Mağlubun Muzaffer Olduğu Tek Yarış

Konuşmak insanoğluna verilen en büyük hazinelerden. Bazen hakikatleri okuduğumuz kaynaklardan değil karşımızda fikir alışverişi yaptığımız insandan öğreniriz. Tabi bunun olması için karşı tarafla fikir alışverişinde bulunma yetimizin olması gerek. Ve de dinlemeliyiz. Bir konu hakkında bilgi alışverişi yaparken genellikle bilgi verişi yapmaya çalışıp alış kısmına gerek duymuyoruz. Çoğu tartışmamda karşı tarafın sadece bilgisini bana kabul ettirme amacından öteye gitmediğini gördüm. Bu hatayı ben de yaptım fakat çok azını farkettim. Çünkü insan kendi hatasını görmek istemez yada dikkat etmez. Konuşulurken dinlemek en büyük fazilet. Tartışma ahlakına sahip olmanın insanda yarattığı etkiyi Cemil Meriç'in kaleminden size sunma gereğini duyuyorum:
 

" Münakaşa eden iki insan, aynı graniti yontan iki heykeltraş, hakikati arayan iki yol arkadaşı. Hedefi, tahrip değil, terkiptir bu kavganın. Mağlubun muzaffer olduğu tek yarış, yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir. Parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiş " (Cemil Meriç)

Meriç'in bahsettiği münakaşa'yı ben görmedim. Heralde olması gerekeni söylüyor. Ama yinede herşeye rağmen karşı taraf bu düstur'a sahip değilse bile bizim bu düstur'u ilke edinmemiz gerek. Konuşurken karşı tarafı tahrip etmeye çalışmakla geçmemeli münakaşa. Ne güzel ifade ediyor meriç :" Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir." Evet eğer bu münakaşayı kaybedip  yanıldığımızı kabul edersek hakikati bulmuş olacağız. Hep en doğruya ulaşma çabası olan biri için daha güzel ne olabilir?


Alice: Hangi yoldan gideyim?
Kedi: Nereye gittiğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok!

En Son Yapılan Yorumlar