yukarı çık butonu
Kalemin Önemi

"Kalem sahiplerine düşen ilk vazife: telaş etmemek, öfkelenmemek, kin kışkırtıcısı olmamak. Halkı okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmak. Bir kılıcın kazandığı zaferi, başka bir kılıç yok edebilir. Kalemle yapılan fetihler, tarihe mal olur, tarihe, yani ebediyete" ( Kırk Ambar, Cemil Meriç)

          Yazarlarımız, aydınlarımız gerçek görevlerini toplumun diğer bölümü gibi unutmuş görünüyor. Bilinçsiz yığınların hoşlanmadığı bir olay karşısında şiddete başvurması gayet doğaldır. Bilinci ve bilgisi dahilinde olaya bakar duyguları eğitimsiz olduğu için hemen öfkelenir, kin duyar, anlamaya çalışmaz. Serseri bir bilince sahiptir. Lakin aydın ve yazar öyle mi ? Onların bilinci daha açıktır, şuurları sürekli tetiktedir, duygularını ifade ve kontrol de bizden daha yetkindirler. Yada olması gereken bu ve ben hayalimdeki aydını sunuyorum sizlere. Toplumda kin olduğunda aydın açıklamaları ile toplumu teskin etmeli, öfkeyi yatıştırmalı. Toplumu olgun , anlayışlı kılmaya çalışmalı ömrü boyunca. Bunu da toplumun bilgi seviyesini arttırmaya çalışarak yapmalı. Bilgi arttıkça bilinç de artacaktır. Tabi ki bilgili olmak her zaman bilinçli olmayı sağlamıyor fakat bilince giden başka bir yol da yok. Ama bizim aydınlarımız'ın kalemi de serseri bir bilince sahip. O da kin yağdırıyor kalemle. Öfke saçıyor yığınlara. Kendisi gibi düşünmeyen aydınları da ezip geçiyor, halkı da. Görevi düşünmek ve düşündürmek, sevmek ve sevdirmek, okumak ve okutmak olan aydınlarımız görevlerini unutmuş , kin kışkırtıcısı olmuş