Adem'in Çocukları Ensest İlişkiyle Mi Çoğaldı?

Bu asırlardır insanların kafasını meşgul etmiş bir soru. Birçok mitolojik efsane ilk insanın adem olduğunu ve onun çocuklarının ensest ile çoğaldığı iddiasını barındırmaktadır. Neyse ki bu iddiaların kaynağı insanın hayal gücü olan mitolojilerdir. İsrailliyat kökenli rivayetler bu soruya nasıl cevap veriyor sizce? Adem’in çocukları hep ikiz oldu. Bununla da kalmadı, her ikizin biri kız biri erkek oldu. Her ikizin erkeği, diğer ikizin kızıyla evlendi ve ademoğulları böyle çoğaldı.

Bu hurafe ve mitolojik anlatımın kaynağı ne Kur’an’dır ne de İslam. Birçok Müslüman kendi asıl kaynağı olan Kur’an’ı terk ettiği için hangi iddia Kur’an’da bulunur hangi iddia bulunmaz bilmiyor. Hal böyleyken Yahudi kaynaklarını Müslümanların önüne getirdiler. Onlar da Kur’an zannedip hemen iman ettiler. Ancak iman ettikleri şey ensest ilişki!!! Bunu hala kavrayamadıkları kesin. Olasılık hesabı yapalım. Âdem’in çocukları nasıl hep ikiz doğar? Hadi oldu diyelim nasıl bir tane erkek bir tane kız doğar? Bazı Müslüman çevreler bu sorulara şöyle cevap verir: Allah’ın buna gücü yeter. Bir cevap ancak bu kadar sığ ve anlamsız olur. Ayrıca bu cevapla kendi ayaklarına kurşun sıkmış olduklarının bile farkına varamazlar. Peki madem siz allah'ın her şeye gücü yeter inancına sahipsiniz de Allah Âdem’den başka insan yaratacak güçte değil miydi ki, ensest'e mecbur kaldı? Sorusunu adamın düşünmeyen beynine çarparlar.

Bu soruyu cevaplamadan önce sizden istediğim şey Kur'an'ın Evrime Bakışı  ve İslam Evrim ile Çelişir Mi?   adlı yazılarımı okumanız. 7 seri şeklinde yayınladığım evrim yazı serimde Adem'in ilk insan olmadığına dair Kur'an'daki delilleri sundum. Bunun yanı sıra Adem'in ilk insan olmadığını bilim ispatladı zaten. Adem ile beraber binlerce homo sapiens vardı. Bilim Âdem’in tek yaratıldığı fikrini çürüteli çok oldu. Fosiller Âdem’in yalnız olmadığını ilk bilinçli insan olsa da tek bilinçli insan olmadığını ortaya koydu.

Kur'an'a göre insanlık nasıl çoğaldı?

Kur’an ali İmran suresinin 33. ayetinde adem’in bir topluluk içinden seçildiğini söyler ve yalnız olduğu tezini reddeder.
 

“Şüphe yok ki Allah: Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları içinden seçerek üstün kıldı” (ALİ İMRAN 33)

Hakikati arayan biri için yukarıdaki ayet yeterlidir, kafidir. Yukarıdaki ayette Adem'in kendi çağının insanları arasından seçildiğini ifade ediyor. Seçimin olduğu yerde birden fazla seçenek vardır. Ancak bir ayet yetmez diyenleriniz vardır.
 

Fakat Adem, Rabbinden aldığı birtakım kelimelere sarıldı, (Allah) da onun tevbesini kabul etti: çünkü O, evet O'ydu tevbeleri kabul etme makamında olan, her işinde merhamet sahibi olan.(37) Dedik ki: "Oradan hepiniz çıkıp inin! Ne var ki, Benden bir rehberliğin size ulaşması şarttır.(38)" (BAKARA SURESİ 37-38)

Yukarıda Allah Adem ve yanındakilere yerleştirdiği bahçeden çıkmalarını emrederken müthiş bir kelime kullanarak hakikati keşfetmemizi sağlıyor. Hepiniz/tümünüz/hep birlikte. İşte bu kavram sayesinde Adem'in yalnız olmadığını anlayabiliyoruz. Bu ayeti şöyle yorumluyorlar. Ayette "Hepiniz" derken şeytan ve ademden bahsediliyor. Bu çok anlamsız bir fikir. Çünkü Allah iki varlık için ikiniz kelimesi kullandığı ayetler var. Hepiniz/Tümünüz kelimeleri ise iki kişiden çok daha fazlası için kullanılır.
 

(Ey İnsanlar!) Doğrusu sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada geçiminizi sağlayacak bir ortam hazırladık: (Bu gerçeğe rağmen) şükredenleriniz ne kadar da azdır! (10) Doğrusu sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, ardından meleklere dedik ki: "Adem(oğlu) lehine emre amade olun!" Hemen emre amade oldular, iblis hariç: o emre amade olanlar arasında yer almadı.(11) (ARAF SURESİ 10-11)

Yukarıdaki ayetlerde Allah yaratma fiilinden bahsederken çoğul kullanıyor ve "sizi" zamirini kullanıyor. Bu ayetler dışında birkaç ayet daha var. Ancak yukarıda başlıklarını belirttiğim iki  yazımı okursanız Adem'in yaratılan ilk ve tek insan olmadığını delillerle inceliyorum. Evrim bilimsel bir olgu olarak karşımızda dururken niçin bilimi bırakıp mitolojilerin kervanına katılalım? Şu halde cevabımız şu: Adem ile beraber birçok homo sapiens  bireyi mevcuttu. Bu yüzden ensest ilişki hiçbir zaman Allah'ın izin verdiği bir eylem değildir. Ademin çocukları ensest ile çoğalmadı. Allah kutsal kitabı Kur'an'da ensesti yasaklar. Allah bugün çirkin dediği bir eyleme 190 bin yıl öncede çirkin diyordur. Çünkü Allah için geçmiş ve gelecek yoktur. O zamanın üstündedir. Allah'ın çirkin kavramı yıllar içinde değişmez. Çünkü Allah zamana maruz kalıp kararlarını değiştirmez. Biz zamanla olgunlaşır ve kararlarımız daha iyiye doğru yönelir. Ancak Allah ilk seferinde en doğru kararı verir ve o karardan daha iyisi ileriki zamanlarda olmayacağından kararı değişmez. Ensest bize haram ise Adem'in çocukları için de haramdı.  Ayrıca Kur’an böyle bir iddia da bulunmazken bu çirkin iddiaya bir Müslüman nasıl iman eder?

Ateist zümrelerin bu konu üzerinden dine eleştirileri?

 Ateistler bu konuda ikiye ayrılmış durumdalar. Bazıları ensest ilişkiye biz inançlılar gibi şiddetle karşıdır. Çirkin bir hareket olarak görürler. Çirkin olarak gördükleri için de adem'in çocuklarının ensest ile çoğaldığını iddia eden dinleri haklı olarak eleştrirler. Bu yazımda islam'ın böyle bir iddiasının olmadığını göstermeye çalıştım. Ancak ensest ilişkiyi doğru bulan ateistlerin dinlere bu noktadan saldırmaya çalışması kadar çirkin bir davranış olamaz. Ateistlerin aşırı saygı duyduğu ateist ahlak felsefecisi ve filozof Bertrand Russell'ın bazı tespitlerine yer vermek istiyorum.
  1. Bir şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğunun bir delili yoktur.
  2. Diktatörlerin yaptığı katliamların yanlış olduğuna dair kanıtımız yok
  3. Evlilikte sadakat çağdışı ve yanlış.
  4. Geleneksel ahlakın bütün sınırlamaları anlamsız
  5. Eşlerin birbirini aldatması boşanma sebebi değildir ve normaldir.
Bertnard Russell'ın bu konuda çok dürüst olduğu kesin. Dinlerin yasakladığı bu kurallara ateistler uymak zorunda değil. Ensest ilişki de tıpkı bunun gibidir. Bir ateist için yanlış gelmemelidir. Bunun yanlış olduğunu söyleyen dinlerdir. Ateist olan ve aynı zamanda ünlü bir fizik bilim adamı olan Lawrence Krauss düşüncesini şu şekilde açıkladı:" Bana eğer ensest yanlış mı diye soruyorsanız eğer iki kardeş birbirine gerçekten ilgi duyuyorsa ilişkiye girmelerine ahlaki açıdan yanlış diyemeyiz aslında" Krauss da bu konuda samimi. Eğer bir dine inanmıyorsam o dinin yasakladığı ensest kuralına niçin inanayım. Bazı kesimler ensest'in yanlış olduğuna inanmam için illa ki bir dine inanmam gerekmiyor gibi haklı bir söylemleri oluyor. Bu konuda onlara katılıyorum. Elbette bir dine inanması gerekli değil. Ama o zaman ensest ilişkiyi niçin yanlış olarak gördüğünü açıklamak zorunda. Cevap veriyorlar ve diyorlar ki: fıtrat ve vicdan. Ancak bu ifadeler bu kavramlar bile soyut ve dinlerin iddiasıdır. Yani şunu demek istiyorum. Bir ateist ensest ilişkiyi yanlış bulabilir. Ancak enseste izin veren bir din varsa o dine bu konu üzerinden eleştri getiremezler. Çünkü ensest ilişki dini yok sayarsak kime göre neye göre yanlış? Bertnard Russell'ın dediği gibi iyi ve kötünün, yanlış ve doğrunun delili, ölçütü nedir? Bana göre çirkin olan başkasına göre güzel olabilir. Global bir çirkinlik anlayışından bahsedilebilir mi dinler olmazsa? Bakın bizim çirkin olarak gördüğümüz ensest ilişkiyi doğal ve güzel gören toplumlardan bazılarına örnek vereyim:

1-  Eski Mısır firavunları: Firavun ailesi Tanrı'nın kanını taşıyordu. Bu yüzden kan başkalarına geçemezdi. Bu düşünce yüzünden firavunlar aile içinden evlilik yapardı. Ensest ilişki onlara göre olmazsa olmazdı. II. Ramses’in kendi kızı ile evlendiğini gösteren kanıtlar vardır. Tarihin zekâsı ile tanıdığı Kleopatra da bir baba kız evliliğinden doğmuştu
2-  Roma imparatorluk ailesi. Gladyatör filmini izleyenleriniz varsa anımsamıştır. Orada yeni kral olan roma imparatoru kendi kız kardeşiyle evlendi. Ensest ilişki Romalılarda da normal görülürdü.
3-  İnka imparatorluğu
4-  Veddahlar ise erkeğin ablasıyla evlenmesini suç saydıkları halde, kendisinden küçük kız kardeşi ile evlenmesini hoş görürlerdi.
5-  Güney Avustralya kabilelerinde bir erkeğin annesi, kız kardeşi, birinci ve ikinci dereceden kuzenleri ile cinsel ilişkisi yasak olduğu halde, Java’daki Kalonglar arasında ana-oğul evlenmelerinin uğur getirdiğine inanılırdı.
6-  Bali’nin soylu ailelerinde ise farklı cinsten ikiz kardeşlerin ana rahminde birleştiği sanıldığından, evlenmeleri mümkündü.
7-  Doğu Afrika’daki Teita ahalisi de kendi anne ve kız kardeşleri ile tamamen ekonomik nedenlerle evlenebiliyorlardı. (Doç. Dr. Emre DORMAN, Din Neden Gereklidir?  s.72,73)



 


Akıllı adam, aklını kullanır; daha akıllı adam başkalarının akıllarını da kullanır.

En Son Yapılan Yorumlar