yukarı çık butonu
Görüntülenme 1,530
6 Yorum
15 Ocak 2018
01 Mayıs 2018 güncellendi

Hırsızlığın türleri farklıdır ve her hırsızlık türüne aynı cezai müeyyide uygulanamaz. Bu adaletsizce bir tutum olur. Kur’an hırsızın elini kesin dememiştir. Bu hem mantıkla hem Kur’an’ın diğer ayetleriyle çelişir. Şimdi ben birazdan bu iddiaya sebep olan ayeti verip size delilleriyle birlikte sunacağım. Bu delillerim size mantıklı gelmezse almayın. Ben dâhil hiç kimsenin delillerini görmeden o düşünceyi mutlak kabul etmeyin. Her insan yanılabilir, buna âlimler ve peygamberler de dâhildir.
Görüntülenme 654
0 Yorum
13 Ocak 2018

Halk arasında yaygın olan yanlışlardan biri de Allah için Tanrı kavramının kullanılamayacağıdır. Özellikle dini hassasiyeti olan Müslümanlar bu kavrama karşı tepkilidirler. Ancak bu Tanrı kavramının ne olduğunu bilmemelerinden kaynaklanır.
Görüntülenme 900
4 Yorum
12 Ocak 2018

Kur’an’ın hiçbir yerinde Allah Hz. Muhammed için bu ifadeyi kullanmamıştır. Bazı meallere baktığımızda Muhammed peygamberin isminin yerine “Ey Habibim” ifadesi kullanılmıştır ki bu kesinlikle meal sahibinin keyfi tercihidir.
Görüntülenme 3,447
0 Yorum
21 Aralık 2017
20 Haziran 2018 güncellendi

Bir kere şunu kabul etmeliyiz ki Kur’an’ın cinselliğe bakışı  Müslümanın cinselliğe bakışından çok çok farklıdır. İnsanoğlunun çoğu örfünü özümsediğim söylenemez. Cinsellik konusunu “ayıp”, “günah”, “utanma”, “çekinme” vb. kavram ve duyularla tanımlarken hiç kimsenin görmediği zamanlarda Allah’ın da kendisini görmediğini sandığı o zamanlarda asıl ayıpları kendisi yapar. İnsanoğlu böyle bir varlık. Biz bu konuyu normalleştirmediğimiz sürece hep ergen bir toplum olarak kalacağız. Allah’ın “ayıp”ı ile bizim “ayıp” dediğimiz şeyler aynı şeyler olmadığı için bugün İslam coğrafyasında binlerce sıkıntı hâsıl olduğunu üzülerek görüyoruz.
Görüntülenme 3,008
2 Yorum
24 Kasım 2017
20 Ocak 2019 güncellendi

Bu yazıyı okurken ön kabullerden yola çıkmamanızı rica ediyorum. Yöntemimiz bellidir. Dinin tek kaynağı Kur’an’dır. Kur’an’ı hadisler ve mitolojilerle değil Kur’an’ı Kur’an ile tefsir edeceğiz
 

Ne yani! Şimdi bu ilahi kelamı, kendilerine iletmen için sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Elbet bunda, inanacak bir toplum için  tarifsiz bir rahmet ve bir öğüt vardır. (ANKEBUT  51)

Görüntülenme 4,427
21 Yorum
19 Kasım 2017
20 Kasım 2017 güncellendi

Bu yazımı canımdan daha aziz biricik peygamberim Hz. Muhammed’e ithaf ediyorum. Çünkü o Kur’an’a çok değer verdi. Bizim de Kur’an’a onun kadar değer vermemizi istedi. O’nun bize vasiyeti Kur’an idi. Ben de Kur’an’a onun kadar değer verdiğimi göstermek ve Kuran’a karşı işlenen tarihi ihanetin parçası olmadığımı bildirmek istiyorum. Ve dönüp size sesleniyorum “Ey Müslümanlar! Ey Kardeşlerim Kur’an’a dönün. Biz Kur’an’ı terk ettik”
Görüntülenme 1,165
0 Yorum
14 Kasım 2017

Birkaç insandan böyle bir iddia işittim. Bu iddianın Kur’an’i bir zemini olmadığını ise bu yazımda belirtmek istedim. Şimdi iddia şu: İbrahim peygamber gökyüzüne bakarak ay, yıldız ve güneş’in Tanrı olamayacağını ve gerçek Tanrı'nın Allah olduğunu akıl yürüterek buldu. Şimdi bu iddiaya cevabı ayetler ile birlikte verelim:
Görüntülenme 1,104
2 Yorum
30 Ekim 2017

Yukarıdaki başlık Mısırlı düşünür İssam-al-Dine Hafni Nassif’e aittir. Bu yazım sünnet hakkındaki önceki yazılarımın devamıdır. Bu yazımda da araştırmacı yazar Nil Gün’ün sünnetle ilgili yalanlar ve gerçekler adlı kitabından yararlanacağım. Bir nevi o kitabın özeti gibi düşünebilirsiniz.
Görüntülenme 5,092
0 Yorum
29 Ekim 2017

Bu güne kadar hep sünnetin faydalı olduğu, gereksiz ve ileride sorun olabilen bir deri parçasını atmaktan ibaret olduğu ve başkaca da faydaları bulunduğu iddialarıyla yetiştik. Ancak bu iddialar gerçek mi? Bu yazımda bilim insanı Nil Gün’ün Sünnetle ilgili yalanlar ve gerçekler adlı kitabın özetini ve kendi fikirlerimi sunacağım. Kitabından bire bir kopya çekeceğim için kendisinden özür diliyorum. Fakat bu eser bilinmelidir.
Görüntülenme 752
0 Yorum
29 Ekim 2017

 Geçen yazımda erkek sünneti Allah’ın emri midir, İslam bu konuya nasıl bakıyor onu irdelemeye çalıştık. Ama maalesef insanları alışkanlıklarından soyamıyorsunuz. Bin yıl boyuca hırsızlardan oluşan bir topluluğun içine bir kabile yerleştirdiğinizi düşünün. En fazla 50 yıl sonra o yerleşen kabilenin tüm fertleri bu olayı normal karşılayacaktır. Normal gelince doğal olanın bu olduğunu düşünmeye başlayacaklardır.
Görüntülenme 3,767
0 Yorum
28 Ekim 2017

Bu konuda uzun uzadıya konuşacağız. Arapçada Hıtan, İngilizcede circumcision denilen ve Türkçeye sünnet diye geçen kavram bir erkeğin penis başını koruyan üst derinin (foreskin) kesilip atılması operasyonudur. Hıtan denilen olay Türkçeye sünnet olarak geçmesi eskilerin son derece tehlikeli bir algı operasyonu sonucu olmuştur. Böylece erkek sünneti peygamber sünneti ile eşleştirilecek ve tartışılmayacaktı.
Görüntülenme 581
0 Yorum
24 Ekim 2017

Bu konu kadar beni sinirlendiren çok az konu vardır. Hayatta en nefret ettiğim şey Allah ve onun elçileri olan peygamber adına iftira atmaktır. Bunu yapan insanları günahım kadar sevmiyorum. Kadın sünneti diye bir uygulama katiyen İslam’ın uygulaması değildir. Allah böyle bir işkenceyi insana emretmemiştir. Bu uygulama ilkel Afrika kabileleri ve Avrupa’nın ortaçağdan bile daha karanlıkta olduğu yıllardaki kabilelerin uygulamasıdır.
Görüntülenme 2,808
13 Yorum
17 Eylül 2017
03 Haziran 2018 güncellendi

Bu yazımda sadece Kur'an'ı referans alırsak namaz kılıp kılamayacağımıza değineceğim. Çünkü çoğu Müslüman namaz kılmayı hadislerden öğrendiğimizi iddia ediyor. Kur'an'ın bu konuyu es geçtiğini düşünüyor. Bırakalım bu konuda Kur'an cevap versin
Görüntülenme 1,415
3 Yorum
01 Eylül 2017

Kur'an'ın miras meselesine cinsiyetçi bir bakışı yoktur. Kur'an hiçbir ayetinde cinsiyetçi bir yaklaşıma ve paylaşıma yer vermez. Miras taksiminde erkeğe kadının iki katı verilmesinin tavsiye edildiği bir ayet gerçekten de vardır. Ancak ayetin kendisi değil de ayete yapılan yorumlar "Kur'an cinsiyetçi ve erkekçi taksim yapıyor" algısına kapı araladı.
Görüntülenme 2,168
6 Yorum
27 Ağustos 2017

Arkadaşlar bu soru yeni değildir. Evvela bunun bilinmesi gerekir. Tanrı kendinden büyük bir taş yaratabilir mi? Tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi? Tanrı kendini öldürebilir mi? vs.. sorular hep aynı mantık üzerine kuruludur ve çağlar öncesi felsefi sorgulamaların ürünüdür. Bu yüzyılda ise bu sorular artık felsefi sorgulamalar olarak kabul edilmemektedir. Çünkü düşünürler aslında bu sorularda çelişki ve mantık hatası olduğunu gördüler.