Kur’an’da Ramazan Bayramı Geçiyor Mu?

Kur’an’da bayram var mıdır? diye interneti aratırsanız bir site karşınıza ya çıkıyor ya çıkmıyor. Çünkü dinimizin kaynağı olan Kur’an kimsenin umurunda değil. Bayram konusunda da aynı şekilde hadis getiriliyor, rivayet getiriliyor, dedikodular getiriliyor vs. Kur’an ayeti hariç her şeyi getiriyorlar. Sanki İslam’ın tek kaynağı Kur’an değilmiş gibi. Çünkü Kur’an’da ramazan bayramı ve kurban bayramı adında bayramlar yoktur. Atalarının birçok dini kabulünü Kur’an’da bulamayan sünniler,  şiiler, vehhabiler ve nice mezhep Kur’an’ı bakacakları son kaynak haline getirdiler.

Allah’a çok şükür ki İlmihal Müslümanlığından Kur’an Müslümanlığına geçenlerin sayısı, Fıkıh Müslümanlığından Kur’an Müslümanlığına geçenlerin sayısı, İcma Müslümanlığından Kur’an Müslümanlığına geçenlerin sayısı her geçen gün artıyor. İslam’dan kopan sözde İslam’ın mezhepleri olan bu mezhepler tıpkı Yahudilik ve Hristiyanlık gibi yeni birer din halini alalı bin yıl oldu.

Sünniliği, Şialığı, Vehhabiliği, Şafiliği, Hanefiliği, Kadiriliği vs. yüzlerce mezhebi İslam zanneden yeni nesil iki şekilde tepki veriyor: İlki İslam zannettiği bu mezheplerden koparak ateist, deist ya da agnostik olması şeklinde gerçekleşiyor. Turan Dursun vb. Türkiye’deki birçok ateist buna örnek verilebilir. Yeni neslin verdiği ikinci tepki ise gerçekten söylenenlerin doğru olup olmadığını araştırma ve gerçek Kur’an ile buluşma şeklinde gerçekleşiyor. Çünkü yeni nesil artık sorguluyor, aklediyor. Artık mitolojik zırvalara akıllı insanların karnı tok.

Ancak hala toplumda sorgulamayan, aklını kullanmayı reddeden, koskoca Buhari mi bilecek yoksa ben mi deyip kendi aklını haklı olarak aşağılayan bir kesim de var. İşte bu kesim bizi atalarının dinine uymaya zorluyor, bize hakaretler ediyorlar. Öfkeliler. Çünkü İslam’ın birer parçasıymış gibi görünen tüm mezhepler aslında mantığa, vicdana ve insanlığa aykırı fikirlerle dolu. Bunu biliyorlar. Öfkelerini besleyen şey hiçbir şeye cevap verememeleri. Hâlbuki Kur’an; Ali İmran 103 ve 105’te, Müminun 53’te, Enam 159’da, Rum 32’de, Şura 13’te mezhepleşmeyi, fırkalaşmayı eleştirmişti.

Ramazan bayramı ve Kurban bayramı adlı bayramlar Kur’an’da geçmez. Yani dinimizde böyle bayramlar yoktur. Bu bayramlar olmadığı gibi bu bayramlarda kılınan bayram namazı dedikleri namaz da yoktur. Elbette teravih dedikleri namazın da dinimizde yeri yoktur. İslam’da bayram yok diye bayramlara karşı olduğum anlamına gelmesin. Bilakis ben bayramları seviyorum ve devam etmesini isterim. Ancak bu Allah’ın emridir, bu İslam’ın emridir demek başka bu güzel bir kültürdür demek başka. Bayramlar Müslüman dünyasının oluşturduğu güzel bir kültürdür. Ya Müslümanlar uzun yıllar sonra uydurdu ya da Muhammed peygamber döneminden önce Araplar kutluyordu ve peygamberimiz de bu örf ve geleneğine bağlı kaldı da insanlar zamanla bunu Allah’ın emri sandılar. Bilemiyorum. Çünkü bayramların dinimize nasıl girdiğini araştımaya gerek duymadım hiç bir zaman. Her ne olursa olsun Bayramlar din değildir, dinin emri de değildir. Fakat Müslüman dünyasının ortak bir kültürü, örfü olarak bunu kutlamamızda bir sakınca yoktur. Yeter ki bunun sadece bir gelenek olduğunu bilelim.  Allah’ın emridir deyip dine zam yapmayalım.

Din olduğu iddia edilen her görüş Kur'an'a dayanmalıdır. Bayramlar Kur’an’ın herhangi bir ayeti ile uyumsuz olmadığı için bu güzel kültürü devam ettirmemizin bir sakıncası yoktur am eğer kandiller gibi dini algımızı bozup bizi abaküs Müslümanlığına yönlendirseydi o zaman bu kültürü de terk etmemiz gerekecekti.

Kur’an’da Bayram Var Mıdır?

Bir teoloji uzmanı, Ramazan ve Kurban Bayramının Kur’an’da geçtiğini iddia ettiğine şahit oldum. Bakalım delil gösterdiği ayet nedir?
 

(Musa) dedi ki: Buluşma zamanınız ziynet günü; tam da halkın toplandığı kuşluk vakti olsun! (TA HA 59)

Firavun ve Musa arasında bir tartışmayı aktaran ayetlerin hemen ardından Taha 58’de Firavun Musa’yı kamuya açık bir zamanda düelloya davet eder. Musa’da Taha 59’da bu meydan okumayı kabul eder ve ziynet gününüzde buluşalım der.  Ziynet günü ifadesini birçok din adamı bayram günü olarak çeviriyor. Ancak bu çeviri hatalıdır. Ziynet kavramı süs ve takı anlamında kullanılan bir kavramdır. Tabii mecaz anlamda kullanılmamışsa. Ancak benim gördüğüm Kur'an'da sürekli mecaz haliyle kullanılmış. "Ziynet günü" ifadesi ise sevinç günü, mutluluk günü, tören günü, şenlik günü vs. anlamlarına gelir. Mesela damat ve gelinin düğün günlerine "yevmu ez zineti" denir. Çünkü gelin ve damatın mutluluk günüdür. Ya da Araplar bir erkeğin baba olduğu güne ziynet günü der. Çünkü baba olmak kişi için sevinç günüdür. Araplardaki günlük kullanımı bu şekildedir bu kavramın. Fizilalil Kur’an’ın yazarı Seyyid Kutup ve onun gibi düşünenler ise bu ayette geçen “yevmu ez zineti” ifadesini “süslenme günü“ olarak anlamış. Yani bu kavramdan bizim anladığımız bayram çıkmaz. Bu mısırlıların ulusal festivali veya o dönemin dini merasim günü vs. olabilir.

Şimdi öncelikle Musa halkın ziynet gününde ve kuşluk vaktinde buluşalım diyor. Peki, halk kim? Mısırlılar. Yani Firavunun halkı. İsrailoğulları bu düelloya katılamazdı. Çünkü onlar köleydi ve çalışıyor olmalılar. O dönem köle ve işçi bayramı olmadığına göre katılmaları da mümkün değildi. Hadi sizin için zorlayayım ve köleler için de o gün ziynet günü olduğunu farz edeyim. Hangi açıdan bakarsanız bakın Musa’nın bu ayette Firavunun halkı olan Mısırlıların ulusal kutlama gününü kast ettiğini görürsünüz. Ayrıca ayette Musa firavuna sizin ziynet gününüz diyor. Bu da mısırlıların ulasal kutlama gününden bahsedildiğini kanıtlar. Bu ayeti delil göstererek bakın kurban bayramı ve ramazan bayramı var ve “kuşluk vakti” toplanıyorlar ifadesinden bayram namazı çıkar diyenler Kur’an’a takla attırmaktan başka ne yapıyorlar?

Kur’an’da ramazan ve kurban bayramı olsaydı ve bir de bu bayrama özel bayram namazı olsaydı Kur’an bunu açıkça dile getirirdi. Nasıl ki açık açık “Oruç sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazıldı” diyorsa aynı şekilde bayram için de kullanabilirdi. Nasıl ki salatı ikame edin diyorsa açık açık size de bayram yazıldı diyemez miydi? Kaldı ki ayet müşrik Firavun toplumunun bayramından bahsediyor. O dönemin Müslüman İsrailoğullarından değil. Tabii oradaki "ziynet günü" ifadesini bayram günü olarak kabul edersek. Çünkü Arapçada bayram “عيد" "ayd” kavramı ile karşılanır. Hatta Kürtçeye de Arapçadan olduğu gibi geçmiştir. Kürtler de bayram için “eyd” kelimesini kullanır. Yani bayram kelimesi yerine zinet günü demesi de o günün bizim anladığımız manada bayram olmayıp bir ulusal festival ya da tören, şenlik olduğunu vurgulamak içindir. Allah hangi kavramı kullanacağını özenle seçer. Hiç bir kavram Kur'an'da tesadüfen kullanılmaz.

Sonuç olarak Taha 59 bayramın dinen varlığına delil değildir. Alakası bile yoktur. Kur’an’a kafamızdaki dini söyletmekten  vazgeçmeli, Kur'an'daki dini kafamıza söyletmeliyiz

 

2 Yorum

rashad_10    Diyor ki:
06 Temmuz 2018 , 12:06:53

Selamün Aleyküm. Konuyla alakalı değil ama bişey sormak istiyorum.Ben namaz kılmak istiyorum sadece bir konuda fikrim yok. İlk olarak ben adalate inanan birisiyim sadece haksızlık gördüğümde ister bana karşı ister kimese karşı o zaman küfür yapıyorum. Bazen aniden haksızlıklar gözümün önüne geliyor ve o haksızlıkları yapan kişilere küfür yapıyorum. Anlıyorum küfür yanlış bişey ama zülme karşı susamam ve susmamalıyız.Yani sonuç olarak ben doğruluk için küfür yapıyorum.Sizce böyle devam ederek Namaz'a başlamam doğru olurmu?

Admin    Diyor ki:
06 Temmuz 2018 , 19:05:13

Sayın rashad_10 küfür ile namazın ne alakası var? Küfürlü konuşuyorsunuz diye yemek yemeyi su içmeyi bıraktınız mı? İkisi arasında bir bağlantı yok. Bunu belirtmek için bu örneği verdim. Ayrıca Kur'an'da namaz kılmak değil salatı ikame etmek vardır. İkisi tamamen aynı şeyler değildir. Bu konuda yazı yazdım. Sitemde namaz diye ararsanız görürsünüz



Akıllı adam, aklını kullanır; daha akıllı adam başkalarının akıllarını da kullanır.

En Son Yapılan Yorumlar