yukarı çık butonu
İmtihan Yeri Dünya ise Allah, 200 Milyar Galaksiyi Neden Yarattı?
Tabi bu soru sorulduğunda 200 milyar galaksi keşfedilmiş olabilir ama bu sayı doğru değildir. Evrendeki galaksi sayısından söz ederken, gökbilimciler genellikle 300 milyar gibi bir sayı verirler. Bu da yanıltıcı biçimde evrende 300 milyar galaksi olduğu sanrısı yaratıyor. Oysa gökbilimciler bu sayıyı verirken, “Samanyolu” veya "Andromeda” gibi büyük galaksileri kastediyorlar. Cüce galaksi olarak nitelenen küçük boyutlu galaksilerin sayısının ise 7-8 trilyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca sadece Gözlenebilir Evren içerisindeki galaksilerden söz ediyorlar. Dolayısıyla tüm Evren'in yaklaşık %10'luk bir kısmından söz ediyorlar (evrimagaci.org)

Kur’an’ın evrenin insan için yaratıldığına dair bir iddiası yoktur. Bunu destekleyen tek bir ayet bile yoktur. Bu insan egosunun bir ürünüdür. Evren de başka Dünyalar ve başka yaşam formları da olabilir.  Aslında sorunun cevabı bu kadar. Ama ben yine de Kur’an bu konuda ne diyor onu da sizinle paylaşacağım. Bazıları Kur’an’daki Casiye suresi 13. Ayetini delil gösterip evren insan için yaratılmıştır sonucunu çıkarsa da bu sadece insanların çıkarımıdır. Ayetin böyle bir iddiası yoktur.
 

“Yine O göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendi katından (bir bağış olarak) emrinize amade kılmıştır. Elbet bütün bunlarda da düşünen bir toplum için sayısız mesajlar vardır.” (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- CASİYE 13)

Bu ayette geçen emrimize amade edilmesi ile kasıt şudur: Evrendeki her şey yaşama hizmet etmektedir. Mesela toprak nasıl besin ihtiyacımızı gideriyorsa Güneş de ışığını göndererek bitkilerin enerjiyi besine dönüştürmesine yardımcı oluyor. Bu ayetten evren insan içindir anlayışı çıkmaz. Bir şey sizin emrinize verilmişse (tabi bu ayette bu kavram soyut olarak kullanılmıştır) bunun maksadı bizim yaşamamız için Allah’ın, evrenin belli bölümünü bize tahsis etmesidir. Sonuç olarak bir şey sizin emrinize verilmişse sadece sizin için yaratılmıştır mantığı çıkmaz. Belli bir dönem hayati ihtiyaçlarımızı karşılamamız için emanet olarak verildiği anlamı çıkar. Bazıları da hiç alakasız olmasına rağmen Bakara 29’u delil göstererek her şey insan için yaratılmıştır mantığını savunuyor ki bunun da Kur’an’la bir bağlantısı yoktur.
 

“Yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan, sonra göğe yönelerek onu yedi gök olarak düzenleyen O’dur: Nihayet her şeyin bilgisine sahip olan da O’dur.”  (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- BAKARA 29)

Ayet sadece Dünyadaki nimetlerin insanlar için yaratıldığından bahsediyor. Evrenle alakası yoktur bu ayetin.

Bilim Evrenin Bu Kadar Büyük Olması Hakkında Ne Diyor?

 

“Eğer yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olsalar, astrofizik çok da farklı olmazdı. Yıldızlarda, nebulalarda ve diğer gök cisimlerinde süre giden temel fiziksel işlemlerde hiçbir değişim gerçekleşmezdi. Uzak bir noktadan bakıldığında, galaksimizin görünüşü de şimdikiyle aynı olurdu. Tek fark, gece çimler üzerine uzanıp da izlediğim gökyüzünde çok daha fazla sayıda yıldız bulunması olurdu. Ama pardon, evet; bir fark daha olurdu: Bu manzarayı seyredecek olan "ben" olmazdım... Uzaydaki bu devasa boşluk, bizim varlığımızın bir ön şartıdır.” (George Greenstein, The Symbiotic Universe, s. 21)

Astrofizikçi George Greenstein’in de yukarıda belirttiği gibi evren daha küçük olsaydı yaşam olmayacaktı. Bugün ki büyüklüğü yaşamın oluşması için tam da gerektiği büyüklüktür. Evrendeki gök cisimlerinin dağılımı, insanın yaşamı için tam olması gereken yapıdadır. Dev boşluklar, amaçsız yere ortaya çıkmamışlardır; amaçlı bir yaratılışın sonucudurlar. Michael Denton, Nature's Destiny (Doğanın Kaderi) adlı kitabında şöyle yazar:
 

Süpernovalar ve aslında bütün yıldızlar arasındaki mesafeler çok kritik bir konudur. Galaksimizde yıldızların birbirlerine ortalama uzaklıkları 30 milyon mildir. Eğer bu mesafe biraz daha az olsaydı, gezegenlerin yörüngeleri istikrarsız hale gelirdi. Eğer biraz daha fazla olsaydı, bir süpernova tarafından dağıtılan madde o kadar dağınık hale gelecekti ki, bizimkine benzer gezegen sistemleri büyük olasılıkla asla oluşamayacaktı. Eğer evren yaşam için uygun bir mekan olacaksa, süpernova patlamaları çok belirli bir oranda gerçekleşmeli ve bu patlamalar ile diğer tüm yıldızlar arasındaki uzaklık, çok belirli bir uzaklık olmalıdır. Bu uzaklık, şu an zaten var olan uzaklıktır. (Michael Denton, Nature's Destiny, s. 11)

Yani evrendeki boşluklar, yıldızlar, galaksiler vb.. her şeyin birbirine uzaklığı hayati derecede önemli. Ateistin bilmesi gereken ilk şey şu: imtihan dünyasında değil imtihan evreninde yaşıyoruz. Biz yaşıyorsak bunu tüm evrenin istikrarlı bir şekilde birlikte çalışan uyumuna borçluyuz. Dünya’daki yaşamın oluşmasının evrenle ne alakası var diyenleriniz olacaktır. Ateist bilim adamı olan Richard Dawkins’i dinleyelim:
 

“Sadece yaşam dostu bir gezegende değil aynı zamanda  yaşam dostu bir evrende bulunuyoruz…. Gece gökyüzüne baktığımızda yıldızları görmemiz rastlantı değildir çünkü yıldızların varlığı çoğu kimyasal elementin oluşumunda ilk koşuldur ve kimyanın etkisi olmadan yaşam olamazdı. Fizikçilerin hesabına göre, eğer fizik kanunları ve değişmezleri bir parça bile farklı olsaydı, evren yaşamı imkansız kılacak şekilde gelişirdi” (TANRI YANILGISI S.135, RİCHARD DAWKİNS)

Dawkins şunu diyor: Bugün bilim yaşamın oluşması için gerekli elementlerin uzaydan geldiğini ispatladı. Yıldızlar birer element oluşturma fabrikasıdır. Yıldızlar belli bir sürenin sonunda patlıyor ve o patlamanın etkisiyle evrene saçılan elementler sayesinde yaşam var oldu. Yani uzak yıldızlar bile yaşamımıza hizmet ediyor. Yaşam dünya sayesinde olmadı evrenin tamamı sayesinde oldu.

Peki tüm bu bilimsel verilere rağmen koskoca evrende sadece dünyada yaşam formu olsaydı ve tüm evrendeki bu sistem dünyadaki yaşam formuna hizmet etseydi ne olacaktı? Elbette Tanrının büyük bir zahmete katlandığını ve israfa girdiğini düşünmeyecektik. Çünkü israf sınırlı kaynakların gereksiz yere harcanmasıdır. Allah’ın kaynakları sınırsız olduğu için Tanrı için israftan söz edilemez. Bilim sayesinde biliyoruz ki tüm bu evren  olmasaydı yaşam olmayacaktı. Aslında sanıldığı gibi diğer yıldızlar, sistemler ve boşluklar boşu boşuna yaratılmış değildir. Tüm evrende sadece dünya bile olsa yine mantıksız olmaz. Bu Allah’ın muazzam büyük bir evrende bir kum tanesi bile olmayan bir kısmında yaşamı var edebilme kudretini ve gücünü gösterirdi. Çünkü Allah için bir gezegen olan dünya’yı yaratmakla 300 milyar galaksi yapmak arasında zorluk bakımından zerre fark yoktur. İkisi de Allah için basittir. O “ol” der o da “oluş sürecine” girer. Ayrıca bu soruyu soran biri şöyle bir hatayı da yapar. Sanki evren daha küçük olsa daha mantıklı gelecek kendisine. Allah isteseydi güneşi de yaratmazdı sadece dünya gibi her şartı sağlayan bir sistem kurabilirdi buna gücü yeter. Ama Allah yaşam formu oluşturmak için bu sistemi uygun gördü ve yarattı. Şimdi bu konuda Ateistler’in bir yönüne vurgu yaptıktan sonra konuya döneceğim. Ateizm de salt bir mantık yoktur. Belli bir çizgisi yok. Her ateist kendine göre şekillendiriyor ateizmi.
  • Georges Politzer: Evrenin başlangıcı olduğu bulunursa yaratılışı kabul ederiz. (Geçen Asır)
  • Celal Şengör: Ben ateist olduğum için Big Bang’i kabul etmem.(Günümüz)
100 yıl önce yaşamış olan bir ateist olan politzer evrenin başlangıcı olsaydı  kabul edeceğiz derken günümüz ateisti Celal Şengör –bilimin ispatlamasına- rağmen evrenin başlangıcını kabul etmem diyor. Big Bang ispatlanınca argüman değişti şimdi Richard Dawkins Tanrıyı Kim Yarattı? diyor. Yani geçen asrın argümanları ellerinde patlayınca mantıklı mantıksız söylemlere sarılıyorlar.
  • Ernst Heackel: Hücre basit yapıda kendi kendine oluşabilir. (İki Asır Önce)
  • Ergi Deniz Özsoy: Hücre çok kompleks. Neden yaratıcı bu kadar kompleks yaratsın? (Günümüz)
Ne olsa kabul edilecek? Evrenin başlangıcı olduğu bulunursa kabul edeceğiz dediler etmediler. Hücre basit olduğu için kendi kendine oluşur diyordunuz. Hücrenin kompleks olduğu bulununca şimdi de niye bu kadar kompleks? diyorsunuz.  Biz insanlar balık hafızalıyız. Dünden bugüne ateistler ne demiş diye bakarsak aslında mantıklarını reddetme üzerine kurduklarını görürsünüz. Mantıklarını bilim üzerine kurdukları iddiasına bir eleştri olması için yukarıdaki örnekleri verdim.

Yukarıdaki kısa özeti şunun için anlattım: Eğer sadece Güneş Ay ve Dünya yaratılsaydı ne diyeceklerdi? Bu sefer de madem Allah sonsuz güç ve kudret sahibi o zaman O’nun için 3 gök cismi yaratmakla 3 katrilyon gök cismi yaratmak arasında hiçbir fark olmaması lazım. Neden 3 gök cismi? Tanrı daha fazlasını yaratacak güçte değil mi?
Sadece bir ateist için demiyorum ama cevap bulmak için sorulmayan her soru muhatabıyla alay etmek için kurgulanır. Bu tuzağa Müslüman gençlerimiz düşmemelidir. Allah için 3 gök cismi yaratmakla 3 katrilyon gök cismi yaratmak arasında bir fark yoktur. Sadece ona ol der ve oda oluş sürecine girer. Süreçli,aşamalı yaratmak Allah’ın prensiplerinden biridir. Yukarıdaki sorunun cevabını din değil bilim veriyor zaten. Dünya'daki yaşamın var olması için şuanki evrenin tamamına ihtiyaç vardı. Bu yüzden yukarıdaki anlamsız soruyu ateist bilimadamları değilde halk tabanlı ateistler sorar. Onlara tavsiyem  bilimsel kaynakları alıp okumaları.