İslam Şahitlikte İki Kadını Bir Erkeğe Eşit Tutuyor Yalanı

İslama göre şahitlik konusunda iki Müslüman kadının bir Müslüman erkeğe eşit olduğu inanışı tamamen Kur'an'a ve onun sunduğu rehberliğe bir iftiradır. Kur'an ve İslam her noktada kadın erkek eşitliğine vurgu yapar. Ama kadın erkek değerlendirmesini eşitlik üzerinden değil adalet üzerinden inşa eder. Çünkü kadın ve erkek hem nicelik hem de nitelik olarak farklıdır. Bu konu önemli çünkü kendisini islam bilgini sanan bazı karanlık odaklar ya da cahil müslüman erkekler ayetleri türkçeye yanlış çevirerek ya da ayetin yarısını verip diğer yarısını gizleyerek erkeğin kadından üstün olduğunu yüzyıllardır  ispatlamaya çalışıyorlar. Çünkü bu erkeklerin çıkarlarına hizmet ediyor. En üzücü olan şey ise çoğu müslümanın bu yalan rüzgarına kapılması ve o rüzgarın götürdüğü yere savrulması. Bu iftiraya delil gösterilen ayet şu:
 

"Siz ey iman edenler! Birbirinizle vadeli borçlanmaya girdiğiniz zaman, bunu belgeleyin. Onu, aranızdan adil bir yazıcı kaydetsin! Ve hiçbir yazıcı Allah’ın öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın! Borçlu olan taraf borcunu kaydettirsin, Rabbi olan Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olsun ve borcundan hiçbir şey eksiltmesin! Ve eğer borçlu akli ve bedeni bakımdan yetersizse ya da kendisi kaydettirecek durumda değilse, o zaman onun velisi borcunu adil bir şekilde kaydettirsin! Ve erkeklerinizden iki kişinin şahitliğine başvurun! Eğer iki erkek bulunmazsa, bu durumda doğruluğundan emin olduğunuz kimselerden bir erkekle iki kadını şahit tutun ki ikisinden biri şaşırır, unutur, yanılırsa diğeri ona hatırlatabilsin! Ve şahitler de çağrıldıklarında kaçınmasınlar! Küçük büyük olduğuna bakmaksızın, vadesiyle birlikte yazmaya üşenmeyin: Bu Allah katında daha adil, ispatlama açısından daha güvenilir ve kuşkuya kapılmamanız açısından daha uygun olandır. Fakat eğer ticari işleminiz aranızda karşılıklı peşin muameleye dayanıyorsa, onu belgelememenizde size herhangi bir vebal yoktur. Birbirinizle alışveriş yapacağınız zaman şahit bulundurun; ancak yazan da şahit de bir zarara uğramasın! Zira eğer zarar verirseniz, işte bu aleyhinize bir çıkış olacaktır. Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; zira Allah sizi eğitiyor: zaten her şeyi en iyi bilen de Allah’tır." (HAYAT KİTABI KUR’AN MEALİ- BAKARA, 282)


Evet kitleleri bir yalanın ardından sürükleyen ayet budur. Dikkat ettiyseniz ayetin sadece bir kısmını alıp insanlara sunuyorlar. Çünkü tüm ayeti insanlara sunmak algı oluşturmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüyor. Ayet baştan başa  borçlar hukukunu oluşturmaya yöneliktir. 2 kadın= 1 erkek formülü ile yakından uzaktan bir bağı yoktur. Ayetin konusu kadın erkek eşitliği değil zaten. Borçlar hukukunda adaleti sağlamamız açısından bize hukuk dersi veriliyor. Ayetin sonunda  Allah'ın bizi eğittiğini ifade etmesinin sebebi bundan.  Ayeti anlamak için incelemeye başlayalım.

İlk olarak ayet iki kadının bir erkeğe denk sayılmasıyla alakalı değil Allah’ın haksızlığı önleyip adaleti sağlama konusundaki titiz yaklaşımıdır. Konu eşitlik değil adalettir yani. Bunun iyi anlaşılması gerekiyor. Kadınlar tarih boyunca  ya kendi tercihleriyle ya da  erkeklerin totaliter  tutumları sonucunda ticari faaliyetlere aktif bir katılımda bulunamadı. Ben kendi  tercihleriyle ticari hayattan uzak kaldığı kanısında değilim ikinci tercih yani totaliter baskılar yüzününden  ticari hayattan uzak kaldıkları görüşü kafamda bariz bir üstünlük kuruyor. Yani bu, kadının ticaret  ve ticari anlaşmalar konusundaki bilgisizliğinden kaynaklanabilecek muhtemel hataları önleyici bir tedbirdir. Zaten ayette geçen "Tadılle" kelimesi "unutma, yanılma, şaşırma, haktan sapma" anlamlarının tümüne birden gelir. Bir başka sebebi de mali konularda insanların çok acımasız olmalarıdır. Para için insanların yapmayacağı baskı ve yapmayacağı  tehdit yoktur. Kadının üzerindeki bu yoğun baskıyı azaltmak ve kadının kendini duygusal açıdan  yalnız hissetmesini engellemek için de böyle bir uygulamaya gidilmiştir.

Şimdi biraz daha ayetin derinlerine doğru uzanalım. "Eğer iki erkek bulunmazsa, bu durumda doğruluğundan emin olduğunuz kimselerden bir erkekle iki kadını şahit tutun ki ikisinden biri şaşırır, unutur, yanılırsa diğeri ona hatırlatabilsin!" ayetin bu kısmına son derece dikkat edin. Eğer kadınlardan biri şaşırır ve unutursa doğal olarak iki olan kadın şahit sayısı teke düşecek ve sadece bir erkekle bir kadın şahit olarak kalacaktır. Kur'an bilgisi güçlü olmayan her kadın bu ayeti duyduğunda  islama karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Özellikle bu eğitimli ve ticari hayatta kendi parasını kazanan bayanlar arasında görülen bir durumdur. Bu ayeti  din düşmanlarından ya da dini kendi çıkarları için kullanan erkeklerden duydukları için islama küsmekte ya da derin bir kırgınlık yaşamaktadırlar. 21. yüzyıldaki  kadınların zihni, kadınlara büyük bir oyun oynamaktadır. Aslında zihinlerinde ki bu yanılgıyı oluşturmak isteyen binlerce güç odağı var. Medya, kitaplar vs.. benzeri araçlarla zihin yönetimi yapmayı başardılar. Çünkü bu güç odakları  kadınların sanki kur'an birkaç yıl önce inmiş gibi düşünmelerini sağladılar. Halbuki Kur’an'ın birkaç yıl önce inmedi. Kur’anın bugünki gibi kadının ticari hayatın vazgeçilmez bir unsuru olduğu bir yüzyılda indiğini sananaları gördükçe yapılan algının ne denli etkisini gösterdiğini üzülerek izliyorum. Kur’an yaklaşık 1450 küsür yıl önce indi. O günün tüm egemen devletlerine bakın. Romaya, irana, mısıra ve diğerlerine... Kadının değil ticari hayatı insani bir yaşantısı bile yoktu. Kadın ticari hayata dahil edilmezdi. Kadının insan olup olmadığını bile tartışan toplumlar ve filozoflar vardı. Arabistan kültüründe de durum pek farklı değildi. Kadın faşist erkek  egemenliği altında ezilen taraftı. Kur’an böyle bir dünyada devrim niteliğinde bir karar veriyor ve kadını ticari hayata sevk ederek erkeklerin kadından aldığı şahitlik hakkını geri veriyor. Günümüz kadınları olaya böyle yaklaşmalıdır. Kur’an sanki ticari hayata aktif katılan kadınlarla dolu olan bu yüzyılda inmiş bir ilahi emir olarak görülmemeli kadınlar kur'an'ın indiği devrin şartlarından başlayarak günümüze gelen bir süreç olduğunu idrak etmeliler. Kadınların iş hayatına dahil edilmesinin tarihi daha yepyenidir. Sanayi devriminden sonra 1800’lü yıllarda bu  gerçekleşti. Tarihi yepyenidir dememin sebebi ticarette erkek egemen dönemin yaklaşık 200.000 bin yıl sürmesiydi.
Gelelim ana konuya bazı kadınlara yukarda söylediğim şeyler mantıklı gelmemiş olabilir. Bu yüzden son olarak onlara Kur’an’ın şahitlikte iki kadını bir erkeğe denk tutmadığını ispatlayan ayetleri vereceğim. Kur’an bire iki oranını asla ama asla ilke olarak kabul etmez. Şimdi delillerimi sıralayacağım:

1-   Kur’an Nisa 15'inci ayetinde  Zina davasında kadın veya erkek olmasına bakılmaksızın dört şahit ister. Yani birinin zina ettiğinin ispatlanması için kadın ya da erkek fark etmez dört  şahit istenir. Eğer şahitlikte iki kadın bir erkek  kuralı olsaydı ,kur’an zinada kadın şahitlerden sekiz tane isterdi
 

"Hayasızlık sergiliyen kadınlarınıza gelince: aranızda onlar için dört şahit gösterin! Ve eğer bunlar onun için şahitlik yaparlarsa, ölüm gelinceye ya da Allah onların lehine bir yol gösterinceye kadar evlerde hapsedin!" (QURAN-NİSA,15)


2-   Nur suresi 4,5,6,7 ve 8. ayetler de birbirlerine zina iddiasında bulunan kadınlar ve erkekler Allah’ı şahit göstermek için yemine çağrılır. Bu olaya İslam hukukunda mualene denir. Erkek 4 kez yemin eder 5'incisinde Allah’ın laneti üzerime olsun der. Kadın da aynısını yapar. Eğer kadın ve erkeğin şahitliğinde fark olsaydı erkek 4 kez yemin ederken kadının 8 kez yemin etmesi gerekirdi. İşte o ayetler:
 

"İffetli kadınları (zinayla) suçlayıp da, ardından buna dört tanık getirmeyen kimselere gelince: işte böylelerine seksen celde vurun, bir daha da onların tanıklığını kabul etmeyin: zira gerçekte kötü yola düşenler işte bunlardır.(4) Ancak bunun ardından tevbe edip kendilerini düzeltenler bunun dışındadır; iyi bilin ki Allah tarifsiz bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.(5) Bir de, kendilerinden başka tanıkları olmadığı halde eşlerini (zinayla) suçlayan kimseler var. İşte bu tür kişilerin her birine düşen, dört kez kendisinin doğru söylediğine Allah’ı tanık tutarak şehadette bulunmaktır; (6) beşincisinde ise, eğer yalancılardan biriyse Allah’ın lanetinin üzerine olmasını (ister) (7) (suçlanan eşin) Allah’ı tanık tutarak dört kez (kocasının) yalan söylediğine dair şehadette bulunması, cezayı kendisinden düşürür;(8)" (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ- NUR, 4,5,6,7,8)


3-   Talak suresinde 2'inci ayette boşanma olayı için iki şahit istenir ve kadın erkek ayrımı yapılmaz. Eğer iki erkek bulamayıp tek erkek bulduysanız diğer erkeğin yerine  iki kadın getirin ya da iki erkek yoksa dört kadın bulun denmemiştir. İşte o ayet:
 

"İmdi, sürelerinin sonuna yaklaştıklarında ya onları meşru bir biçimde tutun, ya da meşru bir biçimde ayırın; ve siz(in toplumunuz) dan iki kişiye de şahit olarak bulundurun; ve (hepiniz) şahitliği Allah için dürüstçe yapın! Bakın, bütün bunlar, Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere verilen bir öğüttür. Ve her kim Allah’a karşı sorumluluğun bilincinde olursa, O onun için bir kapı aralar." (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ- TALAK,2)


4-    Maide 106. ayette vasiyet için şahitlik konusu işlenir.  Sizden olmayan iki şahitten söz eder. Yani Müslüman olmayıp dürüstlüğüne ve adilliğine inanılan iki kişiyi de şahitlik için getirebileceğimizden söz edilir. Yani Müslüman olmayan bir erkek  ya da kadın farketmez müslüman olan iki kadına denk mi olur ?. Tabi ki hayır. Müslüman olmayan bir insanla (kadın erkek farketmez) müslüman olan bir insan(kadın erkek farketmez) eşittir. Vasiyet şahitliğinde Müslüman  ya da  müslüman olmayan iki insan şahitlik için getirilebilir. Tabi cinsiyet önemli değilldir. sadece dürüstlük şartı aranır. İşte o ayet:
 

"Siz ey iman edenler! Ölüm size yaklaştığında yapacağınız vasiyet sırasında şahitler bulundurun: kendi aranızdan dürüst iki kişi, ya da seyahattayken ölüm emareleri gelip sizi bulursa, (adil şahitliğe) davetten sonra, sizden olmayan öteki iki kişiyi alıkoyun, eğer içinize bir kuşku düşerse onlara Allah adına şöyle yemin ettirin: Akraba hatrına da olsa, hiçbir bedel karşılığında sözümüzü satmayacağız ve Allah’ın bildiğini gizlemeyeceğiz; eğer böyle yaparsak günahkar biz olmuş oluruz." (HAYAT KİTABI KURAN MEALİ- MAİDE,106)

 
 
Sonuç olarak Ticaret akdi(sözleşmesi) özel bir durum olup halen dünyada bulunun çoğu kadının uzak kaldığı bir konu olduğu ve kadını mali konulardaki ağır baskılara karşı yalnız bırakmamak için Allah tarafından böyle bir özel uygulamaya gidilmiş ve şahitlik için iki kadın bulundurulması uygun görülmüştür . Fakat Kur’an'da 5 delil ile gösterdiğimiz gibi diğer şahitlik sözleşmelerinde Allah böyle bir duruma gerek görmemiş hatta vasiyet şahitliği için müslüman olmayan insanların bile şahitliğine güvenebileceğimizi bildirmiştir. Yani ticari şahitlikte görülen erkek egemen dünyanın sebebiyet verdiği özel bir durum (Kadının ticari hayatta fazla yer almaması) varken diğer tüm şahitliklerde cinsiyet ayrımı gözetmeksizin şahit istenir. Bir diğer önemli nokta ise Kur’an bu yüzyılda inmedi bu ayetler indiğinde kadının ticarette şahitliğinin söz konusu bile olmadığı bir dünya vardı. Kur’an kadına bu hakkı tekrar tanıdı. Fakat bu hakkı verirken kadınların bu konudaki tecrübesizliğini de görmezden gelmedi ve adalet noktasında titiz bir seçim ortaya koydu. Allah insanı en iyi  bilendir bu yüzden koyduğu bu kural yarattığı canlıyı çok iyi tanımasındandır.

 


Kızlarını okutmayan millet oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir (Tevfik Fikret)

En Son Yapılan Yorumlar