yukarı çık butonu
Görüntülenme 2,483
2 Yorum
02 Ocak 2017
20 Haziran 2017 güncellendi

Bu konu çok önemsediğim konulardan biridir. Büyü "gizli bir sebeple insanın gözünü ya da gönlünü yanıltan şey" olarak tanımlanabilir.  Bu konudaki görüşlere yer vermeden önce Kur’an ayetlerinin bu konudaki görüşünü sizinle paylaşmak istiyorum. Böylece bu konuya vahyin penceresinden bakıp daha sağlıklı yaklaşabiliriz.
Görüntülenme 864
0 Yorum
01 Ocak 2017
20 Haziran 2017 güncellendi

Konu sürekli Allah'ın yasaklarını çiğneyen israiloğulları hakkındadır. Bazı islam bilginleri, Bakara suresi 65. ayetine bakarak Allah'ın geçmişte bir takım yahudileri fiziksel olarak maymun'a  çevirdiğini düşünmüşler. Tabi tahmin ettiğiniz gibi bu yüzden farklı mealler ortaya çıktı. Çünkü ayette geçen cümle birebir olarak " Aşağılık maymunlara dönün" şeklindedir. Seyyid Kutup Fizilal-il Kuran adlı tefsirinde ayeti şöyle meallendirir
Görüntülenme 1,003
0 Yorum
22 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

İlk önce şefaat inancı nedir ona değinmek istiyorum. Şefaat: bir kimsenin suçunun bağışlanması  ya da bir isteğinin yerine getirilmesi konusunda o kimseyle Tanrı arasında yapılan aracılıktır. Bu soruya gelince. Kur’an yıllar önce cevap vermişti zaten. Kur’an’ın bu konudaki açık cevabını gördükten sonra konuya devam edebiliriz.
 

"Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ-BAKARA, 48)

Görüntülenme 553
0 Yorum
20 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

İlk olarak islamiyet müslüman omayanlara   yardım etmemizi ister mi? Sorusuna yanıt aramak konunun devamındaki ana düşünceyi anlamakta iyi bir rehber olacaktır. Bu sorunun cevabı evettir. Kur’an Müslüman olmayanlara da yardım etmemiz gerektiğini bakara suresi 272. ayette  açıkça belirtmiştir. Bunu belirtirken de gözden kaçırdığımız çok hassas bir ayarlama yapar ve ne olursa olsun amaç islama ısındırmak için bile olsa yardımın karşılıksız yapılması ilkesine güçlü bir vurgu yapar. Yardımın İslam literatüründeki adı infaktır. Faiz infakın zıttıdır. Mustafa İslamoğlu’nun dediği gibi Faiz karşılıksız almakken infak karşılıksız vermektir.
Görüntülenme 2,555
0 Yorum
17 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

İslama göre şahitlik konusunda iki Müslüman kadının bir Müslüman erkeğe eşit olduğu inanışı tamamen Kur'an'a ve onun sunduğu rehberliğe bir iftiradır. Kur'an ve İslam her noktada kadın erkek eşitliğine vurgu yapar. Ama kadın erkek değerlendirmesini eşitlik üzerinden değil adalet üzerinden inşa eder. Çünkü kadın ve erkek hem nicelik hem de nitelik olarak farklıdır. Bu konu önemli çünkü kendisini islam bilgini sanan bazı karanlık odaklar ya da cahil müslüman erkekler ayetleri türkçeye yanlış çevirerek ya da ayetin yarısını verip diğer yarısını gizleyerek erkeğin kadından üstün olduğunu yüzyıllardır  ispatlamaya çalışıyorlar. Çünkü bu erkeklerin çıkarlarına hizmet ediyor. En üzücü olan şey ise çoğu müslümanın bu yalan rüzgarına kapılması ve o rüzgarın götürdüğü yere savrulması.
Görüntülenme 691
0 Yorum
12 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Kader konusu peygamberin vefatından yaklaşık 50 yıl sonra tartışmaya açılmıştır. Sebebi açık, güç sahibi otoriteler fakirlerin, işçilerin vs… mazlumların zilletlerinin kaynağının ilahi kader olduğuna inandırmak istemeleri. Böylece geniş kitlelerin çektikleri acılar Allah’ın kaderi olacaktı. Böylece isyan ve benzeri duygulara kapılma cesareti göstermeyeceklerdi. Kader güç otoritelerinin meşruluğuna koltuk değnekliği yapması için muhteşem bir fırsattı. Halkın kaderi fakirlik ve zilletti , kendilerinin kaderi ise iktidardı.
Görüntülenme 550
0 Yorum
07 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Kur’an da Tevbe suresi 31. ayette Yahudi ve Hristiyanların Allah dışında bir takım kimseleri de rabb olarak kabul ettiklerinden bahsediyor. Aslında o dinler üzerinden somut olarak yapılan yanlışı görmemiz isteniyor. Yoksa verilen mesaj yahudi ve hristiyanlara değil onlar üzerinden tüm insanlığadır.
 

"Allah’ın peşi sıra, hahamlarını ve rahiplerini – tabi ki Meryem oğlu Mesih’i  de- rabler edindiler. Oysa ki , tek bir ilahtan başkasına asla kulluk etmemekle emr olunmuşlardı; (O ki) Ondan başka ilah yok; ve O onların putlaştırdıkları her şeyden beri ve yücedir." (Tevbe, 31)

Görüntülenme 665
0 Yorum
05 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

1600’lü yıllardan önce dünya güç dağılımında Doğunun Batıya mutlak bir üstünlüğü vardı. Doğu bilimde, teknolojide, servette ve kültürel birikimde Batının ilerisindeydi. Batı’nın tüccarları Doğu’nun zenginliklerini ülkelerinde anlatmaya başladı. Böylece Batı Doğunun sahip olduğu olanaklara sahip olmak istedi . Zaten Haçlı Seferleri  bu zenginlikleri batıya taşımak için yapılmadı mı. Bunlar ilk kıvılcımlardı. Bazı maceraperest cesur insanlar Dünya’yı keşfetmek için yelken açtılar. Kendilerini bu sefalet ve yokluktan kurtaracak bir şeyler aramaya koyuldular. Değil mi ki en büyük patlamalar mahrumiyetin zirvesinde yaşanırdı.
Görüntülenme 883
0 Yorum
03 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Hz. Muhammed vefat etmeden önce tüm gücünü yürekleri fethetmeye adamıştı.  Asla saldırı ve savaş meraklısı olmadı. Mekkede müslümanların evlerini yağmalayıp ailelerine zarar veren Mekkelilere bile saldırı iznini vermedi. Bakara suresi 190. ayette  Allah saldırı (Bedir Savaşına) izni verinceye kadar Müslümanların sabırla beklemesini istedi.
 

"Size karşı savaş açanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat saldırganlık yapmayın! Allah saldırganlık yapanları sevmez." (QUR’AN- BAKARA,190)

Görüntülenme 504
0 Yorum
02 Aralık 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Önemli bir karar alırken yapılan işi baz alıp olayla ilgili yüzeysel kararlar alınması telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacaktır. İşin iç yüzünü öğrenmeden verilmiş bir karar bağlamından koparılarak aktarılmış bir kelimeye benzer. Hz. Muhammed zamanında yaşanmış Hatıb b. Ebi Beltaa olayında peygamber rehavete kapılmayıp Hatıb’ın kişiliğini ve niyetini olaydan bağımsız düşünmedi. Peygamber bu olay üzerinden bize "yargılama ahlakını" öğretiyordu. Şimdi Hatıb olayını size aktarayım.
Görüntülenme 573
0 Yorum
26 Kasım 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

İnanılmaz derecede basit bir tanrı anlayışımız mevcut. Tanrıya ulaşma yolunda çıkmaz bir sokağa geldiğimizde anlamamız gereken şey ona asla ulaşamayacağımız olmalıyken madem o bizim tarafımızdan kavranamayacak ve kapsanamayacak  kadar güçlü o halde Tanrıyı kavrayacağımız ve kapsayacağımız  bir küçüklüğe indirgeyelim dedik. Bu indirgemenin tarihi çok çok eskilere dayanır. Mısır Tanrıları ve Antik Yunan Tanrıları günümüzde bildiğimiz en yaygın iki örneği.
Görüntülenme 1,020
0 Yorum
24 Kasım 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Çokça karşılaştığım durumlardan biridir insanların peygamberimize salavat getirmeleri. Eskiden bende sürekli içimden  salavat çekerdim . Bunun dinin bir gereği olduğunu ve daha iyi bir müslüman olmak için sık sık tekrarlanması gereken bir dua olarak görüyordum. Çünkü bu konuda epey bir rivayet kültürü var ve insan islam cahiliyken bu rivayet ve haberlerden ciddi anlamda etkileniyor. Biraz araştırınca salavat kültürünü Kur’an’ı dayanak yapanların hangi ayetten beslendiklerini buldum. Ayet şöyle:
Görüntülenme 1,109
0 Yorum
23 Kasım 2016
23 Şubat 2019 güncellendi

Peygamberimizin diğer peygamberlerden üstün olduğuna dair elimizde bir dayanak olmadığı gibi Kur'an şöyle demektedir. " Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü’minler. Hepsi Allah’a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: “O’nun elçilerinden hiçbiri arasında  ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!” dediler" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ -BAKARA 285)
Görüntülenme 567
0 Yorum
20 Kasım 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Hz. Muhammed vefat ettikten sonra siyasi liderlik ihtiyacı ile başlayan kötü bir tarihsel sürece girdik. Siyasi liderlik vasfı taşıyanların arkasında büyüyen taraftar kitleleri korkunç bir fanatizme dönüştü. Liderliğini savundukları insanlar için herşeyi meşru gördüler. Cinayetler işlendi, iftiralar atıldı, savaşlar yapıldı, küslükler yaşandı. Bu süreç içerisinde müslümanlar taraftarı oldukları liderlerin arkasında gruplaşmaya ,ayrışmaya başladılar. Bu sürecin sonunda yüzlerce mezheblere bölündük. Müslümanlar dönemlerinde taraftarları oldukları liderin liderlik hakkının meşru olduğuna diğer insanları da inandırmaları için peygambere ihtiyaçları vardı. Çünkü o zaman o liderin liderliği ilahi onaydan geçmiş olacaktı. Bazı fanatikler Peygamberin ağzından hadis imal etmeye başladı. Zamanla bu bir bulaşıcı hastalık gibi her zümreye yayıldı ve her grup kendi haklılığı için hadis imal etmeye başladı.
Görüntülenme 656
1 Yorum
19 Kasım 2016
20 Haziran 2017 güncellendi

Evet bu başlığı seçmemin önemli bir sebebi var. Mesele peygamberimiz olunca birçokları gibi ben de hassas olmaya çalışıyorum. Fakat bugün başkalarında gördüğüm şey kesinlikle hassasiyet değil. Peygamberin inancına, amacına,hedeflerine ve misyonuna sırt dönen Müslümanlar sözüm ona sakalına, hırkasına sarılmak mümkünse koklamak isteyerek iman tatmininde bulunmaya çalışıyorlar. Böylelikle kendilerini çok imanlı hissederek büyük bir yalanla kendilerini kandırabilecekler. Peygamberin ahlakı,mücadelesi zordu bunu gören uyanık dindarlarımız peygamberi ; sakala, hırkaya indirgeyip onları sahiplenerek güya peygamberi sahipleniyor onun izinden gitmiş oluyorlar. En nihayetinde bu anlamsız hareketleriyle  kendilerini peygamber aşığı ilan ediyorlar.