Görüntülenme 334
0 Yorum
20 Aralık 2016

İlk olarak islamiyet müslüman omayanlara   yardım etmemizi ister mi? Sorusuna yanıt aramak konunun devamındaki ana düşünceyi anlamakta iyi bir rehber olacaktır. Bu sorunun cevabı evettir. Kur’an Müslüman olmayanlara da yardım etmemiz gerektiğini bakara suresi 272. ayette  açıkça belirtmiştir. Bunu belirtirken de gözden kaçırdığımız çok hassas bir ayarlama yapar ve ne olursa olsun amaç islama ısındırmak için bile olsa yardımın karşılıksız yapılması ilkesine güçlü bir vurgu yapar. Yardımın İslam literatüründeki adı infaktır. Faiz infakın zıttıdır. Mustafa İslamoğlu’nun dediği gibi Faiz karşılıksız almakken infak karşılıksız vermektir.
Görüntülenme 1,266
0 Yorum
17 Aralık 2016

İslama göre şahitlik konusunda iki Müslüman kadının bir Müslüman erkeğe eşit olduğu inanışı tamamen Kur'an'a ve onun sunduğu rehberliğe bir iftiradır. Kur'an ve İslam her noktada kadın erkek eşitliğine vurgu yapar. Ama kadın erkek değerlendirmesini eşitlik üzerinden değil adalet üzerinden inşa eder. Çünkü kadın ve erkek hem nicelik hem de nitelik olarak farklıdır. Bu konu önemli çünkü kendisini islam bilgini sanan bazı karanlık odaklar ya da cahil müslüman erkekler ayetleri türkçeye yanlış çevirerek ya da ayetin yarısını verip diğer yarısını gizleyerek erkeğin kadından üstün olduğunu yüzyıllardır  ispatlamaya çalışıyorlar. Çünkü bu erkeklerin çıkarlarına hizmet ediyor. En üzücü olan şey ise çoğu müslümanın bu yalan rüzgarına kapılması ve o rüzgarın götürdüğü yere savrulması.
Görüntülenme 1,642
0 Yorum
16 Aralık 2016

İfk, peygamberin hanımına (Ayşe validemize) atılan bir iftira olayıdır. Olay şöyle cereyan eder. Hicretin 5. yılıdır. Hz. Muhammed’e haber gelir: Müreysi suyu kenarında oturan Beni mustalik kabilesi, başkanları olan Haris bin Dinar komutasında Medine'ye saldırmak üzere bir ordu hazırlıyordur. Hz. Muhammed bunu duyunca Büreyde ibn Hisap isimli bir sahabiyi oraya gönderir. Orası Medine ile Mekke ortasında bir yer.
Görüntülenme 377
0 Yorum
12 Aralık 2016

Kader konusu peygamberin vefatından yaklaşık 50 yıl sonra tartışmaya açılmıştır. Sebebi açık, güç sahibi otoriteler fakirlerin, işçilerin vs… mazlumların zilletlerinin kaynağının ilahi kader olduğuna inandırmak istemeleri. Böylece geniş kitlelerin çektikleri acılar Allah’ın kaderi olacaktı. Böylece isyan ve benzeri duygulara kapılma cesareti göstermeyeceklerdi. Kader güç otoritelerinin meşruluğuna koltuk değnekliği yapması için muhteşem bir fırsattı. Halkın kaderi fakirlik ve zilletti , kendilerinin kaderi ise iktidardı.
Görüntülenme 330
0 Yorum
07 Aralık 2016

Kur’an da Tevbe suresi 31. ayette Yahudi ve Hristiyanların Allah dışında bir takım kimseleri de rabb olarak kabul ettiklerinden bahsediyor. Aslında o dinler üzerinden somut olarak yapılan yanlışı görmemiz isteniyor. Yoksa verilen mesaj yahudi ve hristiyanlara değil onlar üzerinden tüm insanlığadır.
 

"Allah’ın peşi sıra, hahamlarını ve rahiplerini – tabi ki Meryem oğlu Mesih’i  de- rabler edindiler. Oysa ki , tek bir ilahtan başkasına asla kulluk etmemekle emr olunmuşlardı; (O ki) Ondan başka ilah yok; ve O onların putlaştırdıkları her şeyden beri ve yücedir." (Tevbe, 31)

Görüntülenme 420
0 Yorum
05 Aralık 2016

1600’lü yıllardan önce dünya güç dağılımında Doğunun Batıya mutlak bir üstünlüğü vardı. Doğu bilimde, teknolojide, servette ve kültürel birikimde Batının ilerisindeydi. Batı’nın tüccarları Doğu’nun zenginliklerini ülkelerinde anlatmaya başladı. Böylece Batı Doğunun sahip olduğu olanaklara sahip olmak istedi . Zaten Haçlı Seferleri  bu zenginlikleri batıya taşımak için yapılmadı mı. Bunlar ilk kıvılcımlardı. Bazı maceraperest cesur insanlar Dünya’yı keşfetmek için yelken açtılar. Kendilerini bu sefalet ve yokluktan kurtaracak bir şeyler aramaya koyuldular. Değil mi ki en büyük patlamalar mahrumiyetin zirvesinde yaşanırdı.
Görüntülenme 516
0 Yorum
03 Aralık 2016

Hz. Muhammed vefat etmeden önce tüm gücünü yürekleri fethetmeye adamıştı.  Asla saldırı ve savaş meraklısı olmadı. Mekkede müslümanların evlerini yağmalayıp ailelerine zarar veren Mekkelilere bile saldırı iznini vermedi. Bakara suresi 190. ayette  Allah saldırı (Bedir Savaşına) izni verinceye kadar Müslümanların sabırla beklemesini istedi.
 

"Size karşı savaş açanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat saldırganlık yapmayın! Allah saldırganlık yapanları sevmez." (QUR’AN- BAKARA,190)

Görüntülenme 312
0 Yorum
02 Aralık 2016

Önemli bir karar alırken yapılan işi baz alıp olayla ilgili yüzeysel kararlar alınması telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacaktır. İşin iç yüzünü öğrenmeden verilmiş bir karar bağlamından koparılarak aktarılmış bir kelimeye benzer. Hz. Muhammed zamanında yaşanmış Hatıb b. Ebi Beltaa olayında peygamber rehavete kapılmayıp Hatıb’ın kişiliğini ve niyetini olaydan bağımsız düşünmedi. Peygamber bu olay üzerinden bize "yargılama ahlakını" öğretiyordu. Şimdi Hatıb olayını size aktarayım.
Görüntülenme 350
0 Yorum
26 Kasım 2016

İnanılmaz derecede basit bir tanrı anlayışımız mevcut. Tanrıya ulaşma yolunda çıkmaz bir sokağa geldiğimizde anlamamız gereken şey ona asla ulaşamayacağımız olmalıyken madem o bizim tarafımızdan kavranamayacak ve kapsanamayacak  kadar güçlü o halde Tanrıyı kavrayacağımız ve kapsayacağımız  bir küçüklüğe indirgeyelim dedik. Bu indirgemenin tarihi çok çok eskilere dayanır. Mısır Tanrıları ve Antik Yunan Tanrıları günümüzde bildiğimiz en yaygın iki örneği.
Görüntülenme 530
0 Yorum
24 Kasım 2016

Çokça karşılaştığım durumlardan biridir insanların peygamberimize salavat getirmeleri. Eskiden bende sürekli içimden  salavat çekerdim . Bunun dinin bir gereği olduğunu ve daha iyi bir müslüman olmak için sık sık tekrarlanması gereken bir dua olarak görüyordum. Çünkü bu konuda epey bir rivayet kültürü var ve insan islam cahiliyken bu rivayet ve haberlerden ciddi anlamda etkileniyor. Biraz araştırınca salavat kültürünü Kur’an’ı dayanak yapanların hangi ayetten beslendiklerini buldum. Ayet şöyle:
Görüntülenme 624
0 Yorum
23 Kasım 2016

Peygamberimizin diğer peygamberlerden üstün olduğuna dair elimizde bir dayanak olmadığı gibi Kur-an şöyle demektedir. " Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü’minler. Hepsi Allah’a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: “O’nun elçilerinden hiçbiri arasında  ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!” dediler" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ -BAKARA 285)  Ayet açıkça bizden elçilerini yani peygamberleri arasında fark gözetmemeye çağırırken
Görüntülenme 346
0 Yorum
20 Kasım 2016

Hz. Muhammed vefat ettikten sonra siyasi liderlik ihtiyacı ile başlayan kötü bir tarihsel sürece girdik. Siyasi liderlik vasfı taşıyanların arkasında büyüyen taraftar kitleleri korkunç bir fanatizme dönüştü. Liderliğini savundukları insanlar için herşeyi meşru gördüler. Cinayetler işlendi, iftiralar atıldı, savaşlar yapıldı, küslükler yaşandı. Bu süreç içerisinde müslümanlar taraftarı oldukları liderlerin arkasında gruplaşmaya ,ayrışmaya başladılar. Bu sürecin sonunda yüzlerce mezheblere bölündük. Müslümanlar dönemlerinde taraftarları oldukları liderin liderlik hakkının meşru olduğuna diğer insanları da inandırmaları için peygambere ihtiyaçları vardı. Çünkü o zaman o liderin liderliği ilahi onaydan geçmiş olacaktı. Bazı fanatikler Peygamberin ağzından hadis imal etmeye başladı. Zamanla bu bir bulaşıcı hastalık gibi her zümreye yayıldı ve her grup kendi haklılığı için hadis imal etmeye başladı.
Görüntülenme 405
1 Yorum
19 Kasım 2016

Evet bu başlığı seçmemin önemli bir sebebi var. Mesele peygamberimiz olunca birçokları gibi ben de hassas olmaya çalışıyorum. Fakat bugün başkalarında gördüğüm şey kesinlikle hassasiyet değil. Peygamberin inancına, amacına,hedeflerine ve misyonuna sırt dönen Müslümanlar sözüm ona sakalına, hırkasına sarılmak mümkünse koklamak isteyerek iman tatmininde bulunmaya çalışıyorlar. Böylelikle kendilerini çok imanlı hissederek büyük bir yalanla kendilerini kandırabilecekler. Peygamberin ahlakı,mücadelesi zordu bunu gören uyanık dindarlarımız peygamberi ; sakala, hırkaya indirgeyip onları sahiplenerek güya peygamberi sahipleniyor onun izinden gitmiş oluyorlar. En nihayetinde bu anlamsız hareketleriyle  kendilerini peygamber aşığı ilan ediyorlar.
Görüntülenme 886
0 Yorum
21 Aralık 2015

Kuşkusuz bu sorunun cevabı evettir. İslamda aile kutsal olduğu için eşlerin boşanma yolu dışındaki yolları sürekli zorlamasını ister. Fakat bu istek asla boşanma olamaz demek değildir. Boşanmanın son çare olarak başvurulması istenir. Biradan peygamberin hayatından da misal vereceğim gibi olmuyorsa da zorlamak iki taraf için de kötülük olur. Bakara 229. ayetin iniş sebebi Abdullah bin Übey'in kızı Cemile hakkında nazil olduğu söylenir. Cemile güzel bir kadındır. Cemile Hanım sahabeden Sabit b. Kays ile evlenir fakat kocasına bir türlü ısınamaz. Her nasılsa ebeveylerin telkini ile evlenmiş.
Görüntülenme 618
0 Yorum
10 Kasım 2015

Celadet bir duruş bir duygu bir fikirdir. Eksikliğinden dolayı kendimi tam bir insan olarak bile göremediğim bir kavram. Sözlük anlamı gözüpeklik, yiğitlikdir. Fakat arapçadan türkçeye çevirdiğimizde bu anlamları vermeyi bu kavrama karşı bir haksızlık olarak görüyorum. Celadet, bir fikir ve ideal uğruna kişinin hayatını taşın altına koymasıdır. Mücadelesinden bir an olsun geri kalmayan, ideali için bir an olsun mola verip dinlenmeyen insanlarda bulunan bir erdemdir. Celadet özelliğinin bulunduğu kişi fikrini gerçekleştirinceye kadar geceler uykusuz, gündüzler kısa, yollar hedefe götüren bir vapur. Celadeti olan insan dikenli yollardan geçer de ayaklarının kan içinde olduğunu amacına ulaştıktan sonra farkeder.
Tanrı bizim yanımızdaysa onların yanındaki kim?

En Son Yapılan Yorumlar