Hz. Muhammed Allah'ı Gördü Mü ?

Çoğu insanı'ın merak ettiği bir konudur. Ben de zamanında çok merak ettiğim için araştırmıştım. Gerçekten bir insan Allah'ı görebilir mi diye kafa yormuştum. Çünkü camilerde verilen vaazlarda din görevlileri peygamber Allah'ı gördü diye hutbe veriyorlardı. Bir dipnot düşmek isterim ki islam da hristiyanlık, yahudilik ve diğer bazı inançlarda olduğu gibi din işleri ile ilgili bir görevli sınıf yoktur. Dolayısıyla din görevlisi yada ruhban sınıfı yoktur. İslam'a göre her insan Allahlı bir hayat inşa etmekle mükelleftir. Şimdi müminlerin annesi Aişe bu konuda ne demiş Mesruk b. el Ecda'dan dinleyelim.
 

Bir gün Aişe'nin yanında oturuyordum. Aişe dedi ki: " Ey Aişe'nin babası ( Mesruk). Üç şey var ki, kim bunlardan birini söylerse, Allah'a iftiraların en büyüğünü yapmış olur. Ben nedir onlar? dedim. O cevap verdi. Kim Muhammed rabbini gördü derse, o kimse Allah'a en büyük iftirayı etmiş olur. Ben yaslandığım yerden doğruldum ve dedim ki: Ey müminlerin annesi ! Dur bakalım, öyle acele etme, " Allah Ve onu apaçık ufukta görmüştü " (81:23) "Ve onu bir kez daha gördü" (53:13) " buyurmuyor mu ? Ayşe dedi ki: Bu soruyu bu ümmetten Resulullah'a ilk soran benim. Resulullah ise "Gördüğüm sadece Cebraildi. Onu yaratılmış olduğu asli suretinde bu ikisi dışında hiç görmedim. Onu muhteşem yapısıyla, gökle yer arasını bütünüyle kaplamış olduğu halde gökten iniyor gördüm" diye cevap verdi. Hem sen Allah'ın şöyle buyurduğunu işitmedin mi? " Hiç bir beşeri görüş ve tasavvur onu kuşatamaz, fakat o her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çepeçevre kuşatmıştır. Yalnızca odur herşeye nüfuz eden herşeyden haberdar olan" (6:103) ve yine sen Allah'ın şu kelamını işitmedin mi? " Allah bir beşerle başka bir yolla değil, ancak vahiyle yada bir perde arkasından yada elçi göndererek konuşur ve dilediği kimselere izniyle vahyeder. Çünkü o çok yücedir hikmet sahibidir " (Şura,51) Aişe devam etti: Kim rasulullah'ın Allah'ın kitabından bir şeyi gizlediğini zannederse o da Allah'a en büyük iftirayı atmış olur. Yine kim Muhammed yarın ne olacağını bilir diyorsa, şüphesiz o, Allah'a büyük bir iftirada bulunmuş olur. Çünkü Allah şöyle buyurmuştu. " De ki Göklerde ve yerde olan hiçbir kimse gaybı bilemez: yalnızca Allah bilir " (Neml ,65) "

Hz Aişe'nin zekasına hayran olmamak elde değil sadece Kur'an üzerinden olayın sağlamasını yapıyor. Bir olaya cevap verirken hep  Kur'an ayetini tüm mantıklı yönüyle ortaya seriyor. Aişe Kur'anı islamoğlunun deyimiyle akleden kalbiyle okuyordu. Bizim gibi hatimler bitirmek için değil. Aişe Hz. Muhammedin Allah'ı hiç görmediğini ifade ediyor ve Allah bir beşerle başka bir yolla görüşmez diyen Şura suresinin 51. ayetini örnek gösteriyor. Bence görüşünde hayli isabetli de davranmış oluyor. Sizlere sadece şunu söylemek istiyorum konu Hz. Muhammed  olunca çok hassasız mantıklı değil duygusal düşünüyoruz. Ona olan sevgimiz yüzünden onun olağanüstü şeyler yaptığına inanmak istiyoruz fakat bunu yaparken yaşamadığı birşeyi yaşamış gibi göstererek ona iftira atmış olmuyor muyuz. Bir cami hocası bana ben hüsnü zan (İyi niyet) ediyorum demişti. Fakat hüsnü zan ne zamandan beridir yaşanmamış olayları yaşanmış gibi göstermek oldu ? Ben sizinle açıkça konuşacağım. Bir yaratılmış kişinin yaradanını  görebileceğine inanmıyorum. Birçok sebebi var böyle düşünmemin dilim döndüğü kadar ifade edeceğim. Fakat inanın Allah'ı çok kez kendimle konuştum ve onu konuşacak kelimelerimizin olmadığını anladım. Onu bırakın tanımayı onun hakkında konuşmak için bile kavramlar yetersiz. Çünkü bizim kelime hazinemiz yaratılmış canlılar üzerine kurulu. İlk olarak şöyle başlayayım o zaman biz müslüman olarak Allah'ın sonzuz büyüklük ve güçte olduğunu düşünüyoruz. Yani muhteşem kusursuz bir enerji bir potansiyel. Kusura bakmayın Allah tabi ki enerji değil enerjiyi de o yarattı ve o yarattığı hiçbirşeye benzemez. Fakat sizle Allah'ı konuşurken böyle insani terimler kullanmaktan başka çarem yok siz bu kavramları soyut olarak düşünün. Allah sonzuz bir güç ise bir beşer nasıl Allah'ı görebilecek güçte,potansiyele varabilirki ? Hz. Muhammed bile olsa biz sınırlı ve aciz varlıklarız gözle bile göremediğimiz virüsler bizi öldürebiliyor. Değil mi ki Nemrudu öldüren bir sivrisinekti. Burnundan girmiş beynine kadar ilerlemiş ve dünyadaki varlığının sonu olmuştu. Bu kadar zayıf olan bizlerin zayıf ve kusurlu olan gözlerimiz nasıl onu kapsayacak. Daha bilimsel olarak sabittir ki gözümüz sadece belli frkeans aralığındaki renkleri ayırt edebiliyor. Ya gerisi peki ? Renkleri ayırt etmekten aciz olan eşi benzeri olmayan Allah'ı nasıl görebilir. Eminim ki bazılarınız bunu okuyup peygamberin normal gözüyle değil kalp gözüyle onu gördüğünü söylüyordur. Fakat netice bir. Yinede bir insan'ın kalp gözü varsa bile o kalp de o kalbin içindeki gözde kusurlu ve sınırlıdır. Allah'ı kapsayacak güçte olamaz.  Biz Allah'ın gücünü küçümsüyoruz galiba. Allah yaratılmamış, hep vardı. Biz insanoğlu olarak yaratılmamış hiçbir varlık görmedik ki. Hep başından beri var olan ve hep var olacak bir varlık kimsenin karşısında duramadığı bir varlık. Ve ne istiyorsa sadece "ol " dediğinde oldurabilen varlık. Nasıl böyle bir varlığı kapsayacak kalp gözümüz. Düşünün bir şehire kuşbaşı baktığınızı. Bir insan ne kadar büyüktür sizce. Bir karınca kadar bile değildir. Peki bir ülkede,dünyanın dışından yada  samanyolu galaksisinin dışından nasıl görülür insan. Ve düşünün ki insan daha uzayın sınırına bile vakıf olamadı. Bu derece büyük uzayda nasıl görünür insan. Ben söyleyeyim varlığı bile görülmez o derece küçük zayıf ve aciz. Allah'ın büyüklüğü ve gücü ile uzay'ı kıyas bile edemeyeceğim malumunuz. Zaten uzay'ı bile Allah yaratmadı mı? Tabirimi yanlış anlamayın fakat Allah'ı görmek için Allah kadar güçlü olmak gerekir. Allah'ı görmek için Allah olmak gerekir. Bu tabiri Allah'ı görmenin imkansızlığını ifade etmek için kullanıyorum. Matematiksel olarak ifade etmek gerekirse alt küme , üst kümeyi kapsayamaz. Varlık olarak farklı mahiyet de olduğumuz için peygamber dahi olsa Allah'ı görmesi kanımca mümkün değil. Çünkü Allah yarattığı hiçbirşeye benzemediğini kendisi ifade ediyor. O halde canlı varlığın atom'dan oluştuğu gibi Allah atom'dan yada enerjiden oluşmaz. İnanın onun kudretini bile anlatacak kavramlar yok insan lisanında. Said nursi'nin bir örneğini size vereceğim. Diyor ki: eğer bir sobanın aklı olsa yaratıcısı hakkında şöyle düşünür. Bir borusu var, gaz çıkar o borudan içinde yanan kömür ve odunlar var , demirden oluşur vs.. Mükemmel bir tasvir. İnsan da aynı hatayı yapmış tarih boyunca yoksa tamamen insanın aynısı olan zeus ve diğer tanrıları nasıl hayal ettik. İnsan ürünü tanrı anca o kadar olacaktı. Kulakları, burnu, iki gözlü yada tek gözlü vb.. tıpkı bizim gibi.
          Bu yüzden ateistlerin neden Allah'ı göremiyoruz bize kendini gösterse inanırdık hemen demelerine hiçbir zaman anlam veremedim. Demek ki hala Tanrı'nın zeus'un boyunda birşey olduğunu hayal ediyoruz ki onu görmek istiyoruz. Bu Allah'ın gücünü hala yeterince idrak edemediğimizin göstergesi değil midir ? Bazı müslüman kesimler de imtihan dünyası o yüzden göremiyoruz. Onu görsek imtihanın anlamı kalmaz diyor. Cennette onu göreceğiz diyor. Bu şunu gösteriyor sadece ateist değil müslüman da Allah'ın kudretini yeterince idrak etmiş değil ki cennete onu görebilecek güce ulaşacağına inanıyor.  Allah için sonsuz kavramını kullanmayı bile istemiyorum çünkü sonsuz insan lisanından bir kavram ve sonlunun biraz daha belirsiz türünü ifade ediyor. Fakat Allah sonsuz herneyse ondan bile çok daha üstün. Allah kur'an da bize hitap ederken bile olayı bizim lisanımıza indirgeyerek anlatmaya çalışıyor. Biz anlayalım diye yapıyor elbet ama kendi özelliklerini anlatırken bizim lisanımızın onu anlatmadaki acizliğini görüyorum. Örnek vereyim sizlere Allah birşeye ol derse o hemen oluş sürecine girer ayetlerinde Allah gücünün sınırsızlığını ifade ediyor. Fakat burada anlatmak istediğinin Normal bir cümle olarak "açıl susam açıl" daki gibi bir hitaptan sonra olur demek istemiyor. Orada mecazi bir ifade kullanıyor. Yoksa Allah'ın birşeyin olması için "ol" sihirli kelimesine bile ihtiyacı kalmadan o hemen oluyordur.


Bilim insanının gayesi doğruyu öğrenmekse, kendini okuduğu her şeye düşman etmelidir.

En Son Yapılan Yorumlar