Kandiller Nelerdir? Hz. Muhammed Döneminde Kutlanır Mıydı?

İlk olarak kandillerin ne olduğunu tanıtarak yazıma başlamak istiyorum.
 

Mevlid Kandili: Peygamberimiz, Hz.Muhammed’in doğduğu gece olduğuna inanılır. Kutlu Doğum haftası buna istinaden ortaya çıkmıştır.
Regaib Kandili: Peygamberimizin annesi Hz. Amine’nin Peygamberimize hamile olduğunu anladığı gecedir.
Mirac Kandili: Peygamberimizin, bir gece vakti Kudüs’e gidişi oradan da göğün en tepesine çıkarak farklı âlemlere seyahat ettiği gecedir.
Berat Kandili: Kur’an-ı Kerim’in dünya semasına indirildiği, kulların bir senelik hayatlarının gözden geçirildiği, Müslümanların ilahi af ve mağfirete nail olduğu gecedir.
Kadir Gecesi: Kur’an-ı Kerim’in Peygamberimize indirilmeye başladığı gecedir

Şimdi Müslümanların çoğunluğunun inandığı şekliyle kandiller yukarıdaki anlamları karşılar. Peki, Hz. Muhammed Döneminde Kutlanır Mıydı bu geceler? Bunun cevabı da çok açıktır. Ne Hz. Muhammed döneminde ne sahabe döneminde ne de tabiin döneminde kutlanmıştır. Kandiller Peygamberimizden çok sonra İslam’a enjekte edilmiş adetlerdir. Bu geceler anlamını Allah’tan değil toplumdan alırlar. Aslına bakılırsa bu adetlerin kaynağının şu sebepten olduğuna inanıyorum. Bu geceler mantığını nafile ibadet ve bu sayede arınma fikrinden alır. Yani tasavvuf. İslam coğrafyası büyüdükçe Hindistan dinleri akın akın İslam’ın içine züht, ibadet, tasavvuf şeklinde sızmıştır. Bu gecelerin arka planında ise arınma yatar. Bir yıl boyunca günaha meyletmiş toplum bir arınma gecesi düzenleyecek ve günahlarından arınacaktı.

Bu geceleri  sözde İslam devletleri ise destekledi. Çünkü Halkın arınma ihtiyacını gördüler ve bunu kullanmak istediler. Papa gibi günah affeden birileri İslam’da yoktu. Ancak kurnaz bir hamle ile papalık görevini bu gecelere yüklediler. Toplumun günahlarını silecek fikir bulunmuştu. Peki, bu o dönem devletlerinin ne işine yaradı? Elbette halkı nafile ibadetlere, tasavvufa, züht fikrine, sadece diğer dünyaya çalışmaya ikna etmek işlerine gelecekti. Böylece haksızlıklara, zulümlere sessiz kalan işi gücü diğer dünya olan fikri uyuşturulmuş bir toplum oluşacaktı.

Şimdi bu kandillerin gerçek anlamlarını ve tarihi çıkış noktalarını görüp nasıl İslam’a aykırı etkinliklere dönüştüğünü görelim. Mevlid kandili ile başlayalım. Tüm kaynaklar kandillerin ortaya çıkışı hakkında ittifak halinde değildir. Fakat tüm bu uzlaşmaz tarihler birleştirildiğinde kandil gecelerinin peygamberimizden yaklaşık 400-600 yıl sonra ortaya çıktığını biliyoruz. Bu konuda her din adamı ittifak halindedir. İlk olarak Mısır’da şii mezhebinin radikal bir koluna mensup Fatımi devletinde ortaya çıkmıştır. Tarihler 12.yy sonu 13.yy başlarını göstermektedir. Peki, niçin Fatımilerde böyle bir adet ortaya çıktı? Bildiğiniz gibi Mısır her zaman Hristiyan nüfusun yoğun olduğu bir devletti. Bugün bile Hristiyanlığın Kıpti mezhebine mensup Hristiyanlar Mısır’da yoğundur. Şimdilik en mantıklı izahı şu: Hristiyanlar İsa peygamberin doğum gününü yılbaşı olarak kutluyorlardı ve bu durum Fatımi Müslümanlarını derinden etkiledi. Belki de bu noktada o devletteki Müslümanlar Hristiyanları kıskandı. “Nasıl onlar peygamberine doğum günü kutlar da biz bundan beri kalırız“ diye. İşte mevlid kandili denilen gece bu şekilde ortaya çıktığı tahmin ediliyor.

Mevlid kandilinin ilk olarak kutlanış biçiminde olması Kudüs’te olmuştur. Büyük Selçuklu devletinin zayıflamasının ardından. Sünni mezhebinden olan Kürtler Erbil atabeyliğini kurdu. Akabinde Sünni mezhebine bağlı Müslüman Kürtler mevlid geleneğini şii mezhebine ait Müslümanlardan alarak sünni dünyasına taşıdılar. Erbil atabeyliğindeki Müslüman Kürtler mevlid şiiri yazarak bu işi bir adım öteye taşıdılar. Hemen akabinde sünni mezhebinden olan Müslüman Türklere bu gelenek sıçradı. Süleyman Çelebi’nin mevlid şiiri ise bu işi en uç noktaya taşıdı. Artık mevlid dini bir gece olarak İslam’a girmiş, mevlid şiiri ise Kur’an’a paralel bir dini metin olarak kabul görmüştür.

Mevlid veya diğer kandillerin kutlanmasında ne sakınca var?

Yukarıdaki soruyu birçokları soruyor. Elbette ki peygamberimizin doğum gününü kutlamakta bir zarar yok. Sonuçta toplumsal kutlamalar, şenlikler toplumu rahatlatan etkinliklerdir. Ancak ne zaman ki mevlid diye bir şiiri dini bir metin gibi kabul eder, camilerde Kur’an yerine mevlid şiiri okutur, bu kandilleri Allah’ın emriymiş gibi dini bir vecibe kabul ederseniz, bu kutlamayı arınma gecesine dönüştürür ve tüm günahlarınızın bir gecede silineceğine inanırsanız işte sorun başlar. Bu gecelerde nafile ibadetler yapılır ve şu unutulmamalıdır ki hiçbir nafile ibadet farz ibadetler gibi değildir. Allah günlük şu kadar vakit namaz kılın diyorsa ve siz buna riayet etmeyip yılın bir günü Allah’ın istemediği namazı 1000 rekat kılsanız bile bir anlam taşıyacağını sanmıyorum. Çünkü aslolan Allah’ın istediği vakitte istediği gibi ibadet etmektir.

Son olarak Süleyman Çelebi’nin Mevlid şiirinin içeriğinden bir kesit sunayım sizlere:
 

Merhaba, ey âl-i sultan merhaba!
Merhaba, ey kân-i irfan merhaba!

Merhaba, ey sırr-ı furkan merhaba!
Merhaba, ey derde derman merhaba!

Merhaba, ey rahmeten lil-âlemin!
Merhaba, sensin şefial müznibin!

Bütün dertlilerin dermanı sensin,
Cümle âlemlerin sultanı sensin.

Çünkü nurun ruşen etti âlemi,
Gül cemalin gülşen etti âlemi.

Yukarıdaki Mısralar şirk doludur. Kur’an derde dermanın Allah olduğunu söylerken mevlid bunun Hz. Muhammed olduğunu iddia eder. Hatta aşağıdaki mısralar her şeyi daha da açıklar.
 

Gel habibim sana aşık olmuşam
Cümle alem sana bende kılmışam

Yukarıdaki mısralar Kur’an’ı bilen her Müslüman için yüz kızartıcı olmalıdır. Çünkü Şirkin zirvesidir. Allah Hz. Muhammed’e yani kendi kuluna âşık olmuş. Bu ne kadar sapkın bir inanç. İkinci mısra da kabul edilemez. Bende kul demektir. Cümle âlem hepimiz Muhammed peygamberin kulu olarak Allah tarafından tayin edilmişiz. Hâlbuki Allah Kur’an’da Muhammed dâhil herkesin kendi kulu olduğunu söylüyor. Kelimeyi şehadette bile biz Muhammed Allah'ın kuludur deriz. Tıpkı bizim gibi. Kur’an’a hakaret dolu bu şiir dini bir metin gibi camilerimizde okutuluyor. Bu şirk dolu metinlerin camide okutulması ayrı bir fecaattir.

Bazıları Mevlid Kandili’nin gerekçesi olarak peygamber sevgisini gösterirler. Bu açıklama daha vahimdir. Çünkü bu şu demek Hz. Muhammed diğer peygamberlerden üstündür. Halbuki Kur’an peygamberler arasında fark gözetmememizi iki ayette net bir şekilde vurguluyor. Madem peygamber sevgisi var niçin diğer peygamberlerin mevlidi yani doğum günü kutlanmıyor? Kaldı ki hiç kimse Hz. Muhammed’in net doğum gününü de bilmiyor.

Gelelim Regaib Kandiline. Bu kandilin ise hiçbir dayanağı yoktur. Tamamen uydurma bir gece olduğu için ele almaya bile değmez. Aslına bakarsanız bu gecelerin kandil adı altında anılmaya başlama serüveni çok eski değildir. Bu geceler, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu II. Selim döneminde ilk defa kandiller eşliğinde kutlandığı için kandil geceleri adını alıyor.

Mirac Kandili: Peygamberimizin, bir gece vakti Kudüs’e gidişi oradan da göğün en tepesine çıkarak farklı âlemlere seyahat ettiği gece olduğu iddia ediliyor. Bu da temeli sağlam olmayan bir iddiadır. Peygamberin bir gece kudüse gittiği sonra Allah’ın katına çıktığı olay tamamen rivayetlere dayalı bir mitolojik efsanedir. O zamanlar bilim gelişmemiş, insan aklı bugün ki gibi sorgulayıcı ve kritik edebilen olgunluğa erişmemişti. Bir kere Allah her hangi bir gök katında değildir. Allah’ın bir gök apartmanın en son katında olduğu düşüncesi bilimin gelişmediği o dönemlerin çocuksu kafalarının uydurabildiği bir efsanedir. Bugün bilim bize mekânın big bang ile başladığını Allah’ın bir mekân içine hapsedilemeyeceğini gösterdi. Ama o dönemlerde Olimpos dağının eteklerinde yaşayan Zeus gibi bir Tanrı anlayışı olduğu için ancak böyle bir hikâye ortaya çıktı. Miraç olayı zerdüştlük, Yahudilik ve Hristiyanlıktaki göğe yükseliş motiflerinin İslam'a uyarlanmasından başka bir şey değildir.
 
Berat Kandili: Kur’an-ı Kerim’in dünya semasına indirildiği, kulların bir senelik hayatlarının gözden geçirildiği, Müslümanların ilahi af ve mağfirete nail olduğu gece olduğu iddiasındadır. Bu Kandil de hiçbir anlamı olmayan Kur’an ile çelişen bir iddiası vardır. “kulların bir senelik hayatlarının gözden geçirildiği” ifadesi son derece önemlidir. Allah’ın bir nüfus müdürü gibi tahayyül etmenin sonucudur hatta belki bir muhasebeci. Bu saçma iddia da 1000 yıl önceki toplumda yaşayan insanlar için normaldir. Sonuçta Allah’ın kudretini pek anlayacak bilgileri yoktu. Bilim bugün ki kadar gelişmemişti. Allah’ın senelik kayıt tutan ve kime neler olacağını planladığı bir Devlet Planlama Teşkilatı olarak düşünmeleri çocuksu olsa bile o dönem için normal karşılıyorum. Çünkü o gün ki insanlar da bugün ki insanlar gibi Kur’an okumuyor bu yüzden de içeriğinden haberdar olamıyordu. Kur’an’ın Allah’ını öğrenme fırsatları olamadı. İlahi af ve mağfiret bir geceye sığdırılamaz. Allah işlerini bir geceye sıkıştıran tembel öğrenci değildir. Kaldı ki zamanın Allah için bir önemi yoktur. Zaman bu evren içinde geçerli bir olgudur. Allah için gece ve gündüz diye bir tabir olamaz.

Kadir Gecesi: Kur’an-ı Kerim’in Peygamberimize indirilmeye başlandığı gecedir. İşte tek doğru iddia ancak yanlış çıkarımlar. Gerçekten de bu gece Kur’an’da geçer. Kur’an kadir gecesi denilen gece inmiştir. Ancak Kur’an bu gecenin tarihini vermez. Çünkü aslında bu gece Kur’an’da soyut anlamlıdır. Kadir gecesi peygamberin aydınlandığı gecedir. Biz ne zaman Kur’an ile aydınlanırsak bizim kadir gecemiz odur. Mustafa İslamoğlu’nun güzel bir sözü var: “Kur’an’ın size indiği gece kadir gecesidir” gerçekten de olayın özü budur.Her insanın Kadir Gecesi farklıdır. Fiziki anlamda bir geceden bahsetmez Kur’an. "Nereden biliyorsun soyut olduğunu" diyenlere de biraz daha açıklayalım. Bu noktada aklımızı kullanmamız yeterlidir. Türkiye’de Kadir gecesi şu gecedir deniliyor ve tarih veriliyor ancak Amerika’da aynı vakit gündüzdür. Japonya’da ise sabahtır vs. gibi örnekler çoğaltılabilir. Yani tüm dünyada aynı anda gece yok ki. Ancak bunun fiziki bir gece olduğunu iddia edip kutlama yaptıkları zaman Amerika’dan haberleri yoktu Müslümanların. Ya da Asya’nın kuzeyinden. Kur’an’ın evrensel olduğunu iddia ediyor ama çıkardıkları dini icatlar yüzünden Kur’an’ın evrenselliği sekteye uğruyordu. Dine yapılan bu zamlar yüzünden İslam Allah’ın dini profilinden uzaklaştıkça uzaklaştı. Çünkü Allah’ın Amerika kıtasından haberi vardı ve aynı anda her yerde gece olmadığını bildiği halde bir tarih verip bu geceyi kutlayın demezdi. Demedi de. Taki Müslümanlar Allah’ın dinine müdahale edinceye kadar.

Ayrıca düşünsenize Hicri takvime göre bugün ki Cuma gününün aynısına denk gelmek için 330 yıl geçmeli. Eğer kadir gecesi fiziki bir gece ise aynı gece 330 yılda bir gelir. Müslümanlar neye istinaden her yıl Kadir gecesini kutluyor? Elbette bunlara da anlamı boş açıklamaları vardır. Yok bu bir sembol falan vs. Eee madem sembol sen de fiziki bir gecenin kast edilmediğinin farkındasın niçin İslam’ı her geceye ve güne yaymak varken onu sınırlı gecelere mahkum ediyorsun?

Kandiller Kur’an’ı ve İslam’ı tüm yılın birkaç gecesine hapsetmekten başka bir anlamı yoktur. Tek karlı çıkanı ise GSM şirketleridir. Dinde arınma gecesi peyda etmenin anlamı yoktur. Hesap Günü tüm hesaplar görülecek af varsa orada ilan edilecek. Kur’an’ı tüm gecelerinize indirin aksi halde Kur’an’ı yılda bir iki kutsal gece ilan edip o gecelere mahkûm etmeniz Kur’an’ı diğer gecelerden uzaklaştırmanın sinsi bir yoludur.
 

6 Yorum

Nisan    Diyor ki:
23 Mart 2018 , 14:49:43

Emeğinize sağlık açıklayıcı ve faydalanabilecegimiz bir yazı olmuş

Admin    Diyor ki:
23 Mart 2018 , 18:35:41

Teşekkürler faydalı olduysa amacına ulaşmış olur

Naim65    Diyor ki:
23 Mart 2018 , 23:15:23

Yüreğine sağlık bra

Admin    Diyor ki:
24 Mart 2018 , 07:59:01

Teşekkürler Naim

emings1984@gmail.com    Diyor ki:
01 Haziran 2018 , 18:03:57

Öncellikle böylesine izahatlar ve deliller ve ayrıca mantıksızlıkları çözümlediğiniz için müteşekkir olmal görevimiz. İnsanların bilhassa inançsızlarn, kurguladıkları gerçek safsataları bir bir deşifre etmeniz fevkelade. Bu kadar mantıksız olmaları bir yana, bu hikayeleri 7 yaşındaki bir çocuk bike kabul etmekte zorlanır. Güzel Ahlakı tamamlayıcı olarak gönderilmiş peygambere söylenenlere sadece gülüp geçmek yeterli olacaktır zaten. Selametle

Admin    Diyor ki:
01 Haziran 2018 , 21:27:31

Katkınız için Teşekkürler



İyi İnsan; aklından kötülük geçirmeyen, saf insan değildir. İyi İnsan; her şeyin farkında olup, iyiliği tercih edendir.

En Son Yapılan Yorumlar