yukarı çık butonu
Müslüman Bir Ülkede Doğdum. Böyle Bir Ülkede Doğmayanlara Allah Haksızlık Mı Etti?
Birçok ateist ve deist bu soruyu soruyor ve biz Müslümandan (olma iddiasını taşıyanlardan) tatmin edici bir cevap beklemekteler. Bu, sordukları çok anlamlı ve mantıklı sorulardan biridir. Ateistlerin birçok sorularını anlamsız ve gerçeği arama çabasından çok sadece tartışmak amaçlı olduğunu görüyorum. Ancak bu soru onlardan biri değil. Gerçekten sorulması, tartışılması ve üzerinde derin bir tefekkür isteyen bir soru. Bu sorunun cevabını bildiğimi sanıyorum.  Birazdan sizinle de cevabımı paylaşacağım elbet. Ancak ondan önce bazı kavramların ayrışması gerek. Kavramlar karıştığı için bazı konuları kavrayamıyoruz.

Müslüman olduğunu ileri süren Türkiye, İran, Mısır, Pakistan, Afganistan, Yemen vs. birçok ülke var. İşin ilginci şu an İslamiyet’e inandığını iddia eden tüm ülkelerde İslam farklı yaşanıyor. Bambaşka uygulamalar, bambaşka felsefi inanışlar var. Örnek vermem gerekirse İran’da ezan farklı okunur biz de farklı. Arabistan’da, Afganistan’da göz dışında kadının bir yerinin açık olması İslam’a aykırı görülürken İran’da yüzün görülebileceği ancak çarşafın giyilmesinin İslam’ın emri olduğu ileri sürülür. Türkiye’de ise başörtüsü İslam için yeterli görülmüştür. Gerçekten düşünen bir insan zamanla şunu soruyor kendi kendine. Aynı Kur’an yani aynı kitap ama neredeyse birbirine zıt uygulamalar ve inançlar. Bu nasıl oluyor?

Toplumun ciddi bir kesimi İslamiyet’in tüm ülkelerde farklı olduğundan bile habersiz. Ne inandığını iddia ettiği İslamiyet’i araştırıyor ne de farklı ülkelerdeki yansımalarını. Toplumun bir kısmına bu farklılığın sebebini sorduğumda kendini ve beni kandıracak yalanı söylemekten çekinmiyor. Çünkü ona da bu ezber cevap öğretilmiş. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra medreselerimiz fikir üretmedi. Üretilmiş fikirleri ezberletmeye çalıştı. Eğitim sistemimiz ezbere dayalı bir meslek haline geldi. Diyor ki: “Evet, İslam farklı farklı yaşanıyor ama hepsi de doğru olanı yapıyor.” Durup düşünüyorum. Verilen cevapla aptal yerine konulduğumu hissettiğim için moralim bozuluyor. Karşı tarafın bu cevapla kendini ikna etmiş olması da beni üzen başka bir nokta. Allah tek bir kitap gönderiyor. Herkes farklı uyguluyor ve hepsi doğru oluyor öyle mi? Hayır. Tek bir kitap varsa uygulamada çok açık konularda bu şekil bir farklılık olamaz. Birbirine zıt şeyler yapıp ikisi de doğru diyemezsin. Bu akla ve hakikate uygun bir söylem olmazdı.

Bu cevabın sizi ikna etmediğini söylediğinizde ise karşı taraf size öfkeleniyor. Yanlış dindarlık böyledir. Sinire ve öfke patlamasına her an açıksınızdır. Her an tahammülsüzlüğünüz gözlerinizden fışkırır. Kendimden biliyorum. Ben de Sünni iken aynı öfke bende de vardı. Bu hissi iyi bilirim. Ancak sonraları bu tahammülsüzlüğümün ve öfkemin yanlış olduğunu anladım. Niçin sorulara öfkeleniyordum? Çünkü cevaplar bende yoktu. Derinlerimde biriktirdiğim soruları taşıyamayınca ve yanlış giden bir şeylerin olduğunu bana fısıldayan vicdanım Allah’ın içimdeki alarm sistemi gibi dışarı taşıyordu. Vicdan Allah’ın içimizdeki ses kaseti gibidir. Sürekli yanlışlarınız derinlerden yankılanır. O sesi bastırabilirsiniz ama susturamazsınız. Hafifte olsa o ses hep yankılanır zihninizde.

İslam’a ait olduğunu iddia eden yaklaşık 1.3 Milyar Müslüman mevcut. Lakin bunların çok çok yüksek bir kısmı hayatında hiç Kur’an’ı okumadı. Gerçekten Kur’an’da anlatılan İslamiyet ile ülkemde yaşanan İslamiyet aynı mı diye hiç merak eden olmadı. Başlıktaki soruyu cevaplamadan önce bazı yanlış bilinen konuları açıklamam gerek. Bunlardan ilki Müslümanlık anne babadan saltanat usulü ile geçmez. Müslümanlık bir dindir ve buluğ çağından sonra kişi kendi aklı ve kalbiyle hür iradesiyle seçer. Müslüman bir ülkede doğmanız ya da Müslüman bir anne babadan doğmanız sizi Müslüman yapmaz. Sizi Müslüman yapan şey şu olur: Kur’an’ı okumanız ve onun Allah’tan geldiğine inanmanız durumunda Kur’an’daki tüm ayetleri bilincinizin kuşatabildiği kadar uygulamaya çalışmanız.

Biliyorum toplumumuzda Müslüman olmak çok basittir. Emek verilmeden İslam’ı fethettiğini sananlar İslam’ı ucuz zannedenlerdir. Çocuk doğar ve emek vermediği dine kendini girmiş sayar tıpkı anne ve babası gibi. Ya da yabancı biri Müslüman olacaksa tuhaf bir kelime-i şehadet seremonisi yaptırılır ve cinsel organını kesmesi istenir tabi erkekse. Hâlbuki Kur’an’ı hiç okumamış, onu araştırmamış, ona emek vermemiş, Kur’an’daki yaklaşık 6000 küsür ayeti uygulamaya çalışmamış biri nasıl Müslüman olabilir? Burada amacım şu an kendini Müslüman olarak gören 1.3 milyar insanı din dışı ilan etmek, onları kâfir ilan etmek değil asla. Sadece soruyorum. Allah var deyip Kur’an’ı ömrü boyunca görmemiş yani Kur’an’sız yaşayan bir Müslümanla Allah var ama dünyaya karışmıyor diyen bir deistin farkı nedir? Bazılarınız bir sen misin Müslüman diyebilir? Hayır, Müslüman olma herkes gibi bende de sadece bir iddia. Mustafa İslamoğlu ile yüz yüze görüşmemizde bize çok değerli bir şey söylemişti. “Müslümanlık şimdilerde bir lüks. Şimdilik ilk hedefimiz insan olmak” demişti. Gerçekten inanılmaz bir tespit. Ben de insan olmaya çalışanlardanım. Müslümanlık bir sonraki hedefim. O şerefe nail olarak ölmek yani mümin olarak canımı vermek isterim.

Aslında bu anlattıklarımdan sorumun ön cevabını vermiş oldum. 1.3 milyar Müslüman var. Bu Müslümanların içinde doğmak sizi Müslüman yapmayacağı için Müslüman olmayan bir ülkede doğan bir insandan farklı olarak bir avantajınız yoktur. Dolayısıyla Allah o insanlara haksızlık yapmadı. Şimdide aklınıza en can alıcı soru geliyor ve diyorsunuz ki:” Nasıl yok, Anne babası ona İslam’ı anlatıyor bu onu avantaj sahibi yapar”
 

Müslüman Ülkelerde Anlatılan Din İslam Mıdır?

Şimdi yukarıdaki can alıcı soru aslında başlıktaki sorumuzu da cevaplayacak yanıtı içinde barındırır. Bazı kavramlar karıştırılıyor demiştim. Müslüman tam olarak Müslümanlık dinine inan kişidir diyemeyiz. Çünkü Sünnilik, şialık, Vahhabilik vs. gibi dinlerin mensupları da kendilerini Müslüman olarak tanımlamaktadır. Çünkü aynı kitaba iman ediyoruz. Dünya üzerinde yaşayan 1.3 milyar Müslüman İslam’a ve Müslümanlığa ait olduğunu düşünse de aslında farklı birer din haline gelmiş mezheplere tabidirler. Çoğu insan bilgisiz ve meraksız olduğu için mezheplerin İslamdan koptuğundan habersizdir. Mezhepler, tarikatlar ve cemaatler çoktan İslam’ın rengini üzerlerinden atmıştır. Türkiye’de doğan biri Sünni, İran’da doğan biri Şia, Arabistan’da doğan biri ise Vahhabilik dinine mensuptur. Mustafa İslamoğlu’nun uydurulmuş din dediği din de budur. Hatta bu dinler bile kendi aralarında onlarca mezhebe, tarikata ve cemaate bölünmüştür. Halbu ki Allah Kur'an'da bölünmeyin, fırkalara (mezheplere vs.) ayrılmayın demişti. İslam azınlıkların dinidir. Bunu Kur’an söyler. Aşağıdaki ayetlere dikkat edin. Bu ayetler gayrimüslimlere değil tüm insanlığa hitap ediyor.
 

İnsanların çoğunluğu şükretmez. (BAKARA 243)
Onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. (MAİDE 71)
Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar (ENAM 116)
İnsanların çoğu küfre sapmıştır. (NAHL 83)
İnsanların çoğu fâsıktır. (MAİDE 49, 81,TEVBE 8, HADİD 16, 27)
İnsanların çoğu müşriktir. (RUM 42)
İnsanların çoğunluğu inanmazlar. (BAKARA 100, HUD 17, RAD 1)
İnsanların çoğu inkârcıdır. (İSRA 89)
İnsanların çoğu gâfildir. (YUNUS 92)
Çoğu haktan hoşlanmaz. (ZUHRUF 78)
Çoğu Kur’an’dan yüz çevirdi. (FUSSİLET 4)
Kâfirlerin çoğu akıl etmez, kafası çalışmaz. (MAİDE 103)
Ölüleri Allah'ın dirilteceğini çoğu bilmez. (NAHL 38)
Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (MÜMİN 59)
Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez. (RUM 30, YUSUF 40)

Yukarıdaki ayetleri tek tek üşenmeden okumanızı tavsiye ederim. Bakın Allah yukarıda enam 116’da insanların çoğunluğuna uyarsan seni saptırırlar diyor. Bu bahsettiği Müslüman olmayanlar değil. Müslüman ya da Müslüman olmayan fark etmez tüm çoğunluğun bulunduğu yerlerden bahsediyor. Bakın Müslüman olmayanlar gafildir demiyor insanların çoğu gafildir diyor. Buna Müslümanlar dâhildir. Niçin hiçbir Müslüman bu ayetleri üzerine almıyor. Kur’an Müslüman’a değil de Müslüman olmayanlara mı hitap ediyor hep? Fussilet 4’te çoğu Kur’an’dan yüz çevirdi derken Müslüman olmayanları mı kast ediyor? Böyle düşünüyorsanız Kur’an’da size hitap eden 4 veya 5 ayetten fazla ayet bulamazsınız ki bu, sadece kendinizi kandırmak olur. Kur’an yukarıda çoğu haktan hoşlanmaz derken kendini Müslüman ilan biz 1.3 milyar insana da hitap ediyor.

Yuıkarıda Rum 30 çok çarpıcıdır. “Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez” der. Evet Ateist de Deist de Sünniler de Şialar da Vahhabiler de doğru dinin Müslümanlık olduğunu bilmez. Sünniler, Şialar, Vahhabiler, cemaatler ve tarikatlar Müslüman ülkede doğduklarını düşünüp kendilerini şanslı Müslüman olmayan coğrafyada doğanları talihsiz olarak görürken Allah’ın adaletsiz olduğunu düşünürler. Ancak Allah kendilerini kayırdığı için sorun yoktur. Ateist ve deistler de aynen Müslüman topraklarda doğduklarını sandıkları için İslam’ın Allah’ını sevmezler. Çünkü başka coğrafyada doğan insanların suçu neydi? Ortada adaletsizlik olduğunu düşündükleri için faturayı Allah’a keserler. Aynı yanlışı onlarda yapar.

Dediğim gibi 1.3 milyarlık Müslüman sayısı ve coğrafyası sadece bir iddiadır. Sünnilik, Vahhabilik, Şialık, Mevlevilik, Bektaşilik, Kadirilik, Nakşilik vs. niceleri İslam’dan farklı bir din halini almıştır. Bu yüzden Norveç’te doğan birine Allah haksızlık etmemiştir. Çünkü o kişi Mekke de bile doğsa İslami bir devlette değil Vahhabilik dinine inanan bir devlette doğmuş oluyor. Norveç’te doğan biriyle eşit şansa sahip.  Ya da İran’da doğan biri Şialık dinine sahip olarak doğuyor. Çin’deki biriyle eşit koşullarda ve farklı bir inanca ait topraklarda doğuyor. İslam azınlıkların dinidir. İslam’ı ancak emek vererek fethedebilirsiniz. Kanada’da doğan biri de Türkiye’de doğan biri de Afrika’da doğan biri de İslam’ı ve Allah’ı araştırarak emek vererek bulmalıdır.

Bu yazımda Sünnilik ve diğer mezheplerin İslam ile farklarını anlatırsam en az 20 sayfalık bir yazı eklemem gerekir. Bu yüzden bunu farklı bir yazıya bırakmak istiyorum. Ancak ben yine de birkaç önemli farka değineyim. Vahhabilik’te kadın ikinci sınıftır. Erkekle aynı sporla uğraşamaz, oy veremez, gözleri hariç her yerini çarşafa sokmalıdır. İslam’da ise kadına pozitif ayrımcılık bile gereklidir. Şialık’ta Mute nikâhı, Mehdi inanışı vs. inançlar vardır. Ancak İslamiyet’te bunlar yoktur. Sünnilikte kölelik, cariyelik, kadını dövme (Nisa 34 yorumları), kadının kocasının kölesi oluşu, mürtet olanın (dinden çıkma) öldürülmesi, muska ve nazar, müzik ve kadın sesinin haramlığı, çarşaf, peçe giyme, erkek ve kadın sünneti, recm (zina edenin taşlanarak öldürülmesi), Mehdi inanışı, sakal ve sarık giyme vs. milyonlarca kural vardır. Ancak bunların hiçbiri Kur’an’da yani İslamiyet’te bulunmamaktadır.

Allah’ın adalete bakışını birçok ayette net görürüz. Mümin 31’de “Allah kullarına haksızlık etmeyi asla istemez” der. Nisa 135, Maide 8, Maide 42 vs. yüzlerce ayette ise adaletin önemine vurgu yapar. Ayetleri gördünüz İslam hep azınlıkların dini olarak kalacak bir sistemle kurulmuştur. Bu yüzden Allah kurduğu bu sistemle Müslüman olmayan coğrafyalardaki insanlara da haksızlık etmenin önüne geçmiştir. Çünkü Kur’an’ı okuduğumda gerçekten insanlığın yüzde doksanından fazlasının yani çoğunluğun uyamayacağı kadar erdemli, iyi kalpli, şefkat ve merhametle donanmış, aklını kullanan, hemen öfkelenmeyen, insanlığa hep katkı sağlayan bireyler inşa etmeye çalıştığını gördüm. Bu toplumların çoğunluğunun istediği şey değil. Çoğu insan dünyayı nasıl bulduysa o halde bırakıyor. Kötülük içinde, karanlıklar içinde. Ancak Kur’an bireye şu zor sorumluluğu yükler: Dünyayı devraldığından daha iyi bir şekilde arkanda bırak.
 

16 Yorum

Zencansun   Diyor ki:
24 Mart 2019 , 20:00:41
Fehmi Bey.Güzel bir yazı olmuş tamamına katılmasamda.Bir sorum olacak.Biz bu yüzyılda her türlü teknolojiye sahibiz.Masamızda,elimizde,cebimizde internet var.Mesela bahailiği merak ediyorum,giriyorum internete,yazıyorum google a bahailik diye belki yüzlerce döküman çıkıyor taraflı yada tarafsız.İstediğim şekilde araştırıyorum.Yetmediğini düşünürsem farklı metotlar uyguluyorum.Kabul edip etmemek bana kalıyor.(bu sadece bir örnek)
Fakat eski insanların bu imkanı varmıydı.(Çok eskiyi kastetmiyorum 100-200-300 yıl öncesi.)
İslam coğrafyası denilen yerde doğan bir çocuk yanlışların içinde doğrularla beraber islam diye bildiği dini öğrenirken (hiç değilse altyapı sağlayacak doğrularda var).bilmem okyanus aşırı kaçbin kilometre ötedeki bir ülkenin 3500-4000 metre rakımlı dağ köyünde bırakın Kuran'ı belki semavi din olarak bilinen birşeyi duymamış biri ne kadar şanslı sizce ?
(Bu arada benim inanışım tek semavi din islamdır.)

Admin   Diyor ki:
24 Mart 2019 , 21:11:26
Zencansun Kur'an açıkça bu mesajımız ulaştığı kişiyi sorumlu tutar diye bir ayeti var maalesef ayetin suresi aklıma gelmedi. Kuran ulaştığı kişiyi sorumlu tutar. 100 ya da 200 yıl geriye gitmeye gerek yok. Bugün bile imkanı olmadığı için İslam'la buluşamamış bir kişi elbette sorumlu tutulmayacaktır. Ancak onlara ulaştırmayan sorumlu tutulabilir. Benim yazımda eleştirdiğim sorgulamamktır. Merak etmemektir
Cevahir   Diyor ki:
19 Nisan 2019 , 01:05:59
Yorum ortası: Ateist ve deistler gibi toptancı ve ötekileştiri bir üslupla cevap vermek yerine direk fikre/yoruma/soruya cevap verseniz daha iyi olmaz mı?
Çünkü "Kâfirlerin çoğu akıl etmez, kafası çalışmaz. (MAİDE 103)" ve benzeri ayetlerdeki inanmayanı tahkir etmek üslubu Allah'a yakışır mı?
Sonuçta inanılması istenen şey çok ağır, şöyle ki:
Allah'ın Peygamberi olduğunu iddia eden Muhammed,
Muhammed'in peygamber olduğunu belirten Kuran,
Kuran'ı Muhammed'e gönderen Allah
hiç bir şekilde AKILLA ve MANTIKLA izah edilemeyecek bir BİLİNMEZ değil mi?
Akıl ve mantık dediğimiz şeyler ile yaptığımız yorumlarda bazı temellendirmeler ve önermeler yapmakta ve bunları delillendirmeye çabalamaktayız. Burada yani İslam'ın temeli olan Tevhid-Mead-Nübüvvet üçlüsüne bilimsel bir iman mümkün mü?

Ben kendimi hakim hiçbir ideolojiye bağlı görmüyorum mesela, ne ateistim, ne deistim, ne müslümanım, ama kafam karışık. Kafası karışıklara var mı bir hitap?
sas7979   Diyor ki:
12 Nisan 2019 , 21:47:39
Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.(SEBE/28) Şimdi bu ayeti okuyunca Kuranın ulaşmadığı diye bir kavram kalmıyor o halde.Ayrıca "Andolsun ki biz her ümmete, "Allah’a kulluk edin, sahte tanrılardan uzak durun" diyen bir elçi gönderdik. " (Nahl,36).Şimdi bu ayetler beni "ulaştığı kişiler" tezinin yanlış olduğuna ve tüm insanlığın "sorumlu" olduğuna götürüyor Fehmi Bey.

Admin   Diyor ki:
12 Nisan 2019 , 22:00:54
Sayın sas7979 "...Bu Kur'an bana kendisiyle sizi ve onun ulaştığı kimseleri uyarayım diye vahyedildi..." (Enam 19) Bu ayeti dikkatlice incelerseniz Kur'an sadece ulaştığı kesimi sorumlu tuttuğunu söylüyor. Yani bu tez benim değil Kur'an'ın tezi
sas7979   Diyor ki:
18 Nisan 2019 , 18:29:19
Direkt ayet okunduğunda dediğiniz sonuca varılıyor lakin Allah adil-i mutlaktır.İnsanların bir kısmını yaratıp imtihan edecek bir kısmını ise onlara ulaşmadığı gerekçesi ile sorumlu tutmayacak.Sorumlu tutulanlar ve gereğini yapmayanlar cehenneme, imtihan edilmeyenlerin ne olacağı belli olmayacak çok yönlü ayetlere bakmak lazım hocam. Aşağıdaki ayetlerde tüm insanlığı ve cinleri sorumlu tuttuğu sonucuna varıyorum yine..(Tabi aklı yerinde olmayanlar hariç)
Sizi imtihan etmek için (sınavdan geçirerek) hanginizin daha iyi işler yapacağınızı belirlemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur (HUD - 7)
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (ZARİYAT - 56)

Admin   Diyor ki:
18 Nisan 2019 , 20:06:13
Ayette sizin mantığınıza göre ve adalet anlayışınıza göre aklı yerinde olmayanlar hariç sonucu nereden çıkıyor? Ayette aklı yerinde olmayanlar ibaresi var mı? Ya da herhangi bir ayette
Cevahir   Diyor ki:
19 Nisan 2019 , 01:05:29
Yorum başlangıcı: Tartışmaya başlamadan kavramların ortak tanımlarla anlaşılıp öyle ilerlemek gerekmesi,
Birbirine zıt şeyler yapıp ikisine de doğru dememek,
Sorulara cevap bulamadığım için öfkelenmek,
Müslüman tanımınız,
Müslüman olmanın bir iddia olması,
Önemli olanın insan olmak olduğu,
araştırmanın ve çabalamanın önemi ve gerekliliği,
birebir katıldığım ve kendimin de öyle düşündüğü ve sizin de böyle bir süreçten geçmiş olmanız manidar.
sas7979   Diyor ki:
21 Nisan 2019 , 21:44:04
O kadar yazı varken parentez içine yazdığım şeye takılmışsınız.Lakin yukarıdaki herhangi bir şeye tenkitiniz olmamış anladığım kadarıyla ayrıca herkesin inancı kendine Allah adil-i mutlaktır dedim bu benim adalet anlayışım değil kuranda rabbimiz kendini böyle tanıtır.Düşünceye cevap vermek yerine konuyu sadece "adalet anlayışı" şeklinde ironik cevaplamak bir gerçeğin peşinde olmaktan çok inandığınız değerlerin doğruluğunu ispata çalışmaktan öteye gitmemiş maalesef halbuki ortak akılla düşünmek için yazmış beraber düşünebileceğimizi ümit etmiştim vesselam.
Admin   Diyor ki:
21 Nisan 2019 , 22:09:19
Allah adili mutlaktır demişsiniz. Ancak ulaşmadığı kimseleri sorumlu tutmaması adaletsizlik olur demişsiniz. Peki, kime göre? Mesela bana göre ulaşmadığı kimseleri sorumlu tutması adalatsizlik olur size göre ise tam tersi. Yani bu ayetleri yorumlarken kendi adalet bakışınızla yola çıkıyorsunuz. Ben de benim ki ile. Şimdi kulluk kavramı nedir? Ayrıca mesela belirtmemiş ama akli bozuk olan kardeşlerimiz de mi bu kulluk denen şeyi yapmalı? Çünkü ayet istisnaları belirtmemiş. Kuranı Kuran ile tefsir ettiğimde (Enam 19) benim çıkardığım sonuç şimdilik şu ulaşmayanlar kurandan sorumlu değil ancak iyi bir insan olmaktan elbette sorumlu olacak. Yalan söylememek, adam öldürmemek vs. ilkeler zaten herkes için geçerli
Admin   Diyor ki:
21 Nisan 2019 , 22:11:10
Sizin düşünceniz doğru olabilir. Kendi düşüncelerimi mutlak doğru kabul etmiyorum. Ancak bunun için bana daha yorumdan arındırılmış deliller getirmenizi bekliyorum.
Admin   Diyor ki:
21 Nisan 2019 , 22:25:13
"bir gerçeğin peşinde olmaktan çok inandığınız değerlerin doğruluğunu ispata çalışmaktan öteye gitmemiş" demişsiniz. Ben o soruyu kurduğunuz ilişkinin zayıflığını size göstermek için sordum. Cevap beklediğim için değil. Ben asla düşüncelerimin fanatiği olan biri değilim. Sunduğunuz argümanların tamamı kendi adalet anlayışınızın üzerine inşa edilmiş. Enam 19 size gösterdim ama bu sizi tatmin etmedi. Hud 7 ve zariyat 56 da hepinizi, tümünüzü imtihan etmek için ya da zariyat 56 da tüm insanları ve tüm cinleri ibaresi yok. Bu yüzden tüm insanları sorumlu tutuyor argümanınızı destekleyen ayetler değil
Zencansun   Diyor ki:
18 Nisan 2019 , 22:16:54
''sas7979 Diyor ki:
12 Nisan 2019 , 21:47:39
Biz seni ancak bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.(SEBE/28) Şimdi bu ayeti okuyunca Kuranın ulaşmadığı diye bir kavram kalmıyor o halde.''
Ayetteki ''fakat insanların çoğu bilmezler''ne anlama geliyor.
Eğer doğru anladıysam bilmezlerden kasıt bir müjdeci bir uyarıcı geldiğini bilmiyorlar olsa gerek.

Admin   Diyor ki:
19 Nisan 2019 , 06:47:23
Yaklaşımınız gayet makul
Cevahir   Diyor ki:
19 Nisan 2019 , 01:03:40
İslam ile hakim İslam gibi görünen ekollerin farklılıkları yazınızı merakla bekliyorum zira o yazının sonunda ortada ne bir deve ne de bir kuş kalacak gibi :)

Bu arada benim sorgulama sürecim de Mehdi inancının ayetlerde olmadığını ve ahir zaman kavramının asla kendi zamanımıza indirgenemeyeceğini algılamamla oldu.

"çoğunluğun uyamayacağı kadar erdemli, iyi kalpli, şefkat ve merhametle donanmış, aklını kullanan, hemen öfkelenmeyen, insanlığa hep katkı sağlayan bireyler inşa eden" hangi ideoloji ise ona tabi olmak için çabalamayı kendime bir borç bilirim. Bu çerçevede tek kaynak Kuran diyerek başladığım okuma sürecim hiç olumlu gitmedi ve ortasında daha da gerek yok diyerek bıraktım. Burada ayetlere toleransla davranmadan tam akıl-mantık ile yaklaşmak gerekmez mi?

Yorumlardaki " ayetin suresi aklıma gelmedi" şeklindeki cevap bir Kuran araştırmacısına yakışmamıştır, her adım, her yorum tam delilli devam etse daha faydalı olur.

Not: Yorumdaki 1500 karakter sınırını kaldırmak kolay ise kaldırsanız iyi olur, sizinle epey yorumlaşmamız olabilir :) Kolay gelsin.

Admin   Diyor ki:
19 Nisan 2019 , 06:25:09
Yaptığınız uzun yorumlara bakılırsa 1500 bile fazla galiba :)) Cevahir Bey, benim hayat görüşüm ve felsefem yazılarımda mevcut benimle tartışmak size ve bana bir şey katmadığı gibi bizi daha iyi bir insan da yapmaz. Zaman kaybı yani