Kadın Peygamberler Var Mı?

Bu soru çok da konuşulmasına ihtiyaç olan bir konu olmadığı kesin. Ancak erkek cinsiyetçiliğinin Kur’an’a ve İslam’a giydirilmesini İslam’a karşı büyük bir haksızlık olarak görüyorum. Kur’an kadın peygamberlerin olup olmadığı konusunda sessiz kalmıştır. Ya gerekli görmediğinden ya da bu konuda cinsiyetçi yaklaşıp yaklaşmayacağımızı imtihan etmek istediğinden bilemiyorum. Ancak ben bu konuya değinme ihtiyacı duydum. Çünkü Nahl suresi 43. ayette geçen bir kavram yanlış çevrilmekte ve sanki Kur’an sadece erkek peygamberlerin geldiğini iddia etmekte gibi bir algı oluşturuluyor. Ancak ayet yanlış çevrilmektedir. Ayetin yanlış çevirisi verdikten sonra yanlış anlam verilen kavramın üzerinde duracak sonra üzerinde operasyon yapılmamış çeviriyi vereceğim.
 

Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden (Ricâlen) başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun. (ALİ BULAÇ MEALİ – NAHL 43)

Arapça bilen herkesin bildiği gibi arapçada kelimeler üç harfli kombinasyonlar şeklinde türer. Burada erkekler diye çevrilen “Ricâlen” kavramının kökü de “rcl”nin kombinasyonlarıdır. Bu kök bizim araştırmamız gereken kısımdır. Kur’an’da başka yerde de kullanılan bu kavram erkekler şeklinde çevrilmemiştir. Bu şekilde anlaşılmasının sebebini de vereceğim. Ondan önce bu kavram Kur’an’da başka nerede ve hangi anlamda kullanılmış görelim.
 

Ve onlardan gücünün yettiklerini sesinle yoldan çıkar; atlarını ve adamlarını (Recilike) sal üzerlerine (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ- İSRA 64)
Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat; atlıların ve yayalarınla (Recilike) onların üzerine yaygarayı bas; (SÜLEYMAN ATEŞ MEALİ- İSRA 64)
Gücünün yettiklerini sesinle ayartıp siperlerinden çıkar, atlılarını ve piyadelerini (Recilike)  nara attırarak, üzerlerine çullandır… (FİZİLAL-İL KURAN MEALİ- İSRA 64)

Yukarıda verdiğim İsra 64’te Allah’ın iblise insanlarla mücadelesinde ne yaparsan yap izin vereceğim dediği birkaç ayetlik bölümün bir kesitini verdim. Amaç “Ricâlen” kavramının anlamını Kur’an’dan bulmak. Kur’an’ın ayetlerini Kur’an ile tefsir ettiğimizde yukarıdaki anlamlar ortaya çıktı. Gördüğünüz gibi hiç kimse “Recilike” kavramını erkekler olarak çevirmemiştir. Mustafa İslamoğlu “adamlarını” şeklinde çevirirken bazıları “yayalar” bazıları “piyade” şeklinde çevirmiştir. Çünkü “Rcl” kökünün anlamlarından bazıları bunlardır. Bunlardan başka hangi anlamlarda kullanılmıştır derseniz Kur’an’da kullanıldığı diğer anlamlardan biri de “ayak”tır. Maide 6 ‘da, Maide 66, Maide 13, A’raf 195, Sad 42 ve Nur 24’te ayak anlamında kullanılmıştır.

Asıl çarpıcı olan ise Nur 45’tir. Buradaki anlamı ise “iki ayak üzerinde yürüyen canlı” anlamında kullanılmıştır. Bu canlının cinsiyeti erkek ya da kadın değildir. Her ikisini kapsadığı gibi erkek ve kadını da aşan bir anlamı vardır ki ben Nahl 43’te “Ricâlen” kelimesinin anlam karşılığı olarak bunun seçilmesinden yanayım. Çünkü Kur’an evrenseldir. Allah bir kavramı seçtiyse onu bilinçli olarak seçmiştir. Allah belki de iki ayak üzerinde yürüyen canlı diyerek çok daha derin bir hakikate dikkat çekmiş olabilir. Ama zihnimiz peygamberlerin erkek ya da kadın olmasına o kadar odaklanmış ki ayetin demek istediğini anlamaktan çok anladığımızı Kur’an’ın demek istediği olarak kabul ediyoruz. Bu Kur’an indiğinden beri böyle. Homo sapiens olan bizler geliştik. Artık Kur’an’ı bütüncül okumayı öğrenmeliyiz. Allah burada “Ricâlen” kelimesini kullandıysa yani erkek ya da kadın demediyse bunu bilinçli olarak kullanmıştır ve biz bunu kabul etmeliyiz. Zoraki anlamlar verdiğimiz için Kur’an'ın anlamı bin yıldır daha da  karıştı. Anlamadığımız ayetlerde biz burada niçin bu kavramın kullanıldığını anlamadık demek kadar insani bir durum var mı? Ancak hayır! Biz bir şeyi anlamamış olabilir miyiz? Anlamadığımızı kabul etmeyince o kavramı anladığımız kalıplara sığdırarak Kur’an’a zarar verdik. Bundan vazgeçmeliyiz.
 

Yine her tür canlıyı sudan yaratan da Allah’tır: son tahlilde onlardan kimi karnı üzerinde sürünmektedir; kimi iki ayağı (RİCLEYN), kimi de dört ayağı üzerinde yürümektedir. Allah dilediğini yaratır; şundan emin olun ki, Allah her şeye güç yetirendir. (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ – NUR 45)

Görüldüğü gibi “Ricâlen” kavramının bir anlamı da “iki ayak üzerinde yürüyen canlı”dır. Dikkat ederseniz erkek ya da kadın denmiyor. İşin cinsiyet boyutu yoktur. Ancak Allah’a kadın peygamber yakıştıramayan cinsiyetçi erkekler “Ricâlen” kavramına diğer ayetlerde erkek manasını vermemelerine rağmen bu ayete anlamsız bir şekilde yamamak istemişlerdir. Bu Kur’an yorumcularının Kur’an’ı kendi dar zihinlerinde nasıl yorumladıklarını gözler önüne sermektedir. Ayete kadın peygamber olmaz önyargısı ile yaklaştıkları için kavramı mükemmel bir zorlamaya tabi tutuyorlar ve Kur’an’a zihinlerindekini söyletiyorlar. Her neyse ayetin daha oynanmamış meali şu şekilde olacaktır:
 

(Ey Peygamber) Biz senden evvel kendilerine vahyettiğimiz de iki ayağı üzerinde yürüyen canlıdan başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun. (NAHL 43)

Peki, Kadın peygamber var mı, yok mu?

Bu soruya da cevap vereceğim ancak öncelikle Nahl 43’ün devamına bakalım.
“Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun” Burada peygamberler konusunda bilgimiz yoksa zikir ehline sormamız isteniyor. Kimdir zikir ehli? Bu soruya iki farklı cevap veriliyor. İlki bunların Kitap ehli yani Hristiyan ve Yahudiler olduğu görüşüdür. İkincisi ise Zikir ehlinin uzmanlar, ilim sahipleri olduğudur. Ben zikir ehlinin uzmanlar, ilim sahibi bilim adamları olduğunu düşünenlerdenim. Eğer burada kast edilen ilim sahibi uzmanlar ise arkeologlar, tarihçiler vs. kast ediliyordur. Yani bu işi tarihçilere, bilim adamlarına sorun denmektedir. Sanırım bilimin bu noktada gelişmesini bekleyeceğiz. Kadın peygamberin olup olmadığını yazan tabletler, bilimsel bulguları gözlemekten başka seçeneğimiz yok gibi. Ancak Zikir ehli ifadesinden eğer kast edilen gerçekten de kitap ehli ise o zaman bu konuda İncil ve Tevrata bakmamız gerekecek. Tekrar yenileyeyim. Zikir ehlinden kastın kitap ehli olduğunu düşünmüyorum. Dinin tek kaynağı Kur’an’dır. İncil ve Tevrat bu noktada kaynak kabul edilemez. Ancak zikir ehli ifadesini ehli kitap kabul edenlere aşağıdaki Tevrat ve İncil ayetlerini vermek isterim.
 

O sırada İsrail’de, lappidot’un karısı Debora peygamber hakimlik yapıyordu. (TEVRAT – HAKİMLER 4:4)

“…Şallumun karısı Hulda peygambere gittiler” (2.TARİHLER 34:22)

Aşer kabilesinden Fanuel’in kızı Anna adında bir kadın peygamber vardı (İNCİL – LUKA 2:36)

Gördüğünüz gibi İncil ve Tevrat kadın peygamberlerden bahsediyor. 1400 yıldır hiçbir Müslüman bunu iddia etmedi. Bir siz mi fark ettiniz? diyenleriniz olacak. Çünkü kadınlara peygamberlik yakıştırmak istemeyen, tüm zihni taassuba bulanmış insanlar var. Ancak onlar da yanıldılar. Çünkü yaklaşık 1000 küsür yıl önce yaşamış İbn Kesir Nahl 43 erkekler diye çevirmemiş, “Ricâlen” kavramını adam, insan, birey şeklinde yorumlamış. Onun dışında Şafiilerin İmamı Eşari – Eşarilik mezhebinin kurucusu- Meryem’i, Havva’yı, İbrahim’in eşi Sara’yı, Hacer’i ve Firavun’un eşi Asiye’nin kadın peygamber olduğuna inandığını ifade etmiştir. Buna da delili biz Meryem’e vahyettik formundaki ayetlerdir. Ayrıca ilginç bir bilgi vereyim. Peygamberimizin vefatından sonra sahte kadın peygamberler ortaya çıkıyor ve hiçkimse kadın peygamber olamaz deyip reddetmiyor. Onları kadın olmakla değil yalancı olmakla suçluyorlar. Hatta binlerce kişi de bunlara iman ediyor. Bu da Hz. Muhammed ve dört halife döneminde kadından peygamber olmaz algısının olmadığını gösteriyor.

Peki, bugün radikal bir şekilde savunulan kadından peygamber olmaz düşüncesinin temelinde kimin görüşü yatar? Bu görüşün de temelinde Hanefililerin itikad imamı olan ve aynı zamanda Maturidilik mezhebinin kurucusu İmam Maturidi yatar. Maturidi’ye göre kadın peygamber olamaz. Ancak Müslümanlar şunu karıştırmaktadır ki bu, Maturidi’nin kişisel görüşüdür. Hiçbir İslam bilginin kişisel görüşü mutlaklaştırılamaz. Bu dinin sahibi, âlimler değil Allah’tır. Maturidi’nin kişisel görüşüne saygılıyız ancak kabul etmemiz de pek mümkün değildir. Sadece Maturidi değil bugün İslam dünyasından kopmuş Sunnilik, Şialık, Vahhabilik ve nice mezhepler var. Bunların sözde vaaz verenlerini dinlediğimde çok üzülüyorum. Çünkü bu adamların söylediği sözler İslam’ın gerçekleri imiş gibi algı oluşturuyorlar. Kendilerince niçin kadın peygamber olamazı açıklamaya çalışırken şu sebepleri sıralıyorlar:
 

1.   Peygamberlik ağır ve güç bir vazifedir. Kadın ise narin olduğundan bu işlerin üstesinden gelemez.


Bu iddia oldukça yanlıştır. Tarihte erkeklerle savaşmış Amazon denilen kadınlar olduğunu biliyoruz, Rusya’da Bolşevik ihtilalini başlatan Petersburg’daki kadın işçilerdi, Osmanlı’nın 93 Harbinde Nene Hatun, Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Binbaşı Ayşe, Habibe Hanım, Küçük Nezahat ve nice kadın çoğu erkeğin yapamadığını yapmıştır. Yukarıdaki sebep olarak sundukları şey aslında kafalarındaki "kadın hiçbir şey başaramaz" profilidir.
 

2.   Peygamberlik sabır gerektiren bir iştir. Bu yüzden kadınlara göre değildir.


Bu da kadınlara başka iftiralarıdır. Yüzbinlerce yıldır evin cefasını, kocasının cefasını, çocuğunun cefasını kadın çekmiştir. Sabır noktasında erkekler kadınların yanından bile geçemez. Bu iddia da kendini kadından her açıdan üstün gören cinsiyetçi kafaların ürünüdür.
 

3.   Özel günlerinden dolayı ayın 10 günü peygamberlik görevini yapamazlar. Biyolojik yapıları buna müsaade etmez.


Bu iddianın temelinde Yahudilik inancı mevcut. Çünkü Yahudiler hayızlı kadına hastalıklı bir hayvan muamelesi yapar. O dönemde kadının ibadet etmesine izin verilmez, kadın ile aynı sofrada yemek yenilmez vs. Bu hastalıklı inanış nasıl olduysa Müslümanların zihinlerine de bulaştı. Hâlbuki Kur’an’a göre kadının hayızlı olması namaz kılmasına engel değildir. İbadet etmesine engel değildir. Kadının adet döneminde olması onun peygamberlik yapmasına engel değildir. Bugün savaş uçaklarını kullanan kadın pilotlar hayızlı olunca 10 gün dinleniyor mu? Ya da Yolcu uçağını kullanan kadın pilotlar, 10 gün seferlerine ara mı veriyor? Bu iddia baştan sona mesnetsizdir. Anlayacağınız bunlar sebep değildir, sebep bulamayınca sebep uyduruyorlar.

4.   Kadın peygamber evlenipte hamile kalırsa 7. adan sonra peygamberlik görevini yapamaz.

Bu iddialarına cevap vermeyi dahi kendime hakaret sayacağımdan cevaplamayacağım. Zihni henüz 0-5 yaş arası olan kafalardan daha fazla mantık beklemek hata olurdu.

5.   Kadın peygamberlere ümmetindeki erkekler şehevi nazarla bakabilirler. Bu sebeple kadından peygamber olmaz.

İşin en acı noktası bu iddiada bulunanın bir kadın olması. Gerçekten kadınların kendilerini aşağılamasını anlayamıyorum. Binlerce yıldır erkekler kadınlara siz işe yaramazsınız demişler ve bu iddiayı yapanın bir kadın olduğunu görünce şunu anlıyorum: kadınları ikna etmişler. Allah akıl versin bu tür kadınlara. Yani olayın saçma tarafı bir kadının peygamberliği kendi cinsine yakıştıramaması. Allah kadın peygamber gönderse ümmetindeki erkeklerin kafalarının cinselliğe kayacağı iddiası son derece mantıksızdır. Aynı şey erkek peygamberler için geçerli değil mi? Hz. Yusuf olayı nedir? Yusuf peygamberle cinsel ilişkiye girmek için züleyhanın yaptıklarını ne çabuk unutuyorlar. Ya Hz. Muhammed ile evlenmek isteyen  kadınlar ?. Hem peygamber olmasından hem lider olmasından, hem güçlü olmasından etkilenen nice kadın peygamberimizle evlenmek istemedi mi? Demek ki sadece ona peygamber gözüyle bakmıyor aynı zamanda bir koca adayı nazarıyla bakıyorlardı. Erkek peygambere bu nazarla bakıldığını bilmenize rağmen erkekten peygamber olmaz demiyorsunuz ama iş kadın olunca her türlü ipe sapa gelmez ihtimaller ortaya çıkıyor.

6.   Kadınların erkeklere tebliğ yapması uygun değildir. Sebebi de Nur 30’dur.

Bu iddia ise şu an yüzbinlerce insana vaaz veren Dr. Zakir Naik’in iddiasıdır. Kendisi Nur 30’da geçen “Mü’min erkeklere söyle; gözlerini (yasak) olandan sakınsınlar” ayetini delil göstererek Mü’min kadın konuşma yaparsa erkeklerin bakışlarını yere doğrultması gerektiğini söylüyor. Zakir Naik sözde İslam’ı tebliğ ettiğini sanan ancak tüm dünyada Sünnilik dinini tebliğ eden bir vaizdir. İşin ilginci ona bu soruyu soran bir kadındı. Niçin Zakir o kadına baktı o zaman? Ya da her düzenli vaazına katılan onbinlerce kadının da katıldığı konuşmalarında hiç mi salondaki kadınlara bakmıyor. Bunlar kendi görüşlerinde bile samimi değildir ve açıkça Allah adına yalan söylüyorlar. Nur 31’de “Mü’min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan sakındırsınlar” ayeti var. Şu halde bu adamın mantığına göre bir erkek de kadınların olduğu ortamda tebliğ yapamaz. Ancak o da ne! Nur 31’i de veren Zakir Naik kendince mükemmel bilimsel bir açıklama yapıyor ve diyor ki: “Ama bugün bilimsel araştırmalara göre bir erkek bir hanıma baktığı zaman daha fazla etkilenir kadına kıyasla…” Yani anlayacağız 5 yaşındaki çocuğun bile inanmayacağı bir açıklamayı yapıyor ve salondaki herkes ikna oluyor. Bu bilimsel araştırma kimlerce yapıldı, kaynak nedir diye sormadıkları gibi ne alaka diyen de çıkmıyor. Kadın daha az etkilendiği için kendisinin vaaz vermesinde sorun yokmuş. Kadının daha az etkilenmediğine binlerce örnek sayılabilir de konumuz bu değil. Asıl üzücü olan bu gibi din adamlarının sözleri İslam sanılıyor, Kur’an sanılıyor olması ve insanların akın akın İslam’dan nefret etmesi. Çünkü herkes o salondaki insanlar gibi bu saçmalıklara alkış tutamaz. Düşünen aklını kullanan biri bu din adamlarını alkışlamaz olsa olsa düşüncelerinden tiksinir.

Ben kadın peygamber kesin var ya da kesin yoktur diyemeyeceğimizi savunuyorum. Bu konu arkeolojik bulgulara, tarih bilimine bırakılmalıdır. Çünkü Kur'an bu konuda sessiz kalmıştır. Geriye güvenilir ikinci bilgi kaynağımız olan bilim kalıyor. Kesin bilgimizin olmadığı konularda kesin budur deyip radikalleşilmemeli. Benim kişisel kanaatim kadın peygamber olduğu yönündedir ama dediğim gibi bu konuda net ve kesin konuşmanın bizi gerçeklerden uzaklaştıracağı kesindir. Amaç gerçeği öğrenmek olmalıdır ama ne yazık ki insanların amacı kendi gerçeğini başkalarına dayatmak şeklinde zuhur ediyor.
 

5 Yorum

susema    Diyor ki:
07 Nisan 2018 , 14:15:09

Kaleminize sağlık. Yine her zamanki gibi akla ve mantığa hitap etmişsiniz. Çok beğendim. Teşekkürler.

Ayten kaya    Diyor ki:
09 Nisan 2018 , 11:28:06

Diğer yazıların gibi açıklayıcı ve orijinal biryazı olmuş. Emeğine sağlık

Admin    Diyor ki:
09 Nisan 2018 , 11:34:40

Teşekkür ederim

sayf    Diyor ki:
10 Nisan 2018 , 17:01:29

Ayette gecen zikir ehline benim aklım tekrar ediyorum benim aklim da bir ilave etmek istiyor; zikir eden kimseler = akil etmisler = inanmislar = kimler mesela siz, mesela Ali, Mesela Ayşe. Delilcisin ustad delilimi soracan sanırım. Ama sen doğrusun öcelikle tekrar belirteyim. Delilim Kuran ve aklım; akledelim madem. Bayan bir can mı? Ruhlari var mı? Onlar da imtihandalar mi dünyada? Akil sahibi mi? Dini vecibelerini yapmalari Allahin emrine akillari ile uymalari bekleniyorsa hesabi için. Erkekten farki olsa olsa sorumluluğunun fazlaligi olur ki; peygamber bayan gelmiş kesin demem ne kadar doğru olmazsa; kesin gelmemiş diyen de o kadar yanlıştir. Geriye fazla söze gerek yok zannimca akledebilene. Not : Birini tanimak eserlerini öğrenmek tanimak isteyen, başkasindan mi? Daha iyi öğrenmiş olur yoksa kendin den mi.

Admin    Diyor ki:
11 Nisan 2018 , 17:17:53

Ben ne dediğinizi anlamadım.



Bilim insanının gayesi doğruyu öğrenmekse, kendini okuduğu her şeye düşman etmelidir.

En Son Yapılan Yorumlar