Hz. Muhammed Evlatlığının (Zeyd) Eşiyle Evlendi Mi?

Bu durum hakkında birçok görüşü dinledim. Ateistler peygamberimizin kendi oğlunun eşine göz koyduğunu iddia etmekteler. Ancak bu konu Müslüman kesimin de kafasını karıştırmaktadır. Bu yüzden bu konuda kendi görüşümü belirtmek istedim. İlk önce iddia edilen olay nedir ona bakalım: Cahş kızı Zeynep: 35 yaşlarında bir duldur. Zeyd b. Haris ile evliydi boşandılar. Usame adını verdikleri çocukları Hz. Peygamber tarafından çok sevilirdi. Türkiye’de ateistlerin kendine kaynak olarak edindikleri Turan Dursun; şöyle diyor:
 

Zeynep Bint Cahş, Muhammed’in evlatlığı Zeyd’in karısıdır. Zeyd’i Muhammed kendisine “oğul” edindiği için herkes ondan “Muhammed’in oğlu (Zeyd İbn Muhammed)” diye söz eder.
Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için onun evine gider. Zeyd’i bulamaz, Zeyd’in karısı Zeynep’le karşılaşır. Birden tutulur Zeynep’e. Bir kadına Muhammed’in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed’in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle Zeyd durumu öğrenir öğrenmez Muhammed’e gidip konuşur:
— Karımdan ayrılmak istiyorum.
— Neden? Seni kuşkuya düşürecek bir şey mi yaptı?
—Vallahi hayır. Beni kuşkuya düşürecek hiçbir şeyi olmadı. Onun iyilikten başka bir şeyini görmedim.
—Öyleyse karını bırakma, Tanrı’dan kork!
Muhammed “karını bırakma” derken, gerçekte sevdiği Zeynep’in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın.

Yukarıdaki olay hadis ve rivayetler ile günümüze gelmiş mitolojik hikâyedir. Bu noktada Turan Dursun’u suçlamıyorum. Bu iftirayı Peygamberimize ateistlerden çok kendilerine Müslüman diyen hadisçiler yapmıştır. Turan Dursun da bu hadisleri yorumlayarak doğal olarak bu sonuca ulaşmıştır. Turan Dursun ve onun gibileri eleştirdiğim nokta konuyu araştırmadan hadisleri dinin kaynağı olarak görmeleri. Bu açıdan ateistler ile sünniler aynı kaynaktan beslenir. Turan Dursun 2000’e doğru dergisinde bu uydurulmuş hadisin devamını anlatıyor:
 

Muhammed bir gün Zeyd’i aramak üzere evine gider, Zeyd’i bulamaz. Evde Zeyd’in güzel karısı Zeynep vardır. O sırada içeride çamaşır yıkamaktadır. Yorgunluktan ve terden pembeleşmiş yüzü ve yarı çıplak haliyle son derece çekicidir. Peygamber Zeynep’in güzelliği karşısında coşkuya kapılır ve şu sözleri söylemekten kendini alamayarak ... evden çıkar. Zeyd eve gelince Zeynep olayı anlatır. Zeyd içinde karısını yitireceği önsezisiyle Peygamber’e koşar: Zeynep’i sevdinse hemen boşayım, sen al, der. Muhammed’in karşılığı:   O nasıl söz, karını boşama! Ancak içten içe boşanmasını da ister.

Turan Dursun hadisleri aktarmaya devam eder ve dergide şunları ilave eder : 
 

… Peygamberin Zeynep’e olan aşkı, evlendikten sonra da uzun süre devam eder. Hadislerin anlattığına göre, Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, Zeynep’le yatardı  (Buhari – Hibe/8 – Tecrîd hadis no: 1130)


Burada hem ateistlerin hem de hadisleri dinin kaynağı olarak gören Sünnilerin iddiası şudur ki tam bu olaylar sırasında Ahzab suresi 37'nci ayet indi. Tabii ki bu iddianın da yalan olduğunu delillerimizle ifşa edeceğiz.
 

Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de iyilikte bulunduğun kimseye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!” Ama Allah’ın açıklayacağını sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah’tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiçbir engel bulunmasın: sonuçta Allah’ın emri yerine gelmiş oldu (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ – AHZAB 37)

Turan Dursun ve birçokları burada Muhammed’in içinde sakladığı şeyin, Zeynep’e olan aşkıydı. Bu ayeti derinlemesine inceleyeceğiz ve bunun kanıt olmadan bol keseden iftira içerdiğini göstereceğim. Şimdi hikâyenin son kısmına dönelim. Turan Dursun'un buraya kadar anlattığı öykünün devamını Arif Tekin' in "Kuran'ın Kökeni" adlı kitabın 166. sayfasından itibaren görelim:
 

… Muhammed, Zeyd' i çağırıp bu ayeti (Ahzab, 37) anlattıktan sonra ona şu görevi veriyor: "Git Zeynep'e  bu olayları anlat ve onu bana iste.” Zeyd, kapıya varınca içeri giremiyor ve yüzünü çevirerek, -kendi anlatımına göre ter içinde- sanki dünya başına yıkılmış gibi bir ruh hali içinde kendisinin Muhammed'in elçisi olduğunu ve onu istemeye geldiğini söylüyor. Zeynep ise o sırada hamur işi yapmaktadır. Zeyd'i dinledikten sonra olumlu yanıt vermiyor ve "düşünmem lazım" diyerek ibadet odasına çekiliyor. Zeyd, bu olumsuz haberi Muhammed' e bildirince Muhammed artık buna dayanamıyor ve doğruca Zeynep'in evine giderek ona el koyuyor. Gerekçe, o sırada inen Ahzab Suresi'nin 37. ayetindeki "Ey Habibim, Zeynep'i biz sana nikâhladık" cümlesidir. Artık bu ayete dayanarak ne Zeynep'e mehir ücretini veriyor, ne evlenme için şahit tutuyor ve ne de Zeynep'in akrabasından izin alıyor. Bu sırada Muhammed 58 yaşında Zeynep ise 35 yaşında idi. Üstelik Muhammed'in yanında şu hanımları vardı: Aişe (12 yaşında) , Hafsa (23 yaşında), Ümmü Seleme (30 yaşlarında)
Olay burada da bitmiyor. Muhammed'in Zeynep ile evlenmesinden kısa bir süre sonra (Hicri 6. yıl) Zeyd, Muhammed tarafından üst üste 6 küçük savaşa-baskına gönderiliyor. Bunlar şunlardır: Beni Süleym, İys , Taraf, Hisma, Vadi'l Kura,  Ümmü Kirfe.

Zeyd, bunların hiç birinde vurulmayarak başarıyla dönüyor. Sonunda Muhammed Zeyd'i tarihte "Mute Savaşı" olarak bilinen savaşta 3000 kişilik Müslüman ordusuyla yaklaşık 100.000 kişilik Rum ordusunun karşısına çıkarıyor. Üstelik Halit Bin Velid gibi daha usta bir komutan var iken Zeyd komutan seçiliyor. Zeyd bu sefer öldürülüyor.

Her neyse şimdi yukarıda hadisçilerin uydurduğu safsatanın ne denli çelişkili ve mantıksız olduğunu inceleyeceğiz. Ancak yukarıdaki mitolojik masalın çelişkilerini göstermeden önce şu iyice bilinmelidir ki hadisler, rivayetler, dedemden işittimler dinin kaynağı olmazlar. Hadis ve rivayetler Hz. Muhammed’e ve Kur’an’a hakaret etmek için İslam’a sokulmuş Truva Atı’dır. Çünkü aslında dünyada hiç kimse Hz. Muhammed döneminde ne oldu, kaç eşi vardı, ismi geçen sahabelerin hayatları, peygamberin yaptığı savaşlar vs.. bilmiyor. Peygamberimizin hayatı vefatından en erken 149 küsür yıl sonra yazılmıştır. O da kısıtlı bilgiler. Elimizde o döneme ait hiçbir sağlıklı veri yoktur. Müslümanlar yok ben dedemden işittim, yok bana dedemin arkadaşının babası anlatmıştı vs. diye diye dedikodularla ve yalanlarla örülmüş “Muhammed peygamber ve arkadaşlarının hayatı” lügati ortaya çıkmıştır. Ve şu da ilginçtir ki o kadar bariz yalanlar atmışlar ki her olayda bin tane farklı anlatım bize sunulmuştur. Hadisleri aktaran Kişi pedofil ise Aişe validemiz 6 yaşındayken evlendi demiş, Kişi olgun bayanlardan hoşlanıyorsa Muhammed kızı Fatma’yı küçük olduğu için Ali’nin evlilik teklifini reddetti diye hadis uydurmuş. Yani anlayacağınız hadisler çok çocuksu dizayn edilmiş.

Peki, Hiç mi doğru bilgi bize ulaşmadı?

Bu soruyu soranlarınıza şu cevabı vermek isterim. Türkiye 90 yıl önce bir Milli Mücadele dönemi geçirdi. Bu mücadelede lider Mustafa Kemal’di. 90 yıl öncesi hakkında bile bir milyon abartı, yalan, mitoloji piyasayı kavurmaktadır. Bazıları Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşında hiç aktif rol almadı derken, bazıları onun sayesinde kazandığımızı, bazıları Mustafa Kemal’i Kurtuluş Savaşını başlatması için Vahdettin tarafından Anadolu’ya gönderdiğini iddia ederken bazıları Vahdettin’in vatan haini olduğunu dillendirmektedir. Bazıları Kurtuluş Savaşı olmadı sadece Türk-Yunan savaşıydı derken bazıları buna şiddetle karşı çıkmaktadır. Hatta Mustafa Kemal’in dini inancı neydi? Sorusu bile tartışılır hale geldi. Tüm bunlar sadece iddiaların bir bölümü. Tüm görüşleri yazsam kitap olur. Sadece 90 yıl önce olmuş, fotoğrafların ve daha net bilimsel bulguların olduğu 20.yy.da bile elimizde net bilgiler olmayıp bulanık bilgilerle çevrelenmişken nasıl olur da 1450 küsür yıl önce hayata gelmiş birinin -ki o dönem tarihsel kayıt tutulmamış- 150 yıl sonra hatta Muhammed peygamberin günümüzdeki şekliyle hayatının yazılması vefatından yaklaşık 230 yıl sonradır. Bugün Müslümanların hatta hadisleri kaynak gösteren ateistlerin Hz. Muhammed’in hayatını net şekilde biliyor gibi davranmalarının ne denli saçma olduğunu görmüş olmalısınız.

Peki, Muhammed Peygamberin hayatını nasıl öğreneceğiz?

Aslında buna gerek yok. Biz Kur’an ile ilgilenmeliyiz ve Kur’an peygamberimizin hayatından bilmemiz gereken kısımları zaten bize sunmuştur. Yani en güzel siyer (Muhammed’in hayatını anlatan) kitabı Kur’an’dır. Ve bir önemli nokta daha: Kur’an’ı uyduruk hadislerle değil, Kur’an’ı Kur’an ile tefsir edeceğiz. İslam’da usul budur.

Yukarıda anlatılan rivayetin bir izahı var mıdır?

Şimdi yukarıdaki rivayetin ne denli mitolojik olduğunu anlatayım.

1.  Muhammed peygamberin Zeyd’i öldürmek için savaşlara gönderdiği söyleniyorken bir yandan da Muhammed’in Zeyd’in oğlu olan Üsame’yi çok sevdiğinden bahsediyor. Babasını öldürmek isteyen biri çocuğunu nasıl seviyor? Bu nasıl bir çelişki?

2.  Zeynep 35 yaşlarındadır. Kesinlikle böyle mutlak bir bilgi elimizde yoktur. Zeynep Muhammed peygamberin halasının kızıdır ve kaç yaşında olduğu net değildir. Bırakın Zeynep’i Muhammed peygamber haricinde ne eşlerinin ne sahabenin ne o dönemde yaşamış herhangi birinin yaşı net olarak bilinmektedir. Yaş ile ilgili olan tüm rivayetler çelişkilidir ve bugünün tabiriyle atmasyondur. Müslümanların kim kaç yaşında bilmedikleri o kadar açıktır ki Aişe validemizin yaşı bile 100 yıldır tartışılmaktadır. Ateistler ise Kur’an’a güvenmemekte, Muhammed’in peygamber olduğunu söyleyen hadislere inanmamakta ancak Aişe’nin evlenirken yaşının 6 olduğuna ve Zeynep’in 35 yaşında olduğuna iman etmekteler. Bu da ne kadar çelişki içinde olduklarını gösterir. Zeynep peygamberimizle evlenirken 50’li yaşlarında olabilir. Çünkü halasının kızı. Belki de aynı yaştaydılar. Zeyd’in yaşına gelince kimse Zeyd’in yaşını da bilmiyor. O da 50’li yaşlarında olabilir. Kimse net bir bilgiye sahip değil.

3.  “Zeynep Bint Cahş, Muhammed’in evlatlığı Zeyd’in karısıdır. Zeyd’i Muhammed kendisine “oğul” edindiği için herkes ondan “Muhammed’in oğlu (Zeyd İbn Muhammed)” diye söz eder.

Evet, ateistlerin iddia ettikleri gibi Muhammed peygamber bir köle olan Zeyd’i önce özgürlüğüne kavuşturur sonra da onu evlatlık edinir. Ancak Kur’an bu evlatlık konusunu “öz oğulluktan” çıkarır. Muhammed’in Zeyd’in babası olmadığını Ahzab suresinde dile getirir.
 

… Yine evlatlıklarınızı da sizin gerçek çocuklarınız kılmamıştır: bütün bunlar (düşünmeden) ağzınıza aldığınız boş laflardır; ne ki Allah yalın gerçeği söyler ve O hep doğru yolu gösterir. (4) (Şu halde evlatlıkları öz) babalarına nispet ederek çağırın, bu Allah katında daha hakkaniyetli bir davranıştır; eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, zaten unutmayın ki onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır; bu konudaki yanılgılarınızdan dolayı size bir vebal yoktur; fakat asıl kalbinizdeki kasıt (belirleyicidir) (5) (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ – AHZAB 4,5)

Yukarıdaki ayetlerin tahrif edilmek istenen Ahzab 37’nci ayetle aynı surede yer alması ilginçtir. Allah yukarıdaki ayette Müslümanların evlat edinebileceğini ancak asla öz evlat olarak görülmemesini kişiden gerçeği saklamayarak biyolojik babasına nispet edilmesini istiyor. Yani ayete göre “bu benim çocuğum” demek onu sizin çocuğunuz yapmaz. Kur’an günümüz evlatlık anlayışını reddeder. Kan bağını şart koşar. Peki, Neden? Sebebi açıktır. Bu ileride sorunlara neden olabilir. Bilmem izlediniz mi ama Türkan Şoray’ın bir filmi mevcut. Türkan Şoray evlatlıktır ve evde Abi dediği adama âşık olur. Tabii abi de ona. Beraber büyümüş olsalar da böyle bir sosyal problemi ve iki kardeşin psikolojik travmasını anlatan güzel bir filmdi. Şimdi dünyanın iki ucundan bir erkek ve bir kız çocuğu evlat edinirseniz ve bunlar ileride birbirini severse nasıl olur? Kur’an bu hakikati görmüş ve evlatlık edinirken onların öz çocuklar gibi olmayacağını dile getirmiştir. Bu yüzden evlatlık edinirken hepsinin kız ya da erkek çocuğu olmasına dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ileride doğacak bir yakınlaşma o çocukların da psikolojisini bozacaktır.

Zeyd’in peygamberin gerçek oğlu gibi olamayacağını yukarıdaki ayet belirttikten sonra artık Zeyd Muhammed’in adı ile çağrılmadı. Artık ona biyolojik babasının ismiyle seslenilmeye başlandı: Zeyd b. Harise. Zeyd’in peygamberle öz oğul ilişkisi olmadığını belirten diğer ayet de çok ilginçtir ki yine Ahzab suresindedir.
 

(Ey mü’minler!) Muhammed sizin erkeklerinizden herhangi birinin babası değildir; fakat o Allah’ın Rasulü ve peygamberlerin sonuncusudur: ve zaten Allah her şeyi ince ayrıntısına kadar bilmektedir. (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ – AHZAB 40)


4“Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için onun evine gider. Zeyd’i bulamaz, Zeyd’in karısı Zeynep’le karşılaşır. Birden tutulur Zeynep’e.”

Dünyanın en iyi yalan yarışması düzenlense hadisler yarışmayı birincilikle tamamlar. Zeynep peygamberimizin hala kızıdır ayrıca yukarıdaki uyduruk hadislere göre Zeyd ile halasının kızını evlendiren Muhammed peygamberdir. Şu halde nasıl oluyor da Zeyd’in evine gittiğinde Zeynep’i ilk defa görüyor? Rivayetlerin çelişkisine bakar mısınız? Evlatlığı Zeyd evlenirken Muhammed yurt dışında mıydı? :)) O dönemler Medine’yi hesaplasak toplam 15 bin kişi ya var ya yok. Hatta ben abartayım ve 30 bin kişi yapayım. Allah aşkına 30 bin nüfuslu bir yer köyden farksızdır. Herkes birbirini tanır. Kaldı ki Zeynep hadislere göre Muhammed peygamberin hala kızıdır. Onu nasıl görmemiş olabilir? Ben nasıl görmediğini size anlatayım bu rivayeti 200 yıl sonra uydurduklarında İslam şehirleri yüzbinleri bazıları milyonları geçiyordu. Bunu uyduranlar ise kendi büyük şehirlerine göre düşünmüş olmalıdır. Hatta akrabalarından çok haberdar olmayan birileri uydurmuş olmalı. Dediğim gibi rivayetler o kadar çocuksu hatalarla doludur ki.

5.  “Bir kadına Muhammed’in ilgi duyması, o kadının başka erkeğe -bu erkek kocası da olsa- uygun olmaktan çıkması ve dolayısıyla Muhammed’in olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.”

Bu cümle ise tamamen Muhammed peygambere iftiradır. Bu sonucu doğuran bu rivayeti uyduran hastalıklı kişilerdir. Onlara göre Muhammed’in canı kimi istese o kişi bunu reddedemezdi. Bu ahlaksızlıktır. Baştan sona Kur’an’a ve Kur’an’ın prensiplerine aykırıdır. Nisa 23’e göre sapkınlıktır. Muhammed’in kaç evlilik yaptığı bile net olarak bilinmiyor. Ben Aişe, Zeynep ve Hatice hariç diğer tüm eşlerin hayali olduğunu düşünüyorum. Bu üç isim hariç diğerleri çelişkili ifadelerle günümüze ulaşmıştır. Aişe validemiz ve Zeynep validemiz Kur’an’da geçtiği için emin olabiliyorken Hatice validemiz ise tüm kaynaklar ittifak halinde olduğu için eşi olarak kabul ediyorum. Ancak bunlarla ilgili detayların uydurulduğuna da şüphem yok. Çünkü hiç kimse detayları unutmadan söz ile 200 yıl sonraya taşıyamaz.

6.  “Muhammed 'karını bırakma' derken, gerçekte sevdiği Zeynep’in boşanmasını istiyordu. İstiyordu ki Zeyd onu boşasın da kendisi alsın”

Sünni ve Şii Müslümanların uydurdukları hadisler sonucunda ortaya çıkan sonuç Muhammed peygamberin evli bir kadına göz koymasıdır ki bu katiyen doğru değildir. Ayrıca bu rivayette Muhammed peygamberin niyetini de okuyorlar. Aksi halde Muhammed'in aslında Zeyd'in karısını boşamasını istediğini nasıl anlayacaklar. Hadisler üzerinden zihin okuma da yapılıyor maşallah. Ateistlerin bu konuda anlamadıkları bir şey var. Biz Muhammed peygambere güvenip Kur’an’a iman etmedik. Biz Kur’an’a iman ettik ve Kur’an Muhammed’in peygamber olduğunu söylediği için biz peygambere güvendik. Ve yine aynı Kur’an Muhammed için şunu söylüyordu:
 

Çünkü sen, muhteşem bir ahlaka sahipsin (KALEM 4)

Evet, Kur’an Muhammed’in inanılmaz bir ahlaka sahip olduğunu ve peygamber olarak seçilmesinin de gerekçesini veriyordu. Ahlaksız bir insan başkasının eşine göz koyar. Muhammed peygamber ’in bunu yaptığına dair hiçbir delil yoktur. Ateistlerin tek delili uydurulmuş rivayetlerdir. Allah aşkına hani ateistler için önemli olan bilimdi. Hani bilimsel veriler olmadan konuşmamalıydık. İşlerine gelince tam bir hadisçi kesilmek çok mu bilimsel? Peygamberimizden 2 asır sonra uydurulmuş metinlerin kaynak olamayacağını onlar da biliyorlar ancak bu kendi düşüncelerini desteklemediği için göz ardı ediyorlar ve Muhammed’e iftirayı daha cazip buluyorlar.

7.  “Muhammed bir gün Zeyd’i aramak üzere evine gider, Zeyd’i bulamaz. Evde Zeyd’in güzel karısı Zeynep vardır. O sırada içeride çamaşır yıkamaktadır. Yorgunluktan ve terden pembeleşmiş yüzü ve yarı çıplak haliyle son derece çekicidir. “

Bu metni ne zaman görsem gülerim. Komik bir rivayet. O dönem Medine’nin küçük odalı evinde çamaşır yıkamak ha! Detaya bakın “Yorgunluktan ve terden pembeleşmiş yüzü ve yarı çıplak haliyle” :))) Helal olsun 200 yüz yıl boyunca Zeynep’in yorgunluktan pembeleşmiş yüzünü insanlar hatırladı ve naklettiler. Kaldı ki sadece Muhammed’in görebileceği bir sahneyi üçüncü ağızdan anlatıyorlar. Bu kadar detayı ancak orada o an bulunmuş biri nakledebilir. Algıya bakar mısınız :”Zeyd’in güzel karısı” Zeynep’in güzel ve genç olduğunu nereden biliyorsunuz? Böyle bir bilgi yok. Yukarıdaki iddianın ne denli akıldan ve mantıktan yoksul olduğunu her vicdan sahibi görebilir. Bu rivayeti okurken aklıma Yeşilçam geldi :))) Nuri Alço’da çamaşır yıkayan kadına tecavüz ederdi her filmde. Demek ki 1200 yıl önce de hadis uyduran erkeklerin kafasında aynı senaryo yer almakta :)) Her açıdan bu rivayetin kurgulanmış bir senaryo olduğu açıktır.

Bu iddianın başka saçma noktası da Muhammed peygamberin bodoslama Zeyd'in evine dalmasıdır. Kapı çalma yok mu? Ya da perde falan yok mu? Kur'an'da Ahzab 53'te Müslümanların  peygamberin evine bodoslama girip üstüne üstlük çıkmaz bilmeyen tavırlar sergilemelerinden vazgeçmelerini söylüyor. Şu halde Muhammed peygamber kendisi bu ayete aykırı davranır mıydı? Asla. Kur'an'daki her ayete ilk önce Muhammed peygamber uydu. Asla Zeyd'in evine kapı çalmadan vs. içeri girmezdi. Ha eğer Muhammed Kur'an ayetlerini takmıyordu diyen ateistler varsa şunu sorarım: o zaman niçin Zeynep ile evlenmek için ayet uydurdu diyorsunuz? Madem ayetlere uymuyordu. Ayrıca Nur 31’de “mü’min erkeklere söyle bakışlarını yasak olandan sakındırsınlar” ayeti ortadadır. Muhammed peygamberin yarı çıplak bir kadına bakacağı iddiası Kur'an ile çelişmektedir. Ateistlere göre Zeynep ile evlenmek için Muhammed ayet uydurmuştur. Peki Nur 31 nedir? Muhammed peygamber madem yarı çıplak kadınları dikizleyen bir adamdır niçin kendisini de kısıtlayan nur 31 “mü’min erkeklere söyle bakışlarını yasak olandan sakındırsınlar” ayetini Kur'an'a eklemiştir?

8. “Zeyd eve gelince Zeynep olayı anlatır. Zeyd içinde karısını yitireceği önsezisiyle Peygamber’e koşar: Zeynep’i sevdinse hemen boşayım, sen al, der.”

Bu iddia da diğerleri kadar bomba. Bir an için ateistlerin mantıklı bir iddiada bulunduklarını varsayalım. Allah aşkına hangi erkek peygamber olduğunu düşündüğü kişi eve gelince karısına göz koyduğunu düşünüp gidip karısını ona sunar? Hadi Muhammed sapkın, Zeyd de mi sapkın? Hangi şerefli erkek bunu sindirir? Kaldı ki Zeynep peygamberin halasının kızıdır. Muhammed peygamber kör olsaydı bile küçücük nüfuslu Medine’de halasının kızıyla karşılaşırdı. O dönem güçlü akrabalık ve kabiliyetçiliği saymıyorum bile. Bu imkansız bir iddia.

9.  “Hadislerin anlattığına göre, Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, Zeynep’le yatardı.” 

Bu iddia da Buhari ve diğer hadisçilerin iftirasıdır. İftira olduğu şu açıdan bellidir ki hiçbir erkek ben güzel kadın gördüm dur eve gidip seks yapayım demez. Hele bir topluluğun lideri olarak göz önünde olan biri bunu yapamaz. Ayrıca peygamberin eve gidip seks yaptığını Buhari ve diğerleri nereden biliyor? Odasını mı dikizlemiş bazı sahabeler? Nereden bakarsak bakalım hadisler ve rivayetler safsatadan öteye geçemiyor. Bu uyduruk hadis ve rivayetlerde o kadar bariz çelişkiler var ki. Hani o günlerde herkes çarşaflıydı? Peygamber çarşafın içindekinin güzel olduğunu nerden biliyordu da Zeynep’e koşuyordu? İçinde erkek bile olabilir. Neyse bu iddiaları ciddiye bile almak gereksiz.

10.  “Muhammed, Zeyd' i çağırıp bu ayeti (Ahzab, 37) anlattıktan sonra ona şu görevi veriyor: "Git Zeynep’e bu olayları anlat ve onu bana iste.” 

Bir kere uydurdunuz mu bu işin arkası gelmez. Gerçekten bu akıl dışı iddiaların hangisini ciddiye alıp da cevap versem bilemedim. Siz birinin karısına göz dikeceksiniz, onu ayıracaksınız bir de yetmezmiş gibi eski kocasını elçi olarak göndereceksiniz öyle mi? Bir gram beyni olan bir insanın değil 1450 yıl önce bir Arap’ın bunu normal karşılaması bugün modern çağda bu olsa var ya kesin öldürülürsünüz. Ayrıca Muhammed peygamber bu kadar ahlaksız bir insansa nasıl binlerce insan Kur’an’a iman etti. İşin garibi İslamiyet’i ilk kabul edenler Mekke’nin entelektüel kesimiydi. Böyle ahlaksız bir şarlatana kimse iman etmezdi. Çünkü o dönem Araplar çok daha katıydılar.

11. “Zeynep ise o sırada hamur işi yapmaktadır. Zeyd'i dinledikten sonra olumlu yanıt vermiyor ve "düşünmem lazım" diyerek ibadet odasına çekiliyor.”

Dikkat ediyorsanız bu olaylar film senaryosu gibi aktarılıyor. O kadar aile büyüğü varken zeyd’in istemeye gitmesinden tutun da Zeyd’den başka kimsenin göremeyeceği evde ne pişirildiğine kadar mükemmel detaylar. Şu cümleye de dikkatinizi çekmek isterim : ” ibadet odasına çekiliyor” Belli ki 200 yıl sonra zenginleşen Araplar kendilerine ibadet odası yapmışlar. Bu rivayeti uydururken de Muhammed peygamber döneminde de böyle bir odanın olduğunu sanmışlar. Muhammed peygamber döneminde Medine’de ibadet odası ne arasın? Şaka gibi. Ayrıca kütüphane odası da yok, tv odası vs. şeyler yoktu. :)) Ayrıca birçok rivayet peygamber dâhil birçok sahabenin evinin tek odalı olduğunu kaydediyor. Aişe’nin önde uzandığı halde peygamberin yer olmadığı için onun önünde namaz kıldığına dair rivayetlere ne demeli? Hangisine inanacağız? Yani anlayacağınız tüm rivayetler birbiriyle çelişiyor.

12.  “Bu sırada Muhammed 58 yaşında Zeynep ise 35 yaşında idi. Üstelik Muhammed'in yanında şu hanımları vardı: Aişe (12 yaşında) , Hafsa (23 yaşında), Ümmü Seleme (30 yaşlarında)”

Yukarıda değindiğim gibi değil Zeynep’in peygamberimiz hariç kimsenin yaşı net değil. Zeynep 50 yaşında ya da 60 yaşında da olabilir. Peygamberin ne kaç eşi olduğunu biliyoruz ne de net olarak isimlerini. Verilen isimler ve yaşlar tamamen dedikoduların hadis adı altında derlenmesidir.

13. “Zeyd, Muhammed tarafından üst üste 6 küçük savaşa-baskına gönderiliyor. Bunlar şunlardır: Beni Süleym, İys , Taraf, Hisma, Vadi'l Kura,  Ümmü Kirfe.” Bu en bomba iddiaya da cevap verelim. Bizim için önemli olan Ahzab 37’nin ne anlattığıdır. Yoksa bu safsatalar ile bir yere varamayız. Şunu ateistler dâhil herkes bilmekte ama kimse itiraf edememektedir: Muhammed peygamber dönemi ile ilgili sağlıklı tek veri elimizde yok. Onun vefatından sonra halk arasında dedikoduların derlenmesiyle oluşturulmuş hadisler birer tarihi kaynak olamazlar. Bu bilime aykırı bir metoddur. Yukarıdaki iddialar ve peygamberimizin yaptığı savaşlar adlı kitaplar hepsi hayal ürünüdür. Muhtemelen başka ülkeleri işgal etmek isteyen emeviler döneminde uyduruldu. Bu rivayetlere göre peygamberimiz yememiş, içmemiş, insanlara Kur’an’ı tebliğ etmemiş sürekli savaşmış. 27 savaşa bizzat katılıp 47 savaşa da küçük birlikler gönderdiğini iddia ediyor rivayetler. Ancak bu büyük bir yalan. Bu savaşların vuku bulduğuna dair hiçbir tarihi delil mevcut değildir. Sadece gücü eline geçirdiğinde ortalıktaki her kabileye saldıran peygamber inancına sahip olmamzı istedikleri için bu iftiraları peygamberimize attılar.   İlk önce cihat kavramını değiştirip işgal, savaş manası verdiler. Sözde Allah adına tabii! Sonrada Müslümanları kandırmak için Muhammed’in yaptığı savaşlar diye bir kitaplık savaş peyda ettiler. Yukarıda sayılan savaşların olduğuna ve Zeyd’in bu savaşlara gönderildiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Bizanslılar ile ilgili bir savaştan haberimiz var tabi bunun günümüze gelmesi de uluslararası bir savaş olmasından kaynaklanıyor. Ama bu savaşta kim öldü, Zeyd komutan mıydı? Vs. bilgiler net değil. Dolayısıyla bu iddia da diğerleri kadar net olmayan bir iddiadır. Asıl soru şu: bu kadar zanna dayalı bilgi ile Muhammed’in sapkın olduğuna nasıl kanaat getiriliyor? Bana göre tek açıklaması Muhammed’e iftiranın yobaz ateistlerin, Sünnilerin ve Şiilerin felsefelerine uygun olması.

14.  "Muhammed artık buna dayanamıyor ve doğruca Zeynep'in evine giderek ona el koyuyor. Gerekçe, o sırada inen Ahzab Suresi'nin 37. ayetindeki 'Ey Habibim, Zeynep'i biz sana nikâhladık' cümlesidir."

Bu cümle ise en mantıksızı ve tüm rivayetin yalan olduğunun en bariz delilidir. Riivayeti uyduran kişi Kur'an'da "Habibim" kelimesinin geçmediğini bile bilmeyecek kadar Kur'an'a uzaktır. Değil Ahzab 37'de Kur'an'ın hiçbir yerinde Ey Habibim diye bir kelime yoktur.

Kur’an ne tür evlilikleri yasaklar?

1.  Babalarınızın daha önce evlilik yaptığı kadınlarla evlilik yapmayın, fakat geçmişte yapılanlar geçmişte kalmıştır. Bu davranış yüz kızartıcı bir hayâsızlık, çirkin bir günah, kötü bir gelenek idi. (NİSA 22) Yani üvey annelerle evlilik yasak
2.  Anneleriniz – kızlarınız- kız kardeşleriniz – halalarınız – teyzeleriniz ile yasak (NİSA 23)
3.  Erkek ve kız kardeşlerinizin kızları (NİSA 23) Yani yeğenlerinizle evlilik yasak
4.  Sütannelerle ve sütkardeşlerle evlilik yasak (NİSA 23)
5.  Eşlerin anneleri (kayınvalide) ile evlilik yasak (NİSA 23)
6.  Cinsel ilişkiye girdiğimiz kadınların kızları ile evlilik yasak (NİSA 23) Yani eğer bir kadınla evlenir ancak cinsel ilişkiye girmeden ayrılırsanız o kadının kızı ile evlenmek yasak değil. Ancak bir kez dahi cinsel ilişkiye girildiyse artık o kız Kur’an’a göre üvey kızınız kabul edilir ve evlilik yasak olur.
7.  Öz oğulların eşleri de size haramdır (NİSA 23) Gelin ile kayınpederi evlenemez. Bu ayette dikkat edilmesi gereken öz oğul ifadesidir. Evlatlıkların eşleri Kur’an’a göre evlenilemezler listesinde değildir.
8.  Aynı anda iki kız kardeşle evlenmek de yasaktır (NİSA 23)
 
Biz Müslümanlara göre bir konuda sapkınlığı Allah belirler. Ahlaki ilkemizi de Kur’an belirler. Kuran yukarıda ahlaksızlık olarak nitelediği evlilikleri saymıştır. Bunun dışındakiler ahlaksızlık değil o toplumun kültürüdür. Mesela en iyi arkadaşımız boşanırsa onun eşiyle evlenmek ne haram ne ayıp ne de suçtur Kur’an’a göre. Ancak çoğumuz doğup büyüdüğümüz kültürden dolayı bunu çok ayıp görürüz. Ben de ayıp olarak görürüm. Ancak böyle görmemin sebebi Türkiye’de doğup büyümüş olmam. Buradaki insanların değer yargısı olduğu gibi bana da geçti. Ama kalkıp da bunu yapan birini ahlaksızlıkla suçlayamam. Kur’an böyle bir evliliğin ayıp olmadığını söyler. Ayıp olanları tek tek sayar.

Ateistlere gelince bırakın evlatlığın eşiyle evlenmenin ayıp olması samimi çoğu ateiste göre ensest ilişki bile doğaldır. Kaç tane Amerikalı ateisti dinledim. “Ensest ilişkinin yanlış olduğuna dair bir bilgimiz yok. Bu dinlerin yanlış kabul ettiği bir şey” diyerek kendi algılarına göre doğru olanı zaten söylüyorlar. Ancak Türkiye’de bulunan ateistler ensest ilişkiye karşıdır. Sebebi tıpkı benim gibi doğduğumuz ülkenin değer yargılarını benimsemeleridir. Hâlbuki bunun ahlaksızlık olduğunu iddia eden İslam’dır. Bugün evlatlığın eşiyle evlenmeyi doğru bulmayan herkes bunu yaşadığı çevreden dolayı doğru bulmamaktadır. Türkiye’de “vay nasıl evlatlığın eşiyle evlenilir” diyenler Peru veya Hawai’deki bazı topluluklarla yaşasaydı ensest ilişki onlara normal gelecekti. Kaldı ki dün homoseksüellik ve lezbiyenlik Türkiye’de büyük bir ahlaksızlık olarak görülürken bugün Batı’nın etkisiyle Türkiye’de bu normalleşti. Burada sorulması gereken soru şu: Kişi ahlakı, doğru değerleri nereden alır? Biz Müslümanlar bu değerleri Kur’an’dan alırız. Ateistler ise yaşadıkları ülkelerin yasalarından. Ancak bu iddia yazıda durduğu gibi durmaz. İnsanların doğru ve yanlışlarını maalesef toplumun çoğunluğu belirliyor.

Muhammed peygamber evli bir kadına göz koydu mu? Kur’an ne diyor?

 

Hani bir zamanlar Allah’ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!” Ama Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah’tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiçbir engel bulunmasın: sonuçta Allah’ın emri yerine gelmiş oldu (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ – AHZAB 37)

Ateistler ve rivayet ile beslenen Müslümanlar bu ayetin yukarıda incelediğimiz olay üzere indiğini savunur ki bu tamamen asılsız bir iddiadır. Yukarıdaki masalı bu ayete uyarlamak için uyduranlar Kur’an’ın dil bilgisi kurallarına çarptılar. Bu ayet Allah tarafından Muhammed peygamberle Zeynep’in evlendirildiğini bildiren ayet değildir. Bu ayet Muhammed peygamberle Zeynep evlendikten çok sonra inmiştir. Bunu ayetin Arapçasından anlıyoruz. Şöyle ki:
Ayet “Ve iz” ile başlıyor ve 'bir zaman', 'bir zamanlar' olarak çevrilebilir. Yani geçmişteki bir olay aktarılıyor. Tüm ayet boyunca da geçmiş zaman kullanılıyor: diyordun, saklıyordun, çekiniyordun, Allah’tı, boşayınca, evlendirdik, gelmiş oldu gibi. Hz. Muhammed ile Zeynep bu ayetler inmeden çok önce evlenmiş zaten. Bu yüzden geçmişteki bir olay anlatılıyor. Yani Muhammed Zeynep’e göz koydu o yüzden gidip kendine ayet yazdı. Zeynep’i ve toplumu ikna etmek için iddiası tamamen asılsızdır. Çünkü Muhammed döneminin lideriydi. Böyle bir ahlaksızlık için ayet sallamasına gerek yoktu. Hatta bu ayet Kur’an’ın Allah tarafından gönderildiğine en büyük delildir. Çünkü Muhammed peygamber üçkâğıtçı olsa niçin yanlış anlaşılmaya kendisinin ahlaksız biriymiş gibi göstermeye müsait bu ayeti Kur’an’a dâhil etsin ki. Hadi etti diyelim ölmeden evvel bu ayetin hükmü kalktı deyip gelecek nesillerden evlatlığının eşiyle evlendiği gerçeğini saklayabilirdi. Her açıdan bu ayet Muhammed peygamberi zor duruma düşürmüştür. Bu ayetin hem ona hem bize bir test olduğuna inanıyorum. Muhammed Kur’an’ı yazsa idi yanlış anlaşılacağı çok bariz olan “Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun” cümlesini yazar mıydı? Ateistler Muhammed peygamber Zeynep’i ve toplumu ikna etmek için bu ayeti Muhammed peygamberin uydurduğunu iddia ediyorlar. Hadi bunu kabul edelim peki “Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun” cümlesini niye eklesin? Bu iddialarını tamamen mantıktan yoksundur.
Her neyse bu ayette en önemli nokta geçmiş zamanda yaşanan bir olaydan bahsetmesidir. Yani bu ayetten sonra Muhammed ve Zeynep evliliği gerçekleşmiyor. Bu ayetten yıllar önce gerçekleşmiş olay aktarılıyor. Bu ilk delilimdi. Ayeti irdelemeye devam edelim.

Hani bir zamanlar Allah’ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!” Ayetin bu kısmından şunu anlıyoruz: Muhammed Zeynep ile Zeyd’in boşanmasına sıcak bakmıyor. Hatta ayetten Zeyd’in ilk defa bu taleple gelmediğini anlıyoruz. Peki, niçin boşanmak istiyor? Rivayetler iki farklı sebep sunuyor. İlki sınıf farklılığı. Zeynep soylu bir aileden gelir ancak Zeyd kölelikten gelmedir bu kültür farklılığı Zeynep’in sürekli evde huzursuzluk çıkartmasına sebep olmuş, Zeyd de bu durumdan bıkmış ve sürekli boşanmak için Muhammed’e gelmektedir. Ancak bu rivayet güvenilmezdir. Zanna dayalı bilgiye göre ayeti yorumlayamayız. Rivayetlerde geçen diğer bilgi ise Zeyd Muhammed peygamberin karısına aşık olduğunu anladı ve bu yüzden boşamak istedi. Yukarıda 7 sayfa boyunca bu rivayetin uydurma olduğunu ve böyle bir sebebin imkânsız olduğunu gösterdim. Bu da peygamberimize iftira atan rivayetlerden biridir.

Dediğim gibi Kur’an Kur’an ile tefsir edilir. Uydurulmuş hadislerle değil. Gerçekte Zeyd’in niçin boşanmak istediğini bilmiyoruz. Ayet önemli görmediğinden ya da başka sebeple bilinçli bir suskunluk içinde. Ancak ayet bize ipucu veriyor: Zeynep’i artık istemeyen Zeyd b. Harise'dir. Bunu şu cümleden çıkarıyoruz: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!” ya da Sonia Cihangir’in mealine göre :”Kendini tut! Üzerinde eşinin hakkı var. Allah’tan sakın” bu cümlelerden Zeyd’in Zeynep’te bir kusur bulduğu sonucunu çıkarabiliriz. Çünkü Muhammed peygamber Zeyd’in boşanma gerekçesini eleştiriyor ve Allah’a karşı saygılı ol diyor. Hâlbuki boşanma Allah’a karşı saygısızlık değildir. Ya da diğer meali ele alacak olursak Muhammed Zeyd’e “kendini tut! Üzerinde eşinin hakkı var” diyor. Demek ki Zeynep’le evliliğini bozmak isteyen Zeyd’in gerekçesini Muhammed peygamber uygunsuzluk olarak görüyor. Peki, Zeyd niçin boşanmak istiyor olabilir? Peygamberimiz Zeyd’i eşinin hakkını yemekle azarladığına göre Zeynep'te bir değişiklik olduğunu anlıyoruz. Hastalanmış olabilir, Zeynep belli bir süre yataklara düşmüş ve Zeyd’in artık ona bakmak istememesi olabilir, Zeynep’i artık kendince yaşlı bulmuş olabilir vs. bir milyon ihtimal var. Ancak ayetin şu cümlesinden “kendini tut! Üzerinde eşinin hakkı var” anladığımız Zeyd çok da etik olmayan bir sebeple karısını yüz üstü bırakıyor.

“Ama Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun.” Bu ayetin en önemli kısmı burası. Hem Muhammed peygamberin hem biz Müslümanların sınandığı bölüm de burası. Burası hakkında size kişisel düşüncelerimi sunmadan önce Kur’an’ın vazgeçilmez bir kuralını hatırlatmak isterim. Allah bir ayette ya da ardı ardınca aynı konudan bahsettiği ayetlerde zamanları keserek anlatıyor. Hangi olay ne zaman yaşandı anlamıyorsunuz. Bazen yıllar sonraki bir olayı anlatırken sanki bir sonraki gün olmuş gibi aktarıyor. Kur’an, zamana takılmadığı için yaşanmış olayları zaman belirtmeden kullanıyor. Buna somut örnekler vereyim:
 

Ve gece karardığında bir yıldız gördü ve haykırdı: “Benim rabbim bu!” Fakat yıldız batınca dedi ki: ”Ben batanları sevmem” (76) Sonra ayın doğuşunu görünce “İşte rabbim bu!” dedi. Fakat o da batınca dedi ki: “Doğrusu eğer rabbim beni doğru yola iletmeseydi, ben de kesinlikle sapıtan kimselerden olurdum!” (77) Nihayet güneşin doğuşunu gördü ve “Benim Rabbim bu; zira bu en büyüğü!” dedi. Fakat o da kaybolunca “Ey kavmim!” diye seslendi, “Ben sizin şirk koştuğunuz şeylerde yokum!” (78) (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ – ENAM 76, 77, 78)

Gördüğünüz gibi İbrahim peygamberin Allah’tan başkasına tapanları ikna etmek için uyguladığı metod sanki 3 gün içinde gerçekleşmiş gibi anlatıyor. Kuran olayları keserek gerekli olanları birleştiriyor. Biz de sanki hemen olayın ardından yaşanmış gibi bir algı oluşuyor. Bunun sebebi insanoğlunun zamandan bağımsız düşünememesi. İbrahim yıldıza tapanların yanında belki yıllarca kaldı. Ama ayete bakınca sanki dün gece oradaydı ve yıldızın battığını o saniye görünce çark etti gibi anlatılsa da bu çok uzun sürede olmuş bir olaydır. Başka delilim de var: Taha suresi
 

Bunun üzerine biz de “Ey Âdem” demiştik, “işte bu, sana ve eşine tarifsiz bir düşmanlık beslemektedir; dolayısıyla, onun sizi bu has bahçeden çıkarma girişimlerine karşı çok dikkatli olun; yoksa bedbaht olursun! (117) Zira aklından çıkarma ki burada aç değilsin, açık değilsin; (118) yine unutma ki burada ne susuzluk çekersin, ne de sıcağa maruz kalırsın!” (119) Hal böyleyken Şeytan onu vehimlere sürükleyerek “Ey Âdem” dedi “sana sonsuzluk ağacını ve sonu gelmez bir saltanatın (yolunu) göstereyim mi?” (120) Derken o ikisi ondan yediler… (121) (78) (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ –TAHA 117,118,119,120,121)

Dikkat ederseniz olaylar sanki anlık oluyormuş gibi görünüyor. Ancak durum böyle değil. Farklı zamanlarda olmuş olayları ardı ardınca oluyormuş gibi sunmak Kur’an’ın anlatım metotlarındandır. Allah, Âdem’e tavsiye veriyor ama sanki hemen ardından şeytan Âdem ile konuşmuş gibi sunuluyor konuşma biter bitmez “Derken o ikisi ondan yediler” cümlesi geliyor. Bunlar ardı ardına olmuş olaylar değil. Âdem’i kandırmak belli bir süre almış olmalıyken ayet sanki her şey o an olmuş gibi sunuyor. Bu durumun aynısı Ahzab 37’de de mevcut. Ahzab 37 tamamen farklı zamanlarda olan olayları ele alıyor ve sanki ardı ardınca oluyormuş gibi gösteriyor:
 

Hani bir zamanlar Allah’ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!” Ama Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah’tı. En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik ki,

Ayette zamanlar belirtilmiyor olsa da aynı zamanda olmadığını biliyoruz. Buna delilim Bakara 228'dir. Muhammed Zeyd’e "boşanma!" diyor. Sonraki süreçte Zeyd boşanıyor. Muhammed peygamber ise Zeynep ile bir sebeple evlenmek istiyor. Sebebini bilmiyoruz. Ama bunun sebebinin Zeynep’ten hoşlanma olmadığını biliyoruz. Bunu şuradan biliyoruz ki halasının kızı Zeynep'ten hoşlansaydı onu Zeyd ile evlendirmezdi kendisi evlenirdi. Hangi erkek hoşlandığı kadını başkasıyla evlendirir ve boşanmasını bekler? Ateistlerin ve rivayetlerin tüm iddiaları Muhammed Zeynep'i ilk defa Zeyd'in evine gidince gördü iddiasına dayanır. Halbuki Muhammed'in halasının kızını daha önce görmemiş olması ki görmedi farz edelim evlatlığı Zeyd'in düğününde görmemiş olması imkansızdır. Burada olay Peygamberin Zeynep ile evlenme kararını topluma açıklamaktan çekinmesidir. Çünkü Kur'an'ın anlattığına göre o dönem evlatlığın eski eşiyle evlenmek büyük bir ayıptır. Kur'an'ın “içinde saklıyordun dediği Zeynep ile evlenme kararıdır. Yoksa Zeynep evliyken ona âşık olması değildir. Olay farklı zamanlarda oluyor. Evlenme kararı da Zeyd ile Zeynep boşandıktan sonradır. Buna delilim Bakara 228’dir. Ve eminim ki evlenme kararını almasının çok mantıklı bir izahı vardır. Ancak maalesef Kur'an bu sebebi bize açıklamıyor.
 

Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler. (BAKARA 228)

Yani Muhammed peygamberin Zeynep ile evlenmesi için minimum yukarıdaki süreyi beklemesi gerekir. Ayette ise "Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik "  diyor. Sanki boşandığı saniye Muhammed ve Zeynep evlenmiş gibi sunuluyor. Ancak dediğim gibi Kur'an'da boşanma süreci uzundur. Eşler barıştırılmaya çalışılır. Bu sağlanamazsa kadın boşandıktan sonra yeni bir evlilik için minimum 3 ay bekler. Eğer Muhammed keyfine göre ayet uyduruyorsa ve Zeynep ile hemen evlenmek istiyorsa Bakara 228'in geçersiz olduğunu söyleyip Kur'an'dan sildirmesi gerekir veya hiç eklememesi gerekirdi. Ayet sanki peygamberin içinde sakladığı şeyin henüz Zeyd boşanmadan gerçekleştiği izlenimi uyandırmaktadır. Ancak ayetten böyle bir sonuç çıkarmak için bir delilimiz yok. İlk olarak içinde sakladığı şeyi ayet direk söylemiyor. Bunun Zeynep'e olan aşk olduğunu düşünmemiz için ayette net bir kanıt olmalıydı. Bu mantık Kur’an’ın diğer ayetlerine de aykırıdır. Mesela Nur 31’de “mü’min erkeklere söyle bakışlarını yasak olandan sakındırsınlar” ayeti açıkça Kur’an’ın yaklaşımını göstermektedir. Kadına şehvetle bakılmasını bile doğru bulmayan kuran nasıl olurda peygamberin başkasının eşine göz koymasını kabul eder. Bu olası bir durum değildir. Eğer peygamberimiz Zeynep’ten hoşlansaydı kendisi evlenirdi. Niçin halasının kızını Zeyd ile evlendirsin? Rivayetler Zeynep’i peygamberin sanki hiç daha önce görmemiş gibi anlatması olayın yalanını ortaya çıkarmaktadır.

Ayrıca "Allah’ın açıklayacağı" ifadesi çok önemlidir. Eğer Muhammed'in içinde sakladığı şey Zeynep aşkı ise niçin Allah "açıklamak" ifadesini kullanıyor da "ortaya çıkarmak" ifadesini kullanmıyor. Eğer Muhammed peygamber böyle bir ayıp yaptıysa Allah onu açıklayacağım mı derdi yoksa peygamberi azarlayacak ifadeler mi kullanırdı? Çünkü Tahrim 1'de "Allah'ın sana helal kıldığını niçin haram kılıyorsun" ayeti ve bir kaç ayette Allah sert bir şekilde Muhammed peygamberi azarlıyor. Kafana göre dine bir şeyler ekleyip çıkaramazsın diyor. Yani özetle şu bir şeyin izahı varsa açıklanır. Eğer izahı olmayan bir sır ise ortaya çıkarılır. Kaldı ki Muhammed sahtekar olsa ve gözü Zeynep'te olsa Ayeti tasarlarken "Biz onu seninle evlendirdik" der geçerdi. Niçin "Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun" gibi bir cümleye gerek duysun? Ayrıca halasının kızını Zeyd ile evlendirip 58 yaşında ona aşık olduğunu anlaması da iddianın başka saçma bir yönü.

Şunu da ekleyeyim."Allah’ın açıklayacağı" ifadesinde açıklayacağı fiilinin gelecek zaman ile çekimlendiğine dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Bu da Muhammed peygamber ile Zeynep'in evliliğinin Ahzap 37'den çok önce gereçekleştiğini gösterir. Burada Allah'ın gelecekte açıklayacağı şeyi sakladığı ifade edilmekte.

“En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik ki” ayetin bu kısmı da önemlidir. Dediğim gibi bu ayet Zeynep ile Muhammed peygamberin evlenmesinden çok sonra indiği açıktır. Peki, niçin biz evlendirdik ifadesi kullanılıyor? Bunun sebebi de bu evliliğin Allah’ın planladığı gibi gittiğini anlatmak içindir. Yoksa Allah sizi kendi katında nikâhladı vs. mitolojik bir olayı anlatmıyor. Cümle geçmiş zaman içerdiğinden ateistlerin Muhammed Zeynep ile evlenmek için ayet uydurdu iddiasını da çürütmektedir.  Olayları sanki doğrudan kendi yapıyormuş gibi sunması Allah'ın başka bir anlatım metodudur.. Buna delilim Rahman 2, Alak 4 ve Enfal 17’dir.
 

Rahman (1) Kur’an’ı O öğretti (2) (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ RAHMAN – 1,2)

Kur’an’ı öğretme işini Allah bizzat kendisi yapmış gibi sunuyor.
 

O insana kalemle (kaydetmeyi) öğretti. (ALAK 4)

Alak 4’te ise yazı yazmayı insana bizzat kendisi öğretmiş gibi sunmaktadır. Ancak bu tür ayetler şunu anlatmaya çalışır: Siz kalemle yazı yazmayı öğrendiyseniz, yazma yetisini size yerleştiren Allah sayesinde yaptınız ya da Kur’an’ı öğreniyorsanız size verdiği akıl sayesinde öğreniyorsunuz gibi. Enfal 17’de ise bir savaş sonucu Müslümanların galip gelmesini Allah kendisine bağlıyor.
 

Hem onları siz öldürmediniz; amma velakin, onları asıl öldüren Allah’tı. Attığın zaman da atan sen değildin, ama asıl Allah attı. Zira o, inananları inayetiyle takdir ettiği güzel bir sınava tabi tuttu (ENFAL 17)

Allah’ın kullandığı anlatım metotlardan biri de budur. Allah kimseyi öldürmedi ama ayette bunu bizzat yapmış gibi sunuyor. Aslında demek istediği her olayın perde arkasında kendisinin olduğu, öldürme yetisini bile bize onun verdiğidir. Yani dolaylı olarak gerçekleşen her şey kendi yarattığı sistemle var olduğu için bazı olayları doğrudan kendisine nispet ediyor. “Biz seni evlendirdik” derken de aynı metodu kullanıyor. Yoksa doğrudan biz seni nikâhladık, şahide gerek yok, Zeynep’in rızasına gerek yok vs. sonuçlar bu ayetten çıkarılamaz.

Konuyu özetlersek bu ayetten benim çıkardığım sonuçlar şöyle:

  • Hani bir zamanlar Allah’ın kendisine ikram ettiği, senin de iyilikte bulunduğun kişiye diyordun ki: “Eşini bırakma ve Allah’a karşı saygılı ol!”
Peygamber Zeyd ile Zeynep’in boşanmasını hoş karşılamıyor.
 
  • Ama Allah’ın açıklayacağı şeyi sen içinde saklıyordun; zira insanlardan çekiniyordun. Oysaki kendisinden çekinmen gereken sadece Allah’tı.
Zeyd boşanıyor. Zeyd boşandıktan sonra Muhammed peygamber bir sebeple Zeynep ile evlenme kararı veriyor ancak toplumun tepkisinden çekiniyor. Ancak evlenme sebebini Kur'an bize sunmuyor.
 
  • En sonunda Zeyd o kadınla ilişkisini tamamen kesip boşayınca, Biz onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kesip boşadıklarında kişilerin onlarla evlenmelerinin önünde hiçbir engel bulunmasın: sonuçta Allah’ın emri yerine gelmiş oldu (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ – AHZAB 37)
Peygamberimiz bir şekilde bu baskıya rağmen evleniyor ve daha sonraki yıllarda Allah bunu “Biz onu seninle evlendirdik” diyerek onaylıyor ve bunun da Müslümanlara uygulamalı örnek olması açısından da iyi olduğunu ifade ediyor. Buna delilim şu cümledir:"sonuçta Allah’ın emri yerine gelmiş oldu" Yani Muhammed peygamber Allah'ın emri olmadan bunu yaptı ancak Allah sonuç olarak benim emrim yerine gelmiş oldu diyerek bu evliliği onaylıyor. Ateistler bu noktada şu soruyu soruyor: Allah evlatlıkların eşiyle evlenebilirsiniz diye bir ayet getirse yeterli olmaz mıydı? Elbette yeterli olurdu. Ancak Zeynep ile Muhammed’in evliliği gerçekleştikten çok sonraları Allah, Ahzab 37'yi indiriyor. Buna delillerimi yukarıda sundum. Ayetten anladığım bu. Yoksa ayette evlatlıkların eşiyle evlenmeyi uygulamalı olarak göster diye bir emir yok. Zaten dediğim gibi ayette geçmiş zaman ifadeleri var. Yani Muhammed ile Zeynep bu ayetten çok önce evlenmiş olmalı.

Allah evlatlıkların eşiyle evlenebilirsiniz diye bir ayet getirse yeterli olmaz mıydı?


Yukarıda açıkladığım gibi elbette yeterli olurdu. Yukarıdaki açıklamama ilaveten şunu eklemek istiyorum. Allah kuranda Muhammed sizin için örnektir diyor? Peki nerede Kur'an'da Muhammedin örnekliği? İşte bu ayetler üzerinen Muhammed'in örnekliğine tanık oluyoruz? Muhammed toplumun kendince mutlaklaştırdığı geleneklerle savaştı. Ayet, sizde savaşın diyor ve bunu bir toplumun ayıpladığı bir evlilik üzerinden örneklendiriyor. Bu ayet bir örnektir. Geleneğe, kalıplara, statükoya, değişikliği, ilerlemeyi, medenileşmeyi reddedenlere karşı mücadele uygulamasıdır. Bu ayet sadece evlilik temalı değildir. Bu ayet bize toplumun sabitlerine karşı ne yapmamızı uygulamalı olarak gösteren ve bu konuda bize bakış açısı kazandıran ayettir.

Ahzap 37, Allah tarafından öyle dizayn edilmiş ki Muhammed peygamber hakkında test edildiğimiz kanaatini taşıyorum. Kendi dönemindeki insanlar Muhammed peygamberin evli bir kadına göz koymadığını biliyordu. Bunun rahatsızlığını yaşamadı. Ancak biz gelecek nesiller için son derece yanlış anlaşılmaya açık yerleri var bu ayetin. Ben bu noktada Allah’ın bizim Muhammed peygamber hakkında ahlaksızdı diyenlerden mi  yoksa o böyle bir şey yapmış olamaz diyenlerden mi olacağımızı görmek için test etti. İfk hadisesini bilirsiniz. Muhammed’in eşi Aişe’ye Muhammed’i aldattı iftirası yapılır. O dönem insanlar da Muhammed’in eşi ile test edildiler ama çoğunun sınıfta kaldığını Kur’an haber verir:
 

Bu (iftirayı) işittiğinizde, mü’min erkekler ve kadınlar birbirleri hakkında iyi zanda bulunup da “Bu düpedüz bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi? (12) (İftiracılar) iddialarını ispat için dört şahit getirselerdi ya! Mademki bu şahitleri getiremediler, bu takdirde onlar Allah katında yalancının ta kendisidirler. (13) Bakın, eğer Allah’ın dünya ve ahirette sizin üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, bulaştığınız bu (iftiradan) dolayı mutlaka size korkunç bir azap dokunurdu; (14) tam da dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz sırada… Oysaki bu, Allah katında çok ağır bir (vebaldir) (15) İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: “Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah’ım, böyle bir iftiradan) senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi? (16) eğer imanda sebat gösteren kimselerseniz, Allah bu tür bir (iftiraya) bir daha asla bulaşmamanızı öğütler (17) (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ – NUR 12,13,14,15,16,17)

Muhammed peygamber yaşarken eşine çok namussuzca bir iftira atılmış ve tüm Medineli Müslümanlar da bu iftiraya inanmıştı. Allah ise Bu (iftirayı) işittiğinizde Bu düpedüz bir iftiradır demeleri gerekmez miydi? diyerek çok ince ama anlamı derin bir mesaj veriyordu. Şimdi aynısı Muhammed’in kendisine yapılıyor ve Müslümanlar kalkıp Bu düpedüz bir iftiradır diyeceklerine Muhammed benim için bitti diyorlar. Muhammed birileri için biterse bundan Muhammed'in kaybı olmaz. Kimin kaybettiğini öldükten sonra göreceğiz. Ayetin devamında şahit getiremezlerse” Allah katında yalancının ta kendisidirler.” diyor. Bakıyorum da Muhammed hakkında bir şahitleri yok zanları var. 200 yıl sonra yazılmış metinleri var. Onu hiç görmemiş insanlar asırlar sonra Muhammed’in ahlaksız olduğuna şahit oluyorlar. Bu nasıl bir şahitlik? Yalancılar. “dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz” ayeti de ne güzel özetliyor. Muhammed’in evli kadınlara göz koyduğu iddiası hiçbir net bilgiye dayanmadan basite alarak Müslümanların gevelediğini görmek ne sarsıcı.

Son olarak sözü Allah’a bırakıyorum : “onu işitir işitmez: ‘Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah’ım, böyle bir iftiradan) senin yüce zatına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!’ demeniz gerekmez miydi?” ve Allah ekliyor : "Allah bu tür bir (iftiraya) bir daha asla bulaşmamanızı öğütler"

 

2 Yorum

susema    Diyor ki:
30 Mayıs 2018 , 22:00:45

Çok güzel bir yazı olmuş. Ateistlerin tüm çelişkilerini yüzlerine sertçe vurmuşsunuz ve tabii Müslümanların da. Aklınıza sağlık :)

Admin    Diyor ki:
31 Mayıs 2018 , 08:04:16

Teşekkürler :)



Akıllı adam, aklını kullanır; daha akıllı adam başkalarının akıllarını da kullanır.

En Son Yapılan Yorumlar