Sakal Kesmenin Hükmü Nedir, Sakal Kesmek Haram Mıdır?

Çoğu zaman kendisini İslami kaynak olarak gören sitelere bakmak istemiyorum. Onların din dışı öğretilerine buradan cevap vermek için mecburen giriyorum. Her seferinde moralim sıfır olmuş halde çıkıyorum. İslam'ı görmeyi umduğum siteler düzmece masallar ile takipçilerini uyutuyor, İslam'ı çaktırmadan kendi diniyle değiştiriyor. Buna tahammülüm her yıl daha da azalıyor. İslam'ı hangi iftiradan arındıracağız ki? Bugün ruhumu sarsan yalanlardan birine cevap vereceğim. Bir erkeğin sakalı olmalı mı, olmamalı mı? Olursa kesmesi haram mı?

Arkadaşlar bu yazıyı sonuna kadar okuyun ondan sonra size uymuyorsa almazsınız. Kur'an'da veyahut dinimiz olan İslam'da sakal ile ilgili bir hüküm yoktur. Sakal üzerine yazılan tonlarca makale, kitap vs.. hep insan kurgusunun bir ürünüdür. Allah'ın insan kılıyla ilgilendiği fikri gaflettir, cehalettir. Kur'an dururken masalsı hadislerin peşine takılan milyonlar neyin kafasını yaşıyor demekten kendimi alamıyorum. Sonra İslam şairi Muhammed İkbal'in sözleri ruhumun en yükseklerinde dalgalanıyor. Şöyle diyordu: "Bir Müslüman'ın İslam'a yapacağı en büyük iyilik, onu temsil etmediğini açıklamasıdır. " Kıl peşine düşüp İslam'ı sulandıran cahillere söz söylemekten yoruldum ama onlar İslam adına uydurmaktan yorulmadılar. Sözde dört hak (!) mezhep sakal kesmenin haram olduğu görüşündedir. Peki, yüzden fazla mezhep varken bu 4 taneyi kim hak mezhep seçti diye hiç sormayın. Yoksa bu yazı bitmez. İnsanların bizzat kendileri bunların hak olduğunu anlamış. Ölçüt kendileri. Kıllarını din gören insanların bu konudaki iddialarını ve delillerini sizlere sunayım.

Said Nursi ile başlayalım. Emirdağ Lahikasında sakal bırakmanın sünnet olduğu iddiasındadır. Peki, kendisi niye bırakmadı? Diye soranlarınız vardır. Bu soruya şöyle açıklık getiriyor. Zorla kesilmesinden endişelendiğim için bırakmadım diyor. Sakal bırakıp ta zorla kesilseydi dayanamaz, ölürdüm falan diye ekliyor. Ona göre bu kadar hayati bir mesele olan sakal konusu Kur'an'da geçiyor mu? Hayır. Kaynağı ne? Peygamberimizin vefatından yaklaşık 210 yıl sonra peyda olan hadisler. Sünnet nedir aslında biraz bu konuya değinmek istiyorum. Tabii birazdan. Şimdilik iddialara devam edelim.

Nihat Hatipoğlu, bir programında, ölmeden önce 5 günlük bile olsa sakallı ölmek için dua ettiğini beyan etti  ve ekledi sakal bıraktıktan sonra kesmek harama yakın mekruhtur. İnanılmaz bir hüküm. Bu kadar ciddi bir hükmü olsa olsa Kur'an'dan çıkarmıştır diyenleriz vardır. Maalesef! Böyle düşünenleriniz varsa yine yanıldı. Programda yukarıdaki sözleri söyledikten sonra kaynağını açıklıyor ve diyor ki "Alimler öyle demişler!" Kur'an'ı ve İslam'ı ciddiye alan biriyseniz bu sözü duyduktan sonra kanınız donmuş olabilir. Çünkü biz dinimizin kaynağını Kur'an yani Allah zannederdik. Dinimizin bir kaynağı da  alimlerimizmiş! Tabi kime göre alim derseniz yine haklısınız. Alimliğin bir ölçütü yok. Bir alim tespit etme cihazımız da yok.

Gelelim Cüppeli lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü'ye. Sakal bırakmak vaciptir diyor ve ekliyor sünnet olsaydı traş etmek haram olmazdı. Eminim kafanızda dünya kadar büyük bir ampul yandı. hayır hayır resmen patladı. Sakalı traş etmenin haram olduğunu nereden çıkardı  da kesmek haramsa vaciptir sonucuna ulaştı? Bazılarınız hadi canım bu kadar ciddi bir hüküm verdiyse muhakkak Kur'an'a dayandırmıştır diyebilir.  Hatta hadislerin Hz. Muhammed'den geldiğine inanlarınız varsa onları da üzen bir haber vereyim. Ünlü bu hükmü çıkarırken hadislerden bile yararlanmadı. Çünkü bu hükme varacak hadis bile yok. Peki, kaynağı ne? Kaynağını açıklıyor ve diyor ki bilmem kim hazretleri. Yani öğretilerine sorgusuz sualsiz güvendiği hocalarından biri. Evet kaynağı bu.

Mahmut Ünlü hızını alamıyor ve devam ediyor dinimize zam yapmaya. Erkeğin sakalını kesmesi haramdır. Tıpkı bir elin ya da ayağın kesilmesi gibidir. Uzuv olarak kabul edildiğinden bir erkeğin sakalını zorla kesen bir insan o erkeğin elini ya da bir uzvunu kesmiş gibi diyet ödemesi gerekir diyor. Sakalın bir tutam olması gerektiği bu şekilde 100 şehit sevabı yazılacağının tespitini yapıyor. Niçin 100 şehit sevabı? Çünkü öldürülen bir sünneti diriltene 100 şehit sevabı dağıtan bir hadis mevcut. Kendisi bu çıkarımını bu hadise dayandırıyor. Niçin bir tutam sorusuna referansı daha da garip. Bilmem hangi hazretleri hocasının resmi var. O resimde açıkça görüldüğünü ifade ediyor.

Gelelim Fatih Kalender'e. Kalender sakal bırakmanın bir ibadet olduğu görüşünde. Sebebi ise Hz. Muhammed'e benzemeye çalışmak. Kalender de diğerleri gibi hızını alamıyor ve iddiasını ispatlamak için şöyle bir olay naklediyor: Birkaç sakalı (!) olan bir sahabe vardı ve köse idi. Efendimiz ona bakıp gülüyor. Aradan belli bir zaman geçiyor ve bu sahabe, sakallarını kesmiş. Efendimiz bu sefer o halde görünce yüzünü ekşiltmiş. Bunun üzerine o sahabe peygambere gelerek 'Ya Rasulullah hikmetini anlayamadım. Benim birkaç sakalım varken siz güldünüz. Ben ise onları kestim. Şu anda ise kızgınlık halini izhâr ediyorsunuz' dediğinde efendimiz : 'Senin birkaç tane sakalın varken onların arasında meleklerin oynadığını görüyor idim ve ona binaen gülmüş idim ama şu anda sakalını kestiğin için şeytanların yüzünde cirit atması, şeytanların yüzünü yolmasını gördüğümden dolayı o yüzden kızgınlık halimi izhâr ettim.'

Yukarıdaki akıl tutulması mitolojiyi okudunuz. Uydurulmuştur demeyi bile kendime hakaret sayacağım yukarıdaki uydurma rivayeti insanlara din diye sunuyorlar. Yukarıda bazı dini otoritelerin kendi kişisel görüşlerini verdim. Gördüğünüz gibi hepsi farklı farklı şeyler söyledi. Bazıları sünnet, bazıları vacip, bazıları ibadet olduğunu vurguladı. Yani kimse ne olduğunu bilmiyor. Basit bir kıldan bu kadar farklı sonuç çıkmazdı yoksa. Sünnet konusuna başka bir başlık altında uzun uzadıya yazacağım ama şu bilinmelidir ki peygamberin her yaptığı sünnet değildir, din değildir. Mesela peygamberimiz tuvalete giderdi. Tuvalete gitmek sünnet midir? Peygamber Allah emrettiği için ya da dinimizin bir parçası olduğu için değil bir Arap olduğu ve zamanındaki kültür ve adet bu olduğu için sakal bıraktı. Peygamber arabistan'da herkes sarık taktığı için sarık taktı. Japonya'da doğsaydı Japonların milli kıyafeti olan kimono giyecek ve samuray kültürüyle büyüyecekti. O zaman şu an ki cahiller samuray kılıcı taşımak sünnettir diyecekti. Halimiz hepten harap olurdu. Allah bizi korumuş diyorum başka bir şey demiyorum. 1980 li yılların Türkiye'sini düşünün. Kıvırcık saçlar İspanyol paça pantolonlar. O dönemin kültürü buydu ve her erkek de bu kültüre ayak uydurmaya çalışıyordu. Peygamberimiz de kendi dönemindeki her erkek gibi sakal bıraktı. Bu o dönemin kültürüydü.

Son olarak bir site de sırf bunu ispatlamak için ayetin anlamının değiştirildiğine şahit oldum. Çok zoruma gittiği için buradan verme ihtiyacı duydum. O ahlaksız site çok da ünlü bir dini site. İşte paylaştığı metin:
Allah’u Teala Nisa Suresi 118 ve 119. Ayeti kerimlerinde mealen buyuruyor ki:
“(Onlar öyle bir şeytana tapmaktadırlar ki,;) Allah ona lanet etmiştir. O da (Allah’a karşı) demiştir ki: (Senin izzet ve celaline) andolsun ki, elbette senin kullarından kesin olarak belirlenmiş bir nasip edineceğim! Ondolsun ki; mutlaka onları (doğru yoldan) saptır(maya çalış)acağım! Kaem olsun ki; kesinlikle onları umutlandır(mak üzere uzun yaşayacakları ve dirilip azapla karşılaşmayacakları gibi asılsız kuruntulara boğ)acağım!
   Yemin olsun ki; muhakakkak onlara emredeceğim de hemen davarların kulaklarını çokça yaracaklar. Yine andolsun ki; elbette onlara emredeceğim de hemen Allah’ın yaratılışını (tümüyle veya kısmen) değiştirecekler (Ve köleleri burma, dövme yaptırma ve sakal kesme gibi suretlerle Allah’ın yarattığı şekle müdahale edecekler) Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı bir dost edinirse muhakkak ki o pek açık bir zararla hüsrana uğramıştır. (Zira Allah’In rızasını bırakıp şeytanın rızasını tercih ederek, cenneteki yerini cehennemdeki yeriyle değiştirmişlerdir.)

Müslümanlardan tek ricam Kur'an'ı kendileri okusunlar. Arapça bilmeyenler farklı mealleri okusunlar ve karşılaştırsınlar. Tüm farklı fikirleri ve delillerini dinlesinler. Çünkü yukarıda gördüğünüz gibi Kur'an'ın metnini değiştiremeyenler anlamını değiştiriyor. Parantez içi ekleme yapıp kendi dinini İslam diye sunuyorlar. Allah kimsenin kılıyla ilgilenmiyor arkadaşlar. Unutmayın Allahtan başka haram bırakma makamı yoktur. Din tüccarlarının arkasından gidip toplumun en cahillerini alim diye başımıza çıkarma huyundan vazgeçin.

 

1 Yorum

susema.net    Diyor ki:
10 Temmuz 2017 , 13:22:36

Kalemine sağlık sevgili dostum. Düşüncelerin her zaman yolumu aydınlattı. O cahil güruhun yaptıklarına hepimiz üzülüyoruz. Ancak tek zarar verecekleri kendileri. Zira Allah doğruyu bulmak isteyene yolunu gösterecektir. Bu dünya böyle, değişmeyeceğine ve olan biten her şeyin çoğunluğun kendi seçimi olduğuna kanaat getirdim. Öyleyse cahil fikirlerinde boğulsunlar. Onlar yalan söyledikççe bizler de gerçeği söyleyeceğiz ve Allah'ın dilemesi dışında bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Doğruyu arayan eninde sonunda bulacaktır. Dünya hayatında böyle olacak. İyi insanların o cahil kesimler yüzünden üzülmelerini istemem zira açık şekilde kendi kuyularını kazıyorlar. Bu kötü bir şey midir? Bizler bu dünyada sadece tarafımızı seçiyoruz. Kuyularını kazanlar için sevinmelisin.



Aklına gelen birçok şey, imkânsız olduğunu bilmediğin sürece son derece mümkündür.

En Son Yapılan Yorumlar