Salavat Din Mi Yoksa Bir Kültür Mü ?

Çokça karşılaştığım durumlardan biridir insanların peygamberimize salavat getirmeleri. Eskiden bende sürekli içimden  salavat çekerdim . Bunun dinin bir gereği olduğunu ve daha iyi bir müslüman olmak için sık sık tekrarlanması gereken bir dua olarak görüyordum. Çünkü bu konuda epey bir rivayet kültürü var ve insan islam cahiliyken bu rivayet ve haberlerden ciddi anlamda etkileniyor. Biraz araştırınca salavat kültürünü Kur’an’ı dayanak yapanların hangi ayetten beslendiklerini buldum. Ayet şöyle:
 

“Elbette Allah ve Melekleri, peygambere salat ederler. Ey iman idenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin” (Tefhimu’l  Kur’an-Ahzap suresi  56.ayet, Mevdudinin Tefsiri)

Ancak burada bir sorun var salat arapça bir kelime ve türkçe karşılığı "dua" ya da "namaz"dır. Bu ayette ki anlamı bunlar mıdır yoksa arapçada farklı anlamlara da gelir mi bu kelime? Bu sorunun cevabını burada uzunca irdeleyeceğiz. İrdelerken de salat’a farklı anlamlar vererek tefsir eden müfessirlere bakalım:
 

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler. Ey inananlar! Siz de O’nu övün, Ona salat ve selam getirin” (Fizilal-il Kur’an-Ahzap suresi  56.ayet, Seyyid KUTUB’un Tefsiri)

“Şu kesin ki Allah ve onun melekleri Peygamberi desteklerler; ey iman edenler, siz de onu destekleyin ve tam bir teslimiyetle (onun örnekliğine) teslim olun!” (Hayat Kitabı Kur’an-Ahzap suresi  56.ayet, Mustafa İSLAMOĞLU)

Görüldüğü gibi Seyyid Kutub salat’ı övmek anlamında çevirirken İslamoğlu desteklemek anlamını tercih etmiştir. Salat’ı dua ya da namaz olarak çevirmek büyük bir problem doğurur ki o zaman Allah’ın ve meleklerinin Peygambere dua ettiği ya da onun için namaz kıldığı anlamını verir. Bu da çok anlamsız bir durum ortaya çıkarır. Allah’ın birine dua etmesi söz konusu olamaz çünkü zaten o duaların kabul kaynağıdır. Konuya biraz daha arkeolojist  bakış açısıyla bakıp daha derinlere inmeye çalışalım.
 

“Tefsire dair bize ulaşan ilk eserlerden olan Ebu Ubayde Ma’mer b. El-Müsenna’nın  Mecazu’l Kur’an’ı  ve Ferra’nın Meani’l Kur’an’ı bu ayeti tefsire muhtaç bulmamışlardır. Bunun anlamı, en azından ilk iki yüzyılda bu ayetin anlaşılmasında bir ihtilaf bulunmadığıdır.  Fakat şayan-ı hayrettir ki, öncekilerin, tefsirine bir kelimeyle dahi ihtiyaç duymadıkları bu ayet,sonrakilerin üzerinde en çok konuştuğu Kur’an ayetlerinden biri haline gelmiştir. ……
Bu durumda ayetteki  "salat" ve "teslim"in ideomatik (o gün kasdettikleri ) anlamlarını bulmak için ayetin bağlamına bakmak durumundayız. Bu ayetin içerisinde yer aldığı yedi ayetten oluşan pasaj, içerik üslup ve biçim olarak birbirinden ayrılamayacak bir bütün teşkil eder.(Ahzap suresi 53-59 arası ayetler) Pasajın konusu, Hz Peygamberi üzüp incetecek tavır ve davranışlardan uzak durmaktır.Bunu özetlersek, “Peygamberlik hukukunu korumak” diyebiliriz. Bu pasajda, peygambere ve onun eşlerine mümin çevre tarafından nasıl davranılması gerektiği, yine Hz peygamberin eşlerinin aynı çevreye nasıl davranması gerektiği hakkında birtakım uyarılar yer alır…..
Gariptir ki, Türkçe birçok mealde, sanki ayet “yusallune” şeklinde fiil formunda değil de “yakraüne’s-salate” şeklinde isim olarak gelmiş gibi, “Peygambere salat u selam okuyun” şeklinde çevrilmiştir. Bu ayetin asli anlamının sonradan çıkan tartışma ve haberlerin otoritesi altında ezildiği anlamına alınabilir……

 Sözün özü şudur: Hz .Peygambere yapılan dualar(salavat) da ona manevi bir destektir ve bu cümleden sayılır. Fakat destek emri sadece dil desteğine indirgenemez; bu ayette de emredildiği gibi “fiili” destek olmak durumundadır. Ona yapılacak fiili destek onunla aynı zamanda yaşayanlar için zaten bellidir. Bizim gibi onunla aynı zamanı paylaşmayanlar için ise, onun misyonunu desteklemek ve örnekliğini yaşatmak anlamına gelir. Onun getirdiği vahye ve o vahyi hayata koyuş tarzına verilecek her destek, ona yapılmış ona yapılmı gerçek bir “salat” ve “selam” olacaktır.
İlginç olan, bu ayete dayanarak daha sonra ortaya çıkan mebzul miktardaki “salevat” kültür ve edebiyatıdır. …. Yine bu alanda üretilmiş birçok haber, halkın bilincinde din olarak yer almıştır. İşte o haberlerden biri: “Kim bana bir tek salavat okursa, onun yüz ihtiyacı giderilir” (Hasais,2/260) yine bu rivayetlerden biri “Bir tek salavat okumak,bir köle azad etmekted efdaldir.” (Ay) Oysaki suyuti, bu rivayetleri verdiği yerde, Rasulullah için emredilen salatın okunan bir metin değil yapılan bir fiil olduğunu ve bu fiilin de duaya tekabul ettiğini açıkça ifade eden rivayetler zikretmiş. Mesela şunun gibi: “Duanızın başına, ortasına ve sonuna beni de koyunuz” (Ay) İbn Sa’d ve Beyhaki’nin rivayeti şöyle: “Cabir b. Abdullah’tan: Rasulullah sallalahu aleyhi vesellem bize geldi. Eşim ona şöyle seslendi: Ey Allahın rasulü, bana ve eşime salat et. Bunun üzerine dedi ki: Allah sana ve eşine salat etsin!” Terimlerin kavramlaşmasına benzer bir anlama problemi de, meczın hakikate ya da hakikatin mecaza dönüştürülmesidir……” (ÜÇ MUHAMMED, MUSTAFA İSLAMOĞLU)


 Başlıkta sorduğumuz sorunun özeti şudur ki Allah bu ayette peygambere salavat okuyun ben de okuyorum demek istemiyor tabi ki. Böyle anlamak büyük bir mantık hatasına neden olur. Bunun yerine Allah onu destekliyor hadi siz de onu destekleyin. Onun döneminde yaşayanlar onu somut olarak destekledi. Biz onu göremeyenler ise onun davasını, ülküsünü, yürüdüğü yolu, misyonunu, mücadelesini takip edip onlara sıkı sıkı bağlanarak onu desteklemiş olacağız. Salat budur. Eve gidip salatı söz öbeğine indirgeyip salavat çekenler ya salat’ın bu ayetteki anlamını bilmiyor ya da Peygamberin misyonunu yüklenmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu bildiği için kolayına geldiği gibi anlamakta ısrar ediyor.  Haberleri ve sahte hadis kültürünü  din olarak görüp salatı okunması gereken bir metin olarak da görebilirsiniz ya da bu kültürü reddedip salatı yaşanan bir fiil olarak yorumlarsınız karar sizin.
 


Bilim insanının gayesi doğruyu öğrenmekse, kendini okuduğu her şeye düşman etmelidir.

En Son Yapılan Yorumlar