Görüntülenme 9,439
10 Yorum
02 Şubat 2017

Bu yazımın ilk bölümünü Erkekler Kadınların Yöneticisi ve Hakimi midir? Nisa 34’ü Anlamak (Bölüm-1) başlıklı yazımda ele aldım. Orada Nisa Suresi 34’üncü ayetin genel temasını verdikten sonra ayetin yarısına kadar olan bölümü anlamaya çalışmıştık. Ayetin ilk bölümünde yanlış çevirilen kavvam kelimesi üzerinde durmuştuk. Erkeklerin kadınlar üzerinde yöneticiliği ve hakimliğinin söz konusu olmadığını, ayetin karı-koca ilişkisini ekonomik olarak ele aldığını vurguladık. Ayetin erkeklerin kadınlardan üstün olduğu tezini vurgulamadığını, bunun kur’an’ın ruhuna aykırı olduğunu belirttim. Şimdi de hayati derecede bir hatanın üzerinde durmak istiyorum. Kur’an erkeklere kadınları dövün demiş midir?
Görüntülenme 1,466
0 Yorum
01 Şubat 2017

Başlığı atarken bölüm-1 dedim çünkü Nisa suresi çok önemli iki konuyu bünyesinde barındırmakta. Allah’ın izniyle “Kur’an Kadınları Dövmeyi Emrediyor Mu? Nisa 34’ü Anlamak bölüm-2”  başlıklı yazımı da  bugün ya da en geç yarın siteme hemen bu yazının ardınca ekleyeceğim.  Yani ayetin yarısını bu yazımda diğer yarısını (uzun olmaması için) diğer yazımda iredeleyeceğim. Şimdi ayeti verelim ve bu konuda düşünmeye, sorgulamaya, anlamaya velhasıl  bu ayete emek vererek onu fethetmeye çalışalım.
Görüntülenme 12,159
15 Yorum
29 Ocak 2017

Bu tür konular hakkında insanlar hep düşünür. İnsan her ne kadar mucize kavramına inansa da aklının bir kenarından şu soru geçer : "Nasıl?"  Bu tür sorular gayet insanidir. Doğamız gereği her şeyi detaylarına kadar araştırıp öğrenme içgüdüsüne sahibiz. Tabi bu tür soruları sormaktan korkan, mucize deyip geçiştiren öğrenme ve sorgulama yetisini başkalarına emanet eden insanlar da vardır. Ancak o tür insanların zaten doğaları bozulmuştur . Bu tipler tarih boyunca soru sormadıkları gibi soru soranlardan da nefret etmiş onların da ilerlemesini engellemeye çalışmıştır. Bizi bilimden uzaklaştıranlar da bunlar değil miydi ?
Görüntülenme 2,475
0 Yorum
22 Ocak 2017

Hz. Muhammed’in okuma yazma bilmediği yıllardır çoğunluğun kabul ettiği bir  varsayımdır. Bu görüşü savunanlar olduğu gibi peygamberin okuma-yazma bildiği görüşünü savunan İslam bilginlerimiz de mevcuttur. Peygamberin okuma-yazma bilmediği görüşünü savunanların en temel dayanağı, hudeybiye anlaşmasını hazırlanırken yaşanan bir olayın rivayet yoluyla bizlere ulaşması. Yani hadis. Bu yazımda bu rivayetin doğru olup olmadığını da tartışacağız. Ben rivayetleri din kabul edenlerin, dine zehir şırınga etmek isteyenler ile aynı maca hizmet ettiğine inanan biriyim. Bu konuyu araştırma gereği duymadığım zamanlarda ben de peygamberimizin okuma-yazma bilmediğini zannedenlerdim. Fakat zanlarımı din gibi görüp onlara sıkı sıkıya bağlı olduğum dönemler eskide kaldı. Şimdi gelelim konuyu kur’an’ın rehberliğinde incelemeye.
Görüntülenme 3,792
0 Yorum
19 Ocak 2017

İslam dininde de her hukuk sisteminde olduğu gibi hukuki bir süreç vardır. Erkek eşine üç kez "Boş ol" dediğinde boşanma gerçekleşmez. Bu bir şehir efsanesidir. Kur'an boşanmayı, açıkça şahitler huzurunda yapılan, hukuki  süreci olan bir hukuk davası olarak görürken bazı kesimler işine gelmediği için Kur'an gibi islamın birinci derece kaynağını gözardı edip kimin söylediği belli olmayan hadisleri referans almaktadırlar. İslam dini boşanma konusunda Hristiyanlık ve Yahudilikten farklı bir metod uygulamıştır. Hristiyanlık dininde boşanma çok katı kurallar içerisinde gerçekleşir. Hatta Hristiyanlığın katolik mezhebinde boşanmak tamamıyle yasaktır. Yahudilik inancı ise boşanmayı çok serbest bırakmıştır.
Görüntülenme 609
0 Yorum
13 Ocak 2017

Aslında bu tür konuların tartışılması bile oldukça saçmadır. Çünkü islam’ı sulandırmaktan öteye geçmeyen kısır tartışmalardır. Dinimizi tanımamıza da yaşamamıza da katkısı yoktur. İslam 1400 yıldır bu tür anlamsız detaylarla boğuldu. Allah’ın gösterdiği şeyler hariç her şeye bakıyoruz. Kader  konusunu "kader nedir ve günümüzde uğradığı mutasyonlar" yazısında ele almıştım. O yazımda çarpık bir kader anlayışıyla hak arayışlarımıza pranga vurmak isteyen sahtekarlardan bahsetmiştim. Aynı uyanıklar kaderi imanın şartları arasına sıkıştırarak eşeği sağlam kazığa bağlamak istiyordu.
Görüntülenme 673
0 Yorum
09 Ocak 2017

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vefatından bu yana İslam farklı noktalara evrildi. Sahte dindarlık dediğim bir kavram ortaya çıktı. Sahta dindarlar din’e sürekli ekleme yapma sevdasına kapıldılar ve Allah’ın koymadığı haramları islam’ın bir parçasıymış gibi bize sunmaya başladılar. Bu eklemeyi sözüm ona Allah’a olan aşırı bağlılıktan yaptıklarını düşünebilirsiniz. Darwin’den daha darwinist denir ya hani bu dindarlık da aynen öyle. İslam’ı Hz. Muhammed’den daha çok seviyor olmalılar ki peygamberimizin bile ekleme yapmadığı dine kendileri sürekli eklemeler yaptı ve yapmaya devam ediyor.
Görüntülenme 995
0 Yorum
07 Ocak 2017

Tilavet; Kuran’ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma olarak tanımlanır. Sözlük anlamı bu olsa da Kur'an'ın tilavete yüklediği anlam bambaşkadır. Bin yıldır tilavet kelimesi Kur'an'ı bir metin gibi okumak şeklinde algılanmıştır. Tabi bu konuyu açmamın temelinde şu soru var: Kur'an'ı okumak mı yoksa anlamak mı ? Gelelim Kur'an'ın tilavete nasıl baktığına. Kur'an'da Şems suresinde tilavet gezegenler için kullanılan bir ibare şeklinde karşımıza çıkar. İşte o ayet:
Görüntülenme 1,626
2 Yorum
02 Ocak 2017

Bu konu çok önemsediğim konulardan biridir. Büyü "gizli bir sebeple insanın gözünü ya da gönlünü yanıltan şey" olarak tanımlanabilir.  Bu konudaki görüşlere yer vermeden önce Kur’an ayetlerinin bu konudaki görüşünü sizinle paylaşmak istiyorum. Böylece bu konuya vahyin penceresinden bakıp daha sağlıklı yaklaşabiliriz.
Görüntülenme 529
0 Yorum
01 Ocak 2017

Konu sürekli Allah'ın yasaklarını çiğneyen israiloğulları hakkındadır. Bazı islam bilginleri, Bakara suresi 65. ayetine bakarak Allah'ın geçmişte bir takım yahudileri fiziksel olarak maymun'a  çevirdiğini düşünmüşler. Tabi tahmin ettiğiniz gibi bu yüzden farklı mealler ortaya çıktı. Çünkü ayette geçen cümle birebir olarak " Aşağılık maymunlara dönün" şeklindedir. Seyyid Kutup Fizilal-il Kuran adlı tefsirinde ayeti şöyle meallendirir
Görüntülenme 633
0 Yorum
22 Aralık 2016

İlk önce şefaat inancı nedir ona değinmek istiyorum. Şefaat: bir kimsenin suçunun bağışlanması  ya da bir isteğinin yerine getirilmesi konusunda o kimseyle Tanrı arasında yapılan aracılıktır. Bu soruya gelince. Kur’an yıllar önce cevap vermişti zaten. Kur’an’ın bu konudaki açık cevabını gördükten sonra konuya devam edebiliriz.
 

"Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ-BAKARA, 48)

Görüntülenme 387
0 Yorum
20 Aralık 2016

İlk olarak islamiyet müslüman omayanlara   yardım etmemizi ister mi? Sorusuna yanıt aramak konunun devamındaki ana düşünceyi anlamakta iyi bir rehber olacaktır. Bu sorunun cevabı evettir. Kur’an Müslüman olmayanlara da yardım etmemiz gerektiğini bakara suresi 272. ayette  açıkça belirtmiştir. Bunu belirtirken de gözden kaçırdığımız çok hassas bir ayarlama yapar ve ne olursa olsun amaç islama ısındırmak için bile olsa yardımın karşılıksız yapılması ilkesine güçlü bir vurgu yapar. Yardımın İslam literatüründeki adı infaktır. Faiz infakın zıttıdır. Mustafa İslamoğlu’nun dediği gibi Faiz karşılıksız almakken infak karşılıksız vermektir.
Görüntülenme 1,586
0 Yorum
17 Aralık 2016

İslama göre şahitlik konusunda iki Müslüman kadının bir Müslüman erkeğe eşit olduğu inanışı tamamen Kur'an'a ve onun sunduğu rehberliğe bir iftiradır. Kur'an ve İslam her noktada kadın erkek eşitliğine vurgu yapar. Ama kadın erkek değerlendirmesini eşitlik üzerinden değil adalet üzerinden inşa eder. Çünkü kadın ve erkek hem nicelik hem de nitelik olarak farklıdır. Bu konu önemli çünkü kendisini islam bilgini sanan bazı karanlık odaklar ya da cahil müslüman erkekler ayetleri türkçeye yanlış çevirerek ya da ayetin yarısını verip diğer yarısını gizleyerek erkeğin kadından üstün olduğunu yüzyıllardır  ispatlamaya çalışıyorlar. Çünkü bu erkeklerin çıkarlarına hizmet ediyor. En üzücü olan şey ise çoğu müslümanın bu yalan rüzgarına kapılması ve o rüzgarın götürdüğü yere savrulması.
Görüntülenme 453
0 Yorum
12 Aralık 2016

Kader konusu peygamberin vefatından yaklaşık 50 yıl sonra tartışmaya açılmıştır. Sebebi açık, güç sahibi otoriteler fakirlerin, işçilerin vs… mazlumların zilletlerinin kaynağının ilahi kader olduğuna inandırmak istemeleri. Böylece geniş kitlelerin çektikleri acılar Allah’ın kaderi olacaktı. Böylece isyan ve benzeri duygulara kapılma cesareti göstermeyeceklerdi. Kader güç otoritelerinin meşruluğuna koltuk değnekliği yapması için muhteşem bir fırsattı. Halkın kaderi fakirlik ve zilletti , kendilerinin kaderi ise iktidardı.
Görüntülenme 382
0 Yorum
07 Aralık 2016

Kur’an da Tevbe suresi 31. ayette Yahudi ve Hristiyanların Allah dışında bir takım kimseleri de rabb olarak kabul ettiklerinden bahsediyor. Aslında o dinler üzerinden somut olarak yapılan yanlışı görmemiz isteniyor. Yoksa verilen mesaj yahudi ve hristiyanlara değil onlar üzerinden tüm insanlığadır.
 

"Allah’ın peşi sıra, hahamlarını ve rahiplerini – tabi ki Meryem oğlu Mesih’i  de- rabler edindiler. Oysa ki , tek bir ilahtan başkasına asla kulluk etmemekle emr olunmuşlardı; (O ki) Ondan başka ilah yok; ve O onların putlaştırdıkları her şeyden beri ve yücedir." (Tevbe, 31)

İşin saçma tarafı, en saçmasını bile filozofun birinin çoktan söylemiş olması..

En Son Yapılan Yorumlar