yukarı çık butonu
Adalette Niyet Faktörü
Önemli bir karar alırken yapılan işi baz alıp olayla ilgili yüzeysel kararlar alınması telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacaktır. İşin iç yüzünü öğrenmeden verilmiş bir karar bağlamından koparılarak aktarılmış bir kelimeye benzer. Hz. Muhammed zamanında yaşanmış Hatıb b. Ebi Beltaa olayında peygamber rehavete kapılmayıp Hatıb’ın kişiliğini ve niyetini olaydan bağımsız düşünmedi. Peygamber bu olay üzerinden bize "yargılama ahlakını" öğretiyordu. Şimdi Hatıb olayını size aktarayım.
 

Hatıb b. Ebi Beltaa Bedir Savaşına katılmış, Allah’ın kendilerinden razı olduğunu bildiren Hudeybiye bey’atında elini nebinin eliyle buluşturmuş ve peygambere arkadaş olmayı hak etmiş biri Mekkenin fethi öncesi hazırlanan ordunun güzergahı oldukça gizli tutulmuştur. Hedefin önceden söylenmemiş olmasına rağmen, Hatıb tecrübesinin de yardımıyla seferin Mekke üzerine olduğunu kestirerek Mekkelilere durumu bildiren bir not yazar ve bir kadınla yollar. Durumu özel kaynaklarıyla haber alan Hz. Peygamber, Ali’yi yanında birkaç kişiyle birlikte duruma el koyması için görevlendirir. Ali tam da peygamberin haber verdiği gibi kadını Mekke yolunda yakalar. Önceleri inkar eden kadın üzerinin ayrıntılı bir biçimde aranacağının söylenmesi üzerine saç örgüleri arasına sakladığı mektubu çıkararak Ali’ye uzatır. Mektub sahibinin hatıb olduğu tereddüte yer bırakmayacak biçimde anlaşılmıştır. Hatıb getirilir. Olayı haber alan Ömer yapanın niceliğine ve niteliğine değil, yapılanın nicelik ve niteliğine bakarak Hatıb’ı ihanet suçundan dolayı ölümle cezalandırmak ister. Fakat Hz. Peygamber olaya daha farklı ve kapsayıcı bir noktadan bakmaktadır. Sadece yapılan işin niteliğini değil, yapanın kimlik ve kişiliğini dikkate alarak ona bunun gerekçesini sorar. Hatıb suçu üstlenir fakat maksadının Peygambere ve İslam toplumuna ihanet değil. Mekkeden çıkarken arkada bıraktığı çoluk çocuğunu muhtemel bir savaş sırasında Mekkeli putperestlerin şerrinden korumak, onlar için bir güvenlik garantisi sağlamak olduğunu söyler. Hz Peygamber yapılan eylemin vahametine rağmen yapanın kimlik ve kişiliğini, niyet ve gerekçesini dikkate alarak Ömer’in teklif ettiği cezayı reddeder. (NE YAPMALI NASIL YAPMALI KİMİNLE YAPMALI, MUSTAFA İSLAMOĞLU)


İnsanları yargılarken acele etmemek yılların biriktirdiği sevgiyi bir yanlıştan dolayı tamamen silmemek gerek.  Yapılan yanlış bilinçsizce yapılmışsa ve karşı tarafa zarar vermek maksatlı değilse o biriken sevginin, dostluğun kaldığı yerden devam etmesi daha erdemli  bir davranış olacaktır.