve uzun uzun rükû ve secde edecekler için mabedimi temiz tutun!" diye emretmiştik (BAKARA 125 )

Ey Meryem! Rabbine huşu ile bağlan, secdeye kapan ve (O'nun huzurunda) eğilenlerle birlikte eğil! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – ALİ İMRAN 43)

Yukarıdaki Ali İmran 43 bize bazı hakikatleri de verir. Secdenin Allah'ın önünde eğilmek olduğunu anlıyoruz. Tabi şeklen eğilmeyi öne doğru değil de arkaya doğru eğilmek olarak da çıkarabiliriz diyenler Kur'an ayetini yetersiz göstermeye çalışan kişilerdir. Ayrıca bu ayetten Meryem dönemindeki İsrailoğullarının da bizim şu an kıldığımız gibi namaz kıldıklarının delilidir. Çünkü aynı secde hem Meryem'e hem bize emredildi. Kur'an'da namazı tamamlayan diğer form kıyamdır. Ve işte ayet:
 

Yine onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – FURKAN 64)

Tamam, namaz'ın tüm şekilleri Kur'an'da geçiyor. Peki geçmeyen ve günümüzde uyguladığımız şekiller nerede geçiyor? Hiçbir yerde geçmiyor. bu şekiller haricindeki tüm namaz kılma şekilleri insan ürünüdür ve uymak zorunda değiliz. Dinde iddiasını Kur'an'a dayandırmayan her görüş kişinin şahsi yorumudur. Buna benim tüm dini görüşlerim de dahildir. Kıyam-rukü-secde sıralamasını nerden biliyoruz. Hadis denilen rivayetler olmazsa sıralamayı nasıl bileceğiz? Sıralamayı Kur'an veriyor zaten. Buradan da Kur'an'ı eksik göstermeye çalışanlar eli boş döneceklerdir:
 

Hani biz, İbrahim'in (inşa ve ihya etmesi) için bu İbadet Evi'nin yerini tespit ettiğimiz zaman şöyle demiştik: "Bana hiçbir şeyi şirk koşmadığın gibi, Mabedimi de tavaf edecekler ve (ona doğru) kıyama durup rükû ve secdeye kapanacaklar için (şirkten) temiz tutacaksın!" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – HAC 26)

Eğer Kur'an'da kıyam-rukü-secde sıralaması olmasaydı bile mantıken secdeden ve rukü'dan başlamayacağımızı bilirdik. Namaz'a kıyam ile ayakta durarak başlanacağı açıktır. İlk önce secdeye varıp secdeden rukü'ya geçemeyeceğinize göre… Özetlersek Mekanik Biçimde Namazı ayakta durarak kılmaya başlamalı (2:238; 3:39; 4:102) ve özel durumlar hariç durulan yerden hareket edilmemeli (2:239). Namazda eğilerek yere kapanmalı (rüku ve secde) böylece Allah'a teslimiyet fiziksel olarak da bildirilmeli (3:43; 4:102; 22:26; 38:24; 48:29). Herhangi bir korku ve endişe durumunda ayakta durma ve eğilerek yere kapanma koşulu aranmaz (2:239)

Burada asıl nokta şu: Hadislerde de rukunun, secdenin şeklen nasıl olduğuna dair bir resim ya da video kayıt yoktur. Biz secdenin, rukunun ve kıyamın nasıl olduğunu atalarımızdan öğrendik. Kur'an'da cinsel ilişki kelimesini gören bir insan ne olduğunu nereden biliyor? Biliyor çünkü hayatımızda sürekli uygulaması olan bir kavram. Niçin kimse bu ne demiyor? İş secde olunca nereden bilmeliyiz diyorlar. Ben de diyorum ki sen cinsel ilişki denilince nasıl anladıysan secde de atalarımızdan uygulamalı olarak nesilden nesile aktarılan bir şekil olarak anlarsın.

Cenaze Namazı Kur'an'da Geçer Mi?

Evet geçer. Peygamberimizi bir savaşta yüzüstü bırakan bazı insanların anlatıldığı Tevbe 84'ten önceki ayetler o tür insanların cenaze namazını kılmaması şeklinde tamamlayan Tevbe 84 ile son bulmuştur. İşte Ayet:
 

Ve onlardan ölen herhangi birinin salatını ikame etme ve kabrinin başında da asla bulunma! Çünkü onlar Allah'a ve elçisi'ne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış bir halde öldüler. (TEVBE 84)

Cuma Namazı Kur'an'da Geçer Mi?

Evet geçer. Bazıları Cuma namaz'ının Kur'an'da geçmediğini hadislerden öğrendiğimizi söylese de bu gerçeği yansıtmaz.
 

Siz ey iman edenler! Cuma günü salata çağrıldığınızda, alışverişi keserek Allah'ı anmaya koşun! Eğer (hayır ile çıkar arasındaki farkı) bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (CUMA 9)

Cuma Namazı kadın-erkek tüm Müslümanlar haftada bir Cuma (toplantı) günü öğle namazına açık bir duyuru ile çağrılır ve namazı erkek veya kadın bir Müslüman'ın önderliğinde topluca gözettikten sonra herkes tekrar işine döner. Cuma namazı sadece erkeklere değil kadınlara da farzdır. Bu yanlışı da düzeltmiş olalım. Mescitler topluma açık yerler oldukları için mescitlere gidenler temiz ve güzel giyinmeli. (Araf 31)

Evde Namaz Kılan Kadınlar Örtünmeli Midir?

Tabii ki böyle bir şey yoktur. Hatta saçmadır. Örtünme kadın erkek ilişkilerinde cinsel duyguların birinci planda olmasını engellemek için getirilmiş bir emirdir. Allah ile kadın arasında böyle bir düzenleme yoktur. Olması da mantıksız olurdu. Allah, biz kıyafet giysek bile içimizi zaten görüyor. Ya da biz banyodayken bizi çıplak şekilde görmüyor mu? Kadınlar evde namaz kılacaksa örtünmelerine gerek yoktur.  Kaldı ki zaten başörtüsü emri Kur'an'da yoktur. Bunu çoğu Müslüman kadında görüyorum. Namaz kılacakken evde dahi olsa başörtüsünü alıyor vücudunu sıkıca örtüyor. Pantolon giyiyorsa çıkarıp etek giyiyor falan. Ben bu tür hareketlerin namaz'ın  ruhunu anlayamamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Allah'ı bir erkek gibi tasavvur etmenin ürünü olduğunu düşünüyorum. Tabii bu konuda kadınları suçlamıyorum. Bu algıyı da kadınlar üzerinde oluşturan çok büyük bir ihtimal erkeklerdir.

Namaz'da Arapça Okuduğumuz Sure ve Duaların Anlamını Bilmek Zorunda Mıyız?

Evet bilmek zorundayız. Okuduğumuz surenin mealini bilmeliyiz. Arapça dua okuyorsak okuduğumuz o duanın tercümesini bilmeliyiz. Yani ne dediğimizi bilmeliyiz ve Allah ile konuştuğumuzun bilincinde olmalıyız. Zombi gibi ne okuduğumuzu bilmeden otomatik tekrarlar yapmamalıyız. İşte Kur'an'dan delil:
 

Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın! (NİSA 43)

Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar namaz'a yaklaşmayın diyen Kur'an bize bir edep öğretiyor. Demek ki ne dediğimizi bilmediğimiz için sarhoşken namaz kılmamız yasaklanıyor. Eee an itibariyle kaç Müslüman namazda ağzından çıkanı kulağı duyuyor? Kaçımız ne dediğimizi biliyoruz? Ben bu ayete dayanarak bilinçsizce okuduğum ettahiyatü duasını ve diğer duaları terk ettim. Ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu. Namazları saygı içerisinde kılmalı (23:2) İhtiyacımıza ve içinde bulunduğumuz duruma uygun olarak Allah'ın herhangi bir ismini (sıfatını) zikredebiliriz. Bu bizim isteğimize kalmış. (17:110)
 

De ki: "İster Allah diye dua edin, ister Rahman diye: O'na hangi biriyle dua ederseniz edin, ama unutmayın ki en güzel nitelikler ve tüm mükemmellikler O'na mahsustur! İmdi (ey muhatap), sen de yalvarıp yakarırken ne sesini aşırı yükselt, ne de aşırı kıs; bu ikisi arasında dengeli bir yol tut" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – İSRA 110)

Yukarıdaki ayette bizden istenen bir diğer şey namazları dengeli bir ses tonuyla kılmamızdır. Bu cemaat namazlarında cemaate önderlik eden imamın da uyması gereken bir koşul olduğunu düşünüyorum.

Kur'an'a Göre Ekstra Namaz Kılmanın Bir Sakıncası Var Mı?

Elbette yoktur. Allah ile fazladan iletişime geçmek güzel bir tavırdır. Hatta bununla ilgili ayet bile vardır.
 

Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara vererek, sana özgü bir armağan olarak salatı ikame et; umulur ki Rabbin seni övgüye değer bir makama yüceltir! (İSRA 79)

İsra 79 gelenekçi İslam'i yoruma göre peygamberimize hitap etmektedir. Sözde peygamberimize özgü nafile namaz getirilmiştir. Bu yorum bana göre çok mesnetsizdir. Çünkü Kur'an tüm Müslümanlara indi. Hitap tüm Müslümanlaradır. Sadece peygambere özel hüküm tesis etmez. Sadece peygamberi ilgilendiren bir namaz'ı Allah niçin Kur'an'a alıp ölümsüzleştirsin? Burada hitabın birinci sorumlusu peygamber daha sonra biz Müslümanlarız. Hepimiz için gecenin bir vaktinde bize özel olarak namaz kılabiliriz. Burada Kur'an'ın,"sana özgü" demesinden kastın cemaatle kılınan farz namazı olmadığına bir vurgu olsa gerektir. Sana zamirini ben dahil tüm Müslümanlar üzerine almalıdır.

Kur'an'da Hangi Sureler Okunmalıdır?

Kur'an, Fatiha dâhil hangi sureyi okumamız gerektiğini belirtmiyor. Hatta Kur'an'dan ayetler okuyun da denmiyor. Kur'an bir konunun detayına inmiyorsa o konuda serbest olduğumuzu anlarız. Yani herhangi bir ayet okumayıp Allah ile kendi anadilinizde konuşabilirsiniz bile. Ancak toplu olarak ibadet edeceğimiz zaman ortak bir noktamız olmalı. Fatiha suresi baştan sona Allah'ı muhatap alan bir duadır. Bu noktada benzersiz bir sure olup değişik dilleri konuşanların topluca namaz kılabilmelerini sağlayabilmesi açısından da uygundur. Bu konuda Müslümanların ittifak halinde olması, Namaz'da Fatiha'nın okunmasının Hz. Muhammed'den bize kadar geldiği söylemini güçlendiriyor. Yani namaz'da Fatiha okumak peygamberimizin tercihi olabilir. Biz de bu tercihe uyuyoruz. Fatiha okunmasa bile bir sorun teşkil etmez. Ancak Müslümanlar Cuma namazında ortak bir paydada ibadet etmelidir. Bu yüzden hiç olmasa ortak ibadetlerimizde ortak okuduğumuz duların olması güzel olur diye düşünüyorum. En güzel dualar ise Kur'an ayetleridir.

Kur'an'a Göre Kaç Vakit Namaz Kılacağımız Belirtiliyor Mu?

Özellikle hadisleri güvenilmez olarak gören bizim gibi insanlara söylenen soru şudur: Madem Kur'an yeter namaz vakitlerini ve rekâtını Kur'an'dan çıkarın da görelim? Gerçekten Müslümanları anlamak çok zor. Kur'an'da Allah size dininizi tamamladım diyor. Müslümanlar ise hayır dinimizi Allah değil Muhammed tamamladı diyor. Muhammed peygamber de Kur'an talebesi değil miydi? O da bizim gibi dinini Kur'an'dan öğrendi. Kur'an peygamberimize demiyor mu "Sen bundan önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin" diye (ŞÜRA 52) Neyse Kur'an'da kaç vakit namaz olduğu konusunda ihtilaflar var. Bunun sebebini de açıklayacağım. Kur'an'da ben beş vakit namaz görüyorum. Ayetleri vererek inceleyeceğiz. Ancak bazıları Kur'an'da üç vakit bulunduğu görüşünde.
 

Salatlarınızı, özellikle en ideal salatı (salatil vusta) ikame etmeye gayret edin ve Allah'ın huzurunda gönülden bir bağlılıkla durun! (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 238)

Bu ayette "salâtil vustâ" kelimesi birçok tartışmaya sebep olmuştur. Türkçeye "Orta Namazı" diye çevireceğimiz bu kelimenin tam anlamı hakkında ittifak edilemiyor. İslam cemaatinin çoğunluğu orta namazını hadislerin ışığında ikindi namazı olarak anlamışlardır. Çünkü hadislere göre peygamberden günümüze 5 vakit namaz gelmiştir. Bu inanışına göre ikindi ortadaki namaz oluyor. Hadislere inanmayan Müslümanlar ise orta namazını Öğle Namazı olarak anlamışlardır. Mustafa İslamoğlu ve Muhammed Esed gibi âlimler ise bu kelimenin "en ideal ve en faziletli namaz" anlamını tercih etmişlerdir. Aslen bu "salâtil vustâ" kelimesinin yaklaşık 18 anlamı vardır. Hangi manayı alacağınız size kalmış. Fakat "salâtil vustâ" diye bir vakit namazı tespit ettik. İster ikindi deyin, ister öğlen namazı fark etmez. Bir vakit cepte.
 

Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde salatı ikame et! Unutma ki iyilikler kötülükleri giderir: İşte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır. (HÛD 114)

Bu ayete göre ise gündüzün iki ucunda yani iki vakit namaz var. "Gecenin gündüze yakın vakitlerinde" kelimesi ise iki vakte daha işaret ediyor. Yani Hud 114'e göre 4 vakit namaz var. Peki "gecenin gündüze yakın vakitleri" cümlesini nasıl anlamalıyız. Ben şöyle anlıyorum. Akşam namazı gecenin gündüze yakın olduğu vakittir. Sabah namazı da gecenin gündüze yakın olduğu vakittir. Yani gece ile gündüz arasındaki yakın vakitler olan akşam ve sabah namazını ben bu cümleden çıkarıyorum. "Gündüzün iki ucunda" cümlesini ise âlimlerimiz öğlen ve ikindi namazı olarak anlamışlar. Tabi bu tartışılabilir. Hud 114 Kur'an'da 3 vakit namaz var diyenleri desteklemediği kanaatindeyim.
 

Öyleyse, artık onların söyleyeceklerine karşı sabırlı ol! Bir de güneşin doğumundan önce ve batımından önce Rabbinin aşkın olan yüce zatını hamd ile an! Yine gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında O'nun yüce zatını an; kim bilir, belki sen de razı olursun! (TAHA 130)

"Güneşin doğumundan önce ve batımından önce hamd ile an" ibaresinden sabah namazını ve akşam namazını rahatlıkla çıkarabiliriz. "Yine gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında Allah'ı an" diyen bu bölüm açıkça gündüz ve geceleyin en az birer vakit namaz olduğunun delilidir. Geceleyin bahsedilen bu vaktin yatsı namazı olduğunu varsayabiliriz. Burada şu eleştiri yapılabilir: Salat ifadesi yok namaz vaktini buradan nasıl çıkardın? Buna cevabım şu: güneş domadan önce kalkıp Allah'ım sana hamd olsun deyip yatacak mıyım? Bu saçma değil mi? Kesin bu ayette bahsedilen namazdır demiyorum. Böyle bir iddiam yok. Ancak bu sure belirtilen ayetlerin namazdan bahsettiği sonucuna varıyorum. Siz öyle anlamıyorsanız namaz olarak kabul etmeyin. Ben böyle anlıyorum.  Aşağıdaki ayette gündüz kılınacak namaz yine de belirsiz oluyor.
 

Güneşin zirveyi aşıp (batıya) ağmasından gecenin karanlığının iyice çökmesine kadar (geçen zaman dilimlerinde) salatı hakkını vererek ikame et; … (İSRA -  78)

Bu ayetten ben ikindi veya öğle namazından veya her ikisinden bahsedildiğini rahatlıkla çıkarabilirim.
 

Şu halde akşama ulaştığınızda ya da sabah kalktığınızda, yüceler yücesi Allah'ı anın; (17) Göklerde ve yerde her tür sena ve övgüye layık tek varlık o olduğuna göre, öğleyin ve akşama girerken de (O'nu anın) (18) (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – RUM 17, 18)

Sabah ve akşam namazına bir vurgu daha. "öğleyin ve akşama girerken de Allah'ı anın" ibaresinden öğle namazı rahatlıkla çıkarılır. Artık öğle namazından şüphemiz yok. "Akşama girerken" ibaresinden ikindi vakti de anlaşılabilir bizatihi akşam namazı da anlaşılabilir. Belirsiz.
 

Siz ey iman edenler! Meşru bir biçimde sahip olduğunuz kimseler ve içinizden ergenlik çağına ulaşmamış olanlar (dahi), günün şu üç (vaktinde) yanınıza girmeden önce sizden izin istesinler: sabah salatından önce (salatil fecr), öğleyin elbiselerinizi çıkarıp istirahata çekildiğiniz vakit ve yatsı salatından sonra (salatil işai). Bu üç vakit sizin için mahremiyet vakitleridir. Bu vakitler dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda, sizler için de onlar için de herhangi bir beis yoktur. (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NUR 58)

Yukarıdaki izinlerin vakitlere ayrılması büyük birer ipucudur. "sabah namazından önce" eşlerin mahremiyet zamanıdır. Öğlen istirahatı da aynı şekilde eşlerin özel vaktidir. Çünkü giyinik olmayabilirler. "ve yatsı namazından sonra" şimdi bazıları şöyle düşünebilir: "Burada akşam namazından bahsedilmediği ne malum?" işte burada mantığımızı kullanmalıyız. Akşam namazından sonra bile sosyal hayat devam ediyor. Evimize misafirler gelebilir. Burada öyle bir vakitten bahsediliyor olmalı ki artık uyku vakti gelmiş olsun. O saatten sonra ne misafir ne başka biri eşleri rahatsız etsin. Eşlerin odalarına çekilip yalnız kalabilecekleri bir vakitten bahsediyor olmalı. Bu da yatsı namazı tabirine uygundur. Çocuğun bile o saatte izinsiz anne babasının odasına dalamayacağı bir vakit kastediliyor. Bu ayetten yatsı namazını da çıkarabiliyoruz.
 

Bir de güneşin doğuşundan ve batışından önce rabbinin aşkın olan yüce zatını hamd ile an; (KAF 39)

"Güneşin doğuşundan önce" ibaresinden sabah namazını çıkarabiliriz. "güneşin batışından önce" ibaresinden ben ikindi namazını anlıyorum. Gördüğünüz gibi toplamda 5 vakit namazı Kur'an'dan çıkardık. Şimdi gelelim Kur'an'dan 3 vakit çıkaranların deliline. Onlar da şöyle düşünüyor. Kur'an'da KAF 39, RUM 17,18, TAHA 130 gibi ayetler Allah'ı an, Allah'ı hamd et diyor, Salat ifadesi yok. salat ifadesi sadece 3 özel vakit için geçiyor.
  • Salat-el Fecri  -SABAH NAMAZI (24:58; 11:114)
  • Salat-el İşai    -AKŞAM NAMAZI (24:58; 17:78; 11:114;38:32)
  • Salat-el Vusta- ORTA NAMAZ (2:238)
Bu da kendi içinde tutarlı bir görüştür. Ancak ben Allah'ı an, Allah'a hamd et cümlelerini fiili birer eylem olarak görüyorum. Namaz Allah'ı anmaktır. Ona hamd etmektir. Allah'ın yukarıdaki vakitlerde Allah'ım sana hamd olsun kelimesini duymak için özellikle beş vakitten bahsediyor olamaz. Bu saçma olur. Mesela Taha 130'da "Bir de güneşin doğumundan önce Allah'ı hamd ile an" denmektedir. Ne yani sabah'ın köründe kalkıp Allah'ım sana hamd olsun deyip tekrar yatacak mıyız? Bu çok saçma. Bu yüzden Taha 130 gibi ayetlerin namaz vakitlerinden bahsettiğini düşünüyorum.

Kur'an'a Göre Namaz Kaç Rekâttır?

Kur'an bize yeterli değil diyenlerin bizi köşeye sıkıştırdıklarını düşündükleri ikinci soruları şu: Hadi Kur'an'dan rekâtları gösterin! Ben de Kur'an'dan ona rekâtları göstereceğim. İşte ayet:
 

Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkârda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, salatı kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkâr edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar (NİSA 101)

Yukarıdaki ayet "salatı kısaltmanızda bir beis yoktur" ifadesini kullanıyor. Tabii sefere çıkıldığında. Madem sefere çıkıldığında ve korku halinde namaz kısaltılabilir o halde namaz en az iki rekâttır. Çünkü onu kısaltabilmemiz için en az iki rekât olması lazım. Siz sefer sırasında bir rekât kılarsanız kısaltmış olursunuz. Yani bu ayet namaz'ın en az iki rekât olduğunun delilidir.
 

Sen de onların arasındayken kendilerine salatı ikame ettireceğin zaman, sadece bir kısmı silahlarını kuşanmış olarak seninle salata dursunlar. Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) sizin ardınızda dursunlar. Bu kez salatlarını ikame etmemiş olan diğer grup gelsin, her türlü tehlikeye karşı müteyakkız ve silahlarını kuşanmış bir halde seninle birlikte salata dursunlar. İnkârda direnenler sizi silahsız ve teçhizatsız yakalamak isterler ki, ani bir baskınla sizi gafil avlayabilsinler. Fakat yağmur dolayısıyla zorda kalır ya da hastalıktan muzdarip olursanız, silahlarınızı bırakmanızda bir beis yoktur; yine de siz tehlikeye karşı tetikte olun! Kuşku yok ki Allah, inkârcılar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. (NİSA 102)

 
Yukarıdaki ayette sefer sırasında peygamberimizin Müslümanlara nasıl namaz kıldıracağını anlatıyor."sadece bir kısmı silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza dursunlar." İfadesinden ordunun ikiye bölünüp namaz kılması söz konusu olduğunu anlıyoruz. İlk önce bir kısmı kılacak daha sonra diğer kalanlar kılacak. "Onlar secdeye vardıklarında (diğerleri) sizin ardınızda dursunlar. Bu kez namazlarını eda etmemiş olan diğer grup gelsin" ifadesinden secdenin rekât sonu olduğunu anlıyoruz. Çünkü ilk grup secdeye vardığında diğer grup nöbet tutacak. Secdeden sonra son oturuş ve namaz bittiğinde diğer grup gelecek. "her türlü tehlikeye karşı müteyakkız ve silahlarını kuşanmış bir halde seninle birlikte namaza dursunlar" peygamber namazdan kalkmadan diğer grup gelip namaza katılıyor. Buradan da şunu anlıyoruz. Ordunun ilk bölümü tek rekât kılıp gitti diyelim. Sonra Ordudan namaz kılmayan diğer grupta gelip bir rekât kılıp gitti. Bu durumda Rasulullah iki rekât kıldırmış oluyor. Buradan namaz en az iki rekâttır sonucunu insanlar çıkarabilir. Bununla ilgili bir problemim yok. Ancak askerler ikişer rekat halinde kılmış olabilir o zaman da namaz'ın kısaltılmamış hali iki rekat olduğundan namaz en az 3 rekat olur. Buradan şunu demeye getiriyorum: Kur'an namaz için minimum rekât sayısını belirtmiş maksimum rekat sayısını insanlara bırakmıştır. Allah bir konuda detaya girmiyorsa o unuttuğundan ya da Muhammed peygambere bıraktığından değil, insanları zora koşmamak, katı kurallarla bu dini yaşanmaz hale getirmemek için. Bazen insanın canı çeker 30 rekât kılar ne olacak. Bazen insan huşu içinde oluyor ve fazla kılmak istiyor. Bazen insan kılmak istemiyor. Fakat Allah ile iletişimin kopmaması için minimum sınır getirilmiştir. En az iki rekât sınırı Allah ile aradaki bağın kopmaması içindir.

Ben Kuran'da namaz ile geçen ifadeleri size verdim. Siz Kur'an'dan nasıl anladıysanız öyle yaşayın. Ben ise şimdi kişisel görüşlerimi sunmak istiyorum. Ben namaz rekâtlarının, vakitlerinin ve fatiha'nın okunması olayını Hz. Muhammed'den bize geldiği kanaatindeyim. Ancak hadisler aracılığıyla değil. Hadislere göre yüzden fazla namaz kılma şekli var. Yok gülersek abdest bozulur, yok kadın,eşek ve siyah köpek önümüzden geçerse namaz bozulur, yok ayaklar iki karış açık olmalı vs.. gibi boş ve aslı astarı olamayan şeylerin peygamberin ağzına tıkılarak İslam'ı sulandırmaya çalıştıkları görüşündeyim. Namaz ise İbrahim'den beri kopmadan sözle değil görsel ve uygulamalı olarak geldiği için Hz. Muhammed'den bize ulaştığı görüşündeyim. Peygamber vefat ettikten 200 yıl sonra sözle aktarıla aktarıla gelen hikayeleri din olarak kabul edemeyiz. Ancak namaz öyle değil. Peygamber vefat ettiğinde namaz bilen yüz bine yakın insan vardı. 4 halife döneminde de namaz değiştirilemeyeceğine göre peygamberi namaza şahit olmuş yüz binlerce insan vardı. Hadis gibi unutulup değiştirilecek bir şey değil namaz. Çünkü namaz hiç kopmadan hiç unutulmadan nesilden nesile aktarıldı. Çocuk babasının nasıl kıldığını unutabilir mi?

İslam'da Var Olmayan Namaz Uygulamaları

  • Namazları birleştirmek (cem etmek),
  • Kaçırılmış namazları kaza etmek,
  • Namazları yolculuk anında kısaltmak,
  • sünnet namazı diye bir namaz eklemek,
  • Namaz kıldırma memurluğu (imamlık) diye bir meslek icat etmek,
  • Kadınların namazda önderlik etmesini yasaklamak,
  • Otururken Et-tahiyatü duasını okumak ve bu duada peygambere ikinci şahıs olarak seslenmek, Fatiha'nın Besmelesini okumamak,
  • Eller ve parmakların yeri konusundaki detaylarla meşgul olmak,
  • Namazdan önce ağzı misvaklamanın, sarık veya terlik giyilmesinin daha sevap olacağına inanmak
  • Namaz'da Kur'an ayeti okumayı zorunlu tutmak
  • Namaz'da Arapça duaları zorunlu tutmak
gibi nice kurallar ve inançlar Hadis-Sünnet ve mezhepler yoluyla Muhammed Peygamberden en az bir asır  sonra İslam'a sokulmuştur.
 




 

13 Yorum

Hallaç    Diyor ki:
16 Ocak 2018 , 02:07:50

Yüreğinize sağlık diğer yazılarınız kadar beni ferahlatmadı ama yinede sonuna kadar okudum bence islam dinine göre ibadetin şekli şemali yoktur ki kuranda namaz kelimesi hiç geçmez salât kelimesi geçer namaz ise farsça bir kelimedir ve tarihi kaynaklara göre zerdüştlerinde kullandığı ve hatta ateşe karşı eda ettikleri bir ibadet şeklidir Tabiki Allah için namaz kılmakta bence hiç bir behis yok dediğim gibi ibadetin şekli şemali yoktur mühim olan aklın ve kalbin huşû içinde Hakka yönelmesidir Selâmetle

Admin    Diyor ki:
16 Ocak 2018 , 08:19:11

Namaz kelimesi geçmez ancak salat bazen dua bazen bir eylemi belirtiyor Kur'an'da. Rüku, secde ve kıyam'dan bahsediyor. Peygamberlerin yanındakilerin iki kısıma bölünerek savaş dahi olsa bu eylemi yapmasını istemektedir. Salat eylemi için abdest almamızı istemektedir. Bunlar Salat'ın bir şeklinin olduğunu gösterir. Ayrıca Kur'an ibrahim peygamberden beri bu ritüelin olduğunu belirtir. Bugün yahudilerin salat'ına baktığımızda bizimkisi ile aynı olduğu görülür. Kur'an yoruma açık 5 vakit net olarak ise üç özel salat isminden bahseder. Ayrıca peygamberden beri her gün yapılan 5 vakitlik bir ibadet olan salat sonradan hadisler gibi değiştirilme ihtimali de olamaz. Bİr başka delilimiz de mescitlerde peygamber döneminde yapıldığı bize bildirilen ibadettir. Salat'ın bir şekli yoksa cuma suresi 9 . ayette bizim mescite ibadete çağrıldığımızda (cuma namazı) uymamız niçin istenmektedir. Mescite gidip nasıl ibadet edeceğiz? Tüm bunlar salat'ın fiili bir karşılığının olduğunu göstermez mi?

Hallaç    Diyor ki:
16 Ocak 2018 , 12:25:01

Sorun belkide salât kavramını sadece ritüel bazında hareketli bir eyleme indirgediğimizden kaynaklanıyor. Dediğim gibi Allah için namaz kılmakta hiç bir behis yok fakat bunu sadece namaz şekline hapsetmekte doğru olmayacağı kanaatindeyim nitekim kıyam rük-u ve secde ilkin kişinin aklında ve tutumunda başlar. Mesela toplumu bilinçlendirmek Kur-anı öğretmek, sosyal hizmetlerde bulunmak, aç'ı doyurmak fakiri giydirmek yetime malî ve manevî destekte bulunmak ibadetin türevlerindendir çünkü bunuda Allah rızasını kazanmak için yapıyor ben-i adem. Mescit konusuna gelince asıl görevleri insanların toplanıp burada istişare etmesi bilgi alması ve burdan aldığı bilgiyi başkalarına aktarmasıdır cuma suresinde cuma toplantısından sonra ne yapılması gerektiğini zaten ayetinde belirtiyor. Abdestin gerekliliğide zaten bu mescitteki toplantılar için gerekli bir ritüelden ziyade temizlik unsurudur ki toplum içinde insanların birbirini nahoş kokularla veya kirli el ayak baş ile birbirlerini rahatsız etmemeleri için. Tekrar belirtmek isterim yanlış anlaşılmamak için Allah için namaz kılmakta bence hiç bir behis yok namaz kılana karşı değilim ve ibadeti gerçekten huşû içinde bu şekilde eda edebilene lâfım yok fakat salât kelimesinin tam manasıyla neyi kast ettiğini ve ondan sonra ibadet ile ilgili ayetleri tekrar gözden geçirmek gerektiğini tavsiye ederim. Selâmetle

Admin    Diyor ki:
31 Ocak 2018 , 11:17:39

Salatın sadece fiili namaz olmadığı konusunda sizinle hem fikirim. Ancak fiili olarak salat'ın namaz anlamına da geldiği çok açıktır. Bu noktada ayetleri soyut mecralara taşımanın Kur'an'ı keyfi yorumlama olarak görüyorum. Yoksa dediğiniz gibi salat Kur'anda sadece fiili bir hareket yani namaz anlamında kullanılmıyor. Bu noktada yorumunuza katılıyorum

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:45:46

salatın ne olduğu göstereceğim sizlere delilleri ile

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:47:17

salat namaz olarak çevirenler kitap da eksik bulanlardır zira salat 4 kutsal kitap da aynı şeyi veriyor

kalaka27    Diyor ki:
14 Nisan 2018 , 13:05:38

ADMİN BENİM DELİLLERE NE DİYORSUN SALAT KONUSUNDA CEVAP BEKLİYORUM

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:43:13

SALATIN SÖZLÜK ANLAMLARI صلو: dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk; övgü, methiye; nimet; meydana getirmek, sebep olmak; yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak; irtibata geçmek veya irtibata geçilmek; hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but. MÜSLÜMANLAR KULLANDIĞI ANLAMLAR Farsça’da “tâzim için eğilmek, kulluk, ibadet” anlamına gelen namâz, sözlükte “dua etmek, ibadet etmek, bağışlanma dilemek, yalvarmak” mânalarındaki Arapça salât kelimesinin (çoğulu salavât) karşılığı olarak Türkçe’ye geçmiştir. Terim olarak salât tekbirle başlayıp selâmla son bulan, belirli hareket ve sözlerden oluşan bedenî ibadeti ifade eder. Namaz ibadetindeki rükünlerin aynı zamanda fiilî ve sözlü bir dua niteliğinde olması salât kelimesinin terim ve sözlük anlamları arasındaki ilişkiyi teyit etmektedir. BEN SIKILDIM BUNDAN MİRAÇ NE ZAMAN OLDU MÜSLÜMANLAR 621 YILINDA DEDİNİZ PEYGAMBERİMİZE PEYGAMBERLİK NE ZAMAN VERİLDİ MÜSLÜMANLAR 610 YILINDA KURANIN İLK SURESİ HANGİSİDİR MÜSLÜMANLAR ALAK SURESİ İLK 5 AYET DEDİNİZ

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:43:34

NAMAZ NASIL KILINIR MÜSLMANLAR BAKARA SURESİ 125 AYET HAC SURESİ 26 AYETLER NAMAZ KAÇ VAKİTTİR MÜSLÜMANLAR İSRA SURESİ 78 AYET HUD SURESİ 114 AYET VE TAHA SURESİ 130 AYET NAMAZ KAZA EDİLİR Mİ MÜSLÜMANLAR NİSA 101 VE 102 AYETLER BU AYETLERE GÖRE EVET BAKARA 239 GÖRE HAYIR DİYORSUNUZ SİZLER SALAT NEDİR MÜSLÜMANLAR NAMAZDIR DUA DIR VE DESTEKTİR ENFAL SURESİ 35 AYET ALAK SURESİ 9-10 AYET AZHAP SURESİ 56 AYETLER DİYORSUNUZ KURANA SORALIM SİZİN ÇEVİRİLERE GÖRE NAMAZ MİRAÇTA MI FARZ KILINDI EY KURAN ALAK SURESİ 9-10 AYETLER BAKARA SURESİ 239 AYET NİSA SURESİ 101 VE 102 AYETLER DAHA ÇOK YAZILIR DAHA KILDIĞINIZ NAMAZI MİRAÇTA FARZ OLMADIĞINI KURAN HEMEN YALANLADI SİZLERİN ÇEVİRİLERİ İLE

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:45:25

SALATIN SÖZLÜK ANLAMLARI صلو: dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk; övgü, methiye; nimet; meydana getirmek, sebep olmak; yakından takip etmek, izlemek, uymak, bağlı kalmak; irtibata geçmek veya irtibata geçilmek; hayvanın kuyruğunun çıktığı yer, but. MÜSLÜMANLAR KULLANDIĞI ANLAMLAR Farsça’da “tâzim için eğilmek, kulluk, ibadet” anlamına gelen namâz, sözlükte “dua etmek, ibadet etmek, bağışlanma dilemek, yalvarmak” mânalarındaki Arapça salât kelimesinin (çoğulu salavât) karşılığı olarak Türkçe’ye geçmiştir. Terim olarak salât tekbirle başlayıp selâmla son bulan, belirli hareket ve sözlerden oluşan bedenî ibadeti ifade eder. Namaz ibadetindeki rükünlerin aynı zamanda fiilî ve sözlü bir dua niteliğinde olması salât kelimesinin terim ve sözlük anlamları arasındaki ilişkiyi teyit etmektedir. BEN SIKILDIM BUNDAN MİRAÇ NE ZAMAN OLDU MÜSLÜMANLAR 621 YILINDA DEDİNİZ PEYGAMBERİMİZE PEYGAMBERLİK NE ZAMAN VERİLDİ MÜSLÜMANLAR 610 YILINDA KURANIN İLK SURESİ HANGİSİDİR MÜSLÜMANLAR ALAK SURESİ İLK 5 AYET DEDİNİZ NAMAZ NASIL KILINIR MÜSLüMANLAR BAKARA SURESİ 125 AYET HAC SURESİ 26 AYETLER NAMAZ KAÇ VAKİTTİR MÜSLÜMANLAR İSRA SURESİ 78 AYET HUD SURESİ 114 AYET VE TAHA SURESİ 130 AYET NAMAZ KAZA EDİLİR Mİ MÜSLÜMANLAR NİSA 101 VE 102 AYETLER BU AYETLERE GÖRE EVET BAKARA 239 GÖRE HAYIR DİYORSUNUZ SİZLER SALAT NEDİR MÜSLÜMANLAR NAMAZDIR DUA DIR VE DESTEKTİR ENFAL SURESİ 35 AYET ALAK SURESİ 9-10 AYET AZHAP SURESİ 56 AYETLER DİYORSUNUZ KURANA SORALIM SİZİN ÇEVİRİLERE GÖRE NAMAZ MİRAÇTA MI FARZ KILINDI EY KURAN ALAK SURESİ 9-10 AYETLER BAKARA SURESİ 239 AYET NİSA SURESİ 101 VE 102 AYETLER DAHA ÇOK YAZILIR DAHA KILDIĞINIZ NAMAZI MİRAÇTA FARZ OLMADIĞINI KURAN HEMEN YALANLADI SİZLERİN ÇEVİRİLERİ İLE

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:49:26

KURANA SORALIM SALAT NE ÇIKACAK BİZDE ARTIK KURANA SORUYORUZ ONDAN İSTİYORUZ CEVAPLARI KURAN SENİ KİM AÇIKLADI HUD SURESİ 1 AYETE BAK DEDİ KURAN Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. KURAN SEN BİZİ HER ŞEYİ SÖYLEDİN Mİ BAKARA SURESİ 99 AYET NUR SURESİ 46 AYETLERE BAK DEDİ KURAN Andolsun ki sana apaçık âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkâr eder. Andolsun biz (bilmediklerinizi size) açık seçik bildiren âyetler indirdik. Allah, dilediğini doğru yola iletir. KURAN SENDE EKSİKLİK VAR MIDIR ENAM SURESİ 38 AYETE BAK DEDİ KURAN Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler. SALAT NEDİR KURAN SÖYLER MİSİN BİZLERE KURAN SALAT NEDİR KIYAMET SURESİ 31 VE 32 AYETLERE BAK DEDİ KURAN فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّى Fela saddeka ve la salla. türkçesi Fakat, o ne tasdik etti ne de salat etti. 32 ayet وَلَكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى Ve lakin kezzebe ve tevella. türkçesi Lakin yalanladı ve yüz çevirdi KURAN TÜM PEYGAMBERLER SALAT MI DEDİ ŞÜRA 43 AYETE VE AL-İ İMARAN 81 AYETE BAK DEDİ Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu (din), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir. ŞURA SURESİ 43 Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.AL-İ İMRAN SURESİ 81

kalaka27    Diyor ki:
13 Nisan 2018 , 00:50:08

KURAN SALATIN TAM ANLAMI NEDİR DİYORUZ MAİDE SURESİ 7 AYETE BAK DİYOR Allah'ın size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir. KURAN SALAT MAİDE SURESİ 7 AYET Mİ O NEDİR PEKİ KURAN DEDİK BAKARA SURESİ 163 AYET İLE 255 AYETLERE BAK DEDİ İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.163 Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.255 HANİ SALAT NAMAZ İDİ DUA İDİ ey kuran ALLAHIN SÖZLERİ DEĞİŞİR Mİ KEHF SURESİ 27 AYETE BAK DEDİ Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın. EY KURAN RABBİM UNUTKANMIDIR MERYEM SURESİ 64 AYETE BAK DEDİ Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir. EY KURAN RABBİM BİZE BAŞKA İLAHLAR EDİN DEDİ Mİ AL-İ İMRAN SURESİ 80 AYETE BAK DEDİ Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi? EY KURAN RABBİM BİZE DOĞRU SÖYLEDİ Mİ AL-İ İMRAN SURESİ 95 AYETE BAK DEDİ De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi. EY KURAN SEN BİZE AYRILIĞI EMRETTİN Mİ AL-İ İMRAN SURESİ 105 AYETE BAK DEDİ Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır HER ŞEYİ AÇIKLAYAN ALLAH SALAT GİBİ ÖNEMLİ BİR KELİMEYİ AÇIKLAMAYACAK AKIL ALIR MI BUNU

kalaka27    Diyor ki:
14 Nisan 2018 , 13:04:45

salat bir anda başka bir şey çıkınca karşılarına kuran ile delil koyunca herkes şaşırmaya başladı hani salat dua veya namaz diye çeviriliyordu bakara suresi 43 ayet ALLAH BİRDİR ONDAN BAŞKA İLAH YOKTUR DİYEREK ZEKAT VERECEK VE ÖNÜNDE DİZ ÇÖKECEKSİNİZ BUNU İDRAK ETTİĞİNİZDE HER ŞEYİ ÇÖZECEKSİNİZ KURAN BU ARAPÇA OLARAK DA SORSANIZ SALATIN ANLAMI AYNI ÇIKAR İNGİLİZCEDE TÜRKÇE DE SORSANIZ AYNI ANLAMI ALIRSINIZ HERKES HAKİKAT İLE KONUŞSUN



Tanrı bizim yanımızdaysa onların yanındaki kim?

En Son Yapılan Yorumlar