yukarı çık butonu
Siyasi Taraftarlık ve Çağların Hastalığı Fanatizm
Çocukluk dönemimde çağlar öncesi insanların bugünden farklı olduğunu hayal ederdim. Farklı yaşam tarzlarının olduğunu düşünürdüm. Bu düşüncenin doğal sonucu olarak zaman makinesi ile geçmişe yolculuk ettiğimi hayal ederdim. Çünkü merak ettiğim geçmişin gizemlerine vakıf olmak istiyordum. Büyüyüp belli bir yaşı geçince çok önemli bir ayrıntı çark etti  kafamda. İnsan her çağda her nesilde aynı insan. Bunu kabullenmek zaman makinesinin olmadığını kabullenmekten daha kolay oldu smiley Yani bugün hayatta karşımıza ne tür olaylar çıkıyorsa ve bu olaylara karşı ne tepki veriyorsak ilk insan topluluğu da aynı olaylara aynı tepkiyi veriyordu. O zamanların insanı böyle değildi daha saf ve daha temizdi söylemleri yaş ilerledikçe  anlamını yitiriyor. Nesillerin her çağda aynı hastalıkları oldu. Bunlardan biri Siyasi Fanatizm. İnsanoğlu hayatının merkezine anlamlı ve yüksek değer taşıyan bir kutsal yerleştirmediği zaman. O kutsal’ın yerini muhakkak birşeyler dolduruyor. Bazıları bunu futbol takımıyla bazıları belli bir partiyle bazıları belli bir insan ürünü ideolojiyle bazıları kendi inancı, kendi mezhebi, kendi meşrebi, kendi dili, kendi kavmi, kendi lideri vs..  ile doldurdu. Daha da ileri giderek hayatının merkezine yerleştirdiği o insan veya nesneyi dünyanın merkezine daha da ileri giderek evrenin merkezine yerleştirdi. İşte tam bu noktada bu durumu anlatan bir kelime giriyor lisanımıza. Fanatizm. Kendi siyasi düşüncesi dışındaki düşüncelere kin ve nefret dolu nesiller geldi hep. Politikleşen bireylerimiz toplumu kutuplaştırdı. Çünkü evrenin merkezi olan o siyasi düşüncenin dışına çıkılması evrene ihanetti. Fanatikler ellerindeki imkana göre bu ihaneti cezalandırdı. Hitler, musollini,stalin,mao ve diğer politik akımların güç sahipleri milyonların ölümüne sebep oldu. Kendileri gibi düşünmeyen politik düşüncelere tahammülleri yoktu. Nihayetinde ellerinde karşıt politikaları ezecek imkan vardı. Bu kadar imkanı olmayan yazarlar bu ihaneti kalemleri ile cezalandırdı. Toplumu kışkırtıp kendi siyasi düşüncesini sahiplenmeyenlerin üzerine saldı. Kin ve nefret kokan kalemleri ile bilinçsiz yığınların onları linç etmesi için mücadele ettiler. Buna da gücü yetmeyenler her yerde karşıt görüşlü siyasi fikirleri karaladı. İftiralar atıp insanların o görüşlere de saygı duymasının önüne geçiyorlardı. İnsanoğlu acımasızdır. Kendi emelleri için feda etmeyeceği çok az kutsal vardır. Hadisler de buna dahil. İnsanlar politik düşüncelerine dayanak bulmak için hadisi ve hadis üzerinden peygamberi kullanmaya kalktılar. Kendi düşüncelerini destekleyecek hadisleri bulamadığında ise yenisini üretme yoluna gitti. Nede olsa onu amacına yaklaştıracak herşey mübahtı. Bir hadisi örnek olarak siz sunmak istiyorum.

 Taberani Esma bt Ümeys’ten “ Rasulullaha vahiy iniyordu. Başı Ali’nin kucağındaydı. İkindi namazını kılmadan güneş battı. Rasulullah dediki  Allah’ım o senin ve elçinin emri altındadır. Güneşi geri çevir. Esma dedi ki: önce battığını sonra doğduğunu gördüm.” (Suyuti -El Hasais 2/83 )


Eminim görmek isteyen arkadaşlarım bu örnekte kastettiğim şeyi gördüler. Kuşkusuz bu hadis bir siyasi fanatizmin üretimidir. Besbelli ki zamanın Ali taraftarlarından birinin Ali’nin önemini ve gücünü peygamber nezdindeki itibarını  göstermek ve akabinde kendi liderini kutsamak ve ululamak için peygamberi kullanma girişimidir. Dediğim gibi insan oğlunun fanatizm hastalığıyla ne kadar ileri gidebileceğini tahmin etmek bile zor. Hadisin siyasi fanatiklerin uydurduğunu hala anlayamamış olanlar için bir irdeleme yapmak istiyorum. Birincisi hendek savaşında hem rasulullah hem de tüm savaşa katılan müminler birden fazla vakti kılmamışlar ve akşam olunca hepsini birlikte kaza ettiler. İslam tarihi okuyan her arkadaşım hendek savaşını bilir. Fakat ne gariptir ki Allah vakit geçmesin diye tekrar güneşi çıkarmadı. Allah’ın  Hz. Muhammed ve tüm sahabeler için  yapmadığını Ali için mi yaptı.? İkinci olarak böyle bir olay olmuş olsa başka birileri bunu görüp kaydetmez miydi ? Güneş o kadar küçük mü ki sadece bu olayı Esma gördü. Üçüncüsü ve en önemlisi Allah hiç kimse için fizik kurallarını değiştirmez. Evrende belli fizik kuralları var. Ay’ın azıcık dünya’ya yaklaşması bile okyanuslarda gelgit gibi büyük olaylara sebep olurken güneşin tersine hareket etmesi kim bilir nelerle sonuçlanırdı. Allah isterse olur diyenleriniz de vardır elbet. Fakat katiyen şu bilinmelidir ki Allah fizik kurallarını kimse için değiştirmediğini bizzat peygamberden öğreniyoruz. Oğlu ibrahim vefat ettiği anda güneş tutulması olmuş insanlar bunu fiziksel olarak güneşin, peygamberin yasına iştiraki olarak algılanmıştı. Peygamber hemen bir hutbe vermiş ve gezegenlerin hiçbir fani için doğal yasalarının dışına çıkmayacağını insanlara anlatmıştı.