yukarı çık butonu
Sahte Dindarlık Sahte Haramlar Üretti
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vefatından bu yana İslam farklı noktalara evrildi. Sahte dindarlık dediğim bir kavram ortaya çıktı. Sahta dindarlar din’e sürekli ekleme yapma sevdasına kapıldılar ve Allah’ın koymadığı haramları islam’ın bir parçasıymış gibi bize sunmaya başladılar. Bu eklemeyi sözüm ona Allah’a olan aşırı bağlılıktan yaptıklarını düşünebilirsiniz. Darwin’den daha darwinist denir ya hani bu dindarlık da aynen öyle. İslam’ı Hz. Muhammed’den daha çok seviyor olmalılar ki peygamberimizin bile ekleme yapmadığı dine kendileri sürekli eklemeler yaptı ve yapmaya devam ediyor.Bunda bir sakınca görmeyebilirsiniz ancak dine ekleme yapma veya haram koyma yetkisi sadece Allah’a aittir. Din’den çıkarma yapıp iskonto uygulamak nasıl büyük bir yanlışsa dine zam yapıp eklemelerde bulunmak da bir o kadar büyük bir yanlıştır. Bu Allah’a yapılmış bir ayıptır. Bunu yapanlar Allah’a şu mesajı vermekteler: "Ey Allah’ım sen en doğruyu, en güzeli seçemedin. Dinimizi eksik gönderdin.  Biz neyin haram olduğunu daha iyi biliriz. Herhalde şu eklediğimiz haramları unuttun."  Kur’an’daki haram yiyeceklerle ilgili tüm ayetlere bakarsanız ilginç bir detayı görürsünüz. Kur’an haram alanını genişletmeye çalışmıyor, bilakis sınırlıyor. Bu sınırlamayı yaparken de haram yiyecekler konusuna noktayı koyuyor. Nokta koymasının sebebi bu konuda Allah’tan başka hiç kimsenin yetkinliğinin olmaması. Yani insanların yorum alanına tabi değildir bu konu. Haram konusunda Allah kur’an sureleri bazında  ilk önce enam 145’i daha sonra sırasıyla nahl 115’i, Bakara 173’ü, Maide 3’ü indirmiştir. Enam suresi 145’inci ayetten başlayarak inceleyelim. İnceledikçe göreceksiniz ki şu anda piyasada peydah olmuş ve bizi zor durumda bırakan yüzlerce haram Allah’ın bıraktığı haramlar değil, insanların dinimize yamadığı birer çıbandır.
 

De ki: "Bana vahyedilenler içerisinde leş ya da akan kan veya domuz eti -ki o katıksız pistir- yahut amacından saptırılarak Allah’tan başkası adına kesilen kurban dışında, yemek isteyen için yasak olan hiçbir şey göremiyorum. Fakat çaresiz kalan kimse hakka tecavüz etmeden ve zaruret sınırını aşmadan (yemişse) unutma ki tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır " (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- ENAM,145)

Kur’an açık ve net bir şekilde haram olan yiyecekleri sayıyor. İslam’ı Allah’tan daha iyi şekillendirdiğini sanan dindarlar gibi haram ekleme yarışına girmiyor. İnsan’ı yaratan Allah olduğuna göre bizim için kötü olan şeyleri de ondan daha iyi bilen biri yoktur. Sadece yukarıda saydığı leş (insan tarafından avlanmadan önce herhangi bir sebepten ölmüş hayvan), akan kan, domuz eti ve son olarak Allah dışındaki bir ilah adına kesilen kurban eti. Tüm haram yiyeceklerimiz topu topu bu kadar. Elbette sağlığa zarar veren ve herkesin malumu olan yiyecekler ve içecekler hariç. İnsanın kendi kendine zarar vermesi de yasaktır. Sağlığa zararlı ya da doktor tavsiyesi ile uzak durmamız gereken yiyecek ve içecekler bu kapsamda değerlendirilmelidir. Mustafa İslamoğlu Enam suresinin ana temasının da icat edilmiş sahte kutsallar ve sahte haramlara karşı Allah’ın sınırlarını vurgulama amacı taşıdığını söyler. Kurtubi’nin anlattığına göre Araplar öteden beri akmış kanı pıhtılaştıktan sonra kebap yapıp yerlerdi. Bu yüzden ayette yasak olan  akan kandır. Dalak, ciğer ve et üzerinde bulunan kanlar haram kapsamında değildir.
 

"(ki) o size yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen (hayvanı) haram kılmıştır! Fakat mecbur kalan kişi, haddi aşıp zorunlu miktarı geçmeden (yemişse), bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- NAHL ,115)

Allah bir konuyu Kur’an’da tekrarlıyorsa bu, o konunun ciddiyetini ve önemini belirtir. Bu ayetlerde dikkatinizi bir cümleye çekmek istiyorum. Ayette geçen, "Allah’tan başkası adına kesilen (hayvanı) haram kılmıştır" ibaresi iyi anlaşılmalıdır. Çünkü Türkiye’de birçok dini grup ve oluşumlar kendi üyeleri ve mensuplarına fabrikada kesilen tavukların ya da diğer et ürünlerinin haram olduğunu söyleyip duruyor. Gerekçe olarak da o etlerin Allah adına kesilmemiş olmasını gösteriyorlar. 21. yüzyılda bir günde kesilen binlerce tavuğun tek tek "Bismillah" diyerek kesilmesi gerektiğini savunuyorlar. Tavuk tek tek elle kesilse bu taleplerine yine ses çıkarmayacağım ama fabrika mantığıyla bunun yapılması mümkün değil. Binlerce tavuk saatler içerisinde kesiliyor. Gerçi fabrika kendilerinin olsa emin olun bunu kendileri de yapmazlar ya neyse. Yukarıdaki ayet Allah’tan başkası adına kesilen havyan etini haram kabul ediyor. Allah adına kesilmemişse haram demiyor, ki bu çok önemli bir ayrıntı. Buna dikkat etmeniz gerekir. Allah insana zorluk çıkarmaz, insanların yapamayacağı isteklerde de bulunmaz. Allah Kur’an’da "size taşıyamayacağınız yükü vermedim" diyor. Ama bu sahte dindarlar icat ettikleri haramlarla taşıyamayacağımız yüklerle belimizi iki büklüm yaptılar. Düşünsenize Allah zaten haramlarda dört adet haram sayıyor ve ayetlerin sonuna şunu da ekliyor "Fakat mecbur kalan kişi, haddi aşıp zorunlu miktarı geçmeden (yemişse), bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır." Yani bu haramları bile mecburiyet sırasında kaldırıyor. Bunları dahi mutlak sınırlar olarak çizmiyor. Allah’ın bakışına göre din insan içindir. Ama bilinçsiz dindarlar için durum tam tersi. İnsan din içindir.
 

"O sizi yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve üzerine Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanı  haram kıldı. Kim bunlara mecbur kalırsa -iştahı kabarmadan ve haddi aşmadan- ona bir günah yoktur. Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- BAKARA ,173)

Mustafa İslamoğlu tefsirinde: "ayette geçen innemă edatı, açıktır ki burada yalnız bunlar haram kılındı anlamını verir ve parantezi kapatır. Taberi, Kurtubi ve Şevkani de böyle yorumlar" şeklinde notunu düşürmüştür. Leş avlanma sırasında ölmeyip de herhangi bir sebeple daha önceden ölmüş hayvanlar için kullanılır. Hangi durumlarda ölen hayvanların etinin yenmeyeceği maide suresi üçüncü ayette açıklanır.
 

"Ölü hayvan, kan, domuz eti,  Allah’tan başkası adına kesilenler; bir de boğulan, dövülerek öldürülen, düşerek ölen, boynuzlanarak öldürülen ya da henüz canlıyken kestikleriniz hariç vahşi bir hayvan tarafından parçalanan hayvanlar ve putperestçe semboller üzerine kesilenler, ayrıca attığınız  zarla geleceğe ilişkin kehanette bulunmak size haram kılınmıştır. Bütün bunlar birer sapmadır. Bugün inkara saplananlar, dininiz(i terk edeceğiniz) den umutlarını tamamen kesmişlerdir. O halde onları gözünüzde büyütüp de saygınlaştırmayın! Yalnız Beni tazim edip, Bana saygı duyun! Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım; ve (Allah’a) teslimiyeti sizin için hayat tarzı olarak benimsedim. Günaha gönüllü koşmaksızın kim hayati bir zaruretten dolayı zorda kalırsa, iyi bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- MAİDE ,3)

Bazı görüşlere göre yukarıda naklettiğim ayet son ayettir. Eğer bu doğruysa helal ve haram’ın sınırlarının en sonda yine hatırlatılması oldukça manidardır. Gördüğünüz gibi 4 farklı ayette de Allah dikkatimizi haramın sınırlarına çekiyor. Allah, tüm ayetlerde de eğer mecbur kalınırsa bu haramların dahi mutlak olmadığını, gerektiği takdirde aşılabileceği söyleyerek haramların insan menfaati için konulduğunu söylüyor. Bunu söylerken haram sınırlarının esnetilmesinin istismar edilmemesinin gerekliliğine de vurgu yapıyor  ve ayetlerin sonunda diyor ki "Kim bunlara mecbur kalırsa -iştahı kabarmadan ve haddi aşmadan- ona bir günah yoktur ". Tüm bu ayetler ışığında, Kur’an, insanların, dindarlık şovu  yaparak haramları genişletip bunu da Allah istemiş gibi göstermesine karşı çıkıyor. Haramın kapsamını Allah belirler, insanlar değil. Peki vahiy deniz ürünleri için nasıl bir sınır belirler onu görelim.
 

"Sularda yapılan her türlü avlanma ve onunla beslenme sizin için helaldir. Bu, sizin de yolcuların da yararınadır…." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- MAİDE ,96)
 

Allah kendisi haricinde başkasının haram bırakmasına kur'an'da karşı çıkıyor mu ?

Bu soruya sadece kur'an cevap versin. Aşağıdaki sıraladığım ayetler apaçık olarak soruyu aydınlığa kavuşturuyor. İşte o sure ve ayetler:

"Artık dilinize yalan beyanda bulunup, üstelik uydurduğunuz yalanı (da) Allah'a isnat ederek "Bu helaldir, bu da haramdır!" demeyin! Çünkü uydurdukları yakanı Allah'a isnat edenler asla kurtuluşa eremezler (116) (Bu dünyada) oyalayıcı kısa bir haz (duysalar da), (ahirette) onları can yakıcı bir ceza bekler.(117)" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- NAHL,116,117)

"Sor (Onlara): "Ya Allah'ın sizin yararlanmanız için ikram ettiği, sizin de (keyfi olarak) bir kısmını haram bir kısmını helal saydığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (59) İmdi, uydurdukları bu yalanı Allah'a isnat edenler, acaba Kıyamet Günü ne (cevap vereceklerini) düşünüyorlar? Şu kesin ki Allah insanları sınırsız lutfuna muhatap kılmıştır; ve fakat onların çoğu şükretmezler.(60)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- YUNUS,59,60)

"Onlar batıl inançlarına göre dediler ki:"Şu hayvanlar ve ekinler kutsaldır, bizim izin verdiklerimiz dışında hiç kimse onlardan yiyemez! Yine falanca türden hayvanlara yük vurulması haram kılınmıştır!" ve birtakım hayvanlarda vardır ki onlar üzerinde Allah'ın adını anmazlar, (batıl inançlarını) asılsız yere O'na isnat ederler. Zamanı gelince iftiralarından dolayı cezalandırılacaklar (138) Yine onlar şu (çarpık) iddiada bulundular:"Şu hayvanların karnında olan yavrular canlı doğarsa yalnızca erkeklerimize ait olup kadınlarımıza yasaklanmıştır; ama ölü doğarsa, hepsi de ona ortak olacaklardır" Allah onları bu tür isnatlarından dolayı cezalandıracaktır: Çünkü o her hükmünde tam isabet kaydeder, tarifsiz bir bilgiyle bilir.(139)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- ENAM,138,139)

"(Sayısı) sekiz(e ulaşan dört) çift (hayvanında insana yasak olduğunu iddia ettiler) Koyun ve keçinin iki cinsinden her biri. Sor (onlara) "O'nun haram kıldığı, çiftlerin erkekleri mi, yoksa dişilerimi? Bir de şu:(yasak), dişilerin rahimlerinde bulunan yavruları da kapsıyor mu? Hadi, bilgiye dayalı bir haber verin bana; tabi ki iddianızın arkasında duruyorsanız?"(143) Deve ve sığırın iki cinsinden her biri(ni de haram sayarlar) Sor (onlara) "O'nun haram kıldığı, çiftlerin erkekleri mi, yoksa dişilerimi?; ya da (yasak) dişilerin rahimlerinde bulunan yavruları da kapsıyor mu? Ya yoksa, Allah bütün bunları yasaklarken siz şahit miydiniz?" Hiçbir gerçek bilgiye dayanmaksızın, insanları saptırmak amacıyla, kendi uydurdukları yalanı Allah'a isnat edenden daha zalim biri olabilir mi? Bakın, Allah zalim bir topluma rehberliğini bahşetmez.(144)" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ- ENAM,143,144)

Ayetleri gördünüz. Dikkatli incelediğinizde herhangi  bir insanın ilahi kaynaktan beslenmeksizin haram koyma hevesini şiddetli bir şekilde uyarıyor ve onları cezalandıracağını ifade ediyor. Tüm kur'an boyunca Allah haramların kapsamını genişletmeye değil insanlar tarafından bırakılan haramların sahte olduğuna, buna yetkilerinin olmadığına dair uyarılar yaparken bir taraftan da bu haramların çerçevesinin daraltılması gerektiğini ifade ediyor. Bugün dinimize baktığınızda düzinelerce haram ile ilgili kitap vardır. Hatta bu kitaplar kur'an'dan daha kalındır. Bugün dinimiz Allah'ın bırakmayıp insanların bıraktığı haramlar ile doludur. Bu durumda sadece kur'an'a başvurmalı ve Allah'ın bıraktığı haramları takip etmeliyiz.

Peki Hz. Muhammed’in haram koyma yetkisi var mıydı ?

Elbette yoktu. Peygamber dahi olsalar Allah’ın sınırlarına ekleme yapamazlardı. Sahte hadis üreticileri ya da  hadisleri işlerine geldiği gibi anlamak isteyenler Kur’an’da kendilerini tatmin eden ya da çıkarlarına uygun olan haramları bulamayınca peygamber şunun haram olduğunu söylemişti ve benzeri sözleri peygamberin ağzına iliştirerek bizi kandırmaya çalışıyorlar. Allah peygamberin bile böyle bir yetkisinin olmadığını nesiller boyunca güvenle aktarılması için  Kur’an’a taşımıştır. İşte o ayet:
 

"Sen ey peygamber! Eşlerin (den bir kısmının) rızasını kazanmak için, neden Allah’ın helal kıldığı şeyi kendine haram ediyorsun? Yine de Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız bir merhamet kaynağıdır."(HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- TAHRİM ,1)

Ayet açıkça Allah’ın helal kıldığı herhangi bir şeyi peygamberin haram kılmasını yasaklamaktadır. Peygamberin değil tüm insanlara, sadece kendine bile haram kılması sonucu değiştirmiyor ve Allah bu tür davranışları peygambere de yasaklıyor. Bu konuda İslamoğlu’nun tefsir notu son derece isabetlidir.
 

"Altın ve ipek yasağı, bir helali haram kılma olarak değerlendirilemez. Cennette mü’minlere bahşedileceği ifade buyrulan bu iki güzellikten dünyada gönüllü olarak vazgeçme edebinin bir sonucu olsa gerektir. Bu yasağın bir sebebi de erkeklerin kadınlara benzemesinin önüne geçmektir. Yine Abdurrahman b. Avf’ın bit tutmuyor gerekçesiyle Nebi’den ipek gömlek için izin isteyip istediği izni alabilmesi de bunun göstergesidir. (Yani islamoğlu'nun bu örnekle de ifade etmek istediği gibi altın ve ipek sadece peygamberin kendi düşüncesine  göre yasaktır. Onlar da gördüğü belli olumsuzluklar yüzünden yasaklamıştır ve bu yasaklar haram değildir. Sahabilerden ipek giyme iznini isteyene vermesi bunları (mutlak yasak olan) haram olarak görmediğinin göstergesidir. Yani altın ve ipek kullanmak isteyen erkeğe bunlar haram değildir) İlk nesiller “haram kılma” ile “yasaklama” arasındaki ayrımın çok iyi farkındaydı.Peygamberin yasakladığı şeyleri harrame’n-nebi (nebi haram kıldı) kavramsallaştırmasıyla değil nehe’n-nebi (nebi yasakladı) kavramsallaştırmasıyla nakletmelerinin sebebi bu olsa gerektir. İslam şeriatının yasakları arasında olmayan bir şeyi yasaklamak, şer’an yasak değildir. Yasak olan şey yasaklananı emretmektir. Efendimiz bu hassasiyet dolayısıyla Elçiler Yılı’nda kendisine gelen kabilenin helal hayvanların yüreğini yemeyi haram saydıklarını öğrenince “Yürek yemezseniz imanınız olmaz” demiştir. İnsanın haram kılması, Allah’ın eşya için koyduğu ilahi hiyerarşiye müdahale etmesidir." (MUSTAFA İSLAMOĞLU TAHRİM,1 TEFSİR NOTU)

O halde kur'an'da  Hz Muhammed'in haram saydıklarını haram sayma ayetlerini nasıl anlayacağız?
 

Şimdi peygamberimizin bıraktığı haramları takip etmemizi söyleyen iki ayet var. Onları nereye koyacağız veya nasıl anlayacağız. O ayetler Tevbe 29'uncu ayet ile A'raf 157'inci ayettir. Ayetleri inceleyeceğiz ancak önce ayetlere bakalım.

"Kendilerine (daha) önceden kitap verilen zümreden Allah'a da ahiret gününe de (gerçek anlamda) inanmayan, Allah ve O'nun elçisinin yasakladığını yasak (haram) saymayan ve hak dini tek din olarak benimsemeyen kimselerle, teslim olmuş bir halde güvenlik vergisini kendi elleriyle verinceye kadar savaşın" (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- TEVBE,29)

"Onlar ki, ellerindeki Tevrat ve İncil'de tanıtılmış bulacakları Rasul'ün, o kitap ehli'nden olmayan peygamberin izinden gidecekler; (o peygamber) onlara iyiliği emredip kötülükten sakındıracak, temiz ve yararlı şeyleri onlara helal kılıp pis ve zararlı şeyleri onlara yasaklayacak; sırtlarına vurulmuş olan yüklerini indirip öteden beri (özgürlüklerine) vurulan zincirleri çözecek. Sonuçta ona inanan, onu el üstünde tutup destekleyen ve ona yücelerden bahşedilen ışığın ardına onunla birlikte düşenler kurtuluşa erişen kimseler olacak" (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ- A'RAF 157)

İlk etap ta bu iki ayetin peygamberin haram kılma yetkisine işaret ettiğini sanabilirsiniz. Ancak bu okuma şekli doğru değildir. Tahrim suresi birinci ayette açıkça peygamber olsa bile haram bırakma yetkisinin olmadığını açıkça beyan eder. Bu ayetlerde bahsedilen elçinin haram kılması demek, elçiyi gönderenin haram kılması demektir. Yani o haramları peygamber kendi kafasına göre değil Allah'ın emriyle insanlara ilan eder. Ve elçinin (peygamberin) bıraktığı o haramlar kur'an'da Allah'ın bıraktığı haramlardır. Burada bahsedilen rasulullah'ın peygamber olarak bıraktığı yasaklardır ki aslında bu vahyin bıraktığı yasaklardır. Yoksa peygamber bir eş, bir baba, bir lider, bir komutan, bir arap olarak bıraktığı yasaklardan bahsetmiyor. Biz haramları Allah'tan peygamber aracılığıyla aldık bu ayetlerde bahsedilen budur.

Sonuç olarak haram ve helali belirleme yetkisi sadece Allah’a aittir. Bugün piyasada bulunan binlerce sayfalık haram kitapları insan ürünüdür. İlahi bir kaynağa dayanmamaktadır. İslam şeriatında Allah’ın koymadığı bir yasağı insanlar toplumsal düzeni sağlamak için koyabilirler. Ülkelerin anayasaları, yasaları vs.. buna örnektir. En basitinden düşünecek olursak kırmızı ışıkta geçme yasağı Allah’ın yasağı değildir ancak kamu düzeni için insanların koyduğu bir yasaktır ve gereklidir. Ancak İslam hukukunda Allah’ın yasak olarak saydığı hiçbir şeyi insanlar helal sayamaz o yasağı kaldıramaz. Yani İslam’a haram ekleyemeyeceğimiz gibi islamda var olan haramları da çıkaramayız. Yukarıda da anlatıldığı gibi peygamberimizin de yasak koyduğu bilinen bir gerçek. Ancak bu yasakları haram olarak değerlendirmemeliyiz. Çünkü peygamberimiz nihayetinde bir devlet başkanıydı aynı zaman da. Ve kamu'ya zararlı olarak gördüğü birçok şeyi topluma kendi döneminde yasaklamıştır. Bu yasak kendi dönemi ve zamanın koşullarından oluşuyordu. Yani bugün de sıkı sıkıya takip edilmesi gereken bir dini emir (haram) değildir. Bu yasakların haramla karıştırılmaması için bir olay anlatayım. Peygamber kurban bayramından sonra Medine'de bir eve misafir olur. Yemek yer. Fakat yemekte et yok. Peygamberimiz "hayırdır niçin et  yok" der. Evin sahipleri "Ey Rasulullah sen bize geçen yıl evinizde et bırakmayın demiştin, bizde hepsini dağıttık" derler. Peygamber şaşırır ve der ki "iyi de geçen sene kıtlık vardı. Fakirler doysun diye öyle bir yasak getirmiştim" der. Bu olay yasak ile haramın farkını ortaya koyuyor. Peygamber yasakları zaman ve mekan koşullarına göre koymuştu. Nihayetinde o bir liderdi ve kamunun yararına göre yasaklar koyuyordu. Tıpkı bugün ki devletlerin toplumlarına bıraktığı gibi. Haram ise mekanlar ve zamanlar üstüdür. Her çağda geçerlidir.