Mutlu Bir Evlilik İçin Doğru İnsanı Nasıl Seçmeliyiz?

Uzun zamandır bu konudaki tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyordum. Bazı konular kitapta durduğu gibi durmaz. Çok farklıdır. Bazı şeyler vardır ki onları okuyarak öğrenemiyorsunuz. Hayat denen kısa yolculuğun sonunda sadece biriktirdiğiniz tecrübeler sizin yanınızda kalmayı tercih ediyor. Mutlu bir evlilik için doğru insanı nasıl seçebilirim sorusunu lise yıllarımdan beri kendime soruyorum. Bu konuda insanları dinledim. Kitaplar okudum. Fakat şu an vardığım sonuçlara beni ulaştıran sadece acı tecrübelerim oldu.

Bu soruya doğru yanıtı verebilmek için ilk önce aşk ve sevgi arasındaki ince ayrımı yapmalıyız. Çoğu insan “aşk” kavramını sevginin yoğunlaştırılmış hali olarak görür. Kitaplar böyle yazar, televizyon dünyası bunu iddia eder. Nihayetinde yarattıkları algı insanları büyük bir yanılgıya düşürdü. Bu kavramların farklı olduğunu anlamayan bireyler mutlu bir evlilik kuramaz. O denli önemli bir ayrıntıdır. Aşk dediğimiz o yoğun duyguyu yaşamayan çok az insan vardır. Peki, aşk nedir? Aşk, hayatı anlamlı kılmak için belirlediğimiz bir amaçtır, bir ideolojidir, bir dindir. Gerçekten insanoğlu amaçsız yaşayamayacak şekilde yaratılmış bir canlı. Kendini bir şeylere adamaya ihtiyaç duyuyor. Kimileri bir dine, kimileri bilime, kimileri ideolojilere, kimileri servet çoğaltmaya kendini adamış halde. Fakat bir kesim de kendini karşı cinse adamak ister. Belki amaç edinirken en kolay hedef bu olduğundan bunu yapar. Elbette bu rüya herkeste uzun sürmez. Hayatımızın belli döneminde bu mutluluk verici serabın arkasından gitsek de ileriki dönemlerde çoğu insan bunun hayatı anlamlı kılan bir amaç olamayacağını anlamasıyla sona erer.

Aşk geçici bir duygudur. Bunun sebebi olarak hormonlarımıza işaret edenler var. Ben buna katılmıyorum. Aşkı şehvetle eş tutmak eksik bir görüş olacaktır. Fakat gerçekten de aşk, içinde şehveti de barındırır. Aşk, hayatı anlamlandırmaya çalıştığımız ergenlik ve gençlik döneminin geçici bir duygusudur. Bir toplumun bireyleri ne kadar erken bu duygulardan arınıyorsa o toplum o kadar erken olgunlaşan bireylere sahiptir. Bir toplumda yaşayan 70 yaşındaki bir bireyin aşk da aşk diye diye ortada gezindiği bir toplumda ergenlik dönemi henüz tamamlanmamıştır. Toplumların da çocukluk, ergenlik, gençlik ve olgunluk dönemleri vardır.

Şimdi gelelim sevgi nedir sorusunu cevaplamaya. Sevgi, sizdeki merhamet, hoşgörü, fedakârlık, iyilik, adalet duygularını tetikleyen inanılmaz güzel bir duygudur. Herkesi her şeyi sevebilme ihtimaliniz vardır. Fakat her şeye âşık olma ihtimaliniz yoktur. Bu yüzden çok daha büyük ve kapsayıcı bir duygudur. Aşk, çıkarcı bir duygudur. Karşılık bulamayınca sizi öfkelendirir, mutsuz eder, hüzünlendirir. Sizi depresyona bile sokabilir. Ama sevgi sizi mutlu eder, huzur verir. Herhangi bir çıkar beklemeksizin neşelendirir. Sevgide kota yoktur. Aşkta kota vardır. Aşk, kişinin mantığını ve aklını zehirler öyle ki âşık olduğunu iddia eden erkeklerin karşılık bulamadığı için âşık olduğu kadını öldürdüklerine şahit olduk. Fakat sevgide zarar yoktur. Akıl ve kalp daha sağlıklıdır. Sevdiğiniz şeylere ve kişilere zarar vermeye kalkmazsınız.

Bu iki duyguyu ayırt edebiliyorsanız evlilik için eş seçme hakkında biraz konuşma zamanı gelmiş demektir. İlk olarak şu uyarımı çok iyi anlayın: Eşiniz âşık olduğunuz kişi değil çok sevdiğiniz kişi olmalı aksi takdirde mutsuzluk kaçınılmaz olur. Çünkü aşk denen duygu bir amaçtır. Amaca ulaşmak bu duygunun bitmesine sebep olur. Bu yüzden aşkın en güzeli platonik olanıdır. Çünkü hedeften hep uzaksınız. Sürekli kaybettiğiniz oyunu zevkle tekrar oynarsınız fakat sürekli kazandığınız bir oyundan sıkılırsınız. Olay bundan ibarettir.

Yanlış eş seçimlerinin nedenleri

1-  Duygusal etkileşim arama

Toplumumuzun yanlış eş seçmesindeki en büyük sebeplerden biri de sevdiği insanla değil âşık olduğu (duygusal yoğunluk hissettiği) insanla evlenmek istemesidir. Ne demek istediğimi daha da açacağım. Dikkat ederseniz çevremizde iyi anlaşan kız ve erkekleri görürsünüz. Bunlar sadece arkadaştır. Fakat gerçekten iyi anlaşıyorlar. İyi anlaştığınız insanı seversiniz. Ancak duygusal bir kıpırdanma olmadığından bu insanlar birbirleri ile genellikle evlenmez. Duygusal etkileşim arama erkek ve kadının en büyük hatasıdır. Çünkü insan birinden etkilenirken belli kriterleri vardır. O kriterlere uyan insan dünyanın en kötü insanı olsa bile ondan hoşlanır. Örnek veriyorum bir erkek çevresinde en güzel bulduğu kadından etkilenir ve bunun adını aşk koyar. Sırf onun bu kriteri yüzünden yanlış bir seçim yapması kaçınılmazdır. Ya da birçok kadın için erkeğin yakışıklı olması ve ikbalinin olması önemli bir tercihtir. Çoğu kadın gücü sever. Bu onların zaafı. Gücü elinde bulunduran bir erkeği tercih ederek kadın yanlış bir seçim yapacaktır. Kadın ve erkeğin kriterlerini genellikle zaafları oluşturur. Bu yüzden duygusal etkileşim aramak yanlış eş seçiminin sebeplerini sıralarsak birinciliği tek başına göğüsler.

Çözüm:
Kadın ve erkek çevresinde huyunu, kişiliğini sevdiği insanlara yönelmelidir. Bu yönelimin sonunda sevgi artacak ve istenilen duygusal etkileşim zamanla olacaktır. Bunun için sabırlı olunmalıdır. Aşk kriterlerimizin zaaflarımızdan oluştuğunu unutmayın. Ancak sevgi kriterleri her zaman mantıklı ve dengeli olanlardır. Sadece aklınıza mantıklı olmayı öğütlemeyin. Aynı zamanda kalbinize de mantıklı düşünmeyi öğretin. Duygularınız sizi değil, siz duygularınızı yönetin. Gerçekten bir erkek veya bir kadın huyunu suyunu sevdiği insana yönelirse zamanla güçlü duygular hissediyor. Mesele sadece kıymet verdiğiniz o insana eş nazarıyla bakabilmenizde yatıyor. Gerisi zamanla geliyor.

2-  Rasyonel düşünme

Evlilikte yanlış eş seçiminin bir diğer sebebi olayı duygulardan arındırıp matematiğe dökmekte yatıyor. Erkek, kadını seçerken ya da kadın, erkeği seçerken karpuz seçer gibi kriter listesi hazırlıyor fakat bu listede sevgi ve saygı yok. Örneğin kadın, yakışıklı olsun, parası olsun, ikbali (kariyeri) parlak olsun vs. kriterler sayarken erkek ise yok saçı şöyle olsun, boyu şöyle olsun, evde beni beklesin, çocuk doğursun, yemek yapsın vs. kriterler belirliyor. Her iki tarafın yaptığı bu tavır zaten evliliği başlatmadan mutsuzlukla sonlandırmış oluyor.

Çözüm
Erkek, kadını çocuk doğuran kendine hizmet eden ve kendi görsel zevkine hitap eden biri olarak tasarlamaktan vazgeçmeli eşini hayata karşı birlikte mücadele eden en büyük dostu olarak görmelidir. Yukarıda örnek verdiğim kriterlerin evlilik sonrası mutluluğa hiçbir katkısı yoktur. Kadın, erkeği kendi sosyal refahını temin eden bir araç olarak görmemeli eşini hayatın zorluklarında kendine sürekli destek veren bir yardımcı, en büyük sırdaş ve en yakın dost olarak görmelidir. Bu bakış açısına sahip olmayan bir toplum doğru bir eş ve mutlu bir evlilik hülyası kurmamalıdır.

 Kişisel Gözlemlerim

Şu anki dünyanın doğası gereği zulme daha fazla uğrayan taraf kadındır. Elbette erkek de zulme uğruyor. Bu yüzden kadınları dinlediğinizde evlenmeden önce ya da sevgili olmadan önce eşimin/sevgilimin böyle olduğunu nereden bilebilirdim söylemlerini görürsünüz. Az da olsa erkeklerde de bu söylemler mevcut. Fakat bu söylemler samimi değildir. Bir insanı gerçekten dinlerseniz size nasıl biri olduğunu anlatıyordur. Ya da doğru bir gözlem yeterlidir. Fakat insan kandırılmayı seçer. Biriyle evlenmeyi ya da sevgili olmayı istiyorsa çoğu rahatsız olduğu özelliği halının altına süpürür. Ta ki halının altında süpürülecek yer kalmayınca kadar. İşte o zaman “ben böyle olduğunu bilmiyordum” ya da “ben zamanla değişir diye bekledim” söylemleri ortaya çıkar. Bu söylemlerin sebebi karşı tarafın kendine uygun olmadığını bile bile bu ilişkide ısrar etmesidir. Sonra kaderim böyleymiş, alın yazısı vs. birçok mantıksız bahane ile insanlar kendilerini rahatlatmaya çalışır.

Erkekler ve kadınlar şunu iyi bilmelidir: Can çıkar, huy çıkmaz. İnsanoğlu çok nadir değişir. Beğenmediğiniz bir huy gördüğünüzde ileride bu huyu değiştiririm diye düşünmeyin. Değiştiremeyeceksiniz. Haa, birbirinizi sağlam seviyorsanız bazı huylarınızdan fedakârlık edip vazgeçebilirsiniz ama hepsinden vazgeçmeyeceksiniz. Ne eşiniz/sevgiliniz ne de siz.

Doğru kişiyi seçme hakkında bazı birikimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle erkeklerden başlayayım. Bazı erkekler eşinin ileride ev hanımı olmasını ister. Benim gibi ev hanımı olmasını istemeyen erkekler de var. Eşinin ev hanımı olmasını isteyen bir erkek gidip de kariyer isteyen bir kadınla evlenmesi yanlış seçimdir. Yukarıda konuştuk “yok âşık olmuş, gönlü konmuş ne yapsın” demeyin. Ya da ileride vazgeçiririm diye düşünmeyin. Belki zorla vazgeçirirsiniz ama artık ruhuna kurşun sıktığınız bir eşiniz olur. Bu kız olmazsa ölürüm diyen nice erkek zamanla başka kadına gönlü kaymıştır. Gönlünüzün sizin için seçim yapmasını beklemeyin. Gönlünüz zaaflarınıza göre seçim yapar doğru olana göre değil. Siz gönlünüze emir verecek bu kız bana uygun diyeceksiniz zamanla gönlünüz o kıza konacaktır. Sevgi bir seçim olayıdır. Siz seçimi kendi iradenize değil gönlünüze yaptırırsanız elbette yanlış kişiyi seçecektir. İradenize ihanet etmenin bedelidir bu.

Erkeklerin en büyük zaaflarından biri şehvettir. Kimse açıkça ifade etmese de erkeğin bir kadına bir şeyler hissetmesinde en büyük pay kalbin değil şehvetindir. Kalbin ise şehvetten komut aldığı itiraf edilmese de bir hakikattir. Şu halde gönül bu kızı seçti deyip geçmeyin. Eşinizi siz seçin. Zeki kadınları seviyorsanız ve bu olmazsa olmazınız ise seçtiğiniz kadının zeki olup olmadığına bakın, ev hanımı olsun diyorsanız ev hanımı olmak isteyen bir kadın bulun, fiziksel olarak gözlerimi doyurması çok önemli diyorsanız şık ve güzel giyinen bir kadın tercih edin. Benim eşimi başkaları görmemeli deyip onu sıkıca örttükten sonra gözünüz dışardaki çekici kadınlara kayacaksa nasıl mutlu bir evliliğiniz olabilir? Bu tür erkekler ilk önce kadınlarını örtülere bürür, makyajı ve güzel giyinmeyi yasaklar sonra eşine dönüp çok çirkinsin demeye başlar. Bu da olayın dramatik yönü. Kısacası bir erkek şunu sormalı kendine: kadında ne olmazsa mutlu olamam. Bilime ve bilgiye meraklı bir erkek ya da kitap okumaya meraklı bir erkek gidip bilime ve bilgiye aç, okumayı seven bir kadın seçmelidir. Hayatta elbette her şey ortak olmayacak. Ama kadın ve erkeğin ana dünya uğraşı aynı olmak zorundadır. Aksi halde erkek ile kadının uğraş alanları farklı olduğundan birbirleri ile paylaştıkları konular birbirlerini sıkacak ve zamanla birbirleriyle iletişimi zayıflayacaktır. Erkekte eşinden boşalan iletişim boşluğunu dışarıdaki arkadaşları ile giderecek. Kitap okuyan arkadaşlarıyla gidip bilgi alış verişinde bulunacak, eşini hayatından yavaşça çıkarmış olacak.

Aslında bu noktada ilginç bir gözlemim var. Bence bir erkeğin en iyi anlaştığı en sevdiği erkek arkadaşı kimse onun huyunu gözlemlemeli ve niçin onu sevdiğini kendine sormalıdır. Kendine verdiği cevap doğru eş/sevgili noktasında yolunu aydınlatacaktır. İşte evleneceği kadın o erkek arkadaşında bulduğu kişiliğe yakın olmalıdır ki mutlu bir evlilik olsun. Böylelikle erkek arkadaşlarıyla zaman geçirirken sıkılmayan ve mutlu olan erkek aynı mutluluğu eşinde yakalayacaktır. Sonuçta eşinden uzakta erkek arkadaşlarıyla zaman geçirip eşini yalnızlığa sürüklemeyecek ve eşini de yanına alıp arkadaş ortamına dâhil edecektir. Aynı gözlemim kadın için de geçerli. Bir kadın en çok huyunu beğendiği ve sevdiği kadın arkadaşı kimse eş adayında da bu özelliği aramalıdır. Bu doğru kişi için iyi bir rehber olabilir. Erkek ve kadının arkadaş çevresi ortak olmalıdır. Aksi halde kopmalar başlar. Kadınlar farklı bir çevre erkekler farklı bir çevre oluşturursa arkadaşlar farklı olursa eşler birbirinin dostluğunu ve arkadaşlığını kaybeder.

Gelelim kadınlar konusuna. Kadınların en büyük zaafı ise güç ve imajdır. Bu yüzden çabuk kandırılabilirler. Paranın, gücün, itibarın ve güçlü bir erkek imajının etkisi kadının doğru seçim yapmasını engeller. Güç derken kraliçe olmayı falan kastetmiyorum. Basit bir örnek vereyim. Okulun en çalışkan ve zeki erkek öğrencisi okulun kızları için bir gücü simgeler. Böyle bir erkeği reddetmek kolay olmayabilir. Kadınların en büyük hatalarından olan ve aynı zamanda en büyük zaaflarından biri : kendileri hakkında ısrarcı davranan erkeklere teslim olmalarıdır. Yıllar geçmesine rağmen kendileri hakkında pes etmeyen erkeklere onay vermeleri doğru eş seçimini ıskalamak anlamına gelebilir. Dediğim gibi ne kadar ısrarcı olursa olsun kadın ölçüp tartmalıdır. Bir kadın hayatını spora adamışsa kendisi ile bu konuda sıkılmadan bir hayat sürecek birini seçmelidir. Yani kendisi gibi bir sporcuyu. Böylece aynı dilden konuşulacak ve daha mutlu bir hayat sürülecek. Bir kadın ömrünü gezip tozmakla, eğlenmekle, dedikodu yapmakla geçirmek istiyor fakat seçtiği erkek masa başında araştırma yapmak isteyen ve kendini bilgiye adamış biri ise ne olur? Ya da tam tersi. Erkek gezip tozmak istiyor, dedikodu ile ömrünü tamamlamak istiyor fakat kadın kendini bilime adamışsa? Bu arkadaşlarımız evlenirse ne olur? Hüsran olur, ne olacaktı? Bu yüzden kadın da ne istediğini bilmeli ve kendisiyle aynı şeyi isteyen bir erkekle evlenmelidir. Zaaflarına yenilip yanlış erkeği seçtikten sonra bu kaderimde ve alın yazımda vardı deyip suçu doğrudan kadere dolaylı olarak Allah’a atmak iftiradır.

Bazı kadınların eş seçerken parayı kriter aldığına şahit oluyoruz. Her kadın şunu katiyen bilmelidir ki erkek güç ahlakına sahip değilse o gücünü eşiyle paylaşmayacaktır. Kadınların bazıları evlenirken o güce ortak olacağını sanır. Hâlbuki erkek o gücünü (parasal kuvvetini) kadına karşı da kullanacaktır.

Her erkek ve kadına şunu belirtmeliyim ki ben de herkes gibi bu hayatın içindeyim. Ben de çok hatalar yaptım. Zaten bu yazı hatalarımın bende biriktirdiği tecrübelerden size damıttığım bilgilerdir. Şehvet-Aşk-Sevgi. Bu üç kavramın farklı olduğunu anlayıncaya kadar 20 yılım geçti. Toplumumuzun ise bu birbiri arasında çok ince bir çizgiyle ayrılan kavramları halen ayırt edemediğini görmem bu yazıyı yazmaya beni iten en büyük itici güç oldu. Kimse kendini kandırmamalı. Kişilik soğan gibidir. Muhakkak kokar. Erkek ya da kadın ben eşimi tanıyamamışım deyip yalan söylememeli, görmezden gelmişim demeli, sonra değişir deyip müsamaha göstermişim demeli. Hakikati haykırmaktan korkmamalı. Ben şu an bir kadından tam olarak ne istediğimi biliyorum. O kadını da buldum. Fakat işin komik yanı ne biliyor musunuz? O kadını, bir kadından tam olarak ne istediğimi bilmediğim bir dönemde buldum. Ne istediğimi bilmediğim için onu neredeyse kaybedecektim. Bazen hatırladığımda içimi bir korku sarıyor. Allah onu kaybetmeme engel oldu. Allah’ın hakkını ödeyemem. Kaybetmekten korktuğunuz insan doğru eş seçiminiz olacaktır
 
 


Yanlışlığına yüzde 100 kani olmadığımız düşünceye yok demeyin. İlimde kılavuzumuz: Sevgi ve Heyecan

En Son Yapılan Yorumlar