İslam’da Muska ve Nazarın Yeri Var Mıdır?

Muska, büyü veya nazar karşısında koruma yaptığı iddia edilen; Kur’an ayetleri, Arapça dua ya da Arapça normal yazılardan oluşan belge veya nesnedir. İslam’da muska denilen bir belge yoktur. Kur’an, muska ve etkilerinden hiç bahsetmez. Çünkü İslam’a ait olduğunu söylenen diğer birçok şey gibi bu da ilkel inançlardan bize geçmiştir. Muska vb. büyü koruma nesnelerinin putperest kültürlerden günümüze geldiği bilinen bir gerçektir. Hatta Antik Mısır ve Roma’da muska benzeri cisimler, tılsımlar büyük bir önem taşımıştır.

İlk olarak muskanın koruduğunu iddia ettikleri iki şey var: Nazar ve büyü. İşin komik tarafı nazar denilen olay tamamıyla insan uydurması olmasıdır. Nazarın var olduğuna dair ne bir bilimsel çalışma ne de dini bir bilgi elimizde yoktur. Bu noktada getirilen uydurma hadisler dinin kaynağı olamaz. Bu hurafe Kur’an’da geçmez. İnsan korku ve kaygılarının ürünüdür. Eğer ilerde bilim nazara inanan birinin psikolojik olarak nazara maruz kalması olasıdır derse bile bundan kurtulmanın yolu muska değil psikolojik destek merkezleridir. Yani o şahıs doktora gitmelidir. Kur’an hiçbir ayetinde tıp doktoru olduğunu ve psikolojik hastalıkları tedavi ettiğini iddia etmez. Nazar uydurma olduğuna göre nazardan koruyan cisim olan muskanın da uydurma olduğu aşikârdır.

Nazardan koruduğu iddia edilen ayet var mıdır?

Birazdan muskacıların nazardan bahseden ve koruyan ayet olduğunu iddia ettikleri ayeti vereceğim ancak izninizle nazarın tanımını yapalım. Nazar, kişinin kıskançlık, haset dolu bakışla bakıp başkasında var olup kendisinde var olmayan şeylere imrenmesi onları arzulaması olayıdır. Muskacıların nazardan korusun diye yazdıkları ayet Kalem 51
 

O inkâr edenler, zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. “O, gerçekten bir delidir” (KALEM 51)

“seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi” ifadesini nazara delil gösteriyorlar. Ancak bu ayetin nazarla hiçbir alakası yoktur. Çünkü nazarda başkasında olan iyi şeyi arzulama vardır. Hangi insan bir deliye nazarla bakar? Kim deliliği arzular? Ayette bir mecaz kullanılıyor. Amaç peygamberimize olan öfkenin ne denli büyük olduğunu bize aktarmak. Adamların öfkesi o kadar büyük ki o enerji ile neredeyse peygamberimizi devirecekler diyor Allah. Ve ayetin devamında peygamberimize mecnun (deli) dediklerini aktarıyor ayet. İnkâr edenler bir deliyi mi kıskanacak ve nazar değdirecek? Bu ayetin nazarla hiçbir alakası yoktur.

Muska büyüden ve cinlerden korur mu?

Kur’an ve Muhammed peygamber ve hatta tüm peygamberler mistisizm ile savaşmış insanları akla, mantığa, gerçeğe ve bilime davet etmişlerdir. Kur’an’da yüzlerce ayette peygamberler insanları akletmeye ve hakikate (gerçeğe) çağırır. Kur’an defaten ayetlerinde büyü diye bir şeyin olmadığını bu adamların bize yaptığı şeyin illüzyon olduğunu yani sadece bizi kandırdıklarını söyler ve yine bizi akla ve bilime davet eder. Büyü olmadığı için büyüden korunmak için gerekli olan nesne yani muska diye bir şey de olamaz.

Sihir ve Büyü var mıdır linkini verdiğim bu yazımda sihir ve büyünün olmadığını açıklamaya çalışmıştım. Muhammed peygamberin büyülendiği ve bunun üzerine Felak ve Nas surelerinin geldiğini iddia eden hadisçiler çelişkili ifadeler içinde bocalamaktadır. Çünkü Felak ve Nas surelerinin Mekke’de peygamberliğin ilk dönemlerinde geldiğini söylüyorlar. Peygamberimize büyü yapıldığı iddia edilen yer ise Medine’dir. Yani anlayacağınız yalan bile söylemeyi bilmiyorlar. Cahil Müslümanları büyüye inandırmak için Muhammed peygamberin büyülendiğini ve yazacakları muskaya kaynak olsun diye Nas ve Felak surelerinin bu yüzden indiği yalanını söylüyorlar ancak büyü için indiği iddia edilen ayetler Mekke’de inmiş büyü ise Medine’de yapılmış yani Nas ve Felak’ın inişinden onlarca yıl sonra gerçekleşmiştir. Tabi ki bu büyük bir iftiradır. Büyü diye bir şey olmadığından Muhammed peygambere yapılmış da olamaz. Büyü olsaydı bile Allah kendi peygamberini bundan koruyacak güçtedir. Şimdi size Kur’an’ın büyüyü reddettiği ayetleri vereyim
 

“Ey Musa! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” (57) “Biz de sana karşı onun gibi bir sihirle geleceğiz. Bunun için seninle bizim aramızda bir mekân ve zaman tayin et ki bize de sana da eşit şekilde uygun olsun” (58) “Buluşma vaktimiz, süs günü (ulusal bayram ya da festival) insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi (59) Bunun üzerine Firavun ayrılıp, tuzak kurucularını topladı, sonra geldi (60) Musa: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Uyduranlar umutsuzluğa uğramıştır” (61) Derken aralarında tartışarak plan yaptılar, fakat bunu gizlediler (62) diyorlardı ki: “şüphesiz bu ikisi, sihirleriyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve sizin oluşturduğunuz ideal yaşam tarzınıza son vermek isteyen büyücülerden başkası değil!” (63) İşte bu nedenle, tüm hile ve tuzaklarınızı bir araya getirecek tek saf halinde üzerlerine gidin; zira bugün galip gelen taraf, kesin bir başarı kazanmış olacaktır. (64) “Ey Musa! Ya sen at ya da biz önce atanlardan olalım” dediler. (65) “Önce siz atın” dedi. Bir de ne görsün, ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı hareket ediyormuş gibi geldi (66) Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti (67) Ona korkma dedik, şüphe yok ki sonunda üstün gelecek olan sen olacaksın, elbette sen! (68) sağ elindekini at ki, yaptıklarını yutuversin. Çünkü onların yaptığı, sihirbazların gözbağcılığından başka bir şey değil. Kaldı ki, bir sihirbaz ne amaç güderse gütsün, asla kalıcı bir başarı elde edemez.(69) Nihayet sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik! (70) (TAHA 57-70)

Bu ayetlerde iki kesime hitap var: Sihirbazlık ile uğraşanlara ve bunlara inanlara. Yukarıdaki ayetlerde Musa ile Firavun arasında bir düello belirleme diyaloğu anlatılır. Akabinde sihirbaz olduğunu iddia edenlerle Firavun halkın olduğu bir mekânda ve tam da festival günlerinde buluşmak için Musa ile anlaşırlar. Taha 60 aslında sihirbaz ve büyücülerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarır ve der ki “Bunun üzerine Firavun ayrılıp, tuzak kurucularını topladı, sonra geldi” bakın Kur’an, büyücüleri olağanüstü efsunlu kişiler olarak görmüyor sadece birer tuzak kurucu olduklarından bahsediyor. Akabinde Musa: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Uyduranlar umutsuzluğa uğramıştır” diyor. Yani sihirbazların büyücülük iddiasını yalancılık olarak görüyor ve yüzlerine vuruyor

Yukarıdaki en önemli ayet şüphesiz Taha 66’dır “Önce siz atın” dedi. Bir de ne görsün, ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı hareket ediyormuş gibi geldi” dikkat ederseniz ayette bu illüzyonistlerin yaptıklarının sadece birer göz bağı olduğunu ifade ediyor. Yani David Copperfield numaraları. Ne diyor ayette “ediyormuş gibi geldi” yani aslında böyle bir şey olmuyordu sadece adamlar bu numaralarda ustaydılar ve insanlara gerçekmiş gibi görünen bir takım şeyler gösterdiler. Tıpkı bugün insanı ortadan ikiye ayırma numaraları gibi. Gerçekte ikiye ayrılmıyorlar ama izleyen öyleymiş gibi algılıyor. Tabi bir sonraki ayette Musa’nın bile bu şarlatanlara inandığını ve korktuğunu ifade ediyor ve Allah Musa’yı teskin ediyor.

İşte can alıcı ayet “Çünkü onların yaptığı, sihirbazların gözbağcılığından başka bir şey değil” yani Allah büyücülük ve sihirbazlık iddiasında bulunan kişilerin sahtekâr olduğunu gerçekte böyle şeylerin olmadığını bildirdiği ayet. Ayet çok önemli bir mesajla devam ediyor “Kaldı ki, bir sihirbaz ne amaç güderse gütsün, asla kalıcı bir başarı elde edemez” Yani er ya da geç numarası anlaşılacaktır. Sihirbazlıkla ömür tüketmek boşunadır. Sihirbazlığa meyledenlere bir öğüt var. Ne yaparsan yap illüzyondan fazlasını yapamayacaksın diyor ve âdete şunu ifade ediyor Harry Potter izleyip gaza gelmeyin onlar sadece filmlerde olur smiley

Verdiğim son ayet şu şekilde “Nihayet sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik!” Büyücülük iddiasından saniyeler içinde vazgeçerek yalancı olduklarını itiraf etmelerine ne sebep oldu? Bu konuda benim yorumum şu şekilde: Musa bu illüzyonistlerden başka hiç kimsenin bilemeyeceği numaralarını ve düzeneklerinin nasıl çalıştığını Allah’tan öğrendi ve halkın içinde bunu ifşa etti. Dehşete kapılan bu sihirbazlarımız bunun Tanrı işi olduğuna kani oldular ve tevbe ettiler. “sağ elindekini at ki, yaptıklarını yutuversin.” Ayetini ben bu şekilde anlıyorum. Foyalarını meydana çıkardı Musa. Tabi siz başka yerlerde bu ayetlere bakarsanız Sünni din adamları yok Musa asa attı ejderha oldu diğerlerinin yılanlarını yuttu falan vs. masalsı bir sürü uydurma efsane işitirsiniz. Ancak onlar ayetleri çarpıtıp kendi kitaplarındaki masalları ve mitolojileri Kur’an’a yamamaya çalışıyorlar. Çok önemli bir ayet daha vereyim.
 

Doğrusu Biz Musa’yı mesajlarımızla ve apaçık bir belgeyle elçi göndermiştik. (23) Firavun’a, Haman’a ve Karun’a. Fakat onlar Yalancı sihirbazın teki demişlerdi. (24) (MÜMİN 23-24)

Allah aşkına bakın. Firavun Musa’yı düelloya çağırdığı zaman sihre ve büyüye inanıyormuş gibi davranıyordu. Aslında büyü diye bir şeyin olmadığını da biliyor. Allah onu Mümin suresi 24’te ifşa ediyor. Musa’nın yalancı bir sihirbaz olduğunu söylüyor. Yani onun da kendi sihirbazları gibi numaralar öğrenmiş bir illüzyonist olarak görüyor. Zariyat 52’de oldukça dikkat çekicidir.
 

İşte böyle! Onlardan öncekiler, kendilerine gelen her peygambere mutlaka sihirbaz ya da mecnun dediler (ZARİYAT 52)

Baksanıza Kur’an peygamberlerin tamamına toplumu tarafından sihirbaz, büyücü yaftasının atıldığını söyler. Demek ki toplum kendi gibi düşünmeyen ve toplumları etkileyen marjinal insanları büyücü olarak yaftalıyor. Hatırlayın Orta Çağ’da Avrupa’da ve birkaç asır öncesi Amerika’da kadınlara cadı denmiş büyücülükle suçlamış ve yakmışlardı. Hatırlayın bin yıl önce halüsinasyon gören sağlığı bozuk insanların içine cin veya şeytan girmiş deyip yaktıkları günleri. Büyü ve sihir olmadığına ya da cin vb şeylerin bizlere musallat olmadıklarını Kur’an ve bilim sayesinde artık biliyoruz. Şu halde olmayan şeyi koruyan muska da nedir?

Bir arkadaşım bu yıl bana muska getirmişti. Aç içinde ne var diye. Bende içini açtım ve Arapça Allah, Muhammed ve Allah’ın sıfatlarının yazıldığını gördüm. Yani anlayacağınız uyduruk bir Arapçayla birkaç Arapça kelime yazmıştı o kadar. Ama insanlara sorsanız çok efsunlu kelimeler. Ben anlamıyorum Arapça niçin insanlara efsunlu, korkunç büyülerin yapıldığı ve bozulduğu bir dil olarak görünüyor? Muska yapan istisnasız herkes yalancıdır. Yazdığı şeyler normal ayetler ya da Arapça birkaç kelime. Hiçbir gizemi, efsunu yok. Kur’an büyü yapma ya da bozma kitabı değildir. Müslümanlar bunu yaparak Kur’an’ı aşağıladıklarının farkında değil mi? Kur’an âlemlere gerçeği hatırlatma misyonunu yüklenmiş bir kitaptır, büyü yapboz kitabı değildir.

Muska yapıp bundan para kazanan insanlar açıkça haram lokmayı boğazlarına tıktıklarını elbette biliyorlar. Benim istediğim sizlerin bu şarlatanların yanlarına gitmemeniz. Allah adına düşünün eğer büyü ve sihir gerçekten var olsaydı ve bu işin yolu muskadan geçiyor olsaydı ve muskanın içine de ayet yazılıyorsa niçin Allah’ın ayetlerini parayla satıyorlar? Allah Kur’an’da ayetlerini az bir para karşılığı satan insanlara cehennemi vaat etmiyor mu? Aklımızı kullanmazsak Allah bizi pisliğe mahkûm eder (yunus 100) Kur’an’da büyüden koruyan ayet diye bir ayet yoktur. Şu halde bu muskacılar hangi ayetleri ve duaları yazacaklarını yani bu ilmi kimden öğrendiler? Ebetteki halkı dolandıran ustalarından bu sahtekârlığı öğrendiler. Geçmişten beridir bazı insanlar şizofrendir, bazı insanlar halüsinasyon görmüştür. Bunlar bu hayatın gizemi değil tıbbi sağlık sorunlarıdır. İçinize cin girmiş diyenlere umut bağlamayın. Doğrudur. Hastaneler her hastalığı çözemiyor. Ancak bu sizi büyük yanlışlara sürüklemesin. Muskacılar size şifa değil umut satıyorlar. Eğer muskaları işe yarasaydı emin olun size değil sadece kendilerine yaparlardı. Cem Yılmaz’ın dediği gibi David Copperfield uçsaydı paralı gösteri yapmazdı. Muskacının ayetleri işe yarasaydı iki üç kuruşa size para karşılığı satmazlardı emin olun. Hepimizi kendilerine köle yapmaya uğraşırlardı. Mesela kendilerini zengin yapan, çocuklarını sınavı hiç çalışmadan kazanan, hepimizi kendi hizmetçisi yapan cinleri musallat eden şeylerle uğraşırlardı.

Biliyorum sır, gizem insanlığın en büyük zaafı. Filmlerde bile gizem varsa daha çok beğenilir.  Belki bu yüzden hayatını define aramaya adayan insanlar var. Büyü, sihir insanın hoşuna giden şeyler. Mesela ben en çok Yüzüklerin Efendisi kitap serisi ile Harry Potter kitap serisini beğenirim. Sihir, büyü bol. Ancak bunun gerçek olmadığının sadece hayallerimizde arzuladığımız şeyler olduğunun bilincindeyim. Gerçek ile hayali ayırt edebiliyorum. Hayallerimize sınır bırakmak elbette doğru değil. Ancak hayalleri gerçek gibi insanlara satıp onları korkutmak ve “sadece korunmanın yolu benim yaptığım muskadan geçer” deyip insanları dolandırmak ahlaksızlıktır.

Allah, başkasının iradesini yok edecek bir güç yaratmış olamaz benim inancıma göre. Çünkü Kur'an'da kendisini inkar edip kendisine küfredenlere bile izin verdiğini onların iradelerine saygı duyduğunu ifade ediyor. Şeytan "bana mühlet ver" diyor Allah "vedim" diyor. Bu kadar iradeye saygı gösteren bir Allah nasıl olur da insan iradesini yok eden büyüye, cin musallatlarına vs. saçmalıklara izin verir? Ayrıca böyle bir güç varsa korunma yolundan da bahsetmiyor? Bizi üfürükçülerin para karşılığı yaptıkları muskalara mı mecbur bıraktı? Kur'an'ın Allah'ı böyle bir Allah değil. Niçin aklımızı kullanmıyoruz?
 


Akıllı adam, aklını kullanır; daha akıllı adam başkalarının akıllarını da kullanır.

En Son Yapılan Yorumlar