yukarı çık butonu
Ahzab 51 Peygamberin Cinsel İlişki Sırası Hakkında Mıdır?
Sünni din adamları bin yıldan fazla bir süre boyunca Ahzab 51’i Muhammed peygamberin eşleri arasında bulunma sırasını dilediği şekilde ayarlaması şeklinde tefsir etmişlerdir. Bunu ise rivayetlere dayandırmaktalar. Ateistler ise normalde ne Kur’an’a ne hadislere inanmamalarına rağmen ilginç bir şekilde bu konudaki hadisleri delil göstererek İslam’ın Muhammed peygamberin uydurması olduğuna kanaat getirmişlerdir. Elbette Muhammed peygamberin elçiliğinin vurgulandığı hadislere inanmayıp bu tür hadislere iman etmek açık bir çelişkidir. Bazı ateistler Ahzab 50’de Muhammed peygambere sınırsız evlilik izni verildiğini Ahzab 51’de ise Muhammed peygamberin seks sırasının anlatıldığını iddia ediyorlar. İlgili ayete baktıktan sonra bu ayet nasıl manipüle edilmeye çalışılmış görelim.
 

Onlardan dilediğini geride bırakır (çevirir), dilediğini alırsın. Bıraktıklarında istediğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu onların hoşnut olması üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah alimdir, halimdir. (AHZAB 51)

Görüldüğü gibi Sünni din adamlarının ve ateistlerin iddia ettikleri peygamberin seks sırasını bu ayetten anlıyorlar. Hâlbuki bu ayette bu anlam nerede? Arapça bilen veya bilmeyen herkese soruyorum bu ayetten peygamberin cinsel ilişki için dilediği eşe zaman ayırıp diğerine ayırmamakta serbest olduğunu söyleyen kelime veya cümle nerede? Bu ayette bırakın cinsel ilişkiyi Muhammed peygamberin eşlerinden bile bahsettiğine dair en ufak bir delil yoktur. Ayette eş kelimesi bile yok “onlar” ifadesi var ki birazdan nasıl yalan söylediklerini ve ayeti hadis dedikleri uydurma masallarla nasıl manipüle etmeye çalıştıklarını açıkça göstereceğim.

Şimdi tefsir konusunda otoritelerden biri olan Fahreddin Razi’nin Tefsir’i Kebir’inde konu ile ilgili açıklamasına bakalım. Zaten onun açıklaması tüm mezhepçi din adamlarının düşüncesi anlamına geliyor.
 

Cenabı Hak biraz önce de bahsettiğimiz gibi kendisine helal olan eşleri beyan edince, peygamberine onlarla beraber olmanın ve beraber yaşamanın çeşitli yönlerini de helal kıldığını, istediği zaman nebisinin onlarla bir araya gelebileceğini; hanımlarının sıralarına riayet etmesinin kendisine farz olmadığını beyan buyurmuştur. Zira Hz. Peygamber ümmetine nispetle tıpkı kendisine itaat edilen bir seyyid önder gibidir. İnsan peygamber olmasa dahi onun hanımı onun nikâhında ve nikâh da o kadının üzerinde olduğu sürece bir köle gibidir adeta. O halde ya peygamberin hanımları peygambere nispetle nasıl olur varın düşünün? Binaenaleyh bu durumda peygamberin hanımları da onun köleleri gibidirler.

Peki, bu ayetle ilgili diyanetin görüşü nedir?
 

Onlardan dilediğinin beraberliğini erteler, dilediğini yanına alırsın” ifadesinden maksat, çeşitli yorumlar arasından bizim tercih ettiğimize göre, beraber kalma süresinin eşit olması mecburiyetinin (kasm) kaldırılmasıdır. Bu izne rağmen Hz. Peygamber, eşlerini incitmemek için eşitliğe riayet etmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 33/7; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1569). Eşleri de ona olan saygı ve sevgileri sebebiyle, boşayabileceğini ima ettiğinde dünyaları yıkılmış, yanlarında eşit kalmaya riayet etmese de, dünya nimet ve ziynetlerinden kendilerini mahrum etse de onun eşi olmayı tercih etmişler, buna razı ve bununla mutlu olmuşlardır. (Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 396)

Gördüğünüz gibi diyanet Razi’den ve diğer dini otoritelerden farklı bir görüş ortaya koyamamaktadır. Bu yorumları okuyan bir Müslüman’ın ateist yorumlara ses çıkarması mümkün değildir. Çünkü ateistler bu iftiraları Müslümanların kabul ettikleri otoritelerin yorumlarını delil göstererek yapmaktadırlar. Ateistlerin haksız oldukları konu şu: Bir dinin mensupları o dini çıkarları uğruna değiştirmeye kalkabilirler aslolan Allah’tan geldiği iddia edilen Kur’an’da bu iddia var mı yok mu buna bakmaları. Razi vb. tefsirlere Muhammed peygambere ait olmadıklarını iyi bildikleri hadislere bakarak Kur’an bakın bunu diyormuş demek son derece mantıksız bir davranış.

Şimdi diyanetin ve Razi’nin bu dehşete düşürücü yorumlarını irdeleyeceğiz. Yukarıda zaten Razi’nin ve onu takip eden ve onun gibi düşünen on binlerce din adamının hiçbir delili olmadığını zaten ayetten (Ahzab 51) görüyorsunuz. Tamamen ayette olmayan kelimeler ve cümleler varmış gibi yorum yapıp nerden getirdiği belli olmayan kadın kocasının kölesidir mantığına kadar olayı götürüyor. Bana soracak olursanız Sünni, Şii ve Vahhabi vs. mezheplerin din adamları 1200 yıldan fazla bir süredir toplumun zeki kesiminden oluşmuyor. Kendileri hanımlarını nasıl kendi köleleri olarak görüyorsa bu ayeti de alakasız olduklarını bilmelerine rağmen peygamberimizin hanımlarına eşit vakit ayırmasına gerek kalmayan, canı hangisini isterse onunla uzun süre geçiren bir cinsel ilişki sırasına çevirmişler. Ben bunları doğal karşılıyorum sonuçta bu tefsirleri yapan erkekler ve kafalarındaki fantezileri bir şekilde Kur’an’a onaylatmaya çalışacaklar. İşin üzücü tarafı muhtemelen bu ayetten bu anlamı yırtsan çıkmayacağını anlayan din adamları kendi döneminde küfürle suçlanmış olmalarıdır.

Kur’an’da veya herhangi bir kitapta en önemli şey paragraflar arası bağlamdır. Bir kitabı ortadan okuyarak nasıl kitabın amacını anlayamazsak aynı şekilde Kur’an ayetlerini de birbirinden kopararak anlayamayız. Tuhaf olan Razi ve diğer din adamları da bunu çok iyi bilmekte ama bazı durumda bunu görmezden gelmektedirler. Ahzab 51’i anlamak için ayetin siyak ve siyabına yani bir önceki ve bir sonraki ayete bakacağız ve konu ne onu anlayalım ki Allah’ın Ahzab 51’de kast ettiği “onlardan” kelimesi ile kimden bahsettiğini anlayalım
 

Sen ey nebi! Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; sözleşmen altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve kendilerini Peygamber’e (mehir bedeli istemeksizin) adayan ve peygamberin de kendini nikâhlamayı kabul ettiği mü’min kadını – ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü’minler için değildir. Helal kıldık. Doğrusu onlara eşleri ve sözleşmen altında bulunanlar konusundaki talimatlarımızı bilmekteyiz; ne ki bununla amaçlanan senin zor durumda kalmamandır. Zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. (50) Onlardan dilediğini geride bırakır (çevirir), dilediğini alırsın. Bıraktıklarında istediğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu onların hoşnut olması üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah alimdir, halimdir. (51) Bundan sonra güzellikleri seni hayran bıraksa dahi sözleşmen altında bulunanlardan başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. (52) (AHZAB 50, 51, 52)

  • Ahzab 50 konu peygamberimizle evlenmek isteyen veya peygamberimizin eş olarak seçebileceği kadınlar sınırlandırılıyor
  • Ahzab 51 peygamberle evlenmek isteyen kadınlardan istediğini kabul et istediğinin ise teklifini çevir deniliyor
  • Ahzab 52 peygamberimizin artık ahzab 50’de sınırlandırılan kadınlardan başka kadınlarla –sözleşme altında olanlar hariç - evlenemeyeceği anlatılır. Hatta güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla değil sadece Ahzab 50’deki kadınlarla evlenebilir nebi.
Yine konu evlilik ve üç ayette de tek bir konu var ve ayetler birer bütün. Peki, nasıl oluyor da tamamen evlilik bahsinin geçtiği bir pasajın tam ortasında peygamberimizin eşlerine ayırdığı süre sıralaması geliyor? Kaldı ki metinde peygamber eşleri ibaresi yok herhangi bir süre sıralaması da yok. Hiç kuran okumayan ve İslam’a karşı olmayan birine gösterin asla böyle bir yorum çıkaramaz ayetten. Çünkü bu bir manipülasyondur.Ve çok açık bir zorlamadır.

Ahzab 50 peygamberimizle bu ayetten sonra evlenmesi helal olan kadınlar sayılır. Ahzab 51’de yani ayetin devamında ise “Onlardan (senle evlenmek isteyenlerden) dilediğini geride bırakır (çevirir), dilediğini alırsın” denmektedir. Çok açık ki ayette “onlardan” dediği Allah’ın Ahzab 50’de saydığı gruptan peygamberle evlenmek isteyen kadınlardır. Peygamber eşleri değildir. Bu o kadar barizdir ki burada bunu detaylı açıklamayı bile anlamsız buluyorum. Ahzab 51 Ahzab 50’ye bağlıdır. Eğer onlardan diye bir zamir geçiyorsa onlar dediğinde neyi kast ettiğini bir önceki ayete bakarak anlamalıyız. Normal bir roman okuduğunuzu düşünün. İkinci sayfadan başladınız ve ilk cümle şöyle:” onlardan hiçbiri bu suçu işlememişti.” Şimdi siz onlar zamirinin kimi kast ettiğini anlamak için önceki sayfada paragrafın başına mı dönerdiniz yoksa kafanızdan farazi şeyler mi sallardınız? Ahzab 51’in sonrasında ise peygamberin evlilik yolu istese de istemese de Ahzab 50’deki kadınlar haricinde bitiriliyor. Gördüğünüz gibi metni anlamak için ayet bütünlüğüne değil rivayetlere ve şahıs yorumlarına yönelmek yani Kur’an dışı kaynakları referans almak bizi alakasız sonuçlara yöneltmekte.

Şimdi ben Ahzab 50 ve 51’i ve 52’yi parça parça daha detaylı irdelemek istiyorum ki Muhammed peygamber için söylenen bu iddialar doğru mudur ortaya çıksın. Din adamlarının ve ateistlerin bir iddiası da şudur: Ahzab 50’de Muhammed peygambere özel kadın listesi var. Mü’minlere dört kadın, Muhammed’e sınırsız. Bu iddiada baştan sona yorumdur ve ayette böyle bir iddia kesinlikle yoktur. Bu ateistlerin din adamlarından referansla kabul ettikleri bir yorumdur aksi halde ayetten böyle bir anlam içeren tek bir kelime bile yoktur. Sünni din adamları Ahzab 50’yi şöyle tefsir etmişler: "Peygamber yolda bir kadın görse ve hoşuna gitse ve bunu dile getirirse o kadının kocası o kadını derhal boşayacak ve peygambere verecek." Muhammed peygambere ancak bu kadar büyük bir iftira atılabilir. Kendi peygamberlerinin sapkın olduğunu iddia eden sapkın bir din adamı kitlesi. Bu iftiraları peygamberimize ateistler bile atmadı. Ayeti inceleyelim.

Ayet “Sen ey nebi!” diyerek başlar. Bakın burası inanılmaz derece önemli. Nebi ile Resul farklı kavramlardır. Türkçeye ikisini de peygamber olarak çevirseler de bu katiyen büyük bir felakettir. Çünkü nebi dediği yerlerde erkek/baba/oğul/komutan/eş/öğretmen/devlet başkanı olan ve herhangi bir erkekten farklı olmayan Muhammed’den bahsederken Resul dediğinde ise Allah’ın elçisi olan ve kendi adına değil Allah adına konuşan ayrıca kendi söz, duygu ve düşüncelerini görevine katmayan Muhammed’den bahsedilir. Konu evlilik olduğu için Resul (Elçi) denmemiş Nebi ifadesi ile hitap edilmiştir.
“Biz sana mehir bedellerini verdiğin eşlerini; sözleşmen altında bulunan kimseleri; seninle birlikte göç etmiş bulunan amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve kendilerini Peygamber’e (mehir bedeli istemeksizin) adayan ve peygamberin de kendini nikâhlamayı kabul ettiği mü’min kadını – ki bu yalnızca sana hastır, diğer mü’minler için değildir. Helal kıldık” ayetin bu kısmını ateistler Muhammed peygambere özel kadın listesi olduğunu iddia ediyorlar. Bunun sebebi ise cehalet. Çünkü bu listedeki kadınların mü’minlere de helal olduğunu söyleyen Nisa suresini bilmiyorlar.
 

Yani üvey annelerle evlilik yasak (NİSA 22)
Anneleriniz – kızlarınız- kız kardeşleriniz – halalarınız – teyzeleriniz ile yasak (NİSA 23)
Erkek ve kız kardeşlerinizin kızları (NİSA 23) Yani yeğenlerinizle evlilik yasak
Sütannelerle ve sütkardeşlerle evlilik yasak (NİSA 23)
Eşlerin anneleri (kayınvalide) ile evlilik yasak (NİSA 23)
Cinsel ilişkiye girdiğimiz kadınların kızları ile evlilik yasak (NİSA 23) Yani eğer bir kadınla evlenir ancak cinsel ilişkiye girmeden ayrılırsanız o kadının kızı ile evlenmek yasak değil. Ancak bir kez dahi cinsel ilişkiye girildiyse artık o kız Kur’an’a göre üvey kızınız kabul edilir ve evlilik yasak olur.
Öz oğulların eşleri de size haramdır (NİSA 23)
Aynı anda iki kız kardeşle evlenmek de yasaktır (NİSA 23)

Yukarıda gördüğünüz gibi Ahzab 50’de sayılan kadınlar Muhammed peygambere özgü değildir. Her mü’min hala kızı, dayı kızı vs. evlenebilir. Hatta yukarıda yasaklanan evlilikler hariç her kadınla evlenilebilir. Ahzab 50 ise Muhammed peygamberin evlenebileceği kadınları sınırlar. Şu ifadeye dikkat:”seninle birlikte göç etmiş bulunan” yani normal dayı/amca/halalar/teyzelerin kızı değil peygamberimizle göç eden dayı/amca/halalar/teyzelerin kızlarını helal kılıyor. Ayeti tekrar okursanız göreceksiniz ki peygamberimize bize helal kılınan kadınlar bile yasaklanıyor. Peygamberimize has olup bize yasaklanan tek şey ise bir kadına mehir vermeden evlenmek. Dikkat edin burada bile ayet mehir bedelini istemeyen tarafın kadın olması gerektiğini dile getirmiş. “ve kendilerini Peygamber’e (mehir bedeli istemeksizin) adayan ve peygamberin de kendini nikâhlamayı kabul ettiği mü’min kadını” denmiş. Yoksa Muhammed peygamber isterse mehirsiz alır diye bir cümle yok. Burada ikinci dikkat etmeniz gereken şey Muhammed peygambere verilen bu özel iznin tek sefer için verildiği. Ayette geçen tekillik ve çoğulluk Allah tarafından özenle seçilmiş. “ve kendilerini Peygamber’e (mehir bedeli istemeksizin) adayan ve peygamberin de kendini nikâhlamayı kabul ettiği mü’min kadını ifadesinde bakın. Kırmızı renkle gösterdiğim “mü’min kadını” ifadesine dikkat. Eğer bu durum sürekli ve birden fazla olsaydı “mü’min kadınları” ifadesi gelmesi gerekirdi. Yani burada Allah Muhammed peygamberle mehirsiz evlenmek isteyen bir kadına özel olarak bu cümleyi yerleştirmiş olduğunu görüyorum. Yani tek seferlik bir izin. Çünkü burada bahsedilen mü'min kadın ifadesi ile peygamberle mehirsiz evlenmek isteyen bir kadının var olduğunu ve ayetin onu kast ettiğini düşünüyorum. "Peygambere istersen onlardan dilediğinin teklifini çevir ya da kabul et" diyerek bu durumu peygambere bırakıyor.  Bu durumda bu ayetler Muhammed peygamberi ilgilendiren ayetlerdir ancak burada verilen ders ve mesajlar ise hem Muhammed peygambere hem de bize hitap etmektedir.

“Muhammed peygambere özel kadın listesi” ve “sınırsız evlilik hakkı” iddialarının tamamen temelsiz olduğunu gördünüz. Ayette sınırsızlık değil sınırlılık getiriliyor. Kaldı ki Ahzab 52’de bunu pekiştiriyor. Ahzab 52’de peygamberin önceki evliliklerine karışılmasa da artık bir sınır olduğundan bahsedilmiştir. İlginç bir dilbilgisi kuralına dikkat edin. Amca ve dayı kızları derken amca ve dayı tekil olarak gelirken halalar ve teyzeler derken çoğul kullanılmış. Yani Allah burada özel bazı kişileri kast ediyor olmalı. Tabi Peygamberimizin ve çevresinin anlayacağı şekilde.
 

Allah Niçin Muhammed Peygamberin Evliliklerini Sınırlandırıyor?


Burada asıl soru şu: Kuzenler zaten tüm mü’minlere helal iken niçin peygamberimize sadece kendisiyle göç eden kuzenler helal kılınıyor? Birçok makul yorum yapılabilir. Ancak akla ilk gelen bazı kadınları veya kabile reislerinin güç ve iktidar sahibi olan Muhammed peygamberle akrabalık kurmak istemesi. Yani sırf gücü elde edebilmek için yapılan evliliklerin önüne geçmek için. Muhtemel bu ayetler İslam devletinin güçlü olduğu dönemde inmiş olmalıdır. Buna delilim ayetteki “seninle hicret eden amca kızları vs.” ifadesidir. Demek ki Nebi ile samimiyetsiz evlilikler yapılmak isteniyor ya da planlanıyor. Ancak Allah sadece senin zor günlerinde seninle hicret eden pastayı gördükten sonra senin siyasi gücüne koşmayan samimi kuzenlerinle sadece evlenebilirsin diyerek bazı önlemler alıyor. Bugün de öyle değil midir? Zengin iş adamlarının kızları, valilerin, vekillerin, bakanların kızları sırf güce ulaşmak için bazıları tarafından istenmiyor mu? Aşk evliliği mi oluyor çoğu? İşte bu noktada ayet Resul diye değil nebi olarak sesleniyor ve uyarıyor sen de bir erkeksin güzellikleri hoşuna gitse bile evlenme! Resul (elçi) olan Muhammed hata yapmaz ama Nebi olan Muhammed güzelliğe aldanıp hata edebilirdi. İşte ayetin bize bakan yönü de budur.

Not: Ayetlerde geçen “sözleşmeniz altında olanlar” ile cariyelerin kast edildiği söylense de bu doğru değildir. Bu kavramın tartışmaya açmamamın nedeni başka bir yazıyı sırf bu konuya ayırdığım içindir. Bu kavram için kölelik yazıma bakabilirsiniz. Bu yazıda sadece başlıktaki iddianın Muhammed peygambere atılan bir iftira olduğunu göstermeyi amaçladım.