Davud Serisi -3 Zırh Yapma Sanatını İlk Uygulayan Davud Peygamber Miydi ?

Bu iddia’nın sebebi bazı müfessirlerin (Kur'an Bilimci) enbiya suresi 80. ayeti bu şekilde yorumlamalarından kaynaklanır. Özellikle bu ayetin böyle anlaşılmasının sebebi  Katade adlı islam bilginidir. Daha sonra gelen ekoller Katade’ye uymuşlardır. Şimdi  Katade’yi baz alanlara göre ayet şu şekilde:
 

"Biz Davud’a, sizi harbin şiddetinden korumak için zırh-elbise sanatını öğrettik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükreder misiniz ? " (ABDULLAH AYDIN MEALİ-ENBİYA,80)

Fakat bir problem var. Eğer Katade’nin bu çevirisini kabul edersek tarihi bir hata yapmış oluruz ki o da şudur: Tarih bilimine karşı aykırılık. Çünkü tarihi veriler gösteriyor ki zırh yapımı  Davud  peygamberden çok öncelerine dayanır. Bunun ile ilgili deliller mevcuttur. Peki ayetteki hangi arapça kelime  zırh-elbise olarak geçiyor denilirse karşımıza lebüs kelimesi çıkar. Eğer lebüs kelimesini Katade’nin anladığı gibi algılarsak tarihi delil ve bilimle çelişmiş oluruz ki  Kur’an katiyen  bilimle ,tarihle çelişmez.  Şu halde lebüs kelimesi başka alimler (bilginler) tarafından nasıl yorumlanmış ona bakalım bu konudaki tefsir ve çevirisiyle iyi bir araştırma yapan Mustafa islamoğlu’nun araştırma notunu ve ayet çevirisini sizlerle paylaşmak istiyorum.
 

" Ve Biz ona, sizi korku ve zilletten  kahredecek her belaya karşı koruyacak (manevi ) savunma araçları geliştirmeyi öğrettik: Hal böyleyken siz ( gereği gibi) şükrediyor musunuz? " Lebüs, "giysi"  manasındaki libas ile aynı köktendir (Râzi). Ebu ubeyde bu kelimenin arap dilinde " tüm silahlar için " kullanıldığını söyler ve bir diğer büyük müfessirlerimizden Taberi de isim vermeden bu görüşe aynen katılır. Fakat tefsir geleneğinde sadece Katede’nin yorumuna dayanarak " Zırh " anlamı şöhret bulmuş ve yine Katede’ye ait " Hz Davud demir zincirlerden örülü zırhı ilk yapan kişiydi " yorumu standart yorum haline gelmiştir. Fakat tarihi bulgular Hz.Davud’tan çok önceleri zırh yapımının bilindiğini göstermektedir. Buradaki lebüs’un anlam alanı A’raf 26 daki libasu’t takvâ terkibindeki libas ile örtüşür. Buna göre ayet, Allah;’ın Davud’a mü’minlerini hem birbirlerine karşı duydukları korkudan hem de bilinmeyene karşı duydukları güdüsel korkulardan korunma yöntemini öğrettiğini ifade eder (Esed)
(Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an Tefsiri)


Kur’an daki kelimeler çok önemlidir. Bu yüzden ihtilaflı kelimelerde arap dilbilimcilere başvurmak körü körüne atalarımızın yorumlarını tekrarlamaktan daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. O zaman yaşayan alimlerin kaynakları sınırlıydı. Bir kelimeyi anlamaya çalıştıklarında bugünkü gibi dilbilimcilere, kitaplara ,farklı görüşlere ulaşabilme imkanları çok zordu. Yani o zamanın bilgini diğer bir bilginle iletişim kurup uzmanı olduğu konuda bilgi alamıyordu. Bugün ise çoğu alimin düşüncelerine kolayca ulaşabiliyor kıyas yapabiliyoruz. Bugünkü bilgi çağı bize, o devrin bilginlerine  göre büyük avantaj sağlarken bir hastalığa yakalandık ki bu hastalık çağlar öncesi bilginlerden bile daha geriye götürdü bizi. O hastalık ne mi? Tabiki bilmek öğrenmek ,doğrusunu araştırmak , bilgide derinleşme ve bilgelik isteğinin artık çok azımız hariç hiçbirimizde kalmamış olması.


Hemen hemen tüm erkekler kadını köleleştirmek ister ; ancak her erkek köleliğe boyun eğmeyen kadını arzular

En Son Yapılan Yorumlar