yukarı çık butonu
Müslüman Bir Ülkede Doğdum. Böyle Bir Ülkede Doğmayanlara Allah Haksızlık Mı Etti?
Birçok ateist ve deist bu soruyu soruyor ve biz Müslümandan (olma iddiasını taşıyanlardan) tatmin edici bir cevap beklemekteler. Bu, sordukları çok anlamlı ve mantıklı sorulardan biridir. Ateistlerin birçok sorularını anlamsız ve gerçeği arama çabasından çok sadece tartışmak amaçlı olduğunu görüyorum. Ancak bu soru onlardan biri değil. Gerçekten sorulması, tartışılması ve üzerinde derin bir tefekkür isteyen bir soru. Bu sorunun cevabını bildiğimi sanıyorum.  Birazdan sizinle de cevabımı paylaşacağım elbet. Ancak ondan önce bazı kavramların ayrışması gerek. Kavramlar karıştığı için bazı konuları kavrayamıyoruz.

Müslüman olduğunu ileri süren Türkiye, İran, Mısır, Pakistan, Afganistan, Yemen vs. birçok ülke var. İşin ilginci şu an İslamiyet’e inandığını iddia eden tüm ülkelerde İslam farklı yaşanıyor. Bambaşka uygulamalar, bambaşka felsefi inanışlar var. Örnek vermem gerekirse İran’da ezan farklı okunur biz de farklı. Arabistan’da, Afganistan’da göz dışında kadının bir yerinin açık olması İslam’a aykırı görülürken İran’da yüzün görülebileceği ancak çarşafın giyilmesinin İslam’ın emri olduğu ileri sürülür. Türkiye’de ise başörtüsü İslam için yeterli görülmüştür. Gerçekten düşünen bir insan zamanla şunu soruyor kendi kendine. Aynı Kur’an yani aynı kitap ama neredeyse birbirine zıt uygulamalar ve inançlar. Bu nasıl oluyor?

Toplumun ciddi bir kesimi İslamiyet’in tüm ülkelerde farklı olduğundan bile habersiz. Ne inandığını iddia ettiği İslamiyet’i araştırıyor ne de farklı ülkelerdeki yansımalarını. Toplumun bir kısmına bu farklılığın sebebini sorduğumda kendini ve beni kandıracak yalanı söylemekten çekinmiyor. Çünkü ona da bu ezber cevap öğretilmiş. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra medreselerimiz fikir üretmedi. Üretilmiş fikirleri ezberletmeye çalıştı. Eğitim sistemimiz ezbere dayalı bir meslek haline geldi. Diyor ki: “Evet, İslam farklı farklı yaşanıyor ama hepsi de doğru olanı yapıyor.” Durup düşünüyorum. Verilen cevapla aptal yerine konulduğumu hissettiğim için moralim bozuluyor. Karşı tarafın bu cevapla kendini ikna etmiş olması da beni üzen başka bir nokta. Allah tek bir kitap gönderiyor. Herkes farklı uyguluyor ve hepsi doğru oluyor öyle mi? Hayır. Tek bir kitap varsa uygulamada çok açık konularda bu şekil bir farklılık olamaz. Birbirine zıt şeyler yapıp ikisi de doğru diyemezsin. Bu akla ve hakikate uygun bir söylem olmazdı.

Bu cevabın sizi ikna etmediğini söylediğinizde ise karşı taraf size öfkeleniyor. Yanlış dindarlık böyledir. Sinire ve öfke patlamasına her an açıksınızdır. Her an tahammülsüzlüğünüz gözlerinizden fışkırır. Kendimden biliyorum. Ben de Sünni iken aynı öfke bende de vardı. Bu hissi iyi bilirim. Ancak sonraları bu tahammülsüzlüğümün ve öfkemin yanlış olduğunu anladım. Niçin sorulara öfkeleniyordum? Çünkü cevaplar bende yoktu. Derinlerimde biriktirdiğim soruları taşıyamayınca ve yanlış giden bir şeylerin olduğunu bana fısıldayan vicdanım Allah’ın içimdeki alarm sistemi gibi dışarı taşıyordu. Vicdan Allah’ın içimizdeki ses kaseti gibidir. Sürekli yanlışlarınız derinlerden yankılanır. O sesi bastırabilirsiniz ama susturamazsınız. Hafifte olsa o ses hep yankılanır zihninizde.

İslam’a ait olduğunu iddia eden yaklaşık 1.3 Milyar Müslüman mevcut. Lakin bunların çok çok yüksek bir kısmı hayatında hiç Kur’an’ı okumadı. Gerçekten Kur’an’da anlatılan İslamiyet ile ülkemde yaşanan İslamiyet aynı mı diye hiç merak eden olmadı. Başlıktaki soruyu cevaplamadan önce bazı yanlış bilinen konuları açıklamam gerek. Bunlardan ilki Müslümanlık anne babadan saltanat usulü ile geçmez. Müslümanlık bir dindir ve buluğ çağından sonra kişi kendi aklı ve kalbiyle hür iradesiyle seçer. Müslüman bir ülkede doğmanız ya da Müslüman bir anne babadan doğmanız sizi Müslüman yapmaz. Sizi Müslüman yapan şey şu olur: Kur’an’ı okumanız ve onun Allah’tan geldiğine inanmanız durumunda Kur’an’daki tüm ayetleri bilincinizin kuşatabildiği kadar uygulamaya çalışmanız.

Biliyorum toplumumuzda Müslüman olmak çok basittir. Emek verilmeden İslam’ı fethettiğini sananlar İslam’ı ucuz zannedenlerdir. Çocuk doğar ve emek vermediği dine kendini girmiş sayar tıpkı anne ve babası gibi. Ya da yabancı biri Müslüman olacaksa tuhaf bir kelime-i şehadet seremonisi yaptırılır ve cinsel organını kesmesi istenir tabi erkekse. Hâlbuki Kur’an’ı hiç okumamış, onu araştırmamış, ona emek vermemiş, Kur’an’daki yaklaşık 6000 küsür ayeti uygulamaya çalışmamış biri nasıl Müslüman olabilir? Burada amacım şu an kendini Müslüman olarak gören 1.3 milyar insanı din dışı ilan etmek, onları kâfir ilan etmek değil asla. Sadece soruyorum. Allah var deyip Kur’an’ı ömrü boyunca görmemiş yani Kur’an’sız yaşayan bir Müslümanla Allah var ama dünyaya karışmıyor diyen bir deistin farkı nedir? Bazılarınız bir sen misin Müslüman diyebilir? Hayır, Müslüman olma herkes gibi bende de sadece bir iddia. Mustafa İslamoğlu ile yüz yüze görüşmemizde bize çok değerli bir şey söylemişti. “Müslümanlık şimdilerde bir lüks. Şimdilik ilk hedefimiz insan olmak” demişti. Gerçekten inanılmaz bir tespit. Ben de insan olmaya çalışanlardanım. Müslümanlık bir sonraki hedefim. O şerefe nail olarak ölmek yani mümin olarak canımı vermek isterim.

Aslında bu anlattıklarımdan sorumun ön cevabını vermiş oldum. 1.3 milyar Müslüman var. Bu Müslümanların içinde doğmak sizi Müslüman yapmayacağı için Müslüman olmayan bir ülkede doğan bir insandan farklı olarak bir avantajınız yoktur. Dolayısıyla Allah o insanlara haksızlık yapmadı. Şimdide aklınıza en can alıcı soru geliyor ve diyorsunuz ki:” Nasıl yok, Anne babası ona İslam’ı anlatıyor bu onu avantaj sahibi yapar”
 

Müslüman Ülkelerde Anlatılan Din İslam Mıdır?

Şimdi yukarıdaki can alıcı soru aslında başlıktaki sorumuzu da cevaplayacak yanıtı içinde barındırır. Bazı kavramlar karıştırılıyor demiştim. Müslüman tam olarak Müslümanlık dinine inan kişidir diyemeyiz. Çünkü Sünnilik, şialık, Vahhabilik vs. gibi dinlerin mensupları da kendilerini Müslüman olarak tanımlamaktadır. Çünkü aynı kitaba iman ediyoruz. Dünya üzerinde yaşayan 1.3 milyar Müslüman İslam’a ve Müslümanlığa ait olduğunu düşünse de aslında farklı birer din haline gelmiş mezheplere tabidirler. Çoğu insan bilgisiz ve meraksız olduğu için mezheplerin İslamdan koptuğundan habersizdir. Mezhepler, tarikatlar ve cemaatler çoktan İslam’ın rengini üzerlerinden atmıştır. Türkiye’de doğan biri Sünni, İran’da doğan biri Şia, Arabistan’da doğan biri ise Vahhabilik dinine mensuptur. Mustafa İslamoğlu’nun uydurulmuş din dediği din de budur. Hatta bu dinler bile kendi aralarında onlarca mezhebe, tarikata ve cemaate bölünmüştür. Halbu ki Allah Kur'an'da bölünmeyin, fırkalara (mezheplere vs.) ayrılmayın demişti. İslam azınlıkların dinidir. Bunu Kur’an söyler. Aşağıdaki ayetlere dikkat edin. Bu ayetler gayrimüslimlere değil tüm insanlığa hitap ediyor.
 

İnsanların çoğunluğu şükretmez. (BAKARA 243)
Onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. (MAİDE 71)
Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar (ENAM 116)
İnsanların çoğu küfre sapmıştır. (NAHL 83)
İnsanların çoğu fâsıktır. (MAİDE 49, 81,TEVBE 8, HADİD 16, 27)
İnsanların çoğu müşriktir. (RUM 42)
İnsanların çoğunluğu inanmazlar. (BAKARA 100, HUD 17, RAD 1)
İnsanların çoğu inkârcıdır. (İSRA 89)
İnsanların çoğu gâfildir. (YUNUS 92)
Çoğu haktan hoşlanmaz. (ZUHRUF 78)
Çoğu Kur’an’dan yüz çevirdi. (FUSSİLET 4)
Kâfirlerin çoğu akıl etmez, kafası çalışmaz. (MAİDE 103)
Ölüleri Allah'ın dirilteceğini çoğu bilmez. (NAHL 38)
Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (MÜMİN 59)
Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez. (RUM 30, YUSUF 40)

Yukarıdaki ayetleri tek tek üşenmeden okumanızı tavsiye ederim. Bakın Allah yukarıda enam 116’da insanların çoğunluğuna uyarsan seni saptırırlar diyor. Bu bahsettiği Müslüman olmayanlar değil. Müslüman ya da Müslüman olmayan fark etmez tüm çoğunluğun bulunduğu yerlerden bahsediyor. Bakın Müslüman olmayanlar gafildir demiyor insanların çoğu gafildir diyor. Buna Müslümanlar dâhildir. Niçin hiçbir Müslüman bu ayetleri üzerine almıyor. Kur’an Müslüman’a değil de Müslüman olmayanlara mı hitap ediyor hep? Fussilet 4’te çoğu Kur’an’dan yüz çevirdi derken Müslüman olmayanları mı kast ediyor? Böyle düşünüyorsanız Kur’an’da size hitap eden 4 veya 5 ayetten fazla ayet bulamazsınız ki bu, sadece kendinizi kandırmak olur. Kur’an yukarıda çoğu haktan hoşlanmaz derken kendini Müslüman ilan biz 1.3 milyar insana da hitap ediyor.

Yuıkarıda Rum 30 çok çarpıcıdır. “Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez” der. Evet Ateist de Deist de Sünniler de Şialar da Vahhabiler de doğru dinin Müslümanlık olduğunu bilmez. Sünniler, Şialar, Vahhabiler, cemaatler ve tarikatlar Müslüman ülkede doğduklarını düşünüp kendilerini şanslı Müslüman olmayan coğrafyada doğanları talihsiz olarak görürken Allah’ın adaletsiz olduğunu düşünürler. Ancak Allah kendilerini kayırdığı için sorun yoktur. Ateist ve deistler de aynen Müslüman topraklarda doğduklarını sandıkları için İslam’ın Allah’ını sevmezler. Çünkü başka coğrafyada doğan insanların suçu neydi? Ortada adaletsizlik olduğunu düşündükleri için faturayı Allah’a keserler. Aynı yanlışı onlarda yapar.

Dediğim gibi 1.3 milyarlık Müslüman sayısı ve coğrafyası sadece bir iddiadır. Sünnilik, Vahhabilik, Şialık, Mevlevilik, Bektaşilik, Kadirilik, Nakşilik vs. niceleri İslam’dan farklı bir din halini almıştır. Bu yüzden Norveç’te doğan birine Allah haksızlık etmemiştir. Çünkü o kişi Mekke de bile doğsa İslami bir devlette değil Vahhabilik dinine inanan bir devlette doğmuş oluyor. Norveç’te doğan biriyle eşit şansa sahip.  Ya da İran’da doğan biri Şialık dinine sahip olarak doğuyor. Çin’deki biriyle eşit koşullarda ve farklı bir inanca ait topraklarda doğuyor. İslam azınlıkların dinidir. İslam’ı ancak emek vererek fethedebilirsiniz. Kanada’da doğan biri de Türkiye’de doğan biri de Afrika’da doğan biri de İslam’ı ve Allah’ı araştırarak emek vererek bulmalıdır.

Bu yazımda Sünnilik ve diğer mezheplerin İslam ile farklarını anlatırsam en az 20 sayfalık bir yazı eklemem gerekir. Bu yüzden bunu farklı bir yazıya bırakmak istiyorum. Ancak ben yine de birkaç önemli farka değineyim. Vahhabilik’te kadın ikinci sınıftır. Erkekle aynı sporla uğraşamaz, oy veremez, gözleri hariç her yerini çarşafa sokmalıdır. İslam’da ise kadına pozitif ayrımcılık bile gereklidir. Şialık’ta Mute nikâhı, Mehdi inanışı vs. inançlar vardır. Ancak İslamiyet’te bunlar yoktur. Sünnilikte kölelik, cariyelik, kadını dövme (Nisa 34 yorumları), kadının kocasının kölesi oluşu, mürtet olanın (dinden çıkma) öldürülmesi, muska ve nazar, müzik ve kadın sesinin haramlığı, çarşaf, peçe giyme, erkek ve kadın sünneti, recm (zina edenin taşlanarak öldürülmesi), Mehdi inanışı, sakal ve sarık giyme vs. milyonlarca kural vardır. Ancak bunların hiçbiri Kur’an’da yani İslamiyet’te bulunmamaktadır.

Allah’ın adalete bakışını birçok ayette net görürüz. Mümin 31’de “Allah kullarına haksızlık etmeyi asla istemez” der. Nisa 135, Maide 8, Maide 42 vs. yüzlerce ayette ise adaletin önemine vurgu yapar. Ayetleri gördünüz İslam hep azınlıkların dini olarak kalacak bir sistemle kurulmuştur. Bu yüzden Allah kurduğu bu sistemle Müslüman olmayan coğrafyalardaki insanlara da haksızlık etmenin önüne geçmiştir. Çünkü Kur’an’ı okuduğumda gerçekten insanlığın yüzde doksanından fazlasının yani çoğunluğun uyamayacağı kadar erdemli, iyi kalpli, şefkat ve merhametle donanmış, aklını kullanan, hemen öfkelenmeyen, insanlığa hep katkı sağlayan bireyler inşa etmeye çalıştığını gördüm. Bu toplumların çoğunluğunun istediği şey değil. Çoğu insan dünyayı nasıl bulduysa o halde bırakıyor. Kötülük içinde, karanlıklar içinde. Ancak Kur’an bireye şu zor sorumluluğu yükler: Dünyayı devraldığından daha iyi bir şekilde arkanda bırak.