Erkek Sünneti (Hıtan) Allah’ın Emri Midir?

Bu konuda uzun uzadıya konuşacağız. Arapçada Hıtan, İngilizcede circumcision denilen ve Türkçeye sünnet diye geçen kavram bir erkeğin penis başını koruyan üst derinin (foreskin) kesilip atılması operasyonudur. Hıtan denilen olay Türkçeye sünnet olarak geçmesi eskilerin son derece tehlikeli bir algı operasyonu sonucu olmuştur. Böylece erkek sünneti peygamber sünneti ile eşleştirilecek ve tartışılmayacaktı. Ancak internetin yaygınlaşması ve bilgiye hızlı ulaşabilmemiz sayesinde erkek sünnetini tartışmamız gerektiğini gördük. İslam diye önümüze bırakılan sofrayı sorgulamamız gerektiğini anladık. Sofraya sonradan dâhil edilen yemeklerin İslam’a ait olmadığını anlamam onlarca yılımı aldı. Erkek sünnetini çoğu insan gibi ben de Kur’an’da yazdığını ve Allah’ın emri olduğunu sanıyordum. Ancak erkek ve kadın sünnetinin İslam’ın bir emri olmadığını artık biliyoruz. Erkek sünnetinin tarihi bundan 6000 yıl öncesine kadar uzanır. İlk olarak diğer dinlere kısaca bakalım.

Yahudilikte Erkek Sünneti ve Günümüzdeki Yahudilerin Konuya Bakışı

 

Tanrı İbrahim'e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, (9) “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.(10) Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. (11) Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dâhil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu (12) Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. (13) Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir (14) (TEVRAT – YARATILIŞ 9,10,11,12,13,14)

Tanrı İbrahim'le konuşmasını bitirince ondan ayrılıp yukarıya çekildi.(22) İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmail'i, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.(23) İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.(24) (TEVRAT – YARATILIŞ 22,23,24)

Yahudiliğe göre sünnet Allah ile İbrahim (o zaman henüz adı Avram) arasında yapılmış Brit Mila adı verilen bir anlaşmanın mührü olacaktır, Allah Kenan ülkesinin (vaad edilmiş topraklar) İbrahim'in soyuna verileceğini ve bu soyun sonsuza kadar süreceğini söylemiştir, ancak bu anlaşmanın şartı, Yahudilerin sünnet olmalarıdır. Yahudilerin pazarlıkçı Tanrısı yeri geldiğinde insana acı verecek şeyler isteyebilmektedir. Tabi biz Müslümanlar Tevratı insanların değiştirdiğine inanırız o ayrı konu.

Yukarıdaki satırları okurken şaşırdığınıza eminim. Çünkü yukarıdaki Tevrat ayetleri bin yıldır İslam âlimlerinin (!) dilinde bir İslam yorumu olarak anlatılıyor. Geçmişte çoğu insan İslam âlimlerinin Kur’an’dan konuştuğunu sanırdı. Fakat günümüzde bilginin hızlı yayılması sayesinde geçmiş âlimlerin(!) aslında Kur’an diye bize Tevrat okuduklarını açıkça ifşa etmiştir. Hepsini kast etmiyorum. Kur’an’da bir kez bile erkek sünneti geçmez ancak imamlar, hocalar erkek sünnetinin İbrahim peygambere dayandığını, İbrahim peygamberin 90 yaşında sünnet olduğunu insanlara anlatırlar. Yukarıda verdiğim Tevrat ayetlerini görüyor musunuz? Bize anlatılanlar bire bir Tevrat’tan alınmış ve bize İslam diye servis edilmiştir.

Şunu belirtmeliyim ki Yahudi âlimleri sünnet ayetlerini farklı yorumlamaya başladılar. Artık bazı Yahudi alimleri sünnetin toplumdan tecrit etme anlamına geldiğini vurguluyor. Bazıları ise ayetleri yorumlayarak artık sünnetin bu dönem Yahudileri kapsamadığı sonucuna varıyor. Ne olursa olsun bugün dünyadaki Yahudiler erkek sünnetini terk ediyor. İsrail’de her yıl bu konuda konferanslar veriliyor Yahudi cemaati bilgilendiriliyor ve erkek sünneti terk ediliyor. Dr. Mark Reiss  69 yaşında emekli bir Yahudi doktor. Muhafazakâr bir sinagogun aktif üyesi. İşte söyledikleri:
 

Yahudi olmak için sünnet olmak zorunda değilsiniz, tıpkı Yahudi olmak için tüm diğer dini kurallara itaat etmenin zorunlu olmadığı gibi. Yahudilikte eğer anneniz Yahudi ise siz de Yahudi’siniz. Hepsi bu. Yüreğinizi ve içgüdülerinizi dinleyin. Erkek evlatlarınızın beden bütünlüğüne zarar vermeyin! Genç bir doktor olarak sayısız sünnet yaptım. Çoğu doktor ve çoğu Yahudi gibi sünneti sorgulamadım bile. Üst derinin bebek penisinin ucunu korumada ve yetişkinlikte cinsel fonksiyonda çok önemli rolü olduğunu öğrendim. Yeni doğan bebeğin acıyı yetişkinlerden çok daha fazla hissettiğine, çoğu bebeğin sünnet esnasında travmatik şoka girdiği için ağlamayı kestiğine şahit oldum.

israil’de çocuklarını sünnet ettirmeyen Yahudi ailelerin sayısı her yıl artıyor. Televizyonlarda sünnetin sağlığa zararlı olduğu anlatılıyor. İsrail’de ebeveynlerin birçoğu sünnet geleneğini sorguluyor. Amerika ve Avrupa da yaşayan Yahudi cemaatleri ise artık sünneti vahşi ve ilkel bir gelenek olarak görüyor.

Hristiyanlıkta Erkek Sünneti

Hristiyanlıkta Sünnet (circumcision) olayı yoktur. Hristiyanlar bu konuda daha farklı yol izlemişlerdir. Aslında erkek sünneti âdetinden Hristiyanları çekip çıkaran Hristiyanlığın kurucusu Pavlus’tur. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir diyelim. Pavlus sünnet olayını kalp kirliliği olarak yorumlar.
 

Mesih bizi özgürlük için özgür kıldı. Bunun için dayanın. Bir daha kölelik boyunduruğunu takınmayın. Bakın, ben Havari Pavlus size şunu söylüyorum, sünnet olursanız Mesih’in size hiç yararı olmaz. (İNCİL GALATYALILAR 5.BÖLÜM)

Havariler sorar sünnet yararlı mıdır, değil midir?
Hz. İsa: “Sünnet yararlı olsaydı o zaman yaratıcımız insanları annelerinin karnından sünnetli çıkarırdı…” (THOMAS İNCİLİ – GNOSTİK İNCİL)

Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden sakının; o sünnet bağnazlarından sakının! (FİLİPİLİLER 3.BÖLÜM)

İslam’da Erkek Sünneti

Benim dini inancım olan İslam’da erkek sünneti (hıtan) yoktur. Kur’an’da geçmez. Sahih ve güvenli kabul edilen hadisler içinde de geçmez. Ben hadisleri peygamberin sözleri olarak görmüyorum. Sadece görenler için bundan bahsetmek istedim. Fakat her nasılsa 9.yy.da bu konuda hadis uydurmayı başardılar. Bunu ya İslam’a sızan Yahudiler yaptı. Ya da Kur’an’ı bırakıp Tevrat’ı rehber edinen cahil âlimler (!) yaptı. İslam’a hıtan’ın nasıl geçtiğini tam olarak bilen yok. İslam’a soktukları hadis adlı rivayet ise şudur:
 

"Sünnet (hıtan), erkeklere sünnet, kadınlar için fazilettir" (Ahmed b. Hanbel, V / 75; Ebu Davud Edeb, 167; el-Fethu'r-Rabbânî, XVII / 1312)

Aşağıda paylaşacağım Buhari rivayetini görünce gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Çünkü bu rivayet baştan aşağı şaka için söylenmesi gereken bir söz olması gerekir.
 

İbrahim (a.s), 80 yaşında balta ile kendisini sünnet etti (BUHARİ)

Yukarıdaki peygamberimize iftira eden rivayetler yeterli olmamış olacak ki dinciler mitoloji üretmeye ihtiyaç duymuştur. Bu mitolojilerden birinin iddiasına göre peygamberimiz sünnetli doğmuştur. Sanırım bu mitolojiyi uyduran kişi veya kişiler peygamberimiz doğar doğmaz gidip kontrol işlemini yaptılar. Keşke Müslümanlar ilk dönem Müslümanları gibi akla ve bilime önem verseler o zaman bu safsataları hiç dinlemeyeceklerdi. Ey Müslümanlar aklınızı kullanın sünnetli doğmak tıbben sakat doğmaktır. Bu bir anomalidir. Yani anormal bir sıkıntı var demektir. İkinci mitolojik uydurma ise Hz. Muhammed’in doğduktan sekiz gün sonra- tam da Tevrat’ın verdiği süre olduğuna dikkat edin- melekler tarafından sünnet edilmiştir. Bir Müslüman’ın bu efsaneye inanması aklına ve peygamberimizin öğretisine ihanetten başka nedir? Melekleri fenni sünnetçi yapmaya utanan Müslümanlar nerede?

Müslümanlar çelişkilerle dolu bir dine inanıyor. Hani sünnet İbrahim peygamberden kalmıştı? Eğer bu doğruysa Muhammed peygamber doğmadan önce bile Araplar ve Arabistan Yahudileri sünnet oluyordu. Şu halde Mekke de sünnetçi kalmadı mı ki Melekler sünnetçi oldu? Tamamen mitolojik safsatalar başka bir şey değil. Türkiye’de bu saçma mitolojileri din diye sunan ve insanlara İslam diye boş bir din sunanların başında sorularlaislamiyet adlı site gelmektedir. Bu sitenin dediklerinin yüzde biri bile İslam’da var olsaydı 20 yıl sonra tek bir tane bile Müslüman kalmaz. Bu tür siteler sahte bir dini İslam diye sunmaktadırlar.

Halife Ömer’in son yıllarında doğan (Hicri 21) ve sahabenin dahi çok saygı duyduğu bir âlimimiz var. İsmi çok bilinmez halk arasında. Hasan el Basri. Rivayetler doğruysa birçok insan onda peygamber hitabının olduğunu naklediyor. Bakalım o bu konuda ne düşünyor:
 

Rasûlüllaha uyarak birçok kimseler İslam'a girdi. Siyahı, beyazı, Romalısı, İranlısı, Habeşlisi... Ama bunlardan hiç birinin sünnet olup olmadıkları araştırılmadı. Şayet sünnet olmak vacib olsaydı, sözü edilenler sünnet olmadan İslam dinine kabul edilmezlerdi.

Hasan el Basri’nin dediği gibi peygamberimiz ve sahabeler döneminde sünnet diye bir olaydan kimse bahsetmiyor.

Sünnet İslam’ın Ön Şartı Mıdır?

İnanın sünnet gibi İslam’ın yakınından ucundan geçmeyen bir olay nasıl İslam’ın ön şartı haline gelmiş anlamak zor. Demek ki İslam’da Allah’tan başka kanun koyucular var. Müslümanlar Allah’ın dinine zam yaparak Allah’a din öğretiyorlar. Ayrıca İslam’a girmenin ön şartı olarak yapılan bu zam yüzünden İslam’a gelecek olan binlerce erkek bu kararından vazgeçmiştir. Sünnet bugün bile erkeklerin İslam’a gelmesine engel olan bir duvardır. Sünnet İslam ile insan arasında bir engeldir. Sünnet İslam’ın değil ön şartı son şartı bile değildir.

Kim tarafından dört hak mezhep olarak kabul edildiği bilinmeyen Sünniliğin dört mezhebi bu işe nasıl yaklaşıyor?

Mezheplerin bu işe yaklaşımı tam bir trajedi. Bugün Sünnilik ve Şiilik İslam’ın mezhebi olmaktan daha çok İslam’dan koparak bir din olmuşlardır. İşte o dinin mezheplerinin bu konudaki görüşleri
 

Hanefi   : Erkek sünneti sünnettir, kadın sünneti sünnettir.
Şafi        : Erkek sünneti vaciptir, kadın sünneti vaciptir.
Hanbeli: Erkek sünneti vaciptir, kadın sünneti sünnettir.
Maliki  : Erkek sünneti sünnettir, kadın sünneti sünnettir.

Yukarıda imam Hanbeli’nin görüşü en garibi. Sünnet Hz. Muhammed’in yaptığı eylemlerdir. Kadın sünneti nasıl sünnet oluyor ben anlamadım :)

Sünnetin Kur’an’a Aykırı Olduğuna Dair Deliller Var Mı?

İlk olarak bizim şu konuyu iyi anlamamız gerekiyor. Sünnet bir dini mesele değildir bir sağlık meselesidir. Yani sünnet tıbbın konusudur. Tıp sağlıklı diyorsa yapılır zararlı diyorsa yapılmaz. Ve gördüğüm kadarıyla tıbbın bu uygulamanın zararlı olduğu yönünde daha baskın bir kanısı var. Sünneti reddeden Müslümanlar bunu Kuran’daki bazı ayetlere ters düştüğü için reddediyorlar ancak bu kesinlikle yanlış. Çünkü önümüze serilen ayetlerin bu konuyla bir alakası yok. Hâlbuki bir Müslüman erkek ve kadın sünnetini reddedecekse bunu sağlık sebebiyle reddetmeli. Çünkü sünnet tıbbın ilgi alanına girer dinin değil. Sünnete karşı olan Müslümanların delil olarak sundukları ayetler:
 

Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış (4) sonra onu başlangıç noktasının en dibine döndürmüşüzdür.(5) (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ – TİN 4,5)

Karşımıza getirdikleri ilk ayet Tin suresi 4’tür. Ancak Tin suresi bağlamından koparılmaktadır. Bu da yanlış bir anlama sebep olmaktadır. Tin 4 ve Tin 5 birlikte okunmalıdır. Ayrıca buradaki ifade açık bir şekilde mecazdır. Fiziksel olarak en güzel kıvamda olduğumuzdan bahsedilmiyor. Çünkü insan vücudu doğadaki en güzel kıvamlı vücut değildir. Çıta kadar hızlı değiliz mesela. Bir aslan kadar güçlü değiliz. Bir şahin kadar güçlü göremeyiz vs.. birçok örnek verilebilir. Ayrıca yirmi yaş dişleri gibi vücudumuzla tam uyum içinde olmayan parçalarımız var. Sakat doğan, engelli doğan insanlarımız var. Tin 4 “Biz insanı en güzel biçimde yarattık” şeklinde meallendiriliyor ve sanki fiziksel olarak en güzel biçimde yaratıldığımız kast ediliyormuş gibi anlatılıyor. Hâlbuki ayetin devamında “sonra onu başlangıç noktasının en dibine döndürmüşüzdür.” İfadesi geçiyor. Bu da bizi en güzel kıvamda yaratmadan kasıt her neyse ona ulaşmak için başlangıç noktasına geri döndürüldüğümüz anlatılıyor. Burada en güzel kıvamda yaratılmayı şöyle anlamalıyız diye düşünüyorum. Yaratılış amacımıza en uygun kıvamda yaratıldık. Bu kurduğum cümleye dikkatinizi vermenizi istiyorum. Tin 4 ve 5’ten benim çıkardığım sonuç şu: Allah bizi yaratılış amacımıza en uygun kıvamda yarattı sonra o kıvama ulaşabilmemiz için bizi sıfır noktasına bıraktı. Tecrübeyle, bilgiyle, acıyla, tatlıyla vs.. hayat yolculuğunda o kıvamı yakalamaya çalışıyoruz. O kıvama yaklaşan Allah’ın rızasına yaklaşır. O kıvama en çok yaklaşan peygamberler olduğuna inanıyorum. Çünkü Allah’ın hiçbir kimse için kullanmadığı dostum kelimesini İbrahim peygamber için kullanıyor Kur’an’da. Bu bir insan için en büyük şeref. Her neyse bu ayetin sünnetle alakası yoktur. Allah bizi en güzel biçimde yarattı o halde penis üst derisini kesmek bu en güzel kıvamı bozar şeklinde açıklamalarını mantıklı bulmuyorum. Çünkü biz aynı zamanda kıllı yaratıldık. Bu mantığa göre koltuk altı kıllar veya saçları kesmek de Allah’ın yarattığı en güzel kıvama aykırılık teşkil eder. Bu yüzden bu ayetleri bağlamından kopararak kendi tezimize kurban etmek doğru değildir.
 

O her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir. Öyle ki, insan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır. (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ - SECDE 7)

Bu ayette bağlamından koparılmış ve anlamından uzaklaştırılmıştır. Bu ayeti çoğu meal sahibi şöyle çevirmekte : ”O yarattığı her şeyi en güzel yaratmış ve insanın yaratılışına…” Fakat bu çeviri ayetin düz çevirisidir, ayetin anlattığı değildir. Kur’an’daki buna benzer ayetler fizikselliğe vurgu yapıyormuş gibi çeviriler yapılıyor. Mülk 3 (Evrenin harika yaratılışına atıf yapar), Haşr 24, Mü’min 64, Nisa 119 sünnete karşı çıkacağım derken yanlış anlamlandıran ayetler olarak karşımıza çıkıyor. Bunlardan  Nisa 119’u da açıklayıp geçeceğim.
 

Onları saptıracağım ve kuruntularla oyalayacağım: zira ben onlara emredeceğim, onlar da hayvanların kulaklarını kesecekler; yine onlara emredeceğim, onlar Allah’ın yaratışını değiştirecekler! Fakat Allah’ı bırakıp şeytanı kendilerine veli edinenler, apaçık bir ziyana uğramış olurlar (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ -  NİSA 119)

Yukarıdaki hayvanların kulaklarını kesme âdeti geçmişte yapılan bir uygulamaya eleştiridir. İnsanlar ilk önce hayvanları kutsal sayıyor sonra onların kutsal olduğunu başka insanlarda anlasın diye kulağı kesiliyor ve doğaya salınıyordu. Nisa 119’un bu bölümü Allah’ın hayvanları ilahlaştırma, kutsallaştırma girişimine karşı bir uyarısıdır.  “Allah’ın yaratışını değiştirecekler!” sözü ise çok boyutlu bir ifadedir. Buradan Allah’ın yarattığı saf fıtratı değiştirme şeklinde mecaz olarak anlayacağımız gibi insan klonlama, insan genetiğiyle kötü amaçlarla oynama vb.. bilimsel ahlaksızlıklardan bahsediyor da olabilir. Yoksa fiziksel olarak insan değiştirme bu ayetten çıkmaz. Çünkü dediğim gibi bir insan sakat doğabilir. Bir cerrahın bunu düzeltmeye çalışması yaratışı değiştirmek olarak yorumlanamaz. Ya da koltuk altlarının traşı yaratılışı değiştirmek değildir. Bu ayet insanın yaratılış amacının değiştirilme çabasına vurgu yaptığı kanaatini taşıyorum. Belki de ayet bilmediğimiz bambaşka bir bilimsel olaya atıf yapıyordur – ki öyle bir havası da mevcut- Neyse Nisa 119’dan sünnet olmamalıyız gibi bir sonuç çıkmaz. Biz evrendeki en kusursuz ve en güzel varlık değiliz.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Sünnet dinin değil tıbbın konusudur. Tıp sünnet zararlı diyorsa yapılmaz, yararlı diyorsa yapılır. Ancak sünnet sektöründe büyük paralar dönüyor. Ayrıca çoğu inançlı doktor olaya objektif bakamıyor. Faydası olmamasına rağmen varmış gibi konuşuyor. Tıbbi veriler sünnetin zararlı olduğu fikrine daha yakındır. Bırakalım çocuğumuz 18 yaşına gelsin ve kendi karar versin. Bir insan kendi bedeni ile ilgili geri dönüşü olmayan bir kararı ancak kendisi vermelidir. Tıbbi olarak bir gereklilik ve zorunluluk olmadan insanın vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahalenin insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyorum. İnsan kendi bedeni hakkında kendisi karar vermelidir. Müslüman doğulmaz olunulur. İslam kişinin bilinç çağına eriştiğinde kendi seçimiyle seçeceği bir dindir. Müslüman anne babadan doğan bir çocuk Müslüman olur diye bir şey dinimizde yoktur. Bu Yahudilikte vardır. Din kan bağıyla geçmez. Din bir seçimdir. İslam’da erkek sünneti yoktur. Olsaydı bile çocuğun büyüyüp kendi rızası alındıktan sonra bu işlem yapılmalıydı. Yani bu bir bebeğin sünnet edilmesi hakkını anne babaya vermez. Çünkü bebek büyüdüğünde ateist olabilir, Hristiyan olabilir, ya da başka bir dini seçebilir. O zaman ne olacak? Çocukken inanmadığı bir inanç için vücut bütünlüğünden olmuş olacak. Bu zulümdür.
 

 


Yanlışlığına yüzde 100 kani olmadığımız düşünceye yok demeyin. İlimde kılavuzumuz: Sevgi ve Heyecan

En Son Yapılan Yorumlar