Kadın’ın Sünnet Olmasını Allah Mı Emrediyor, Toplum Mu?

Bu konu kadar beni sinirlendiren çok az konu vardır. Hayatta en nefret ettiğim şey Allah ve onun elçileri olan peygamber adına iftira atmaktır. Bunu yapan insanları günahım kadar sevmiyorum. Kadın sünneti diye bir uygulama katiyen İslam’ın uygulaması değildir. Allah böyle bir işkenceyi insana emretmemiştir. Bu uygulama ilkel Afrika kabileleri ve Avrupa’nın ortaçağdan bile daha karanlıkta olduğu yıllardaki kabilelerin uygulamasıdır. Bu uygulamayı yalnızca Ortadoğu ve Afrika’da olduğunu sananlar yanılıyor. Batı'da bu konuda sınıfta kalmıştır.

Peki, Kur’an’da var olmayan bu uygulama dinimize nasıl ve kim sokmuştur? Kimin soktuğunu bilmiyorum. Bu konuda detaylı bir araştırma yapılması lazım. Ancak tahmin yürütmem gerekseydi şu fikri söylerdim: İslam yayılırken Afrika kıtasına giriş yapıldı ve orada bu ilkel uygulamayla karşılaşıldı. Daha sonra da Hadis adlı rivayetlerle peygamberimizin ağzına iliştirilerek İslam’a sokuldu. İşte o rivayet:
 

"Sünnet olmak (hitan), erkekler için bir sünnet (şiar) kadınlar için ise bir değer ve iyilik (mekrume)dir" (298 Ebû Dâvûd, edep 167; Müsned V/75)
Medine'de kadın sünnetçisi olarak bilinen Ümmü Atiyye isimli kadına da: "Fazla kesme ki, kadınlar daha cok lezzet alsınlar " kocaların da daha çok hoşuna gitsin" (Beyhakî, es-Sünenü`I-Kübr2 VN/324; Ayrıca bk. Siddik Hasan Han, Hüsnü`I-üsve 337)

Yukarıdaki rivayet kanınızı dondurmadıysa ya vicdanınızı kaybettiniz ya da insanlığınızı. Bu tür hadis adlı rivayetleri görünce beynime kan gitmediği de doğrudur. Yemin olsun hiçbir ateist ya da Muhammed peygamberden nefret eden başka bir inanca mensup bir şahıs peygamberimize bu hadisler kadar hakaret etmedi. Yukarıdaki sözü her kim söylediyse söylesin ama Muhammed peygamber kesinlikle söylememiştir. Çünkü Kuran’ın bize tanıttığı Muhammed ile yukarıdaki Muhammed aynı kişi değil. Yukarıdaki sözü uçkuruna düşkün ve kadını erkeğin haz malı olarak gören bir zihniyet tarafından söylenmiştir. Bir kere kadın sünnet olursa zaten artık zevk alamaz ki. Çünkü kadının vajinada zevk almasını sağlayan organ olan klitoris kesiliyor. Bu bir caniliktir. Kadını her açıdan köleleştiren toplum, kadını mutlu edecek her şeyi elinden almaya kararlıdır. Şimdi gelelim bu vahşiliği biraz daha tanıtmaya.

Kadın sünneti tıbbi gerekçe olmaksızın, Vajinanın bir kısmının(klitorisin) ya da tümünün alınmasıdır. Kadınlar ve kız çocukları için çok ciddi bir insan hakları ihlalidir. Birçok kuruluş bu olayı genital sakatlama olarak adlandırılmaktadır. UNICEF’in 2013’te yayınladığı kadın sünneti raporuna göre dünyada 125 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda.  Milyonlarca kız ise tehlike içindedir.

Peki En Çok Hangi Ülkelerde Görülüyor?

Afrika ve Ortadoğu’da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso. Somali’deki kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 98’i sünnet edilmiş. ABD'de kadın sünneti 1996 yılında yasaklandı. İngiltere'de ise yaklaşık 30 küsür yıl önce yasaklandı. Kadın sünnetinin en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Nijerya'da, kadın sünneti geçtiğimiz yıllarda (2015) yasaklandı.

Kadın Sünnetinin Faydası Var Mı?

Elbette ki hiçbir faydası olmadığı gibi birçok zararı da var. Zaten sözde Müslüman ülkelerde anne ve babalara “sünnet çok yararlıdır, kızlarınızın sağlığı için bu şart” diyerek ebeveynleri 21.yy.da kandırmaktadırlar. Sünnetler çoğunlukla ilkel metodlarla, bazı yerlerde ise hastanelerde yapılmakta. Pek çok seferinde aletlerin tek kullanımlık olmaması AIDS ve sarılık gibi hastalıkların yayılmasına sebep oluyor. Kadınlar enfeksiyon kapabiliyor ve hatta idrar yolları ve yumurtalıkları iltihaplanıyor. Sünnetler esnasında kan kaybından ölen kadınlara da rastlanılıyor. Kadın sünnetinin fiziksel etkileri kadar psikolojik etkileri de var. Böyle bir uygulamaya maruz bırakılan kadınlar, cezalandırıldıklarını ve ailelerinin ihanetine uğradıklarını düşünebiliyorlar. Nitekim zaten, kadını kontrol altına almak ve cinsel açıdan etkisiz hale getirmek için yapılan bu uygulama, tam olarak bir cezalandırma yöntemi.

Şunu iyi bilin ki kadın sünneti, kadının seksten alacağı zevki azaltmak için yapılıyor. Arka planda bu sebepten başka sebep olduğunu düşünmüyorum. Birçok insan yok kadınlığa geçiş seremonisi falan gibi sosyolojik açıklama getirmeye çalışsa da ben asıl amacın kadını mutlu edecek her şeyini toplumun onun elinden alma çabası olarak yorumluyorum.

Peki, Bu Çağda İnsanlar Buna Nasıl İkna Ediliyor?

Arkadaşlar bu dünyada kandırılması en kolay varlık insandır diyebiliriz. Çünkü İnsanlar kendisinden daha yetkin insanlara güvenirler. Mesela insanlar doktorlara güvenirler. Ancak doktorun insan olduğunu daha fazla para kazanmak için şerefini satacağına inanmak istemezler. Bugün bilinen bir gerçek ki bazı doktorlar ameliyat parası almak için hiçbir sıkıntısı olmayan insanlara “siz ameliyat olmalısınız” diyerek insanları kandırıyor. Bazı doktorlar ise ilaç firmaları ile anlaşmalı olduğu için insanlara hastalığıyla alakasız ilaçlar yazıyor. Bir insan asla ama asla işi ticarete dökmüş bir meslek erbabına yüzde yüz iman(güven) etmemelidir. Bu sünnet olayından kazanılan paranın haddi hesabı yoktur. Bu yüzden doktorlar sünnetin yararlı olduğu yalanını söylüyorlar. Lütfen bir Müslüman olarak ya da insan olarak aklınızı çalıştırın. Daha fazla kazanacaklarını ve insanları inandıracaklarını bilseler iki böbreğinizden birinin fazla olduğunu bile söylerler. Kapitalizmin insan şerefini satın aldığı bir dünyada ben Allah’tan başka hiç kimseye güvenmiyorum. İnsanları; televizyon, basın, bu kazanç çarkının tetikçi yazarları ve yobaz dinciler kandırıyor. Mesela Malezya’da anne babalara “sünnet kızınızın sağlığı için olmaza olmaz” deniliyor. Kızlarının sağlığını düşünen ebevyn kandırıldıklarından habersiz çocuklarını hastaneye götürüyor. Hatta sanki bilim bunu destekliyormuş gibi dergiler hazırladıklarını bile gördüm. Dergide bilimsel terimler, şekilli açıklamalar.

Bilim, günümüzde daha fazla para kazanmak isteyen iş adamlarının tekeline girmiştir. Bu noktada hem teistler hem de ateistler işbirliğine gitmek zorundadır. Ateistler "dindarlara din bir afyondur, zararlıdır" deyip dindarlarla çatışmamalı. Dindarlar da "bilim bir afyondur, bakın bilim insanları insanları nasıl kandırıyor" deyip ateistler ile çatışmamalıdır. Asıl düşman ortaktır. Zengin para babaları. Zengin iş adamları akılsız dindara din satarken, akılsız ateiste de bilim adı altında kendi ürününü satmaktadır. Kazanan zenginler, kaybeden dindarlar ve ateistlerdir. Onlar paralarını sayarken dindarlar ile ateistler birbine girmekle meşguldur. Din yanlış kullanıldığında nasıl bir zehir halini alıyorsa, bilim de yukarıdaki doktor örneğimde olduğu gibi kötü kullanıldığında bir afyona dönüşür. Bir Müslüman aklını kullanmak zorundadır. Bilim insanlarının bazıları belki de yüksek bir kısmı endüstrinin emrine girmiştir. Delilleri görmeden hiç kimseye inanmayın. Kur’an ne diyor: “İnanan bir delille inansın, reddeden bir delille reddetsin” Bir İnsan olarak bu vahşete dur diyelim. Hem ülkemizde hem bu işin yapıldığı ülkelerde halkı bilinçlendirelim. Maddi gücü olan insanlar, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine gidip bu konuda halkı uyandırmalıdır. Konferanslar verilmeli. Bu konuda özellikle erkeklere çok büyük rol düşüyor. Bu vahşete sessiz kalmayın. Dünyayı devraldığımız halden daha iyi bir şekilde devretmezsek insan olmayı nasıl hak ederiz? Unutmayın Allah sadece insan(olmayı başaran)lara cenneti vaat etmiştir.

 


Bilim insanının gayesi doğruyu öğrenmekse, kendini okuduğu her şeye düşman etmelidir.

En Son Yapılan Yorumlar