Görüntülenme 7,588
2 Yorum
01 Mart 2017

"Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), ben 6 yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Hâris İbnu'l-Hazrec kabîlesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü. (İyileşince) saçım yine uzadı.  Annem Ummu Rûman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensârdan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mubarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler.  Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık kıyafetime çeki düzen verdiler.

Görüntülenme 597
0 Yorum
26 Şubat 2017

Geçmişten Günümüze Evrilemeyen Kader İnancı: Bölüm-1 Başlıklı yazı serisinin devamıdır.

Kader’e İman , İman’ın Şartlarından Biri Midir?

Bu başlık için "Kadere İman, İman Şartlarından Biri Midir ?" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Ancak konunun bütünlüğünün bozulmaması adına burada bu konuyu biraz daha detaylandırarak anlattıktan sonra Emevi devletinin kader  inancı ile devam edeceğim.
Görüntülenme 656
0 Yorum
26 Şubat 2017

Kader;  daha önceden belirlenmiş ve kaçınılması imkansız sonuç olarak bilinir. Yani alınyazgısı. Fatalizm ise kaderciliğin felsefik adıdır. Evrenin ve insanın kaderini Tanrı'nın önceden belirlemiş olduğunu, bunun insanlarca değiştirilemeyeceğini öne süren öğretidir. Tabi Kur’an kader kelimesini farklı anlamlarda kullanır. Kur’an’daki kader kavramına geçmeden önce kısaca geçmiş topluluklardan bazılarının kaderciliğine örnek verelim.
Görüntülenme 3,878
8 Yorum
19 Şubat 2017

Sevr mağrasında Hz. Muhammed ve arkadaşı Ebubekir’in yaşadıkları hakkında birçok spekülasyon haber ortalıkta dolaşmaktadır.  “Hz.Muhammed ve Sevr Mağrasındaki Yılan Hikayesi Doğru mu ?”  başlıklı yazımda ortada dolaşan ve doğru olmayan rivayetleri ele almıştık. Aslında bu tür konuları düşünürken nasıl bir peygamber düşlediğiniz çok önemlidir. Çünkü peygamberini bir masal kahramını gibi efsanevi yetenekleri olan bir insan olarak görüyorsanız bu görüşü destekleyen masallar dinlemek istersiniz. Yok eğer “ insan” peygamber olarak tasavvur ediyorsanız yaptığı her olayın açıklanabilir izahı olduğunu da bilirsiniz. Ana konumuza devam edelim Sevr Mağrasında neler oldu gelin Kur’an’dan öğrenelim:
Görüntülenme 7,676
4 Yorum
02 Şubat 2017

Bu yazımın ilk bölümünü Erkekler Kadınların Yöneticisi ve Hakimi midir? Nisa 34’ü Anlamak (Bölüm-1) başlıklı yazımda ele aldım. Orada Nisa Suresi 34’üncü ayetin genel temasını verdikten sonra ayetin yarısına kadar olan bölümü anlamaya çalışmıştık. Ayetin ilk bölümünde yanlış çevirilen kavvam kelimesi üzerinde durmuştuk. Erkeklerin kadınlar üzerinde yöneticiliği ve hakimliğinin söz konusu olmadığını, ayetin karı-koca ilişkisini ekonomik olarak ele aldığını vurguladık. Ayetin erkeklerin kadınlardan üstün olduğu tezini vurgulamadığını, bunun kur’an’ın ruhuna aykırı olduğunu belirttim. Şimdi de hayati derecede bir hatanın üzerinde durmak istiyorum. Kur’an erkeklere kadınları dövün demiş midir?
Görüntülenme 1,245
0 Yorum
01 Şubat 2017

Başlığı atarken bölüm-1 dedim çünkü Nisa suresi çok önemli iki konuyu bünyesinde barındırmakta. Allah’ın izniyle “Kur’an Kadınları Dövmeyi Emrediyor Mu? Nisa 34’ü Anlamak bölüm-2”  başlıklı yazımı da  bugün ya da en geç yarın siteme hemen bu yazının ardınca ekleyeceğim.  Yani ayetin yarısını bu yazımda diğer yarısını (uzun olmaması için) diğer yazımda iredeleyeceğim. Şimdi ayeti verelim ve bu konuda düşünmeye, sorgulamaya, anlamaya velhasıl  bu ayete emek vererek onu fethetmeye çalışalım.
Görüntülenme 10,416
15 Yorum
29 Ocak 2017

Bu tür konular hakkında insanlar hep düşünür. İnsan her ne kadar mucize kavramına inansa da aklının bir kenarından şu soru geçer : "Nasıl?"  Bu tür sorular gayet insanidir. Doğamız gereği her şeyi detaylarına kadar araştırıp öğrenme içgüdüsüne sahibiz. Tabi bu tür soruları sormaktan korkan, mucize deyip geçiştiren öğrenme ve sorgulama yetisini başkalarına emanet eden insanlar da vardır. Ancak o tür insanların zaten doğaları bozulmuştur . Bu tipler tarih boyunca soru sormadıkları gibi soru soranlardan da nefret etmiş onların da ilerlemesini engellemeye çalışmıştır. Bizi bilimden uzaklaştıranlar da bunlar değil miydi ?
Görüntülenme 1,997
0 Yorum
22 Ocak 2017

Hz. Muhammed’in okuma yazma bilmediği yıllardır çoğunluğun kabul ettiği bir  varsayımdır. Bu görüşü savunanlar olduğu gibi peygamberin okuma-yazma bildiği görüşünü savunan İslam bilginlerimiz de mevcuttur. Peygamberin okuma-yazma bilmediği görüşünü savunanların en temel dayanağı, hudeybiye anlaşmasını hazırlanırken yaşanan bir olayın rivayet yoluyla bizlere ulaşması. Yani hadis. Bu yazımda bu rivayetin doğru olup olmadığını da tartışacağız. Ben rivayetleri din kabul edenlerin, dine zehir şırınga etmek isteyenler ile aynı maca hizmet ettiğine inanan biriyim. Bu konuyu araştırma gereği duymadığım zamanlarda ben de peygamberimizin okuma-yazma bilmediğini zannedenlerdim. Fakat zanlarımı din gibi görüp onlara sıkı sıkıya bağlı olduğum dönemler eskide kaldı. Şimdi gelelim konuyu kur’an’ın rehberliğinde incelemeye.
Görüntülenme 2,488
0 Yorum
19 Ocak 2017

İslam dininde de her hukuk sisteminde olduğu gibi hukuki bir süreç vardır. Erkek eşine üç kez "Boş ol" dediğinde boşanma gerçekleşmez. Bu bir şehir efsanesidir. Kur'an boşanmayı, açıkça şahitler huzurunda yapılan, hukuki  süreci olan bir hukuk davası olarak görürken bazı kesimler işine gelmediği için Kur'an gibi islamın birinci derece kaynağını gözardı edip kimin söylediği belli olmayan hadisleri referans almaktadırlar. İslam dini boşanma konusunda Hristiyanlık ve Yahudilikten farklı bir metod uygulamıştır. Hristiyanlık dininde boşanma çok katı kurallar içerisinde gerçekleşir. Hatta Hristiyanlığın katolik mezhebinde boşanmak tamamıyle yasaktır. Yahudilik inancı ise boşanmayı çok serbest bırakmıştır.
Görüntülenme 514
0 Yorum
13 Ocak 2017

Aslında bu tür konuların tartışılması bile oldukça saçmadır. Çünkü islam’ı sulandırmaktan öteye geçmeyen kısır tartışmalardır. Dinimizi tanımamıza da yaşamamıza da katkısı yoktur. İslam 1400 yıldır bu tür anlamsız detaylarla boğuldu. Allah’ın gösterdiği şeyler hariç her şeye bakıyoruz. Kader  konusunu "kader nedir ve günümüzde uğradığı mutasyonlar" yazısında ele almıştım. O yazımda çarpık bir kader anlayışıyla hak arayışlarımıza pranga vurmak isteyen sahtekarlardan bahsetmiştim. Aynı uyanıklar kaderi imanın şartları arasına sıkıştırarak eşeği sağlam kazığa bağlamak istiyordu.
Görüntülenme 572
0 Yorum
09 Ocak 2017

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vefatından bu yana İslam farklı noktalara evrildi. Sahte dindarlık dediğim bir kavram ortaya çıktı. Sahta dindarlar din’e sürekli ekleme yapma sevdasına kapıldılar ve Allah’ın koymadığı haramları islam’ın bir parçasıymış gibi bize sunmaya başladılar. Bu eklemeyi sözüm ona Allah’a olan aşırı bağlılıktan yaptıklarını düşünebilirsiniz. Darwin’den daha darwinist denir ya hani bu dindarlık da aynen öyle. İslam’ı Hz. Muhammed’den daha çok seviyor olmalılar ki peygamberimizin bile ekleme yapmadığı dine kendileri sürekli eklemeler yaptı ve yapmaya devam ediyor.
Görüntülenme 877
0 Yorum
07 Ocak 2017

Tilavet; Kuran’ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma olarak tanımlanır. Sözlük anlamı bu olsa da Kur'an'ın tilavete yüklediği anlam bambaşkadır. Bin yıldır tilavet kelimesi Kur'an'ı bir metin gibi okumak şeklinde algılanmıştır. Tabi bu konuyu açmamın temelinde şu soru var: Kur'an'ı okumak mı yoksa anlamak mı ? Gelelim Kur'an'ın tilavete nasıl baktığına. Kur'an'da Şems suresinde tilavet gezegenler için kullanılan bir ibare şeklinde karşımıza çıkar. İşte o ayet:
Görüntülenme 1,372
2 Yorum
02 Ocak 2017

Bu konu çok önemsediğim konulardan biridir. Büyü "gizli bir sebeple insanın gözünü ya da gönlünü yanıltan şey" olarak tanımlanabilir.  Bu konudaki görüşlere yer vermeden önce Kur’an ayetlerinin bu konudaki görüşünü sizinle paylaşmak istiyorum. Böylece bu konuya vahyin penceresinden bakıp daha sağlıklı yaklaşabiliriz.
Görüntülenme 453
0 Yorum
01 Ocak 2017

Konu sürekli Allah'ın yasaklarını çiğneyen israiloğulları hakkındadır. Bazı islam bilginleri, Bakara suresi 65. ayetine bakarak Allah'ın geçmişte bir takım yahudileri fiziksel olarak maymun'a  çevirdiğini düşünmüşler. Tabi tahmin ettiğiniz gibi bu yüzden farklı mealler ortaya çıktı. Çünkü ayette geçen cümle birebir olarak " Aşağılık maymunlara dönün" şeklindedir. Seyyid Kutup Fizilal-il Kuran adlı tefsirinde ayeti şöyle meallendirir
Görüntülenme 538
0 Yorum
22 Aralık 2016

İlk önce şefaat inancı nedir ona değinmek istiyorum. Şefaat: bir kimsenin suçunun bağışlanması  ya da bir isteğinin yerine getirilmesi konusunda o kimseyle Tanrı arasında yapılan aracılıktır. Bu soruya gelince. Kur’an yıllar önce cevap vermişti zaten. Kur’an’ın bu konudaki açık cevabını gördükten sonra konuya devam edebiliriz.
 

"Hiç kimsenin hiç kimse adına hiçbir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kurtuluş akçesi alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün (dehşetinden) korunun!" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ-BAKARA, 48)

Bilim insanının gayesi doğruyu öğrenmekse, kendini okuduğu her şeye düşman etmelidir.

En Son Yapılan Yorumlar