Kur’an Nuh’un 950 Yıl Yaşadığını Mı İddia Ediyor?

Ateistler ve Sünniler Ankebut 14’ü delil göstererek Nuh peygamberin 950 yıl yaşadığını iddia etmektedirler. Bu iddianın gerçek olup olmadığı hakkında düşüncelerimi delilleriyle beraber size sunmak istedim. Ayeti görelim.
 

Doğrusu Biz Nuh'u da kendi kavmine elçi göndermiştik: Nuh da onlar arasında -elli yıl eksiğiyle- bin sene kalmıştı ve onlar iyice zulme gömülüp gitmiş bir haldeyken, tufan onları enseleyivermişti. (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ ANKEBUT 14)

Bazı mealler direk 950 yıl kalmıştı diyerek çevirmektedir. Fakat bu yanlış bir meallendirmedir. Çünkü ayette 950 yıl kast edilseydi Arapça orijinal metni direk bu ifade ile gelirdi Ancak Allah bu ayette bin seneden elli yıl eksik (elfe senetin illâ hamsine âmen) ifadesini kullanmaktadır. Peki, Allah niçin bin seneden elli yıl eksik gibi garip bir sayısal veri kullanıyor da direkt 950 demiyor? Bu yazımda niçin böyle bir ifade kullanma gereği duyduğuna en mantıklı cevabımı vermeye çalışacağım

Öncelikle bu ayeti vb. sayısal rakamların içerdiği ayetleri anlamak için Kur’an’da rakamların nasıl kullanıldığını bilmemiz lazım. Örneğin şu ayete bakın:
 

…Onlardan her biri ister ki bin sene (elfe senetin) yaşasın. Tut ki bunca ömre sahip olsun; bu dahi onu azaptan uzak tutamaz. Zira Allah tüm yapıp ettiklerini görmektedir (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ BAKARA 96)

Bu ayetin önceki ayetlerine bakarsanız konunun İsrailoğulları olduğunu görürsünüz. Allah, Kur’an’ı Kur’an ile tefsir edebilmemiz için aynı kavram olan elfe senetin ifadesini buraya yerleştirmiş ve Kur’an’da sayıların hangi anlamda kullanıldığını bize göstermiştir. Birinin bin sene yaşamak istemesinden anlaşılan çok uzun bir ömür yaşamak istemesi olduğu anlaşılır. Yani buradaki bin yıldan kasıt “çok uzun yıllar” olduğu nettir. Rakamsal bir değeri ifade etmez. Bir de şu ayete bakın:
 

Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ KADİR 3)

Yine aynı sayı. Bu ayeti okuyan biri Kadir Gecesi denen gecenin normal sayı olan “1000” aydan mı daha hayırlı olduğunu anlıyor yoksa çok ama çok fazla aydan daha hayırlı olduğunu mu anlıyor? Sayının soyut anlamda “çok aşırı” anlamında kullanıldığını net olarak görüyoruz. Bu ayeti okuyup da Kadir Gecesi 1000 aydan daha hayırlıdır ancak 1001 aydan daha hayırlı değildir şeklinde düz mantık anlayan bir insan hayatımda görmedim. Böyle diyen biri ya daha önce hiç kitap okumadığı için soyut anlatım yollarını bilmiyor ya da Kur’an’ı eleştirmek için bilinçli bir şekilde bahane arayan biridir. Herkes burada gecenin önemine vurgu yapmak için mübalağa yapıldığını görmekte. Yani rakamsal bir değeri ifade etmez buradaki bin ifadesi. Bir örnek daha vermek isterim
 

Onların bağışlanmaları için Allah'tan ister af dile, ister dileme: Onlar için Allah'tan yetmiş kez af dilemiş olsan dahi, artık Allah onları asla affetmeyecektir. Bunun nedeni, onların Allah'a ve O'nun Elçisi'ne ısrarla nankörlük etmeleridir…(HAYAT KİTABI KURAN MEALİ TEVBE 80)

Allah münafık (ikiyüzlü) insanları aktardığı ayetlerden sonra Tevbe 80’de onlar için af dileyen Muhammed peygambere istediğin kadar af dile 70 kez dilesen de Allah onları affetmeyecektir diyor. Şimdi buradaki 70 sayısını bir Allah’ın kulu gerçek rakam değeri olarak anladı mı? Muhammed 70 kezden daha fazla mesela 75 kez dilerse onlar af mı edilecek? Allah burada ne kadar çok af dilersen dile çok bir önemi yok affetmeyeceğim diyor. Buradaki 70 sayısı “çokluğu” ve “sonsuzluğu” ifade ediyor. Bu gösterdiğim örneklerle Kur’an’ın sayıları kullanma üslubunu size göstermek istedim ki Ankebut 14’deki Nuh olayındaki o veciz ifadeyi anlayabilelim. Ayrıca Kuran'da zamanın izafi olarak kullanıldığına daha fazla örnek isteyenler için aşağıdaki ayetleri vereyim:
 

Senin Rabbin katında bir gün, sizin hesabınıza göre tut ki bin senedir (elfe senetin) (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ HAC 47)
Gökten yere kadar bütün bir oluşu O düzenler, en sonunda bütün bir oluş sizin hesabınıza göre bin sene (elfe senetin) kadar süren bir günde O’na yükselir  (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ SECDE 5)
Bütün melaike, ruh ile birlikte, süresi elli bin yıl olan bir günde O’na yükselir (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ MEARİC 4)

Yukarıdaki 3 ayette Kur’an’a göre zamanın izafi yani göreceli olduğunu anlatır. Bu ayetleri okuyan hiç kimse bunları gerçek sayı değeri olarak görmez. Soyut anlatımlar olduğunu açıkça görür. Bu Türkçede de böyledir. Mesela “sittin sene başaramazsın” cümlesini ele alalım. Sittin 60 sene demektir. Ancak biz bunu kullanırken ne kadar çok sene geçerse geçsin başaramazsın anlamında kullanırız. Yoksa 60 yıl başaramazsın ama 61. yıl başarırsın demek istemeyiz. Başka bir örnek vermem gerekirse “Sana bin kez söyledim” cümlesini sık sık kullanırım ben. Bunu söylediğimde karşımdaki muhatap "çok kez söylediğimi" ifade etmek istediğimi hemen idrak ediyor.

Kur’an’a Göre Nuh Kaç Yıl Yaşadı?

Kur’an bize Nuh’un kaç yıl yaşadığını bildirmez. Bugün bilimsel veriler de daha 100 yıl öncesine kadar ortalama ömrün çok az olduğunu göstermektedir. Science dergisinde 10 Mayıs 2002'de yayınlanan makaleye göre 2000 yıl önce ortalama insan ömrü 20 yıldır. 1790’lı yıllarda 24 olan ortalama insan ömrü 1890’lı yıllarda iki katına çıkmış ve 48 olmuştur. Bugün ise her ülkede değişmekle beraber hemen hemen ortalama insan ömrü 75 civarındadır. Teknoloji ve tıbbın gelişmesiyle yaşam kalitemiz arttı. Şu halde Nuh’un 950 yaşında olduğu iddiası bilimsel veriler ile bariz bir şekilde çelişmektedir. Yani bu pek mümkün değildir

Ateistler Kuran’daki şu ibareyi “Elli yıl eksiğiyle bin sene” tamamen somut olarak anlama çabasındadır. Çünkü Kur’an ile bilimi çarpıştırmak ve Kur’an’ı çürütmek gibi bir arzuları var. Ancak birçok iddiaları gibi bu iddiaları da gerçek dışıdır. Kur’an’daki rakamların kullanış üslubunu yukarıda örneklerle açıkladığım gibi ya bilmemelerinden ya da bilinçli olarak bilmezlikten gelme arzusundan ileri gelmektedir. Hâlbuki ayette geçen bin ifadesi bariz bir şekilde çok uzun yıllar anlamında kullanılmaktadır. Bunu yukarıda delil olarak sunduğum ayetler açıkça gösterir ancak bu ayetteki bin yıldan elli yıl eksik (elfe senetin illâ hamsine âmen) ifadesi tamamen bir mecaz anlatımdır. Bunun mecaz olduğuna bir delilimiz de Arap dil grameridir.

Ayetin orijinali şöyle: “elfe senetin illâ hamsine âmen” Şimdi İmam Ferra bu ayetin Arapça detayını bizlere açıklıyor. Lütfen buraya dikkat! Ayet bilinçli olarak Elfe (bin) sayısı senetin (sene) kelimesi ile kullanırken hamsine (50) sayısı âmen (yıl) kelimesi ile kullanılıyor. Niçin Allah her iki ifadeyi de sene ya da yıl olarak kullanmıyor? Sebebini İmam Ferra bize anlatıyor ve diyor ki sene ile yıl Arapçada aynı anlamı karşılamaz. Arapçada sene (senetin) verimsiz geçen zaman dilimini ifade ederken 'âm (yıl) verimli geçen zaman dilimini kast eder. Mükemmel bir açıklama. Arapça’nın derinlikleri her zaman beni şaşırtmıştır. Rağıb’da bize bu iki kelimenin aynı olmadığını bildirir ve der ki: Sene çoğunlukla çetin ve kurak geçen yıl için kullanılırken 'âm, bereketli ve yağışlı geçen yıl için kullanılır. Yani Yıl ve Sene Türkçe’deki gibi eş anlamlı kelimeler değildir. Ferra’nın ve Rağıb’ın bu açıklaması sayesinde yukarıda size sunduğum Bakara 96’da daha net anlaşılacaktır. Ne diyordu Bakara 96
 

Onlardan her biri ister ki bin sene (elfe senetin) yaşasın. Tut ki bunca ömre sahip olsun; bu dahi onu azaptan uzak tutamaz. Zira Allah tüm yapıp ettiklerini görmektedir (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ BAKARA 96)

Burada da Allah yıl değil sene ifadesini kullanıyor. Sene’nin verimsiz geçen zaman dilimi olduğunu artık bildiğimize göre burada Allah münafıkların verimsiz geçen çok uzun yıllar yaşamak istediğini vurguluyor ve ayet şimdi ne demek istediğini bize açıyor. Ayetin devamındaki “Tut ki bunca ömre sahip olsun; bu dahi onu azaptan uzak tutamaz.” İfadesi gerçekten de “Sene” kelimesinin verimsiz geçen yıllar olduğunu kanıtlar niteliktedir. İnanılmaz bir detay değil mi? Allah o istedikleri uzunlukta ömürleri olsaydı bile bunun onları azaptan uzak tutamayacağını söylüyor. Hâlbuki tevbe etmek diye bir şey var. Belki ilerde tevbe edecekler. Ama hayır! Kur’an ne kadar ömürleri de olsa tevbe etmeyeceklerini vurgulamak için “Sene” kelimesini kullanıyor. Yani o istedikleri çok uzun yılları verimsizce harcamak için ve münafıklığa devam etmek için istiyorlar. Ferra’nın ve Rağıb'ın bu inanılmaz detayı bize öğretmeleri sayesinde Allah’ın Bakara 96’da niçin yıl değil sene ifadesini kullandığını da anlamış oluyoruz

Gelgelelim asıl konumuza. Allah bu ayette bin seneden elli yıl eksik (elfe senetin illâ hamsine âmen) mecazını kullanarak şunu ifade ediyor: Nuh ömrünün çok çok uzun yıllarını verimsizce harcadı 50 yıllık süresi hariç. O süreyi verimli bir şekilde insanları hakikate, doğruya, güzele çağırarak harcadı. Buradan çıkardığım sonuç iki tanedir, ilki: Nuh uzun yıllar ömrünü verimsizce tüketti ancak 50 yıl boyunca peygamberlik görevini üstlendi ve artık verimsiz geçen seneler verimli geçen yıllara dönüştü. İkinci çıkardığım sonuç şudur: Nuh ömrünün çok çok uzun yıllarını insanları İslam’a davet etmekle geçirdi ancak bu yıllar verimsiz geçti oğlu dâhil kimse ona kulak asmadı. Kur’an, Nuh’un bu yıllarına verimsiz, çetin ve kurak geçen yıl anlamında “senetin (sene)” ifadesini kullanırken Nuh tufanından sonraki yaşamını ise verimli, bereketli yıllar anlamında “'âm (yıl)”  ifadesini kullanıyor

Peki, başka yorum yapılabilir mi? Elbette. Burada geçen 50 yıl da 1000 sene ifadesindeki gibi soyut olabilir yani bildiğimiz sayı değerini anlatmıyor olabilir. Ben bu yorumu daha mantıklı buluyorum. Ancak sonuç yine değişmez. Nuh çok uzun yıllar verimsiz bir hayat sürdü ancak bunun çok az bir kısmı hariç şeklinde de anlayabiliriz ayeti. Niçin böyle anlayabiliriz? Çünkü bir tarafta 1000 gibi bir rakam var karşısında verimli geçen zaman ise 50 yıl devede kulak gibi bir sayı. Allah 1000 sayısıyla 50 sayısını kıyaslamamızı istemiş olabilir. Bu yüzden 1000 sayısına çok uzun, 50 sayısına ise çok az anlamı verebiliriz. Toparlarsak ayetin bahsettiği Nuh'un yaşı değildir. Ayet Nuh’un hayatının çok az bir kısmı hariç çetin, bereketsiz ve verimsiz geçtiğini ifade etmektedir yorumunu yapabiliriz

Son olarak bir detay bilgi vereyim. Tevrat Nuh'un 950 yıl yaşadığını ifade eder. Bu da biz Müslümanların Tevrat tahrif edildi inancını kanıtlar. Muhtemelen orada geçen ibare de bin yıldan elli yıl eksik vb. bir mecazdı. Ancak Tevrat'ı tahrif edenler bu mecazı anlayamadılar ve Allah bu işi uzatmış kestirmeden 950 yazalım demişler gibi geliyor bana.

KAYNAKLAR
  • Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur'an
  • Mehmet Okuyan, Nuh Kaç Yıl Yaşadı Videosu


Akıllı adam, aklını kullanır; daha akıllı adam başkalarının akıllarını da kullanır.

En Son Yapılan Yorumlar