Hz.Muhammed ve Sevr Mağrasındaki Yılan Hikayesi Doğru mu ?

Hikaye şöyle kurgulanmış: " Gece karanlığında Sevr Mağrasına vardılar. Mağara; haşerat ve vahşi hayvanların yuvası idi. Sıddıkı Ekber ( Ebubekir) içeride Allah resulüne zarar verebilecek yılan ve akrep gibi hayvanların olabileceğini hesap ederek kainatın fahrinin oraya girmesine gönlü razı olmadı:
- Ey Allah'ın Resülü ,dedi. Allah aşkına ben girmedikçe, sen girme! eğer içeride zararı dokunacak birşey varsa onun zararı sana dokunmadan bana dokunsun.
Mağaradan içeri süzüldü.. Elleriyle yerleri yokladı, düzenledi ufak tefek taşları bir kenara attı. Bu arada mağaranın bir köşesinde bir delik buldu. Elbisesinden bir parça yırtıp orayı tıkadı , geri kalan kısmınıda ayaklarını dayadı ve seslendi:
- Ey Allah'ın Resülü ,buyurunuz!
Nebiler nebisi içeri girdiler..(s.a.v) mukaddes başını , cihanın en büyük peygamber dostu ve en şiddetli hak sevdalısı Hz. Ebubekir'in kucağına koymuş, gözlerini yummuş: ' gözlerim uyur kalbim uyumaz ' dediği uykusundalar. İşte o an mağaranın deliklerinden birinde küçük bir yılan başı göründü.. Hemen çıplak ayağı ile deliği tıkadı. Hz Ebubekirin ayağına yılanın zehirli dişi girip çıktı. Cihanı sıddık'ı acıdan yandı, ta yüreği kaynadı. Fakat Allah'ın Resülü uyanmasın diye hiç kıpırdamadı. O kadar yandi ki, gözlerinden iplik iplik yaş boşandı ve şıp şıp alemin fahrinin yüzüne damladı.. Nebiyi muhterem uyandılar:
- Ne oldu sana ey Ebabekir?
-Ayağımı birşey soktu ama beis yok siz rahatınıza bakınız. Kainatın efendisi oraya tükürüklerinden sürdüler ve acıdan yanan ayak birden şifaya kavuştu. " (M. Necati Bursalı)
 Vurguladığımız bu rivayet hiçbir muteber kaynakta yer almamaktadır. İbn Hacer'in el isabe fi Temyizis-sahabesi gibi kendi alanının ikincil ve daha aşağı derecedeki kaynaklarında bile sadece şu cümle bulunmakta;
" Resulullah'la ebubekir hicret günü sevr dağındaki mağaraya ulaşınca Ebubekir ona dedi ki: Ya Resulullah sen bekle, ben içerisini temizleyip düzenleyeyim"
(Mustafa İslamoğlu, Üç Muhammed)

İslamoğlunun kitabındaki araştırmalarını siz de okudunuz benim gibi. Hadisler konusunda kur'an ve akıl ikilisine başvurmak en doğru yoldur. İslam, mazisi yalan ve efsanelerle doldurulmuş yollardan biridir. Bu yüzden dikkatli olmak herşeyi körükörüne kabul etmemek gerekir. İslam  efsanelerle sarılmış kabuğunu kırdığınızda özünde harika bir rehberdir. O kabuğu kırıp özüne ulaşma çabası her hakikat perestin davası olmalı. Diyebilirsiniz ki bu efsaneler, mucize hikayeleri islam'a ve Hz. Muhammed'e bağlılığı arttırıyor bu yüzden inanmayı seçiyoruz. Fakat bu dediğiniz islama körükörüne bağlı biri için doğrudur. Ya araştıran, sorgulayan, eleştiren, gerçeği hikayelere tercih edenler ne olacak ? Onlar islam'ın çevresini kaplayan bu hikayeleri islam sanıp islamdan uzaklaşacaktır. Çoğu insan benim gibi mucize hikayelerini saçma bulur. Gerek de yok zaten. islam'ın mucizeye , efsanelere ihtiyacı yoktur. İslam'ın özü insanlar için gayet güzel ve yeterlidir zaten. İlla da mucize arayan, mistik bir gizem dini arayan insan islam'ın özünde istediğini bulamaz. Mistitizm islamda yoktur. Allah sanki islamı eksik göndermiş gibi davranan müslümanlar islam daha fazla ilgi görsün diye ekledikçe eklediler. Ya bilinçli olarak islama zarar vermek için yada cahilin iyi niyetinden. İslam ilgi görsün diye mistik hikayelere başvuran bir müslüman Allah'a karşı yanlış bir tavır sergilemektedir. Niye mi çünkü Allah'a "sen eksik gönderdin çok mantıklı ve sade gönderdin bunlar olmaz biraz da mucize katalımda daha mistik bir havası olsun" demektedir. İslam Allah'ın ürünüdür bu yüzden mükemmeldir. İnsanların her eklemeleri o mükemmeliyeti bozuyor çünkü insan kusurludur ve elbetteki o kusuru eklediği dine de bulaştırır. İnsanlık mazisi buna kaç kez şahit oldu. isevilikte, musevilikte ve nicesinde
 


Müslümanlığın kadına bakışı ile Müslümanın kadına bakışı arasında ciddi fark var

En Son Yapılan Yorumlar