Mürted (İslam İnancını Terkeden Kişi) Öldürülür Mü?

Bu soruya Kur'an cevap versin. Ancak Kur'an cevap vermeden önce şu hakikat iman binanızın temelini oluşturmalıdır. İslam'ın tek kaynağı Kur'an'dır. Bu kadar ciddi hükümler verilirken başvurulması gereken tek kaynak Kur'an'dır. Allah'ın peygamberi Muhammed'den 200 yıl sonra kayda geçilmiş hadis adlı rivayetler ile hüküm verilmez verilemez. İmanımızı 200 yıl sonra gelmiş bir insanın vicdanına bırakamayız. Şimdi mürted hakkında Kur'an ne diyor ona bakalım.
 

"İman edip sonra inkâr eden ve tekrar iman eden ve ardından inkâr saplanan ve en sonunda saplandığı inkâra boğazına kadar gömülenlere gelince: Allah onları affetmeyecek ve rehberlik yapmayacaktır. " (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – NİSA 137)

Evet yukarıdaki ayet mürted yani İslam inancını terk eden insanlar hakkında hüküm vermiştir zaten ve kim Allah'tan daha güzel hüküm verebilir ki ? Ayette dikkat ettiyseniz "inkâr eden ve tekrar iman eden ve ardından inkâr saplanan" gibi bir cümle kuruluyor. Bir kere eğer mürted öldürülmesi gerekseydi yeniden iman edemeyecekti. Yukarıdaki ayette inkar ettikten sonra iman ediyor, iman ettikten sonra ikinci kez inkar ediyor. İkinci kez bile İslam inancını terk etmesine rağmen Allah onları öldürün demiyor. Allah onları dini oyuncak edinmelerinden dolayı affetmeyeceğini ve rehberliğini sunmayacağını ifade ediyor. Yani bir ceza varsa bile bu dünyada olmadığı açık. Bu konuda diğer bir ayeti görelim.
 

"Sizden her kim dininden döner ve kafir olduğu halde ölürse, onun bütün yapıp-ettiği ameller dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onlar ateş ashabıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – BAKARA 217)

Yukarıdaki ayet mürtedin öldürülmesi gerektiğinden bahsetmiyor. Eceliyle ölmesi halinde diğer dünyada cezalandırılacağından bahsediyor. Şu halde bu ayetler mürted hakkında herhangi bir cezai yaptırımın olmadığını söylerken Müslümanlar niçin uydurulmuş rivayetlerin peşinden gidip kutsal olan insan hayatını bu kadar ucuzmuş gibi almaya çalışıyor? Müslümanlar niçin Kur'an'ın bu konudaki açık hükmünü bırakıp başka hüküm arıyor? Kur'an Müslümanlara yetmiyor mu? Peki şu ayet açık değil mi?
 

"Bundan dolayı Biz İsrailoğullarına şöyle vahyetmiştik: Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – MAİDE 32)

Maide 32 çok açık değil mi? cinayet suçu işlememiş birini öldürmek tüm insanlığı öldürmek gibidir. Yeryüzünde fesat çıkarma olayını saptırıp mürted yeryüzünde fesat çıkarıyor diyen yalancılar ayete istediklerini söyletme peşindeler. Allah onları bu yalanlarından dolayı perçemlerinden yakalasın inşallah. Fesat çıkarmadan ne kast ediliyor? Bu tartışılır tabi. Yeryüzünde cinayeti, suçu, katliamları, toplum hayatını tehlikeye sokan savaşları çıkarma vs.. insan hayatına mal olabilecek davranışlar sergileme kasıtlar arasında yer alıyor denebilir. Çünkü fesat cinayet ile beraber kullanılmış ve onun kadar ağır suçları kapsamaktadır. Halbuki bir İnsan'ın inancını terk edebilmesi onun en doğal hakkıdır. Tabi bu hakkını seçmesi onun doğruyu seçtiğini göstermez o ayrı konu. Allah, Bakara 256'da  "zorlama dinde yoktur" der. Kur'an mürted hakkında bu dünyada değil diğer dünyada bir  bedelin olacağını Ali İmran 85 ve 86'da da tekrarlar. Allah rivayeti din edinenlerin spekülasyon içerikli hükümlerini önceden bildiği için önlem içerikli ayetlerini de düşünen bir topluma lutfetmiştir. İşte ayetler:
 

" Her kim kendisine Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyet yolundan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir; üstelik o ahirette de kaybedenlerden olacaktır. (85) İman ettikten, Elçi'nin hak olduğuna şahit olduktan, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra inkara sapan bir topluma Allah nasıl hidayet etsin? Çünkü Allah, zulme gömülen bir topluma asla rehberliğini bahşetmez. (86)"  (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – ALİ İMRAN 85,86)

Allah bu ayetlerde de ifade ettiği gibi İslam inancının hak olduğunu bilmesine rağmen onu terk eden birine ceza olarak rehberliğini bahşetmeyeceğini ifade ediyor ceza olarak öldürülmelerini değil. Ve çok dikkat edin şu ifadeye "İman ettikten, Elçi'nin hak olduğuna şahit olduktan sonra inkâra sapan" Bu ifade kişinin İslam inancının hak olduğunu bilen ve Muhammed peygamberimizin de hak peygamber olduğunu bilmesine rağmen inkar edenlere hitap var. Bakara 217'yi bu ayet ışığında anlıyorum. Bakara 217'de İslam inancını terk eden bir insana ceza olarak cehennem vaat edilmiştir. Hep niçin bu kadar sert bir tepkinin verildiğini merak ederdim. Ancak Ali İmran 86'da bu kadar sert bir ifadenin niçin geldiğini anladım.  Bakara 217'de hitap edilenlerin Ali İmran 86'daki insanlarla aynı olduğunu düşünüyorum. İslam inancının hak olduğunu bilmesine rağmen terk eden insana karşı Allah sert bir uyarıda bulunuyor ve onları cehennemle uyarıyor. İslam'ın hak din olduğuna kanaat getirmeden İslam'ı terk eden insanların Bakara 217'deki sert uyarıya maruz kalan insanlarla aynı insanlar olduğunu düşünmüyorum. Örnek vereyim: Birileri İslam'ı tanımak için İslam'ı seçmiş olsun ya da anne ve babası Müslüman diye İslam'ı seçmiş olsun. Bu kişi daha sonra "Mürted öldürülmeli" diyen Müslümanlarla karşılaşmış ve din buysa üstü kalsın demiş ve İslam inancını terk etmiş olabilir. Ben Bakara 217'de cehennem ile korkutulan insanların bu olaydaki gibi islam'ı terk eden insanlar olduğunu düşünmüyorum. Çünkü İslam'ı Allah'ın gönderdiğine ikna olmamıştır.  Haa İslam'ı gerçek kaynağı olan Kur'an'dan öğrenmeyip Müslümanların yaşamına ve söylemlerine bakıp araştırmadan peşin hüküm verip İslam inancını terk etmesi hasebiyle dinimize göre bir yanlış yapmış ve bu yanlıştan dolayı Allah'a hesap verecektir. O ayrı bir konu. Yani diğer dünyada Allah'ım Müslümanların yaşamları beni aldattı gibi bir mazeret öne süremez. Allah'ın karşısında bu söylem yeterli olmaz. Şimdi gelelim Mürted öldürülmeli deyip Allah'a ve Rasulüne iftira atanların ve bu iddialarıyla Kur'an'a savaş açmış insanların delillerine.
 

"Kim dinini değiştirirse onu öldürün" (el-Buhârî, es-Sahîh, Cihâd, 149; Ebû Dâvûd, es-Sünen, Hudûd, 1; et-Tirmizî, es-Sünen, Hudûd, 20; İbnu Mâce, es- Sünen, Hudûd, 2.)

Abdullah bin Mes’ûd dedi ki: “Rasûlullah (s.a.s.) bize karşı yaptığı bir konuşmasında dedi ki: “Kendisinden başka ilâh olmayan (Allah) hakkı için söylüyorum: Allah’tan başka hiçbir ilâh bulunmadığına, benim de Allah’ın peygamberi olduğuma şehâdet eden bir kimsenin kanı ancak şu üç şeyden biri dolayısıyla helâl olur: İslâm’ı terkedip İslâm cemaatinden ayrılan, evli olduğu halde zinâ eden ve birisini öldürdüğü için (kısas cezâsı olarak) öldürülmesi gereken.” (Müslim, Kasâme 25-26; Ebû Dâvud, Hudûd 1; Nesâî, Tahrîmu’d-Dem’ 5, 14; İbn Mâce, Hudûd 1)

Bu yukarıdaki sözde hadis denilen iki rivayet kanımı donduruyor. Yukarıdaki sözler Allah'ın rahmet peygamberine iftiradır, Kur'an'a aykırı hükümlerdir. Allah'ın peygamberi Kur'an'a aykırı hükümler vermiş olamaz. Şu halde Buhari, Ebu Davud, Tirmizi ve İbnu Mace yukarıdaki iftiraları hadis diye naklettikleri için Allah onları affetsin. Herhalde naklederken hiç okumadılar rivayet ne diyor diye. Hedef gösterme olmaması için ismini vermeyeceğim bir ilahiyat profesörü katıldığı bir programda şu beyanı veriyor: "Peygamber döneminde mürted fikir değiştiren kişi değildir. Mürted karşı cepheye geçmiş ve peygamberin düşmanlarına katılmış insandır. Ben mürted öldürülür hadisini böyle anlıyorum" Hadis kendi vicdanlarını da rahatsız ediyor dostlar. O yüzden bu uydurma hadisten vazgeçeceğine hadis tefsiri yapıyor bu profesörümüz. Mürted'in tanımını 1300 senedir yapıldığı şekilden çıkardı ilk önce. Sonra da kendi fikrini ve yorumunu var olmayan bir tanım üzerinden yaptı. Diyelim ki bu profesörümüz haklı. Yine de sıvadığı bu rivayet Kur'an'a savaş açmıştır. Maide 32'yi yukarıda size sundum. Orada bir insanın öldürülmesinin tek şartının cinayet ve cinayet kadar ağır toplumsal suçlar(fesatlar) olduğu açık seçik ortada. Şimdi Türkiye vatandaşı olan bir şahıs bu vatandaşlıktan ayrılıp Türkiye'nin düşman olduğu bir ülke vatandaşlığına geçmesi onu öldürmemiz için yeterli bir sebep olur mu? Bu uydurma hadisin peşinden gidip Kur'an'ı terk edenlere Kur'an Enam 115'te sesleniyor.
 

"Zira Rabbinin sözü sadakat ve adalet bakımından mükemmeldir: O'nun sözlerini alıp da yerine (ondan daha doğru ve adil) başka söz koyan biri olamaz: Zira her şeyi işiten, her şeyi bilen sadece O'dur." (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – ENAM 115)

Müslümanlar Kur'an'ı bırakıp hadis denilen ve peygamberimize hakaret dolu bir dizi hikayeyi takip ediyorlar. Yukarıdaki ayet bu tip insanları uyarıyor. Biz ayet var bu konuda diyoruz karşı taraf diyor ki peki bu rivayet ne olacak? Yaa bir konuda ayet varsa yani Allah'ın sözü varsa başka sözlerin konuşma hakkı dahi yoktur. Çöpe atacaksın ayet ile çelişen hadisleri. Aksi halde Kur'an'a savaş açmış olursun. Hadisleri Kur'an'ın üstünde görmeyip aklını kullananlar için Mürted konusunda son bir ayet daha vereceğim.
 

"Ve de ki: Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbinizdendir: Artık isteyen iman etsin, isteyen inkâr etsin!" (HAYAT KİTABI KUR'AN MEALİ – KEHF 29)

Son sözü Kur'an söyledi. İsteyen iman etsin, isteyen inkâr etsin dedi. İsteyen iman etsin, istemeyen ölsün demedi. Ey! Allah'ın peygamberi adına yalan söyleyen peygamber düşmanları Kur'an'a kulak  verin.

 


Birine vuracağız en okkalı tokat, gerçekleri yüzüne çarpmak olacaktır

En Son Yapılan Yorumlar